|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Maide Suresi 67.ayetler |
Tebliğ Emri ve Koruma
Garantisi:
67. Ey Rasul!
Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini
yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Doğrusu Allah, kafirler topluluğuna kılavuzluk etmez.
Tefsiri:
Yüce Allah kulu ve elçisi
Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e peygamberlik vasfıyla seslenerek
"Ey Rasul" diyor ve onunla gönderdiği her şeyi tebliğ etmesini
emrediyor. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu emre uymuş ve
görevini en mükemmel şekilde yerine getirmiştir.
[2699] İmam Buhari, bu
ayetin tefsirinde Mesruk kanalıyla Aişe (r.anha)'dan
şöyle rivayet etmiştir: "Sana her kim Muhammed (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)’in, kendisine indirilenlerden tek bir şeyi gizlediğini söylerse o
yalancıdır. Zira Allah (c.c), "Ey Rasul! Rabbinden sana indirileni tebliğ
et. Eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini yapmamış olursun ...
" buyuruyor. İmam Buhari burada böyle kısa olarak rivayet etmiştir. Sahih'
inin diğer yerlerindeki rivayetleri ise uzundur. Bunu İmam Müslim İman Kitabı'nda,
Tirmizi ve Nesai ise Sünen'lerinin Tefsir kitaplarında birçok tarikle yine
Mesruk'un Aişe (r.anha)'dan nakliyle rivayet
etmişlerdir.
[2700] Yine Buhari ve
Müslim, Sahih'lerinde Hz. Aişe (r.anha)'dan şöyle
rivayet etmişlerdir: "Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Kur'an'dan
bir şey gizleyecek olsaydı, "Allah'ın açığa vuracağı şeyi, insanlardan
çekinerek içinde gizliyordun. Oysa asıl korkmana layık olan Allah'tır"
(Ahzab, 37) ayetini gizlerdi.
[2701] İbn Ebi Hatim,
Harun b. Antere kanalıyla onun babasından şöyle rivayet etmiştir: İbn Abbas
(r.a.)'ın yanındaydım. Bir adam geldi ve "Bize bazı insanlar gelerek sizde
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in insanlara açmadığı bir bilginin
olduğunu söylüyorlar" dedi. İbn Abbas (radıyallilhu anh) şöyle cevap
verdi: Allah'ın (c.c), "Ey Rasul! Rabbinden sana indirileni tebliğ
et" buyurduğunu bilmiyor musun? Vallahi Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) bize beyazlık içinde herhangi karalık bırakmadı." Bunun senedi
sağlamdır.
[2702] Sahih-i Buhari'de
de Ebu Cuheyfe'den şöyle rivayet edilmiştir: Hz. Ali (r.a.)'a, "Sizde
Kur'an'da bulunmayan bir vahiy var mı?" diye sordum. "Tohumları
çatlatıp bitkileri büyüten ve insanı yaratan Allah'a
, yemin ederim ki hayır.
Benim bildiklerim Allah'ın bir kişiye Kur'an hakkında verdiği bir anlayış ve bu
anlayışa dayalı çıkarımlar ile işte şu kağıttan
ibarettir" dedi. Ben, "Peki bu kağıtta ne
yazıyor?" deyince şöyle dedi: "Diyet, esirlerin kurtarılması ve bir
Müslüman'ın öldürdüğü kafire karşılık kısas yoluyla öldürülmemesi konuları
yazıyor" dedi. İmam Buhari der ki: Zühr! şöyle
dedi: Risaletin kaynağı Allah'tır (peygamber gönderen ve vahyeden odur.)
Peygamber’e (Sallallahu aleyhi ve Sellem) düşen onu tebliğ etmek, bize düşen
ise teslim olmaktır. O'nun (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ümmeti de risaleti
tebliğ ettiğine, emaneti yerine ulaştırdığına şahitlik etmiş, Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) en kalabalık bir dini törende, Veda haccındaki
hutbesinde onlara bunu söyletmiştir. O anda orada kırk bin civarında sahabi
vardı.
[2703] Sahih-i Müslim'de
de Cabir b. Abdullah'tan şöyle rivayet edilmiştir: Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) O gün hutbesinde "Ey insanlar! Size benden sorulacak, ne
cevap vereceksiniz?" diye seslendi. İnsanlar, "Şahitlik ederiz ki sen
tebliğ ettin, emaneti ulaştırdın ve öğüt verdin" dediler. Bunun üzerine
Rasul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem) işaret parmağını göğe kaldırdı ve
onlara doğru çevirerek "Allah'ım! Tebliğ ettim mi? Allah'ım! Tebliğ ettim
mi?" buyurdu.
[2704] İmam Ahmed b.
Hanbel, İkrime kanalıyla İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakletmiştir: Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) veda haccında: "Ey insanlar! Bugün hangi
gündür?" diye sordu. "Haram bir gündür" dediler. "Burası
hangi beldedir" diye sordu. "Haram bir beldedir" dediler.
"Bu hangi aydır?" diye sordu. "Haram bir aydır" dediler.
Bunun üzerine Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "İşte
mallarınız, kanlarınız ve namuslarınız da bu ay ve beldenizdeki bu gününüzün haramlığı
(dokunulmazlığı, saygınlığı) gibi haramdır" buyurdu. Bunu defalarca
tekrarladı. Sonra parmağını göğe kaldırıp defalarca ''Allah'lm! Tebliğ ettim
mi?" dedi. (İbn Abbas (r.a.) burada, "Vallahi, bu onun Rabb'ine
vasiyetidir" demiştir.) Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem) daha
sonra şöyle buyurdu: "Dikkat edin! Burada bulunanlar bulunmayanlara
sözlerimi akta rsın lar. Benden sonra birbirinizin boynunu vuran kafirler olmayın. " Bunu İmam Buhari de Ali b.
el-Medini'nin, Yahya b. Said'den, onun Fudayl b. Gazvan'dan nakliyle ve benzer
bir ifadeyle rivayet etmiştir.
"Eğer bunu
yapmazsan", yani seninle gönderdiğim ilahi mesajı insanlara iletmezsen
"O'nun elçiliğini yapmamış olursun." Ki öyle bir durumda sonucun ne
olacağını biliyorsun. Ali b. Ebi Talha, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder:
"Eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini yapmamış olursun." Yani,
Allah'ın tek bir ayetini gizlersen risaletini tebliğ etmemiş olursun.
İbn Ebi Hatim
Mücahid’den şöyle nakleder: "Ey
Rasul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et" buyruğu nazil olunca Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Rabbim! Tek başıma ne yapayım.
Bana karşı birleşirler" dedi. Bunun üzerine, "Eğer bunu yapmazsan O'nun
elçiliğini yapmamış olursun" buyruğu nazil oldu. Bunu Taberi de, yine
Süfyan-ı Sevri kanalıyla bu lafızla rivayet etmiştir.
"Allah seni
insanlardan koruyacaktır." Yani, sen ilahi mesajı tebliğ et.
Ben seni düşmanlarına
karşı korur, yardım eder, destekler ve onlara karşı muzaffer ederim. O yüzden
hiç korkma ve üzülme. Onlardan hiçbiri sana kötülük yapamayacak, eziyet
edemeyecek! Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu ayet inmeden önce
muhafızlar tarafından korunurdu.
[2705] Nitekim İmam Ahmed
b. Hanbel'in Amir b. Rebia kanalıyla Aişe (r.anha)'dan
şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir
, ile evlenmesinden
sonradır ki bu hicretin ikinci yılı demektir.
[2706] İbn Ebi Hatim,
Aişe (r.anha)'dan şöyle nakleder: Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Allah seni insanlardan koruyacaktır"
ayeti ininceye kadar (bir muhafız tarafından) korunurdu. Bu ayet inince Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) başını çadırdan çıkardı ve "Ey
insanlar! Yanımdan gidin. Beni Allah koruma altına aldı" buyurdu. Tirmizi
de böyle rivayet etmiş ve "Bu garip bir hadistir" demiştir. Bunu
Taberi ve Hakim de rivayet etmiş, Hakim, "Buhari
ve Müslim rivayet etmemiş olsalar da senedi sahih hadistir" demiştir. Said
b. Mansur da Aişe (r.anha)'dan böyle rivayet etmiştir.
Tirmizi bu hadisi rivayet ettikten sonra şöyle demiştir: Bazıları Cüreyri
kanalıyla Abdullah b. Şakik'ten, "Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) muhafızlar tarafından korunurdu" dediğini rivayet etmişlerdir ve
onda Abdullah Hz. Aişe (r.anha)'dan bahsetmemiştir.
Ben derim ki:
Bunu Taberi de İsmail b.
Uleyye kanalıyla, İbn Merduyeh Vüheyb kanalıyla, bunların her ikisi
Cüreyri'den, o Abdullah b. Şakik'ten mürselolarak rivayet etmişlerdir. Bu Said
b. Cübeyr, Muhammed b. Ka'b el-Kurezi'den de mürsel olarak rivayet edilmiştir
ki bunları İmam Taberi rivayet etmiştir.
[2707] İbn Merduyeh,
İsmet b. Malik el-Hatmi'den şöyle rivayet etmiştir:
Biz geceleri Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'a muhafızlık yapardık. "Allah seni
insanlardan koruyacaktır" ayeti nazil olunca muhafızlık bırakıldı.
[2708] Atiyye kanalıyla
Ebu Said el-Hudri (r.a.)'tan da şöyle rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in amcası Abbas Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi
ve Sellem)'e muhafızlık yapan kimselerdendi. ''Allah seni insanlardan
koruyacaktır" ayeti nazil olunca Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
muhafız edinmeyi bıraktı.
[2709] Ebu Zübeyr
el-Mekki kanalıyla Cabir b. Abdullah'tan şöyle nakletmiştir: Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir yere gittiğinde Ebu Talip yanında onu
koruyacak birisini gönderirdi. "Allah seni insanlardan koruyacaktır"
ayeti nazil olduktan' sonra onunla birlikte birisini göndermek isteyince Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), ''Amca! Allah beni korumasına aldı.
Bana göndereceğin kimselere ihtiyacım kalmadı" buyurdu. Bu gariptir ve
mana bakımından da makbul değildir. Çünkü bu ayet Medine'de nazil olmuştur, bu
rivayet ise Mekke' de inmiş olmasını gerektirmektedir.
[2710] İbn Merduyeh daha
sonra İkrime kanalıyla İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Rasul-i
Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e muhafızlık yapılırdı. Ebu Talip onu
koruması için her gün yanına Hişam oğullarından birini gönderirdi. "Ey
Rasul! Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O'nun
elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır" ayeti
nazil olunca amcası beraberinde onu koruyacak birini göndermek istedi. Rasul-i
Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ise, ''Allah beni cinlerden ve insanlardan
koruma altına almıştır" buyurdu. Bunu Taberani de başka bir senetle
rivayet etmiştir. Bu da aynı şekilde gariptir. Doğrusu şu ki bu ayet Medeni'
dir, hatta son nazil olan ayetlerdendir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.
Allah'ın (c.c.)
Peygamber'ini (Sallallahu aleyhi ve Sellem) korumasının bir örneği de onu
Mekkelilerden, onların önde gelen azılılarından, hasetçilerinden,
inatçılarından ve azgın zenginlerinden korumasıdır. Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'e karşı aşırı düşmanlık ve kin beslemelerine, savaş açıp
Ensar Müslüman
olduklarına ve beldelerine geldiği takdirde koruyacaklarına dair O'na
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) biat ettiler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) Medine'ye gittiğinde de onu kızıldan ve karadan, herkesten korudular.
Müşriklerden ve kitap
ehlinden kim ona bir kötülük yapmaya yeltendiyse Allah (c.c) onu tuzağa düşürdü
ve hilesini kendisine geri çevirdi. Yahudiler ona sihir tuzağı kurduklarında
Allah (c.c) onlardan korudu ve bu hastalığına şifa olarak Felak ve Nas
surelerini gönderdi. Yahudiler Hayber' de koyuna zehir kattıklarında Allah
(c.c) ona bunu bildirdi ve korudu. Benzer birçok olay daha vardır ki onları
zikredecek olursak söz uzar. Onlardan biri müfessirlerin bu ayetin tefsirinde
zikrettikleri şu hadisedir:
[2711] İmam Taberi,
Muhammed b. Ka'b el-Kurazi ve başkalarından şöyle rivayet etmiştir:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yolculukta bir yere
konakladığında ashabı ona gölgelikli bir ağaç seçer, o da altında uyurdu.
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) böyle bir durumdayken bir bedevi
geldi. Kılıcını çıkardı ve "Seni benden kim koruyacak?" dedi. Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), ‘‘Aziz ve Celil olan Allah!"
deyince bedevinin eli titredi ve kılıç elinden düştü. Başını ağaca vurdu ve
beyni dağıldı. Bunun üzerine Allah (c.c), ''Allah seni insanlardan
koruyacaktır" ayetini nazil etti.
[2712] İbn Ebi Hatim,
Cabir b. Abdullah (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Rasul-i Ekrem (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) Enmaroğullarıyla savaşa çıktığı bir yolculukta en yüksek
hurma ağaçlarının bulunduğu Zaturrika denen yerde konakladı.
Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir kuyu başında ayaklarını ona sarkıtmış
duruyordu. O esnada Neccaroğullarından Gavras b. Haris, "Ben Muhammed'i
kesinlikle öldüreceğim" dedi. Arkadaşları "Nasıl öldüreceksin?"
dediler. "Ona, "Bana kılıcını ver, diyeceğim. Verince onunla
kendisini öldüreceğim" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'in yanına geldi ve "Ey Muhammed! Kılıcını bana ver de
bakayım" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kılıcını verir
vermez eli titredi ve sonunda kılıç elinden düştü. Bunun üzerine Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona, ''Allah seninle yapmak istediğin şeyin
arasına girdi" buyurdu. Bu olay üzerine Allah (c.c), "Ey Rasul!
Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini
yapmamış olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır" ayetini nazil etti.
Hadis bu tarikle gariptir. Gavras b. Haris'in hikayesi
de meşhur olup Sahih-i Buhari' de geçmektedir.
[2713] İbn Merduyeh, Ebu
Hureyre (r.a.)'tan şöyle nakleder: Biz bir yolculukta Rasul-i Ekrem (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) ile birlikteyken en büyük ve en gölgelikli ağacı O'na
bırakırdık, O da altına yerleşirdi. Bir gün bir ağacın altında konaklamış ve
kılıcını ağaca asmıştı. Bir adam geldi ve Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'i yakalayıp, "Ey Muhammed! Seni benden kim koruyacak?" dedi.
Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Beni senden Allah koruyacak.
Kılıcı bırak!" dedi. O da bıraktı. Bunun üzerine Yüce Allah, "Allah
seni insanlardan koruyacaktır" ayetini nazil etti. Bunu İbn Ebi Hatim de,
Sahih'inde, başka bir senetle rivayet etmiştir.
[2714] İmamAhmed b.
Hanbel, Ca'de b. Halid b. Samme el-Cüşemi'den (r.a.) şöyle rivayet etmiştir: İşittiğime
göre Hz. Peygamber şişman bir adam gördü ve karnına işaret ederek, "O
başka bir yerde olsaydı senin için daha hayırlı olurdu" dedi. O sırada
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e bir adam getirildi ve "Bu seni
öldürmek istedi" denildi. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona
"Korkma, korkma! Sen bunu istesen bile Allah seni bana musallat
etmez" buyurdu.
"Doğrusu Allah, kafirler topluluğuna hidayet etmez." Yani, sen
tebliğini yap. Dilediğini hidayete erdirecek, dilediğini saptıracak olan ise
Allah'tır. Nitekim Yüce Allah bir ayette, "(Ya Muhammed!) Onları doğru
yola iletmek sana ait değildir. Lakin Allah dilediğini doğru yola iletir"
(Bakara, 272) buyurur:
Başka bir ayette de,
"Sana ancak (Allah'ın emirlerini) tebliğ etmek düşer. Hesap yalnız bize
aittir" (Ra'd, 40) buyurur.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki
kullan |