İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Maide Suresi

17 ve 18.ayetler

 

Yahudi ve Hristiyanların Bazı Boş iddiaları:

 

17. Şüphesiz Allah, Meryem oğlu Mesih'tir, diyenler andolsun ki kafir olmuşlardır. De ki: Öyleyse Allah, Meryem oğlu Mesih'i, anasını ve yeryüzündekilerin hepsini imha etmek isterse Allah'a kim bir şey yapabilecektir! Göklerde, yerde ve ikisi arasında ne varsa hepsinin mülkiyeti Allah'a aittir. O dilediğini yaratır ve Allah her şeye tam manasıyla kadirdir.

18. Yahudiler ve Hristiyanlar, "Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz" dediler. De ki: Öyleyse günahlarınızdan dolayı size niçin azap ediyor? Doğrusu siz de O'nun yarattığı insanlardansınız. O, dilediğini bağışlar ve dilediğine azap eder. Göklerde, yerde ve ikisinin arasında ne varsa mülkiyeti Allah'a aittir. Sonunda dönüş de ancak O'nadır.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah Hristiyanların, Allah'ın kullarından bir kul, mahlukatından bir mahluk olmasına rağmen, Hz. Meryem'in oğlu Hz. İsa (a.s)'ın Allah olduğu iddialarını bildirip onların kafir olduklarına hükmediyor (Yüce Allah onların sözlerinden münezzeh ve uzaktır): "Şüphesiz Allah, Meryem oğlu Mesih'dir, diyenler andolsun ki kafir olmuşlardır." Sonra Allah'ın her şeye kadir olduğunu ve her şeyin O'nun (c.c.) tasarruf ve gücü altında bulunduğunu bildirerek şöyle buyuruyor: "De ki: Öyleyse Allah, Meryem oğlu Mesıh'i, anasını ve yeryüzündekilerin hepsini imha etmek isterse Allah'a kim bir şey yapabilecektir." Yani, bunu dileyecek olursa Allah'ı (c.c) bundan engelleyebilecek kimdir? Veya Allah'ı bundan çevirmeye kimin gücü yeter? "Göklerde, yerde ve ikisi arasında ne varsa hepsinin mülkiyeti Allah'a aittir. O dilediğini yaratır." Yani, tüm varlık alemi O'nun (c.c) mülkü ve yaratığıdır. Dilediğine gücü yeten sadece O' dur. Kudreti, hükümranlığı, adalet ve azameti sebebiyle yaptığından sorguya çekilemez. ''Allah her şeye tam manasıyla kadirdir." Bu, Hristiyanlara (Allah'ın daimi laneti kıyamete kadar üzerlerine olsun) verilmiş bir reddiyedir.

 

Yüce Allah daha sonra Yahudi ve Hristiyanların başka bir yalan ve iftiralarına değinerek şöyle buyuruyor: "Yahudiler ve Hristiyanlar 'Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz' dediler." Yani, "Biz Allah'ın peygamberlerinin soyundanız. Onlarsa Allah'ın oğullarıdır ve O'nun katında özel yerleri vardır. Dolayısıyla Allah bizi de sevmektedir." Onlar ilahi kitaplarında "Allah (c.c), kulu İsrail'e (Yakup (a.s)'a) 'Sen benim dokunulmamış taze oğlumsun!' dedi" diye yazılı olduğunu söylemişler, bunu kastedilmeyen bir manayla te'vil edip tahrifte bulunmuşlardır. Onlardan İslam'a giren bazı aklı başında insanlarsa, "Bu ifade onlarda ikram ve tazim manasında söylenirdi" demişlerdir. Nitekim Hristiyanlar kitaplarında şöyle yazılı olduğunu söylerler: "İsa onlara, 'Ben benim ve sizin babanızın yanına gidiyorum' dedi. Kastı 'Benim ve sizin Rabbinizdir. Bilindiği gibi onlar kendileri hakkında, Hz. İsa (a.s)'daki gibi Allah'ın oğulluğu iddiasında bulunmamışlardır. Bilakis, Allah katında büyük şan ve şeref sahibi oldukları iddia etmişlerdir. O yüzden, "Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz" demişlerdir.

Yüce Allah ise onlara cevaben şöyle buyuruyor: "De ki: Öyleyse günahlarınızdan dolayı size niçin azap ediyor?" Yani, iddia ettiğiniz gibi siz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyseniz neden küfür, yalan ve iftiralarınızın cezası olarak size cehennem ateşini hazırlamıştır? Bir tasavvuf şeyhi fakihlerden birine, "Sevenin sevdiğine azap etmeyeceği Kur'an'ın neresindedir?" diye sorar. O cevap vermez. Şeyh "De ki: Öyleyse günahlarınızdan dolayı size niçin azap ediyor?" ayetini okur. Bu söylediği şey güzeldir.

 

 

[2575] Bunun İrrlam Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde bir şahidi vardır: Zira, o Enes b. Malik (r.a.)'tan şöyle nakleder: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir grup sahabinin yanından geçiyordu. Bir çocuk da yoldaydı. Anne çocuğunun çiğnenmesinden korktu ve "Oğlum, oğlum!" diyerek koşup aldı. Oradakiler, "Ya Rasulallah! Bu kadın çocuğunu ateşe atacak değildir" dediler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara seslerini kısmalarını işaret etti ve şöyle buyurdu: "Hayır. Allah da sevdiğini cehenneme koymaz. " Bunu sadece İmam Ahmed b. Hanbel rivayet etmiştir.

 

"Doğrusu siz de O'nun yarattığı insanlardansınız." Yani, sizler diğer Ademoğulları gibisiniz. Allah (c.c) da tüm kulları üzerinde hakimdir. "O, dilediğini bağışlar ve dilediğine azap eder." Yani, Allah (c.c) dilediğini yapar. O'nun hükmünü hiçbir sorgulayacak yoktur. O hesabı çabuk görendir. "Göklerde, yerde ve ikisinin arasında ne varsa mülkiyeti Allah'a aittir." Yani, bunların hepsi Allah'ı mülküdür, O'nun hakimiyet ve hükümranlığı altındadır. "Sonunda dönüş de ancak O'nadır." Yani, dönüş ve varış ancak O'na olacak, O da kulları arasında dilediği hükmü verecektir. O (c.c), hiç zulmetmeyen adalet sahibidir.

 

 

[2576] Muhammed b. İshak, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Numan b. Eda, Bahri b. Amr ve Şa's b. Adiyy Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanına geldiler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlarla konuştu ve Allah'a çağırıp azabına karşı uyardı. Onlar ise Hristiyanlar gibi, "Bizi neden korkutuyarsun ey Muhammed! Oysa biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz" dediler. Bunun üzerine Allah (c.c) onlar hakkında, "Yahudiler ve Hristiyanlar, 'Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz' dediler ... " ayetini nazil etti, Bunu İbn Ebi Hatim ile Taberi rivayet etmişlerdir. İkisi, Allah'ın (c.c), "Yahudiler ve Hristiyanlar 'Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz' dediler ... " ayetiyle ilgili olarak Esbat yoluyla Süddi’den de şöyle rivayet etmişlerdir: Allah (c.c) İsrail'e (yani Yakup (a.s)'a) şöyle vahyetti: "Allah senin evlatlarını, yani ilk oğullarını cehenneme koyacak. Orada kırk gün kalacaklar ve ateş onları temizleyecek ve günahlarını silip süpürecek. Sonra birisi, "İsrailoğullarından sünnet olan herkesi cehennemden çıkarın'' diye nida edecek ve oradan çıkarılacaklar. Bu onların, ''Ateş bize sadece sayılı günler kadar dokunacak" (Al-i İmran, 24) sözleridir.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

19. Ey Ehl-i kitap! Peygamberlerin arası kesildiği bir sırada size elçimiz geldi. Gerçekleri size açıklıyor ki (kıyamette), "Bize bir müjdeleyici ve uyarıcı gelmedi" demeyesiniz. İşte size müjdeleyici ve uyarıcı gelmiştir. Allah her şeye hakkıyla kadirdir.