İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

A’raf Suresi

33 - 37.ayetler

 

Allah'ın Asıl Haram Kıldıkları:

 

33. De ki: Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri; günahı ve haksız yere tecavüzü, hakkında hiçbir delil indirmediği bir şeyi Allah'a ortak koşmanızı ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır.

 

Tefsiri:

 

"De ki: "Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri ... haram kılmıştır. "

 

 

[3099] İmamAhmed b. Hanbel, İbn Mes'ud (radıyallahuanh)'tan Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Allah'tan daha kıskanç hiç kimse yoktur. Açık ve gizli tüm fuhşiyatı da onun için haram kılmıştır. Övülmeyi Allah'tan daha çok seven yoktur. " Bunu Buhari ile Müslim, A'meş'in Şakik Ebu Vail'den, onun İbn Mes'ud (r.a.)'tan nakliyle rivayet etmişlerdir. Açık ve gizli fuhşiyat daha önce En'am Suresinde açıklandı.

"Günahı ve haksız yere tecavüzü" Süddi der ki: Ayetteki "İsm" masiyet ve günah, "Bağy" ise insanlara haksız yere zulmetmendir. Mücahid de: İsm bütün günahlara denir. Yüce Allah, zulmedenin zulmü ancak kendisine yaptığını haber vermektedir, der. Bu iki kelime hakkında yapılan tefsirlerin özeti şudur: İsm kişinin kendi kendine yaptığı günahları, Bağy ise zararı başkalarına geçen günahlarıdır. Allah her ikisini de haram kılmıştır.

 

"Hiçbir delil indirmediği bir şeyi Allah'a ortak koşmanızı" Yani, ibadetinizde onları Allah'a ortak yapmanızı "ve Allah hakkında bilmediğiniz şeyleri söylemenizi haram kılmıştır." Yani, hiçbir bilginizin bulunmadığı konularda Allah'ın çocuğunun olduğu iddiası gibi yalan ve iftiralar ortaya atmanızı haram kılmıştır. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurur: "O halde, pislikten, putlardan sakının. " (Hac, 30)

 

 

34. Her ümmetin bır eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an geri kalırlar, ne de bir an ileri gidebilirler.

35. Ey Ademoğulları! Size kendi içinizden ayetlerimi anlatacak Peygamberler gelir de kim sakımr ve kendini ıslah ederse, onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

36. Ayetlerimizi yalanlayanlar ve büyüklenip onlardan yüz çevirenler var ya, işte onlar Cehennemliklerdir. Onlar orada ebedı kalacaklardır.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Her ümmetin" neslin ve kuşağın "bir eceli vardır. Ecelleri" yani, kendileri için belirlenmiş süre (ölüm vakti) "gelince" ondan "ne bir an geri kalırlar, ne de bir an ileri gidebilirler. "

 

Yüce Allah daha sonra Ademoğullarını, kendilerine, ayetlerini anlatacak, müjdeleyecek ve korkutacak Peygamberler göndereceğine dair uyarı yapıyor ve şöyle buyuruyor: " ... gelir de kim sakınır ve kendini ıslah ederse" Yani, haramları terk eder ve farzları yerine getirirse ''onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir. Ayetlerimizi yalanlayanlar ve büyüklenip onlardan yüz çevirenler var ya" "işte onlar Cehennemliklerdir. Onlar orada ebedı kalacaklardır. "

 

 

37. Allah'a iftira eden, ya da O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Onların kitaptaki nasipleri kendilerine erişecektir. Sonunda elçilerimiz gelip canlarını alırken: "Allah'ı bırakıp da tapmakta olduğunuz ilahlar nerede?" derler. Onlar da "Bizden kaybolup gittiler" derler. Ve kafir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederler.

 

Tefsiri:

 

Allah Teala şöyle buyuruyor: ''Allah'a iftira eden, ya da O'nun ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir?" Yani, Allah'a iftirada bulunan veya Allah'ın indirdiği ayetleri yalanlayandan daha zalim kimse yoktur. "Onların kitaptaki nasipleri kendilerine erişecektir. " Müfessirlerin bunun manası hakkında farklı görüşleri vardır. Avfi, İbn Abbas (r.a.)'tan "Yani, onlar ve Allah'a iftira atanlara, Allah'ın onlar hakkındaki 'yüzlerinin kara olacağı' hükmü ulaşacaktır. Ali b. Ebi Talha, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Kasıt, onlara amelleri sebebiyle erişecek nasipleridir; kim iyilik işlemişse iyilikle mükafatlandırılacak, kim kötülük işlemişse kötülükle cezalandırılacaktır. Mücahid: Kasıt, vaad olundukları mükafat ve cezalardır, demiştir. Katade, Dahhak ve daha başkaları da böyle demişler, Taberi de bunu tercih etmiştir.

 

Muhammed b. Ka'b ise "Onların kitaptaki nasipleri kendilerine erişecektir." Yani, Onlara amelleri, rızkları ve (takdir edilen) ömürleri verilecektir, demiştir. Rebi' b. Enes ve Abdurrahman b. Zeyd de böyle demişlerdir. Bu görüş mana bakımından kuvvetlidir. Sonrası, yani "Sonunda elçilerimiz gelip canlarını alırken" buyruğu da bu manaya delalet etmektedir. O durumda mana şu ayette kastedilen gibi olur: "De ki: Allah hakkında yalan uyduranlar asla kurtuluşa eremezler. Dünyada bir miktar geçim (sağlarlar), sonra dönüşleri bizedir; sonra da inkar etmekte oldukları şeylerden ötürü onlara şiddetli azabı tattırırız." (Yunus, 69-70) Allah (c. c) bir yerde de şöyle buyurur: "(Rasulüm!) İnkar edenin inkarı seni üzmesin. Onların dönüşü ancak bizedir. İşte o zaman yaptıklarını kendilerine haber veririz. Allah kalplerde olanı şüphesiz çok iyi bilir. Onları biraz faydalandırır, sonra kendilerini ağır bir azaba sürükleriz. " (Lokman, 23-24)

 

"Sonunda elçilerimiz gelip canlarını alırken" buyruğuyla Allah Teala meleklerin öldürürken ve canlarını Cehennem’e alırken onlara "Dünyadayken Allah'a ortak koştuğunuz, Allah'ı bırakıp kendilerine dua ve ibadet ettiğiniz şeyler nerede? Onları çağırın da sizi içinde bulunduğunuz bu halden kurtarsınlar" diyeceklerini, onlarınsa şöyle diyeceklerini haber veriyor: "Bizden kaybolup gittiler" Yani, bizi terk edip gittiler. Artık onlara dair herhangi bir fayda ve iyilik ümidimiz kalmadı. "Ve kafir olduklarına dair kendi aleyhlerine şahitlik ederler. " Yani, bunu itiraf ve kabul ederler.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

38. Allah buyuracak ki: Sizden önce geçmiş cin ve insan toplulukları arasında siz de ateşe girin. Her ümmet girdikçe yoldaşlarına lanet edecekler. Hepsi birbiri ardından orada toplanınca, sonrakiler öncekiler için: "Ey Rabbimiz! Bizi işte bunlar saptırdılar! Onun için onlara Cehennem ateşinden kat kat azap ver" diyecekler. Allah da: ''Zaten her biri için kat kat azap vardır, fakat siz bilmezsiniz" diyecektir.

39. Öncekiler de sonrakilere derler ki: "Sizin bize bir üstünlüğünüz yok. O halde siz de yaptıklarınıza karşılık azabı tadın!"