İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

En’am Suresi

27 – 30.ayetler

 

Müşrikler Cehennem'in Karşısında Durdurulduklarında:

 

27. Onların, ateşin karşısında durdurulup, ''Ah, ne olur keşke dünyaya geri gönderilsek de bir daha Rabbimizin ayetlerini yalanlamasak ve Müslümanlardan olsak" dediklerini bir görsen! ..

28. Hayır! Daha önce gizlemekte oldukları şeyler kendilerine göründü. Eğer onlar, geri gönderilseler yine men' olundukları şeylere döneceklerdir. Zira, onlar gerçekten yalancıdırlar.

29. Onlar, "Hayat ancak bu dünyada yaşadığımızdan ibarettir; biz, bir daha da diriltilecek değiliz" demişlerdi.

30. Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman sen onları bir görsen! Allah onlara, "Bu hak değil miymiş?" diyecek. Onlar da "Rabbimize andolsun ki evet!" diyecekler. Allah, "Öyle ise inkar ettiğinizden dolayı azabı tadın!" buyuracak.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah kafirlerin kıyamet günü ateş karşısında durdurulduklarında, orada zincir ve bukağılara şahit olduklarında, o dehşetli ve korkunç hal ve durumları gözleriyle gördüklerinde şöyle diyeceklerini bildiriyor: ''Ah, ne olur keşke dünyaya geri gönderilsek de bir daha Rabbimizin ayetlerini yalanlamasak ve Müslümanlardan olsak!" Salih amelleri işlemek, Rabblerinin ayetlerini yalanlamamak ve Mü'minlerden olmak için dünya yurduna tekrar döndürülmeyi temenni edecekler. Yüce Allah cevaben şöyle buyuruyor: "Hayır! Onlara daha önce gizlemekte oldukları şeyler göründü. " Yani, olay şundan ibarettir: Onlar dünyadayken yalanlamış olsalar da hatta biraz önceki "Sonra onların mazeretleri, 'Rabbimiz Allah hakkı için biz ortak koşanlar olmadık!' demekten başka bir şey olmadı. Gör ki kendi aleyhlerine nasıl yalan söylediler" (En'am, 23-24) buyruklarında geçtiği gibi ahirette de inkara kalkışsalar da içlerinde gizlemekte oldukları küfür, yalanlama ve inatçılıkları apaçık şekilde gözlerinden bellidir. Mana şöyle de olabilir: Takipçilerine farklı yansıtsalar da dünyadayken içlerinde Peygamberlerin getirdiklerinin hak olduğuna dair bilgilerin hakikati onlara belli olmuştur. Nitekim Yüce Allah Musa (a.s)'ın Firavun'a şöyle dediğini haber vermiştir: "Pek ala biliyorsun ki bunları, birer ibret olmak üzere, ancak, göklerin ve yerin Rabbi indirdi, dedi" (İsra, 102) Yüce Allah Firavun ve kavmi hakkında da "Gönülleri kesin olarak kabul ettiği halde, haksızca ve büyüklenerek onları bile bile inkar ettiler" (Nemi, 14) buyurmuştur. Burada, içlerinde küfür olduğu halde insanlara Mü'min gözüken münafıkların kastedilmiş olması da mümkündür. O durumda bu, ahirette bir grup kafirin söyleyeceği söz olur. Bu surenin Mekkı oluşu, münafıklığın bazı Medinelilerle ve etrafındaki bazı bedevilerde ortaya çıkmış olmasıyla çelişmez. Çünkü, Allah (c.c) nifakı Mekkı bir sure olan Ankebut suresinde de zikrederek şöyle buyurmuştur: ''Allah, elbette (O'na gönülden) iman edenleri de bilir, iki yüzlüleri de bilir (ortaya çıkaracaktır)." (Ankebut, ll) O durumda bu ayet münafıkların ahirette azapla karşılaştıklarındaki hallerini anlatıyor olabilir. O vakit kalplerinde gizledikleri küfür, muhalefet ve nifakın akibeti onlara belli olacaktır. "Hayır! Onlara daha önce gizlemekte oldukları şeyler göründü" cümlesindeki ''...... hayır, bilakis" ile ifade edilen ise şudur: Onlar dünyaya dönmeyi, iman etmek istediklerinden ve arzuladıklarından istemeyeceklerdir. Bilakis, içinde bulundukları küfrün bir cezası olarak müşahede etmiş oldukları azaptan korktuklarından ondan kurtulmak için isteyeceklerdir.

 

"Zira, onlar gerçekten yalancıdırlar. " Yani onlar, ''Ah, ne olur keşke dünyaya geri gönderilsek de bir daha Rabbimizin ayetlerini yalanlamasak ve Müslümanlardan olsak" (En'am, 27) sözlerinde yalancıdırlar.

 

"Hayat ancak bu dünyada yaşadığımızdan ibarettir; biz, bir daha da diriltilecek değiliz, dediler" (En'am, 29) Yani, Dünyaya döndürülseler bile nehyolundukları şeyi bırakmazlar ve yine, "Hayat ancak bu dünyada yaşadığımızdan ibarettir" derlerdi. Yani, sadece dünya hayatı vardır ve o hayattan sonra dönüş ve başka bir hayat yoktur.

 

Yüce Allah daha sonra şöyle buyuruyor: "Rablerinin huzurunda durduruldukları zaman sen onları bir görsen! Allah onlara, "Bu hak değil-miymiş?", yani, bu Allah'a dönüş hak olup izin zanlarınız asılsız ve batıl değil miymiş? "diyecek. Onlar da "Rabbimize andolsun ki evet!" diyecekler. Allah, "Öyle ise inkar ettiğinizden dolayı azabı tadın!" Yani, "daha önce onu yalanladığınız gibi şimdi de azabını tadın" buyuracak. Yüce Allah başka bir ayette de şöyle buyuruyor: "Bir büyü müdür bu, yoksa görmüyor musunuz?" (Tur, 15)

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

31. Allah'ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır, Nihayet onlara kıyamet vakti ansızın gelip çatınca, onlar, günahlarını sırtlarına yüklenerek diyecekler ki; "Dünyada iyi amelleri terk etmemizden dolayı vah bize!" Yüklendikleri şey ne kötüdür!

32. Dünya hayatı bir oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir, Muttaki olanlar için ahiret yurdu muhakkak ki daha hayırlıdır. Hala akıl erdiremiyor musunuz?