|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
En’am Suresi 17 – 21.ayetler |
Kulları Üzerinde
Yegane Hakim O'dur
17. Eğer Allah seni
bir zarara uğratırsa, onu kendisinden başka giderecek yoktur. Ve eğer sana bir
hayır verirse, şüphesiz O her şeye kadirdir.
18. o, kullarının
üstünde her türlü tasarrufa sahiptir. o, hüküm ve hikmet sahibidir, her şeyden
haberdardır.
19. De ki: Hangi şey
şahadetçe en büyüktür? De ki: Benimle sizin aranızda Allah şahittir. Bu Kur'an
bana, kendisiyle sizi ve ulaştığı herkesi uyarmam için vahyolundu. Yoksa siz,
Allah ile beraber başka ilahlar olduğuna şahitlik mi ediyorsunuz? De ki:
"Ben buna şahitlik etmem." O ancak bir tek Allah'tır, ben sizin ortak
koştuğunuz şeylerden kesinlikle uzağım! de.
20. Kendilerine kitap
verdiklerimiz onu (Rasulullah'ı) kendi oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar.
Kendilerini ziyan edenler var ya, işte onlar inanmazlar.
21. Yalan sözlerle
Allah'a iftira edenden veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir!
Şüphe yok ki zalimler kurtuluşa ermezler!
Tefsiri:
Yüce Allah zarar ve
fayda sahibinin, kullarında dilediği gibi tasarrufta bulunanın kendisi
olduğunu, hükmünü bozacak ve takdirini geri çevirecek hiçbir gücün
bulunmadığını bildirerek şöyle buyuruyor: "Eğer Allah seni bir zarara
uğratırsa, onu kendisinden başka giderecek yoktur. Ve eğer sana bir hayır
verirse, şüphesiz O her şeye kadirdir." Nitekim Yüce Allah başka bir
ayette, ''Allah'ın insanlara verdiği rahmeti önleyebilecek yoktur. O'nun
önlediğini de ardından salıverecek yoktur. O, güçlüdür, hikmet sahibidir"
(Fatıf, 2) buyurmuştur.
[2868] Sahih bir
rivayete göre Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle derdi: ''Allah'ım!
Senin verdiğini engelleyebilecek hiçbir güç yoktur, senin vermeyip
engellediğini de verebilecek hiçbir güç bulunmamaktadır. Hiç kimsenin
zenginliği (malı ve mülkü), senin katında fayda sağlamaz. "
Yüce Allah daha sonra
şöyle buyuruyor: "o, kullarının üstünde her türlü tasarrufa
sahiptir." Yani, Allah'ın huzurunda herkes boyun eğer, zorbalar
hakirleşir, yüzler yere sürülür. Allah her şeyi hükümranlığı altında tutar, tüm
mahlukat O'na boyun eğer. Yüceliğinin azamet ve kibriyası huzurunda, O'nun
azamet ve yüceliği önünde yere serilir. O'nun önünde, kahır ve galebesinin
altında adeta yok olur. "O" yaptığı her şeyde "hüküm ve hikmet
sahibidir her şeyden haberdardır." Her şeyin yerini bilir ve dolayısıyla
ancak hak edene verir, ancak hak etmeyene vermez.
"De ki: Hangi şey
şehadetçe en yüktür?" 'ilini, kimin şehadeti en büyük ve en muteberdir.
"De ki: benimle sizin aranızda Allah şahittir." O size getirdiklerimi
ve sizin bana söylediklerinizi iyi bilir. "Bu Kur’an bana, kendisiyle sizi
ve ulaştığı kerkesi uyarmam için vahyolundu." Yani, bu Kur’an kendisine
ulaşan herkes için uyarıcıdır. Nitekim Yüce Allah başka bir yerde şöyle
buyurur: "Zümrelerden hangisi onu inkar ederse işte Cehennem ateşi onun
varacağı yerdir." (Hud, 17) İbn Ebi Hatim, "kendisine ulaştığı
herkesi" buyruğuyla ilgili olarak Muhammed b. Ka'b'dan şöyle nakleder:
"Her kime Kur'an ulaşmışsa o Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i
görmüş gibidir." Ravilerden birinde şu ziyade vardır: "Ve O'nunla
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) konuşmuş gibidir." İmam Taberi de Ebu Ma'şir
kanalıyla Muhammed b. Ka'b'dan şöyle nakleder: "Her kime Kur'an ulaşmışsa
Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona tebliğ etmiş demektir."
[2869] Abdurrezzak,
"Kendisiyle sizi ve ulaştığı herkesi uyarmam için vahyolundu"
buyruğuyla ilgili olarak Katade'den şöyle nakleder: Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Allah'ın Kitabı'ndan bir şeyler
ulaştırın (anlatın). Zira, kime Allah'ın kitabından tek bir ayet ulaşırsa ona
Allah'ın emri ulaşmış demektir. "
Rebi' b. Enes der ki: "Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in
davet ettiği gibi davet etmek ve onun uyardığı gibi uyarmak Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e tabi olan kimsenin görevidir." "Yoksa
siz" ey Müşrikler! "Allah ile beraber başka ilahlar olduğuna şahitlik
mi ediyorsunuz? De ki: "Ben buna şahitlik etmem." Bunun benzeri Allah'ın
(c.c), "Eğer onlar şahitlik ederlerse, sen onlarla beraber şahitlik
etme!" (En'am, 150) buyruğudur. Yüce Allah burada daha sonra şöyle
buyuruyor: "O ancak bir tek Allah'tır, ben sizin ortak koştuğunuz
şeylerden kesinlikle uzağım, de!"
Yüce Allah daha sonra
Kitap Ehli'nden bahsederek geçmişteki nebi ve rasullerden kendilerine ulaşmış
bulunan haber ve bilgilere binaen onların Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)’in getirdiği hakikatleri oğullarını tanıdıkları gibi tanıdıklarını
bildiriyor. Çünkü, rasullerin hepsi Muhammed'i (Sallallahu aleyhi ve Sellem),
O'nun Peygamberliğini, vasıflarını, vatanını, hicret edeceği şehri ve ümmetinin
niteliklerini bildirerek müjdelemişlerdir. İşte Yüce Allah şöyle buyuruyor:
"Kendilerine kitap verdiklerimiz onu (Rasulullah 'ı) kendi oğullarını
tanıdıkları gibi tanırlar. "
Yüce Allah daha sonra
şöyle buyuruyor: "Kendilerine ziyan edenler", tamamen hüsrana
uğrayanlar "var ya, işte onlar" Peygamberlerin müjdeledikleri, eski
zamanda ve yenide övgüyle bahsettikleri bu açık ve belli hakikate
"inanmazlar."
"Yalan sözlerle
Allah'a iftira edenden veya O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim
kimdir!" Yani, Allah adına söz uydurarak göndermediği halde Allah'ın
kendisini Peygamber olarak gönderdiğini iddia edenden daha zalim kimse yoktur.
Bir de Allah'ın ayetlerini, hüccetlerini, burhanlarını ve delillerini
yalanlayanlardan daha zalim kimse yoktur. "Şüphe yok ki zalimler kurtuluşa
ermezler!" Yani, hem o hem bu, iftira atan da yalanlayan da kurtuluşa
eremez.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |