İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

En’am Suresi

112 ve 113.ayetler

 

Peygamberlerin Düşmanları:

 

112. Böylece biz, her Peygambere insan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. (Bunlar), aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. Rabbin dileseydi onu da yapamazlardı. Artık onları uydurdukları şeylerle başbaşa bırak.

113. Ahirete inanmayanların kalpleri ona (yaldızlı söze) kansın, ondan hoşlansınlar ve işledikleri suçu işlemeye devam etsinler diye (böyle yaparlar).

 

Tefsiri:

 

Allah (c. c) şöyle buyuruyor: Ey Muhammed! Nasıl sana karşı gelen ve düşmanlık yapan bir takım düşmanlar yaptıysak, senden önceki her bir Peygambere de düşmanlar yaptık. Dolayısıyla bu seni kederlendirmesin. Nitekim Yüce Allah başka ayetlerde şöyle buyurur: "Seni yalanlıyorlarsa bil ki senden önce de nice Peygamberler yalanlanmıştır." (Fatır, 4) "Andolsun ki senden önceki Peygamberler de yalanlanmıştı. Onlar, yalanlanmalarına ve eziyet edilmelerine rağmen sabrettiler, sonunda yardımımız onlara yetişti." (En'am, 34) "(Rasulüm!) Sana söylenen, senden önceki Peygamberlere söylenmiş olandan başka bir şey değildir. Elbette ki senin Rabbin, hem mağfiret sahibi hem de acı bir azap sahibidir. " (Fussilet, 43) "(Rasulüm!) İşte biz böylece her Peygamber için suçlulardan düşmanlar peyda ettik. Hidayet verici ve yardımcı olarak Rabbin yeter." (Furkan, 31)

 

 

[2945] Varaka b. Nevfel de (ilk vahiy geldiğinde) Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e, "Şüphesiz, her kim senin getirdiğin gibi bir şey getirmişse mutlaka ona düşmanlık edilmiştir" demiştir. 

 

"İnsan ve cin şeytanlarını"daki "şeyatın" (şeytanlar) ifadesi "....." (düşman)dan bedeldir. Yani, onların insan şeytanlardan ve cin şeytanlardan bir takım düşmanları olmuştur. "Şeytan" emsallerinden şer ve kötülükle ayrılan her kimseye denir. Peygamberlere ise ancak insi ve cinni şeytanlar düşmanlık yapar. Allah onlara lanet etsin.

 

 

[2946] Abdurrezzak, "insan ve cin şeytanlarını" buyruğu hakkında Katade’den şöyle nakleder: Cinlerden şeytanlar, insanlardan şeytanlar vardır ve bunlar birbirlerine fısıldarlar. Katade der ki: Bana ulaşan habere göre Ebu Zerr (r.a.) bir gün namaz kılıyordu. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Ey Ebu Zerr, insan ve cin şeytanlardan Allah'a sığın" buyurdu. Ebu Zerr (r.a.), "Ya Rasulallah! İnsanlardan da şeytanlar var mıdır?" dedi. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Evet" buyurdu.   Senedinde Katade ile Ebu Zerr (r.a.) arasında kopukluk vardır. Ebu Zerr (r.a.)'tan başka bir vecihten daha rivayet edilmiştir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

 

[2947] İmam Taberi, .. .İbn Aiz kanalıyla Ebu Zerr (r.a.)'tan şöyle nakleder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) otururken yanına geldim. Oturması uzayınca bana, "Ey Ebu Zerr, namaz kıldın mı?" diye sordu. "Hayır ya Resulallah!" dedim. "Kalk ve iki rekat namaz kıl" buyurdu. Sonra gidip yanına oturdum. "Ey Ebu Zerr, cin ve insan şeytanlardan Allah'a sığındın mı?" dedi. "Hayır ya Resulallah! İnsanların da şeytanları var mıdır ki?" dedim. "Evet. Onlar cin şeytanlardan daha şerlidirler" buyurdu.  Bu da aynı şekilde munkatı' dır.

 

 

[2948] Bu ayrıca muttasıl senetle rivayet edilmiştir. Nitekim İmam Ahmed b. Hanbel, Ubeyd b. Haşhaş kanalıyla Ebu Zerr (r.a.)'tan şöyle nakleder: Mescitteyken Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanına gelip oturdum. "Ey Ebutzerr, namaz kıldın mı?" diye sordu. "Hayır" dedim. "Kalk ve namaz kıl" buyurdu. Namazı kıldıktan sonra oturdum. Bana "Ey Ebu Zerr, insan ve cin şeytanlardan Allah'a sığın" buyurdu. "Ya Resulallah! İnsanların da şeytanları var mıdır ki?" dedim. "Evet" buyurdu.   İmam Ahmed b. Hanbel hadisin tamamını uzunca zikretmiştir. Bunu İbn Merduyeh de tefsirinde Cafer b. Avn, Ya'la b. Ubeyd ve Ubeydullah b. Musa'nın üçünün birden Mesudi’den nakilleriyle rivayet etmiştir.

 

 

[2949] İmam Tabert. .. Avf b. Malik'ten, o da Ebu Zerr (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Ey Ebu Zerr, insan ve cin şeytanlardan Allah'a sığındın mı?" diye sordu. "İnsanlardan da şeytanlar var mıdır?" dedim. "Evet" buyurdu.

 

 

[2950] İbn Ebi Hatim, Ebu Ümame (r.a.)'tan şöyle nakleder: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Ey Ebu Zerr! Sen cin ve insan şeytanlardan Allah'a sığındın mı?" dedi. Ebu Zerr (r.a.), "Ya Resulallah! İnsanların da şeytanları var mıdır?" diye sordu. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Evet. İnsan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. (Bunlar), aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar. "   Bunlar hadisin muhtelif rivayetleri olup toplamı onun kuvvetli ve sahih olduğunu göstermektedir. Doğrusunu en iyi Allah bilir. İmam Taberi, Said b. Mesruk kanalıyla İkrime'den, "İnsan ve cin şeytanları" buyruğu hakkında şöyle nakleder:  "İnsanlar içinde şeytanlar yoktur. Fakat cin şeytanlar insan şeytanlara insan şeytanlar da cin şeytanlara fısıldarlar."

 

Taberi, İkrime'den "(Bunlar), aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar" buyruğun tefsirinde şöyle nakleder: İnsanın bir şeytanı ve cinin bir şeytanı vardır. İnsan şeytanı ile cin şeytanı birbiriyle karşılaştığında aldatmak için birbirlerine süslü sözler fısıldarlar. Esbat, "birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar" buyruğunun tefsirinde Süddi’den şöyle nakleder: "İnsanların şeytanları" insanları yoldan çıkaran şeytanlar, cinlerin şeytanları ise cinleri yoldan çıkaran şeytanlardır. Bunlar birbirleriyle karşılaştıklarında her biri diğerine, "Ben adamımı şununla şununla saptırdım. Sen de adamını şununla ve şununla saptır" der. Bu şekilde birbirlerine taktik öğretirler. Taberi bundan, İkrime ve Süddi'ye göre "insan şeytanları"ndan kastın "insanları saptıran cin şeytanlar" olduğunu, insanlardan şeytanların olmadığını anlamıştır. Şüphesiz bu mana İkrime'nin sözünde açıktır. Fakat Süddi'nin sözünde bu açık değildir, sadece ihtimallidir. Nitekim İbn Ebi Hatim de Dahhak'ın nakliyle İbn Abbas (r.a.)'tan bu manada bir şey rivayet etmiştir: "İnsanların, onları saptıran şeytanları olduğu gibi cinlerin de onları saptıran şeytanları vardır." İbn Abbas (r.a.) devamla şöyle demiştir: "İnsanların şeytanları ile cinlerin şeytanları buluşurlar ve her biri diğerine "Onu şununla saptır, onun bununla saptır" der. İşte Allah'ın (c.c) "Birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar" buyruğunda anlatılan budur. Her halükarda doğrusu daha önce geçen Ebu Zerr (r.a.) hadisinde ifade edilen şeydir: İnsanların kendi türlerinden şeytanları vardır ve her şeyin şeytanı onların azgın alanıdır.

 

 

[2951] Bu yüzden İmam Müslim'in Sahih'inde Ebu Zerr (r.a.)'tan yaptığı rivayette Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Siyah köpek şeytandır. "   Manası -Allah daha iyi bilirşöyledir: Siyah köpek, köpekler arasındaki şeytandır. İbn Cüreyc'in rivayetine göre Mücahid bu ayetin tefsirinde şöyle demiştir: Kafir cinler şeytanlardır ve hem şeytan insanlara hem de kafir insanlara yaldızlı sözler fısıldarlar.

İbn Ebi Hatim, İkrime'den şöyle nakleder: Muhtar'ın yanına gittim. Bana izzet ve ikramda bulundu. Neredeyse kalacağım yeri temin edecekti. Bana, "İnsanların yanına çık da bir şeyler anlat" dedi. Çıktım. Bir adam gelerek, "Vahiy hakkında ne dersin?" dedi. Dedim ki: Vahiy iki türlüdür. Birincisi, "Sana vahyettiğimiz bu Kur'an .. " (Yusuf, 3) ayetinde ifade edilendir. Allah (c. c) bir ayette de, "İnsan ve cin şeytanlarını düşman kıldık. (Bunlar), aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar" buyurmuştur. Böyle deyince beni yakalamaya yeltendiler. Ben de "Bunu nasıl yaparsınız? Oysa ben sizin müftünüz ve misafirinizim" dedim. Bunun üzerrhe beni bıraktılar. İkrime bu sözüyle Muhtar'ı ima ediyordu. Zira, adı İbn Ebi Ubeyd olan bu adam kendisine vahiy geldiğini iddia ediyordu. Kızkardeşi Safiyye de Abdullah b. Ömer (r.a.)'ın nikahı altındaydı ve saliha hanımlardandI. Abdullah b. Ömer (r.a.)'a Muhtar'ın kendisine vahyedildiğini iddia ettiğini duyunca şöyle dedi: "Allah doğru söylemiştir; "Şüphesiz şeytanlar dostlarına vahyederler (telkinde bulunurlar)"

 

''Aldatmak için birbirlerine yaldızlı sözler fısıldarlar." Yani, birbirlerine süslü ve yaldızlı sözler, yani dinleyen cahillerin aldanıp kanacağı cazip sözler söylerler.

"Rabbin dileseydi onu da yapamazlardı." Yani, bunların hepsi Allah'ın her bir Peygamberin onlardan bir düşmanının olacağına dair takdiri, kazası, iradesi ve dilemesiyledir.

 

''Artık onları uydurdukları şeylerle", yalanlarıyla "başbaşa bırak." Yani, onların eziyetlerini bir kenara at ve onların düşmanlıkları konusunda Allah'a tevekkül et. Çünkü Allah (c.c) sana kafidir ve senin onlara karşı yardımcındır.

 

"Ahirete inanmayanların kalpleri" yani kalpleri, akılları ve kulakları ...

Süddi, "Kafirlerin kalpleri" demiştir. "Ona meyletsin" ".....' yani, meyletsin diye. İbn Abbas (r.a.) böyle demiştir. "Ondan hoşlansınlar", sevsin ve istesinler. Böyle bir şeye ancak ahiret gününe inanmayan icabet eder. Nitekim Yüce Allah başka bir yerde şöyle buyurur: "Sizler ve taptığınız şeyler, Cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıcı değilsiniz." (Saffat, 161-163) Yüce Allah yine şöyle buyurur: "Ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz. Bundan, dönebilecek kimseler döndürülür. " (Zariyat, 8-9)

 

"ve işledikleri suçu işlemeye devam etsinler diye (böyle yaparlar)." Ali b. Ebi Talha, İbn Abbas (r.a.)'tan, "Yani, irtikap etmiş oldukları suçu işlemeye devam etsinler" demiştir. Süddi ile İbn Zeyd ise, "Yaptıklarını yapmaya devam etsinler diye" demişlerdir. (Ayetteki İktirafı bazıları suç işlemek, bazıları ise yapmak manasında almışlardır).

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

114. (De ki): Allah'tan başka bir hakem mi arayacağım? Halbuki size Kitab'ı açık olarak indiren O'dur. Kendilerine kitap verdiğimiz kimseler, Kur'an'ın gerçekten Rabbin tarafından indirilmiş olduğunu bilirler. Sakın şüpheye düşenlerden olma!

115. Rabbinin sözü, doğruluk ve adalet bakımından tamamlanmıştır. O'nun sözlerini değiştirecek kimse yoktur. O işitendir, bilendir.