İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

En’am Suresi

84 – 90.ayetler

 

Peygamberlerin Yoluna Uy:

 

84. Biz O'na İshak ve (İshak'ın oğlu) Yakub'u da armağan ettik; hepsini de doğru yola ilettik. Daha önce de Nuh'u ve O'nun soyundan Davud'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve Harun'u doğru yola iletmiştik; Biz iyi davrananları işte böyle mükafatlandırırız.

85. Zekeriyya, Yahya, İsa ve İlyas'ı da (doğru yola iletmiştik). Hepsi de iyilerden idi.

86. İsmail, Elyesa', Yunus ve Lut'u da (hidayete erdirdik). Hepsini alemlere üstün kıldık.

87. Onların babalarından, çocuklarından ve kardeşlerinden bazılarına da (üstün meziyetler verdik). Onları seçkin kıldık ve doğru yola ilettik.

88. İşte bu, Allah'ın hidayetidir, kullarından dilediğini ona iletir. Eğer onlar da Allah’a ortak koşsalardı yapmakta oldukları amelleri elbette boşa giderdi.

89. İşte onlar, kendilerine kitap, hikmet ve Peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. Eğer onlar bunları inkar ederse şüphesiz yerlerine bunları inkar etmeyecek bir topluluğu buna vekil kılmışızdır.

90. İşte onlar Allah'ın hidayet ettiği kimselerdir. Sen de onların yoluna uy. De ki: Ben buna (Peygamberlik görevime) karşılık sizden bir ücret istemiyorum. Bu (Kur'an) alemler için ancak bir öğüttür.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah yaşı iyice ilerledikten, o ve karısı Sare çocuktan ümitlerini kestikten sonra İbrahim (a.s)'a İshak'ı bahşettiğini bildiriyor: Melekler Lut (a.s)'a giderken yanlarına uğrayıp İshak (a.s)'ı müjdelemişler, bunu işiten kadın hayret ederek şöyle demişti: "Olacak şey değil! Ben bir kocakarı, bu kocam da bir ihtiyar iken çocuk mu doğuracağım? Bu gerçekten şaşılacak bir şey, dedi." (Melekler) dediler ki: Allah'ın emrine şaşıyor musun? Ey ev halkı! Allah'ın rahmeti ve bereketleri sizin üzerinizdedir. Şüphesiz ki O, övülmeye layıktır, iyiliği boldur." (Hud, 72-73) Anne babasına çocuklarının olacağının yanı sıra Peygamber olacağını, neslinin ve soyunun devam edeceğini de müjdelemişlerdir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurur: "Ona, iyilerden olan İshak'ı Peygamber olarak müjdeledik. " (Sattat, 112) Bunu söylemekle daha iyi bir müjde vermiş, daha büyük bir nimeti haber vermişlerdir. Yüce Allah şöyle buyurur: "Ona da İshak'ı, İshak'ın ardından da Ya'kub'u müjdeledik." (Hud, 71) Yani, o çocuğun daha siz hayattayken çocuğu olacak. Babasına sevindiğiniz gibi ona da sevineceksiniz. Çünkü, kişi, soyunun ve neslinin devam etmiş olacağından dolayı oğlunun oğlu olduğunda da büyük sevinç duyar. Güçsüz ve zayıf olmaları sebebiyle ihtiyar baba ve ihtiyar annenin soyunun devam etmeyeceğine dair akla gelebilecek vehme karşı hem onun hem onun oğlu Yakup'un müjdesi verilmiştir. Yakup ismi "akb" (soy) ve nesil manasından türemedir. Bu, İbrahim (a.s) kavminden ayrılıp terk ettiğinde, onları bırakıp ve beldelerini terk edip Allah'a ibadet için başka yerlere gittiğinde ona mükafat olarak verilmiştir. Allah (c.c) onun kavminin ve aşiretinin boşluğunu kendi neslinden ve dininden olan salih evlatlarla doldurmuş, onunla gözünü aydınlatmıştır. Nitekim Yüce Allah başka bir yerde şöyle buyurur: "Nihayet İbrahim onlardan ve Allah'tan başka taptıkları şeylerden uzaklaşıp bir tarafa çekildiği zaman biz ona İshak ve Ya'kub'u bağışladık ve her birini Peygamber yaptık." (Meryem, 49) Yüce Allah burada da şöyle buyuruyor: "Biz O'na İshak ve (İshak'ın oğlu) Yakub'u da armağan ettik; hepsini de doğru yola ilettik. Daha önce de" (yani, İbrahim (a.s)'dan önce de) "Nuh'u ve O'nun soyundan Davud'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve Harun'u doğru yola iletmiştik." Yani İbrahim (a.s)'ı doğru yola ilettiğimiz gibi daha önce de Nuh (a.s)'ı da doğru yola iletmiş, ona da salih bir nesil vermiştik. Onlardan her birinin büyük hususiyetleri vardır. Allah (c.c) Nuh (a.s)'a iman edenler dışında -ki onlar gemide onunla birlikte olanlardır- tüm yeryüzü ehlini suda boğunca, Allah (c.c) geride kalan kimseleri Nuh (a.s)'ın nesli yapmıştır. Böylece insanların tamamı Nuh (a.s)'ın soyundandır. Halil İbrahim (a.s) da böyledir; Allah (c.c) ondan sonra ne Peygamber gönderdiyse onun soyundan göndermiştir.

 

Nitekim Yüce Allah, "Peygamberliği ve kitapları onun soyundan gelenlere verdik ... " (Ankebut, 27) buyurmuştur. Yüce Allah, ''Andolsun ki biz, Nuh'u ve İbrahim'i gönderdik, Peygamberliği de kitabı da onların soyuna verdik" (Hadıd, 26) buyurmuştur. 'Yine, "İşte bunlar, Allah'ın kendilerine nimetler verdiği Peygamberlerden, Adem'in soyundan, Nuh ile birlikte (gemide) taşıdıklarımızdan, İbrahim ve İsrail'in (Ya'kub) soyundan, doğruya ulaştırdığımız ve seçkin kıldığımız kimselerdendir. Onlara, çok merhametli olan Allah'ın ayetleri okunduğunda ağlayarak secdeye kapanırlardı" (Meryem, 58) buyurmuştur.

 

Yüce Allah tefsirini yaptığımız bu ayetlerde şöyle buyuruyor: "Daha önce de Nuh'u ve O'nun soyundan." Yani Nuh (a.s)'ın soyundan ... O zamiri İbrahim (a.s)'a değil Nuh (a.s)'a racidir. Çünkü Nuh (a.s) kelimesi daha yakındır. Bu açık olup İmam Taberi'nin tercihidir ve hiçbir problem yoktur. Baştan beri bahsedilen kişinin İbrahim (a.s) olması sebebiyle zamirin ona raci olması da güzeldir. Fakat bu durumda "Lut" (a.s) problem olur. Çünkü o İbrahim (a.s)'ın soyundan değildir. Bilakis kardeşi Azer oğlu Maran'ın oğludur. Ancak genişletme yoluyla onun neslinden olanlara katılmış olması mümkündür. Bunun benzeri şu ayette vardır: "Yoksa Ya'kub'a ölüm geldiği zaman siz orada mı idiniz? O zaman (Ya'kub) oğullarına, 'Benden sonra kime kulluk edeceksiniz?' demişti. Onlar, 'Senin ve ataların İbrahim, İsmail ve İshak'ın ilahı olan tek Allah'a kulluk edeceğiz; biz ancak O'na teslim olmuşuzdur' dediler." (Bakara, 133) Zira İsmail (a.s) Yakup (a.s)'ın amcasıdır, fakat genişletme yoluyla ataları arasında zikredilmiştir. Yine "Meleklerin hepsi de hemen secde ettiler. Fakat İblis hariç!" (Hicr, 30) ayetinde de aynı şey söz konusudur. Burada da meleklere verilen secde emrinde İblis de dahil olmuş, emre uymadığı için de yerilmiştir. Çünkü meleklere benzediğinden dolayı onlar gibi muamele edilmiş, galebe yoluyla onlardan sayılmıştır. Yoksa o cinlerdendi. Onun doğası ateşten, meleklerinki ise nurdandır. İsa (a.s)'ın İbrahim (a.s)'ın torunları arasında, diğer görüşe göre Nuh (a.s)'ın torunları arasında sayılması kızların çocuklarının kişinin neslinden sayılacağına delil teşkil eder. Çünkü İsa (a.s) İbrahim (a.s)'a annesi Meryem (a.s) yoluyla nispet edilir. Çünkü İsa (a.s)'ın babası yoktur. İbn Ebi Hatim, Ebu Harb b. Ebu Esved'den şöyle nakleder: Haccac, Yahya b. Ya'mer'i yanına çağırttı ve ona şöyle dedi: "Hasan ile Hüseyin'in Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in soyundan olduğunu mu iddia ediyorsun? Böyle bir bilgiyi Allah'ın kitabında bulabiliyor musun? Ben Kur'an'ı baştan sona okudum da bulamadım"

 

Yahya b. Ya'mer, "Sen En'am suresinde "Daha önce de Nuh'u ve O'nun soyundan Davud'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve Harun'u doğru yola iletmiştik" ayetini okumuyor musun?" dedi. Haccac, "Evet" dedi. "İsa (a.s) babası olmadığı halde İbrahim (a.s)'ın soyundan sayılmıyor mu?" dedi. Haccac da, "Doğru söyledin" dedi.

 

O yüzden kişi "soyuma" diyerek vasiyette bulunur veya onlara bir şeyi vakfeder veya hibe derse ona kızlarının çocukları da girer. Fakat "oğullarına" verir veya onlara vakfederse, o durumda sadece kendi sulbünden olan çocuklarına ve çocuklarının çocuklarına mahsus olur. Böyle söyleyenler buna Arap şairin şu şiirini delil göstermişlerdir:

 

Evlatlarımız oğullarımızın oğulları ve kızlarımızdır. Kızların evlatları ise yabancı erkeklerin evlatlarıdır.

 

Bazıları ise, "Kızların evlatları da 'evlatlar' kapsamındadırlar" demişlerdir.

 

 

[2932] Nitekim Sahih-i Buhari'de rivayet edildiğine göre Hz. Peygamber

(Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hz. Ali'nin oğlu Hasan için, "Şüphesiz bu oğlum seyittir. Öyle umuyorum ki Allah (c.c) onun sayesinde Müslümanlardan iki büyük zümrenin arasını düzeltecektir" buyurmuştur. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu "oğlu" diye ifade etmiştir. Bu da onların da "oğullar" kapsamında yer aldıklarını gösterir. Diğerleri ise buna, "Bu mecazdır" demişlerdir.

 

"Onların babalarından, çocuklarından ve kardeşlerinden bazılarına da (üstün meziyetler verdik)." Yüce Allah burada onların usullerini (atalarını), fürularını (evlat ve soylarını), bir de aynı tabakadan olan kimseleri zikretmiştir. Hidayet ve seçkinlik onların hepsini kapsamaktadır. O yüzden ardından "Onları seçkin kıldık ve doğru yola ilettik" buyurulmuştur. Yüce Allah daha sonra şöyle buyuruyor: "İşte bu, Allah'ın hidayetidir, kullarından dilediğini ona iletir." Yani, onlar bunu ancak Allah'ın yardımı ve hidayetiyle elde etmişlerdir. "Eğer onlar da Allah'a ortak koşsalardı yapmakta oldukları amelleri elbette boşa giderdi" cümlesinde şirkin ne büyük ve dehşetli ve sonuçlarının ne kadar tehlikeli olduğu ifade edilmiştir. Nitekim Yüce Allah "(Rasulüm!) Şüphesiz sana da senden öncekilere de şöyle vahiy olunmuştur ki: Andolsun (bilfarz) Allah’a ortak koşarsan, işlerin mutlaka boşa gider ve hüsranda kalanlardan olursun!" (Zümer, 65) buyurmuştur. Bu şarttır. Şart ise gerçekleşmiş olmayı gerektirmez. Şu ayetlerde olduğu gibi: "De ki: Eğer Rahman'ın bir çocuğu olsaydı, elbette ben (ona) kulluk edenlerin ilki olurdum!" (Zuhruf, 81) "Eğer bir eğlence edinmek isteseydik, onu kendi tarafımızdan edinirdik. (Bu irademizin eseri olurdu. Ama) biz (bunu) yapanlardan değiliz." (Enbiya, 17) "Eğer Allah bir evlat edinmek isteseydi, elbette yarattıklarından dilediğini seçerdi. O yücedir. O, tek ve kahhar olan Allah'tır. " (Zümer, 4)

 

"İşte onlar, kendilerine Kitap, hikmet ve Peygamberlik verdiğimiz kimselerdir. " Yani, kullarcı merhametimizden ve mahlukata şefkatimizden onlara bunları lütfettik. "Eğer onlar ... " Yani Mekkeliler. ... (Bunu İbn Abbas, Said b. Müseyyeb, Dahhak, Katade, Süddi ve daha başkaları söylemiştir.) "Bunları", yani Peygamberliği... "Bunları" zamirinden kastın bu üç şey, yani kitap, hüküm ve Peygamberlik olması da mümkündür. "İnkar ederse", yani bu nimetleri ister Kureyşli kafirlerden, isterse onlar dışında yeryüzündeki Arap veya Acem'den, Ehl-i kitap veya başka dinlerden her kim inkar ederse şüphesiz yerlerine bunları inkar etmeyecek", yani, ondan hiçbir şeye karşı çıkmayacak, tek bir harfi reddetmeyecek, bilakis muhkemi ve müteşabihiyle hepsine iman edecek "bir topluluğu buna vekil kılmışızdır." Onların yerine başka bir millet getiririz ki onlar muhacirler ve Ensar ile kıyamete kadar bunların izinden giden kimselerdir. Allah (c.c) lütuf ve keremiyle bizi onlardan eylesin.

 

Yüce Allah daha sonra kulu ve elçisi Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e hitaben şöyle buyuruyor: "İşte onlar", yani zikredilen Peygamberler ile onlara eklenen babalar, torunlar ve kardeşlerdir. "Allah'ın hidayet ettiği kimselerdir." Yani, hidayete erdirilmişler başkaları değil, sadece bunlardır. "Sen de onların yoluna uy." Yollarından git, onları izle. Bu, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e bir emir ise, getirdiği şer'i kurallar ve emirlerde ümmeti ona tabidir.

 

 

[2933] İmam Buhari'nin bu ayetin tefsirinde Mücahid'den naklettiğine göre o İbn Abbas'a, "Sad süresinde secde ayeti var mı?" diye sormuş. O da "Evet, var!" dedikten sonra, "Biz O'na İshak ve (İshak'ın oğlu) Yakub'u da armağan ettik. " (En'am, 84) ayetinden başlayarak "Onların yoluna uy" ayetine kadar okumuş; ardındah da "Davud da onlardan biriydi" demiştir. Bu rivayetlerin birinde şu ziyade vardır: Mücahid şöyle dedi: İbn Abbas (r.a.)'a söyledim, şöyle dedi: "Peygamberiniz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de onlara , uymakla emrolunanlardandı."

 

"De ki: Ben buna karşılık", yani size bu Kur’an’ı tebliğ etmem karşılığında "sizden bir ücret" ve başka hiçbir şey "istemiyorum. Bu (Kur'an) alemler için ancak bir öğüttür. " Yani, ibret alıp körlükten hidayete, sapıklıktan doğru yola ve küfürden imana giden yolu bulacağınız bir öğüttür.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

91. (Yahudiler) Allah'ı gereği gibi tanımadılar. Çünkü "Allah hiçbir beşere bir şey indirmedi" dediler. De ki: Öyle ise Musa'nın insanlara bir nur ve hidayet olarak getirdiği Kitab'ı kim indirdi? Siz onu kağıtlara yazıp (istediğinizi) açıklıyor, çoğunu da gizliyorsunuz. Sizin de atalarınızın da bilemediği şeyler (Kur’an' da) size öğretilmiştir. (Rasulüm) sen "Allah" de, sonra onları bırak, daldıkları bataklıkta oynayadursunlar!

92. Bu (Kur'an), Ümmü'l-Kura (Mekke) ve çevresindekileri uyarman için sana indirdiğimiz ve kendinden öncekileri doğrulayıcı mübarek bir kitaptır. Ahirete inananlar buna da inanırlar ve onlar namazlarını hakkıyla kılmaya devam ederler.