İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Maide Suresi

87 ve 88.ayetler

 

Allah'ın Size Helal Kıldığını Haram Kılmayın:

 

87. Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram kılmayın ve sınırı aşmayın. Allah sınırı aşanları sevmez.

88. Allah'ın size helal ve temiz olarak verdiği rızklardan yiyin ve kendisine iman etmiş olduğunuz Allah'tan korkun.

 

Tefsiri:

 

[2740] Ali b. Ebi Talha, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Bu ayet, "Cinsel organlarımızı keselim, dünya zevklerini bırakalım ve ruhbanların yaptığı gibi yeryüzünde seyahat edelim" diyen bir grup sahabi hakkında nazil oldu. Bu haber Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e ulaşınca onları çağırttı ve onlara duyduğunu söyledi. Onlar da, "Evet, söyledik" dediler.

 

Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Fakat ben hem oruç tutarım hem tutmam, hem (gece namazı) kılar, hem uyurum. Kadınlarla da evlenirim. Kim sünnetimi alırsa o bendendir. Kim sünnetimi almazsa benden değildir." buyurdu. Bunu İbn Ebi Hatim ve İbn Merduyeh, Avfi kanalıyla İbn Abbas (r.a.)'tan benzer bir lafızla rivayet etmişlerdir.

 

 

[2741] Buhari ve Müslim, Aişe (r.anha)'dan şöyle rivayet etmişlerdir: "Üç kişi, Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in hanımlarının evlerine gelerek O'nun (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gizli halindeki ibadetlerini sordular. İçlerinden biri "Ben kadınlarla evlenmeyeceğim" dedi. Diğeri "Ben et yemeyeceğim" dedi. Biri de, "Ben hiç yatakta uyumayacağım" dedi. Bu haber Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e ulaşınca şöyle buyurdu: "Bir takım kimselere ne oluyor da şöyle şöyle diyorlar. Fakat ben hem oruç tutar, hem bozarım. Hem uyur hem (gece) namaz kılarım. Et yer, kadınlarla da evlenirim. Kim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir. "

 

 

[2742] İbn Ebi Hatim, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir:  Bir adam Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek, "Ya Rasulallah! Ben bu eti yediğimde kadınlara istek duyuyorum. Eti kendime yasakladım" dedi. Bunun üzerine, "Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram kılmayın" ayeti nazil oldu. Bunu Tirmizi de rivayet etmiş, "Hasen ve gariptir" demiştir. Bu birçok yoldan mürsel şekilde de, İbn Abbas (r.a.)'ın sözü olarak rivayet edilmiştir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

 

[2743] İbn Mes'ud (r.a.)'tan şöyle rivayet edilmiştir: Biz Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikteyken ve aramızda kadınların olmadığı bir vakitte "Kendimizi hadımlaştırabilir miyiz?" dedik. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e bize bunu yasakladı. Bize belli bir süreye kadar olmak üzere evlenmemize de izin verdi. İbn Mes'ud (r.a.) sonra şu ayeti okudu: "Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram kılmayın. " Bunu Buhari ve Müslim de İsmail'in nakliyle rivayet etmişlerdir. Bu, Mut’a nikahı haram kılınmadan önce olmuştur. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

Amr b. Şurahbil'den şöyle rivayet edilmiştir: Makfel b. Mukanin, İbn Mes'ud (r.a.)'a gelerek "Ben yatağı kendime kesin bir şekilde haram ettim" deyince İbn Mes'ud (r.a.) ona, "Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram kılmayın" ayetini okudu. Süfyan-ı Sevri. .. Mesruk'tan şöyle nakleder: Biz İbn Mes'ud (r.a.)'ın yanındayken beyaz üzüm getirildi. Bir adam geriye çekildi. İbn Mes'ud (r.a.) ona, "Yaklaş" dedi. Adam, "Ben bunu yemeyi kendime yasakladım" deyince İbn Mes'ud (r.a.), "Yaklaş ve ye. Yemininin keffarettini de öde!" dedi. Sonra, "Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram kılmayın ... " ayetini okudu. İkisini de İbn Ebi Hatim rivayet etmiştir. Sonuncusunu ayrıca Hakim Müstedrek'inde rivayet etmiş, sonra, "Buhari ve Müslim tahric etmemiş olsalar da onların şartlarını haizdir" demiştir.

 

 

[2744] İbn Ebi Hatim, sonra, Zeyd b. Eslem'den şöyle rivayet etmiştir:

Abdullah b. Revaha'nın ailesi birisini evlerinde misafir etmişlerdi. Abdullah Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanındaydı ve eve gittiğinde kendisini bekleyerek misafire yemek yedirmediklerini gördü. Bunun üzerine hanımına, "Misafirimi benden dolayı alıkoydun. Yemek bana haram olsun" dedi. Misafir, "(Sen yemezsen) bana da haram olsun" dedi. Bunun üzerine Abdullah elini uzattı ve "Allah'ın adıyla yiyin" dedi. Sonra Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gidip olanları haber verdi. Bunun üzerine Allah (c.c), "Ey iman edenler! Allah’ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram kılmayın ve sınırı aşmayın ... " ayetini nazil etti. Bu senedi kopuk bir rivayettir.

 

 

[2745] Sahih-i Buhari'de Ebu Bekir es-Sıddik (r.a.)'ın misafiriyle yaşadığı benzer bir olay zikredilmiştir. Her iki olay İmam Şafii ve bazılarının söyledikleri gibi, "yemeyi, içmeyi veya kadınlar dışında bir şeyi kendisine haram kılan kimseye, onun haram olmadığına ve keffaret de gerekmediğine" delalet etmektedir. Allah'ın (c.c), "Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı iyi ve'temiz şeyleri (siz kendinize) haram kılmayın ve sınırı aşmayın ... " buyruğu da buna delildir. Ayrıca, önceki hadiste geçtiği gibi, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) eti kendisine haram kılan kimseye keffareti emretmemiştir.

 

Aralarında İmam Ahmed b. Hanbel'in bulunduğu diğer alimlerse yeme, içme, giyme veya başka herhangi bir şeyi kendisine haram kılan kimsenin bundan dolayı yemin keffareti ödemesinin vacip olduğunu söylemişlerdir. Kendisini yemin etmek suretiyle bunları terke zorladığında keffaret gerektiği gibi, kendisine yasakladığında da, "üstlendiği şeyi yerine getirme zorunluluğu" gereği yemin keffareti gerekir. İbn Abbas (r.a.) da böyle fetva vermiştir. Nitekim Yüce Allah da, "Ey Peygamber! Eşlerinin rızasını gözeterek Allah'ın sana helal kıldığı şeyi niçin kendine haram ediyorsun? Allah çok bağışlayan, çok esirgeyendir." Ardından, "Allah, (gerektiğinde) yeminlerinizi bozmanızı size meşru kılmıştır" buyurmuştur. Allah (c.c) burada da öyle yapmıştır; hükmü zikrettikten sonra yemin keffaretini açıklayıcı ayet getirmiştir. Bu ise keffaret gerektirme hususunda kendine haram kılmanın yemin gibi sayıldığını göstermektedir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

 

[2746] Taberi, Mücahid'den şöyle nakleder: Aralarında Osman b. Maz'un ve Abdullah b. Amr'ın bulunduğu bazı adamlar dünyadan el etek çekmek, kendilerini hadımlaştırmak ve ruhban elbisesi giymek istediler. Bunun üzerine, "Ey iman edenler! Allah'ın size heleli kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram kılmayın ve sınırı aşmayın ... " ayeti nazil oldu.

 

İbn Cüreyc, İkrime'den şöyle nakleder: Osman b. Maz'un, Ali b. Ebu Talib, İbn Mes'ud, Mikdad b. Esved ve Ebu Huzeyfe'nin kölesi Salim, bir grup insanla birlikte dünyadan el etek çektiler ve evlerde oturmaya, kadınlara yaklaşmamaya ve ruhban elbisesi giymeye başladılar. İsrailOğullarından seyahat ehli kimselerin yiyip giydikleri dışındaki helal ve hoş yiyecek ve giyecekleri kendilerine yasakladılar. Kendilerini hadımlaştırmak istediler. Geceleri namaz kılıp gündüzleri oruç tutmaya karar verdiler. Bunun üzerine, "Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram kılmayın ve sınırı aşmayın. Allah sınırı aşanları sevmez" ayeti nazil oldu. Allah (c.c), "Müslümanların yolundan başka bir yoldan gitmeyin" diyordu. Bununla, onların kadınları, yiyecek ve içecekleri kendilerine yasaklamalarını, gecelerini namaz gündüzlerini oruçla geçirmeye karar vermelerini ve hadımlaşmaya niyetlenmelerini kastediyordu. Haklarında bu ayet inince Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara "Nefsinizin sizde hakkı vardır. Gözünüzün sizde hakkı vardır. Bazen oruç tutun, bazen tutmayın. Hem namaz kılın, hem uyuyun. Çünkü sünnetimizi (yolumuzu) terk eden bizden değildir" diye haber gönderdi. Onlar da: "Allah'ım! Teslim olduk ve indirdiğine uyduk" dediler. Bu olayı tabiinden birçok kişi mürselolarak (senette sahabi ismi zikretmeksizin) rivayet etmiştir. Daha önce geçen ve Buhari ile Müslim'in Mü'minlerin annesi Aişe (r.anha)'dan rivayet ettikleri hadis bunun doğruluğunu desteklemektedir. Hamd ve minnet Allah'a mahsustur.

 

 

[2747] Esbat "Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram kılmayın ve sınırı aşmayın. Allah sınırı aşanları sevmez" buyruğu hakkında Süddi’den şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir gün oturup insanlara (korkutucu şeylerden bahsederek) öğütte bulundu. Sonra, korkutmadan başka (müjdeleyici ve ümit verici sözler) söylemeden sohbetten kalktı. Bunun üzerine aralarında Hz. Ali (r.a.) ile Osman b. Maz'un (r.a.)'ın bulunduğu on sahabi, "Yeni bir amel ortaya koymazsak korkmuş olmaylZ. Hristiyanlar kendilerine bazı şeyleri haram kılmışlardı, biz de haram kılalım" dediler. Kimisi kendisine et ve yağ yemeyi, gündüz yemeyi yasakladı, kimisi uykuyu yasakladı, kimisi de kadınlara yaklaşmayı yasakladı. Hanımlarına yaklaşmayı yasaklayanlar arasında Osman b. Maz'un da vardı ve ne o hanımına ne hanımı ona yaklaşıyordu. Havla adındaki bu kadın Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in eşi Aişe (r.anha)'nın yanına gelmişti. Aişe (r.anha) ile Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in orada bulunan hanımları kadına, "Neyin var ey Havla? Rengin değişmiş. Hiç taranmaz ve koku sürünmez misin?" dediler. "Eşim şu kadar zamandır benimle ilişkiye girmemişken ve elbisemi çıkarmamışken nasıl taranayım ve nasıl koku sürüneyim?" dedi. Oradakiler sözüne gülüştüler. Onlar gülmekte iken Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanlarına geldi. "Sizleri güldüren nedir?" diye sordu. Aişe (r.anha): "Ya Resulullah! Havla'nın durumunu sordum. Kocam şu kadar zamandır elbisemi çıkarmadı, dedi" dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Osman'ı (r.a.) yanına çağırttı. Ona, "Neyin var ey Osman?" diye sordu. "Ben kendimi ibadete verebilmek ve Allah rızasını kazanabilmek için kadınlara yaklaşmayı bıraktım" dedi ve hikayesini anlattı. Osman (r.a.) kendisini hadımlaştırmaya karar vermişti. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Allah aşkına senden hanımınla ilişkiye girmeni istiyorum" dedi. Osman (r.a.), "Ya Resulullah! Ben orucum" dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Orucunu boz" buyurdu. O da bozdu ve hanımının yanına gitti. Havla bir gün Aişe (r.anha)'ya saçını taramış, gözüne sürme çekmiş ve koku sürünmüş halde geldi. Aişe (r.anha) güldü ve "Neyin var?" dedi. Havla, "O dün hanımına yaklaştı" dedi. Resul-i Ekrem (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Ne oluyor bir takım kimselere de kadınları, yemeyi ve uykuyu kendilerine yasaklıyorlar? Bilin ki ben hem uyur hem gece namaz kılarım, hem yer hem oruç tutarım. Kadınlara da yaklaşırım. Artık kim benim sünnetimden yüz çevirirse o benden değildir" buyurdu. Bunun üzerine, "Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram kılmayın ve sınırı aşmayın. Allah sınırı aşanları sevmez" ayeti nazil oldu. Yüce Allah Osman (r.a.)'a, "Kendini nimetlerden kesme. Zira asıl haddi aşmak odur" diyordu. ''Allah, kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun da keffareti. .. " buyurarak da onlara yeminlerinin keffaretini ödemelerini emrediyordu. Bunu Taberi rivayet etmiştir.

 

"Sınırı aşmayın" ifadesinin manası, seleften bazılarının söylediği gibi "kendinize mübahları yasaklamak suretiyle kendinize daraltma yapmayın" olabilir. Manasının, "Helali kendinize yasaklamadığınız gibi helalden çok miktarda da almayın. Bilakis size yetecek ve kafi gelecek miktarda alın, onda sınırı aşmayın" olması da mümkündür. Nitekim Yüce Allah başka bir ayette "Yiyin, için, fakat israf etmeyin" (tÜM, 31) buyurmuştur. Bir ayette de, "(Rahman'ın has kulları) harcadıklarında ne israf ne de cimrilik ederler; ikisi arasında orta bir yol tutarlar" (Furkan, 67) buyurmuştur. Zira, Allah'ın şeriatı dünya nimetlerinden aşırı almak ile ondan uzak durmak arasında denge üzere kuruludur; onda hiçbir ifrat ve tefrit yoktur. O yüzden Allah (c.c), "Ey iman edenler! Allah'ın size helal kıldığı iyi ve temiz şeyleri (siz kendinize) haram

, kılmayın ve sznın aşmayın. Allah sznın aşanları sevmez" buyurmuştur. Devamında da şöyle buyurmuştur: "Allah'ın size helal ve temiz olarak verdiği rızklardan yiyin." Yani Allah'ın rızklarından helal ve temiz hallerinde yiyin. "Ve" her işinizde "kendisine iman etmiş olduğunuz Allah'tan korkun." Ona itaat etme ve rızasını kazanma yolunu tutun, O'na muhalefeti ve isyanı bırakın.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

89. Allah, kasıtsız olarak ettiğiniz yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yaptığznız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun da keffareti, ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek, yahut onları giydirmek, yahut da bir köle azat etmektir. Bunları bulamayan üç gün oruç tutmalıdır. Yemini bozduğunuz takdirde yeminlerinizin keffareti işte budur. Yeminlerinizi koruyun. Allah size ayetlerini açıklıyor; umulur ki şükredersiniz!