|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Nisa Suresi 53 – 55.ayetler |
Ehl-i Kitab'ın
Allah'ın Nimetini Kıskanmaları:
53. Yoksa onların
mülkten (hükümranlıktan) bir payları mı var? Öyle olsaydı insanlara çekirdek
filizi dahi vermezlerdi.
54. Yoksa onlar, Allah'ın
lütfundan verdiği şeyler için insanlara hased mi ediyorlar? Oysa İbrahim soyuna
Kitab'ı ve hikmeti verdik ve onlara büyük bir hükümranlık bahşettik.
55. Onlardan bir kısmı
İbrahim'e inandı, kimi de ondan yüz çevirdi; (onlara) kavurucu bir ateş olarak
cehennem yeter.
Tefsiri:
Yüce Allah buyuruyor ki:
"Yoksa onların mülkten (hükümranlıktan) bir payları mı var?" Bu
cümle, reddiye ve eleştiri mEmasında bir soru cümlesidir. Yani, onların mülkten
hiçbir pay ve nasipleri yoktur. Yüce Allah daha sonra onları cimrilikle
niteleyerek, "Öyle olsaydı insanlara çekirdek filizi dahi
vermezlerdi" buyuruyor. Yani, onların hiçbir nasipleri yoktur; çünkü
olsaydı hiçbir kimseye, özellikle de Muhammed'e hiçbir şey, çekirdek deliğini
dolduracak kadar bile bir şey vermezlerdi. İbn Abbas (r.a.) ve çoğunluğa göre
ayette geçen "....." kelimesi çekirdekte bulunan noktaya denir.
Bu ayet-i kerime aynen
"De ki; Eğer Rabbimin rahmet hazinesine siz sahip olsaydınız, tükenir
korkusuyla kıstıkça kısardınız" (İsra, 100) ayeti gibidir. Yani, bitmesi
düşünülemezken elinizdeki gidecek korkusuyla harcamaktan kaçınırdınız. Bu sizin
cimrilik ve pintiliğinizden başka bir şey değildir. O yüzden ardından Yüce
Allah, "İnsanoğlu da pek eli sıkıdırf" buyuruyor. "....." cimri
demektir.
"Yoksa onlar,
Allah'ın lütfundan verdiği şeyler için insanlara haset mi ediyorlar?"
Bununla Allah'ın (c. c) Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e verdiği büyük
peygamberlik nimetini kıskanmaları ve bu kıskançlıklarının O'nu (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) tasdikten engellemesi kastedilmektedir. Kıskançlıklarının
sebebi ise onun İsrailoğullarından değil Arap olmasıydı.
Taberani, Ata'dan, İbn
Abbas (r.a.)'ın, "Yoksa onlar, Allah'ın lütfundan verdiği şeyler için
insanlara haset mi ediyorlar?" buyruğu hakkında şöyle dediğini nakleder:
İnsanlardan kasıt sadece bizleriz (Muhammed ümmeti), diğer insanlar değil.
"Oysa İbrahim
soyuna Kitab'ı ve hikmeti verdik ve onlara büyük bir hükümranlık
bahşettik." Yani, İbrahim (a.s)'ın zürriyetinden olan İsrailoğulları
boylarına peygamberlik verdik ve Kitap gönderdik. Peygamberler onlar arasında
sünnetlerle, yani hikmetle hükmettiler. Onlardan kimini de hükümdarlar yaptık.
Ama bunlara rağmen,
"Onlardan bir kısmı inandı. " Yani Kitap ve hikmet verilmesine ve bu
nimetlere inandı. "Kimi de ondan yüz çevirdi. " İnkar etti, yüz
çevirdi ve insanları ondan alıkoymak için gayret etti. Oysa onlar da
kendilerinden ve kendi cinslerindendi, yani İsrailoğullarındandı. Buna rağmen
onlar hakkinda ayrılığa düşmüşlerken, İsrailoğullarından olmayan sen hakkında
ne yapmalarını beklersin ey Muhammed! Mücahid ise ayeti şöyle tefsir etmiştir:
"Onlardan bir kısmı inandı." Yani Muhammed’e inandı. "Kimi de
ondan yüz çevirdi." Onların kafirleri seni yalanlamada daha katı,
getirdiğin hidayet ve apaçık hakikatten daha uzaktırlar. Bu yüzden Yüce Allah
onları tehdit ederek şöyle buyuruyor: "(Onlara) kavurucu bir ateş olarak
cehennem yeter." Yani, küfür ve inatlarının, Allah'ın kitaplarını ve
peygamberlerini yalanlamalarının cezası olarak Cehennem yeter.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |