|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Nisa Suresi 34.ayetler |
Kocayla Karının
Birbirlerine Karşı Konum ve Görevleri:
34. Allah'ın
insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından harcama
yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Onun için
saliha kadınlar itaatkardır. Allah'ın kendilerini korumasına karşılık
kocalarının gıyabında (namuslarını ve mallarını) koruyucudurlar. Baş
kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız
bırakın ve (bunlarla yola gelmezlerse) dövün. Eğer size itaat ederlerse artık
aleyhlerine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür.
Tefsiri:
Yüce Allah şöyle
buyuruyor: "Erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur." Yani,
erkek kadının kayyimidir. Yani, onun başkanı, büyüğü, üzerinde hakimiyet sahibi
ve eğrildiğinde terbiye edicidir." Bu Allah'ın insanlardan bir kısmını
diğerlerine üstün kılması sebebiyledir. " Çünkü erkekler kadınlardan daha üstün
özelliklere sahip, erkek kadından daha hayırlıdır. Bu yüzden peygamberlik
sadece erkeklere mahsus kılınmıştır. Yöneticiliğin en üst makamı da sadece
erkeklere mahsustur.
[1959] Zira, Allah
Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "İşlerini bir kadına teslim eden bir
millet iflah olamaz. " buyurmuştur. Bunu İmam Buhari, Ebu Bekre'den
rivayet etmiştir. Hakimlik (kadılık) ve başka makamlar da aynı şekilde
erkeklere mahsustur. "Bir de mallarından harcama yaptıkları içindir.
" Mehir, nafaka ve Allah'ın Kitabı'nda ve Peygamber'inin (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) sünnetinde kadınların hakkı olarak erkeklere vacip kıldığı
diğer vazifeler erkeğin boynundadır. Erkek hadd-i zatında kadından daha
üstündür (üstün özelliklere sahiptir). O hem kadından daha üstün özelliklere
sahiptir, hem de Allah (c. c) tarafından ondan daha üstün kılınmıştır. Böylece
ona yönetici yapılması uygun düşmüştür. Nitekim Yüce Allah başka bir ayette
şöyle buyurur: "Erkekler kadınlara göre bir derece üstünlüğe
sahiptirler." (Bakara, 228) buyurmuştur. Ali b. Ebi Talha, İbn Abbas
(r.a.)'tan şöyle rivayet eder: "Erkekler kadınların yöneticisi ve
koruyucusudur." Yani, yönetici ve başkandırlar. Kadının, emirlerinde ona
itaat etmesidir. Ona itaat etmesi ise erkeğin ailesine iyi davranması ve malını
korumasıdır. Mukatil, Süddi ve Dahhak da böyle demişlerdir.
[1960] Hasan-ı Basrı
şöyle anlatır: Bir kadın Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek
kocasının ona tokat attığını şikayet etti. Bunun üzerine Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Ona kısas yapılacak" buyurdu. Bunun
üzerine Yüce Allah, "Erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur"
ayetini nazil etti. Bunun üzerine kadın kısas yapmadan döndü. Bunu Taberi ile
İbn Ebi Hatim birçok tarikle rivayet etmişlerdir. Bunu Katade, İbn Cüreyc ve
Süddi de mürselolarak rivayet etmişlerdir. Bunların hepsini İmam Taberi rivayet
etmiştir.
[1961] İbn Merduyeh
başka bir tarikle Hz. Ali (r.a.)'tan şöyle rivayet eder: Ensar'dan bir adam
beraberinde hanımıyla Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'ın yanına geldi.
Adam, "Ya Rasulallah! Bunun kocası Ensar'dan filan oğlu filandır. Adam
kadına vurmuş ve yüzünde yara açmış" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem), "Bu senin hakkın değildir" buyurdu. Bunun üzerine
Allah (c.c), "Erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur"
ayetini nazil etti. Yani terbiye verme hususunda onların başında başkandırlar.
Ayet nazil olunca Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Ben bir şey
istedim, Allah ise başka bir şey istedi." dedi. Şa'bı, "Allah'ın
insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından
harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur"
ayeti hakkında şöyle der: Mallarından harcadıkları'ndan kasıt verdikleri
mehirdir. Baksana adam karısına zina isnad ederse onunla lanetleşir (mülaane),
ama kadın ona zina isnad ederse iftira sopası atılır. "Onun için saliha
kadınlar itaatkardır." İbn Abbas (r.a.) ve başkaları buradaki
"......" kelimesini "kocalarına itaatkardırlar" diye tefsir
etmişlerdir. "Allah'ın kendilerini korumasına karşılık" çünkü asıl
korunan Allah'ın koruduğu kimsedir. "Kocalarından uzakta
koruyucudurlar." Süddi ve başkaları, "Yani, kocası olmadığı hal ve
durumlarda kendisini ve kocasının malını korur" diye tefsir etmişlerdir.
[1962] İmam Taberi, Ebu
Hureyre (r.a.)'tan şöyle nakleder: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu: "Kadınların en hayırlısı o kadındır ki; ona baktığında sana
mutluluk verir, emrettiğinde sana itaat eder ve ondan ayrılıp gittiğinde kendisini
ve senin malını korur." Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) daha
sonra, ''Allah'ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle
ve mallarından harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve
koruyucusudur ... " ayetini okudu. Bunu İbn Ebi Hatim de başka bir senetle
tamamen aynı lafızla rivayet etmiştir.
[1963] İmam Ahmed,
Abdurrahman b. Avf (r.a.)'tan şöyle rivayet eder: Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kadın beş vakit namazını kılar, Ramazan
orucunu tutar, namusunu korur ve kocasına itaat ederse, ona 'cennet'e dilediğin
kapısından gir!' denilir. " Bunu Abdullah b. Karız'ın Abdurrahman b.
Avf'tan nakli sadece İmam Ahmed'in rivayetinde vardır.
"Baş kaldırmasından
endişe ettiğiniz kadınlara", yani, kocalarına karşı baş kaldırmasından
korktuğunuz kadınlara. Arapçada "...../ Nüşuz" yükselmek ve dikilmek
demektir. Naşiz kadın da kocasına karşı dikleşen, emirlerini terkeden, ondan
yüz çeviren, nefret duyan kadındır. Adam karısında baş kaldırı alametleri
gördüğünde ona nasihat etsin ve isyanı halinde Allah'ın gelecek cezasıyla
korkutsun ve uyarsın. Zıra, Allah (c.c) kocasına karşı ona görev yüklemiş ve
ona itaat etmesini vadp kılmıştır. Adamın kendisindeki üstün meziyetler ve
Allah'ın onu üstün kılması sebebiyle ona isyan etmesini de haram kılmıştır.
[1964] Nitekim Allah
Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Bir kimseye birine
secde etmesini emredecek olsaydım, üzerindeki haklarından dolayı kadına,
kocasına secde etmesini emrederdim. "
[1965] İmam Buhari de
Ebu Hureyre (r.a.)'tan Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle
buyurduğunu rivayet etmiştir: "Adam karısını yatağa çağırır, o da gelmezse
melekler sabaha kadar o kadına lanet ederler. " Bunu Müslim de rivayet etmiştir
ve onun lafzı şöyledir: "Kadın geceyi kocasının yatağından uzakta
geçirirse melekler sabaha kadar ona lanet ederler. " Bu yüzden Yüce Allah,
"Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları
yataklarda yalnız bırakın ve (bunlarla yola gelmezlerse) dövün ... "
buyurmuştur.
"Onları yataklarda
yalnız bırakın." Ali b. Ebi Talha, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder:
Yalnız bırakması onunla cima yapmaması, yatakta birlikte yatmaması ve ona
sırtını dönmesidir. Birçok kişi de böyle demiştir. Aralarında Süddi, Dahhak ve
İkrime'nin de bulunduğu kimselerle bir rivayette İbn Abbas (r.a.) şunu da
eklemiştir: "Bunların hepsinin yanı sıra bir de onunla
konuşmamasıdır." Ali b. Ebi Talha da İbn Abbas (r.a.)'tan ayrıca şöyle
rivayet etmiştir: Kadına nasihat eder. Kabul ederse ne ala; yoksa yatakta
yalnız bırakır ve onunla konuşmaz. Fakat onunla cinsel ilişkisini kesmez; çünkü
bu kadına ağır gelir. Mücahid, Şa'bi, İbrahim, Muhammed b. Ka'b, Miksem ve
Katade de, "Yalnız bırakmaktan kasıt onunla birlikte yatmamasıdır"
demişlerdir.
[1966] Ebu Davud, Ebu
Hurra'dan, o da amcasından Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle
buyurduğunu rivayet etmiştir: "Eğer kadınların baş kaldırmasından
korkarsanız onları yataklarında yalnız bırakın" dedi. Ravilerden Hammad
der ki: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bununla cinsel ilişkiyi
kastetmiştir.
[1967] Sünen ve Müsned
müelliflerinin Muaviye b. Hayde el-Kuşeyri'den rivayet ettiklerine göre;
kendisi, "Ya Rasulallah! Bizden birinin hanımının kocası üzerindeki hakkı
nedir?" diye sordu. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem),
"Yediğinde ona da yedirmen, giydiğinde ona da giydirmen, yüzüne vurmaman,
çirkin olduğu hakaretinde bulunmaman ve onu sadece evde yalnız
bırakmandır" buyurdu.
"Ve onları dövün",
yani, ne nasihat ne de yalnız bırakılmakla uslanmazlar ve baş kaldırmaktan
vazgeçmezlerse, o durumda onları incitmeksizin dövebilirsiniz.
[1968] Müslim'in Cabir
(r.a.)'tan rivayet ettiği Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in Veda
Hutbesinde de şu cümleler geçmektedir: "Kadınlar hakkında Allah'tan
korkun. Çünkü onlar yanınızda esirdiler. Sizin onlar üzerindeki hakkınız
evlerinize istemediğiniz hiç kimseyi ayak bastırmamalarıdır. Öyle yapacak
olurlarsa onları incitmeden dövün. Onların sizin üzerindeki hakları ise uygun
şekilde geçimlerini ve giyeceklerini sağlamanızdır."
İbn Abbas (r.a.) ve
birçok kişi de bunu "incitmeden dövmek" diye tefsir etmişlerdir.
Hasan-ı Basri, "Yani, iz bırakmayacak şekilde" demiştir. Fakihler,
"Bu, kadının hiçbir organını kırmamak ve onda hiçbir iz
bırakmamaktır" demişlerdir. Ali b. Ebi Talha, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle
nakleder: Karısını yatakta yalnız bırakır. Kadın yola gelirse ne ala! Yoksa
Allah (c. c) erkeğe, onu incitmeyecek ve bir kemiğini kırmayacak şekilde dövme
izni vermiştir. Bununla yola gelirse ne ala. Yoksa Allah (c.c) sana, para
vererek ondan kurtulma (boşamanın mali yükümlülüklerini yerine getirerek
boşama) hakkı tanımıştır.
[1969] Abdullah b. Zübab'dan
(r.a.) rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem),
"Allah'ın kadın kullarını dövmeyin" buyurdu. Bir ara Hz. Ömer (r.a.)
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek, "Kadınlar kocalarına
kafa tutuyorlar" deyince Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
onlara vurulmasına izin verdi. Bunun üzerine çok sayıda kadın Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in evine gelerek kocalarını şikayet ettiler.
Böyle olunca Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Muhammed'in
ailelerine kocalarından şikayet eden çok sayıda kadın ziyarete gelmiş. Öyle
yapanlar sizin hayırlzlarınız değildirler" buyurdu. Bunu Ebu Davud, Nesai
ve İbn Mace rivayet etmişlerdir.
[1970] İmam Ahmed, Eş'as
b. Kays (r.a.)'tan şöyle rivayet eder: Bir gün Hz. Ömer'in misafiri oldum. Bir
ara karısını eline alıp dövdü ve şöyle dedi: "Ey Eş'as, Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den öğrendiğim şu üç şeyi benden belle:
"Adama kadını neden dövdüğü sorulmaz. Vitir namazını kılmadan yatma."
Hz. Ömer (r.a.) üçüncüsünü de unuttu. Bunu Ebu Davud, Nesai ve İbn Mace de
rivayet etmişlerdir.
"Eğer size itaat
ederlerse artık aleyhlerine başka bir yol aramayın. " Yani, kadın
kocasının kendisinden istediği Allah'ın helal kıldığı şeyler konusunda ona
itaat ederse bundan sonra kocanın ona bir şey yapma hakkı yoktur. Ona vuramaz
ve yalnız bırakamaz.
"Şüphesiz Allah
yücedir, büyüktür." Bu, sebepsiz yere kadınlara zulmetme leri halinde
kocalara yöneltilmiş bir tehdittir. Çünkü kadınların velisi yüce ve büyük olan
Allah'tır. Onlara zulmeden ve haksızlık yapanlardan O (c. c) intikam alır.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |