|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
A’raf Suresi 40 ve 41.ayetler |
Büyüklenip Allah'ın
Ayetlerini Kabul Etmeyenlerin Ahiretteki Hali:
40. Bizim ayetlerimizi
yalanlayıp da onlara karşı kibirlenmek isteyenler var ya, işte onlara gök kapıları
açılmayacak ve onlar, deve iğne deliğine girinceye kadar Cennete
giremeyeceklerdir. Suçluları işte böyle cezalandırırız.
41. Onlar için
Cehennem ateşinden döşekler, üstlerine de örtüler vardır. İşte zalimleri böyle
cezalandırırız.
Tefsiri:
Yüce Allah "onlara
gök kapıları açılmayacak" buyuruyor. Kimine göre manası "Gök
kapılarından onların hiçbir ameli ve duası yükselmeyecek"tir. Mücahid ve
Said b. Cübeyr böyle demişlerdir. Avfi ve Ali b. Ebi Talha da İbn Abbas
(r.a.)'tan böyle rivayet etmişlerdir. Bunu Süfyan-ı Sevri de Leys'in Ata'dan,
onun da İbn Abbas (r.a.)'tan nakliyle rivayet etmiştir. Kimine göre ise mana
"Ruhlarına göklerin kapıları açılmayacaktır" şeklindedir. Bunu Dahhak
İbn Abbas (r.a.)'tan rivayet etmiş. Süddi ve bir çok kişi de böyle demiştir.
[3010] Bunu Imam
Taberi'nin Bera (r.a.)'tan yaptığı şu rivayet desteklemektedir; Allah Rasulü
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) günahkarın ruhunun kabzedilmesi ve göğe
yükseltilmesinden bahsettikten sonra şöyle buyurdu:
"Onunla göğe doğru
yükselirler. Yanından geçtikleri her melek topluluğunda onlar "Bu pis ruh
kimin?" derler. Götürenler onun dünyadayken çağrıldığı en kötü isimlerini
zikrederek "Filan" derler. Bu şekilde devam ettikten sonra nihayet
göğe varırlar. Onun için kapısının açılması taleplerini bildirirler. Fakat ona
açılmaz. " Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) daha sonra şu ayeti
okudu: "onlara gök kapıları açılmayacak ... " İmam Taberi bunu böyle rivayet etmiştir. Bu
Ebu Davud, Nesai ve İbn Mace'nin Minhal b. Amr'a kadar uzanan bir çok tarikten
rivayet ettikleri uzun bir hadisten bir bölümdür.
[3101] İmam Ahmed b.
Hanbel bunun uzun bir rivayetini zikretmiştir ki o şöyledir: Bize ... Bera b.
Azib'ten (r.a.) şöyle rivayet edildi: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
ile birlikte Ensar'dan bir adamın cenazesine gittik. Kabre ulaştığımızda kabrin
kazılma işlemi tamamlanmamıştı. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
oturdu, biz de etrafında başımızın üzerinde kuş varmış gibi (sessiz ve sükunet
içinde) idik. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in elinde bir dal vardı
ve onunla yeri karıştırıp duruyordu. Sonra başını kaldırdı ve iki-üç defa
"Kabir azabından Allah'a sığının" buyurdu. Sonra şöyle anlattı:
"Mü'min kul dünyadan ilişiği kesilip ahirete doğru gitmekte iken gökten
yüzleri beyaz ve güneş gibi (parlak) melekler yanlarında Cennet kefenlerinden
bir kefen, Cennet tabutlarından bir tabutla inerler ve onun göz mesafesi kadar
uzağına otururlar. Sonra ölüm meleği gelir ve onun baş ucuna oturup ona
"Ey temiz ve hoş nefis! Rabbinden (büyük) bir mağfiret ve hoşnutluğa çık.
" der. O da su damlasının su kabından akması gibi akarak çıkar. Melek de
onu alır. Diğer melekler onun elinde bir göz kırpması kadar bile bırakmadan
alırlar. Yanlarındaki kefene ve tabuta koyarlar. Ondan yeryüzünde bulunan en
güzel misk kokusu çıkar. Alıp göğe doğru çıkarırlar. Onunla giderlerken her
karşılaştıkları melek topluluğu "Bu hoş ve temiz ruh kimdir?" diye
sorarlar. Onlar insanların dünyada onu çağırdıkları en güzel isimleri söyleyerek,
"Filan oğlu filan" derler. Nihayet onu dünya semasına çıkarırlar.
Orada onun için kapıyı açmalarını isterler. Kapı açılır. Bir sonraki göğe yakın
olan melekler onun cenazesini alıp götürürler. Sonunda o nefsi yedinci göğe
çıkarırlar. Aziz ve Celil olan Allah "Kulumun kitabını illiyyin'de yazın,
sonra onu yere indirin. Zira onları oradan yarattım, oraya döndürdüm ve tekrar
oradan dirilteceğim." buyurur. Böylece ruhu dünyaya geri gönderilir.
Derken iki melek yanına gelip otururlar ve ona "Rabbin kimdir?"
derler, "Rabbim Allah'tır" der. "Dinin nedir?" derler,
"Dinim İslam'dır" der. "Size gönderilen o adam kimdir?"
derler, "Allah'ın elçisidir" der. "Nereden biliyorsun?"
diye sorarlar. "Allah'ın kitabını okudum ve inandım, tasdik ettim."
der. Bunun üzerine gökten bir ses "Kulum doğru söyledi. Onun yerini
Cennet'ten döşeyin, elbiselerini Cennet'ten giydirin, onun için Cennet'e giden
bir kapı açın." der. Böyle yapılınca ona (sürekli olarak) Cennet'in bir
miktar esintisinden ve kokusundan gelir. Ona kabrinde göz mesafesi kadar bir
kapı açılır. Güzel yüzlü, güzel elbiseli ve hoş kokulu bir adam gelir ve
"Seni sevindirecek nimetler için sana müjdeler olsun. Bu sana vaad olunan
gündür" der. Ölen kişi "Sen kimsin? Yüzün güzellik getiren bir
yüz" der. O da "Ben senin salih amelinim" der. Ölmüş kişi:
"Rabbim, kıyameti kopar da aileme ve malıma döneyim. " der. "
Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) devamla şöyle buyurdu: "Kafir kul da dünyadan ilişiği
kesilip ahirete doğru gideceği zaman gökten yüzleri siyah, yanlarında palaslar
olan melekler gelip onun görme mesafesi uzaklığına otururlar. Sonra ölüm meleği
gelir ve onun baş ucuna oturup ona "Ey pis nefis! Rabb'inin (büyük) bir
öfke ve gazabına çık." der. Bunun üzerine ruh cesedinde dağılır. Ölüm
meleği onu şişin ıslanmış yünden çıkarılışı gibi çıkarıp alır. Ruhunu
çıkardıktan sonra melekler onu ölüm meleğinin elinde bir göz açıp kapaması
kadar dahi bırakmayıp o palaslara koyarlar. Ondan yeryüzünde çıkan en iğrenç
bir leş kokusu yayılır. Melekler onu alıp göğe doğru çıkarlar. Geçtikleri her
melek topluluğunda melekler mutlaka "Bu pis ruh kimdir?" diye
sorarlar. Onlar da dünyadayken çağrıldığı en kötü isimlerini zikrederek
"Filan oğlu filan" derler. Sonunda dünya semasına ulaşırlar. Ona
kapının açılmasını isterler, fakat açılmaz." Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) sonra "İşte onlara gök kapıları açılmayacak ve onlar,
deve iğne deliğine girinceye kadar Cennet'e giremeyeceklerdir." ayetini
okudu ve şöyle dedi: "Allah Teala "Onun kitabının yerin altındaki
Siccin kitabına yazın" der. Sonra onun ruhu yeryüzüne fırlatılır. "
Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) sonra "Kendisine ortak koşmaksızın Allah'ın hanıfleri
(O'nun birliğini tanıyan Mü'minler olun). Kim Allah'a ortak koşarsa sanki o, gökten
düşüp parçalanmış da kendisini kuşlar kapmış, yahut rüzgar onu uzak bir yere
sürüklemiş (bir nesne) gibidir. " (Hac, 31) ayetini okudu. Sonra şöyle
devam etti: "Ruhu bedenine tekrar gönderilir. Yanına iki melek gelerek
"Rabbin kimdir?" diye sorarlar, "Hah, hah. Bilmiyorum" der.
"Dinin nedir?" derler, "Hah, hah. Bilmiyorum." der.
"Size gönderilen bu adam kimdir?" derler, "Hah, hah.
Bilmiyorum" der. Bunun üzerine semadan bir ses şöyle der: "Yalan
söyledi. Onun yerini Cehennem'den döşeyin ve ona Cehennem'e giden bir kapı
açın" der. Ona Cehennem'in sıcaklığı ve sıcak rüzgarı gelir. Kabri öyle
daraltılır ki kaburgaları darmadağın olur. Yanına yüzü çirkin, elbisesi kötü ve
kokusu iğrenç bir adam gelerek "Seni üzecek akibet için müjdeler olsun sana!
Bu senin tehdit edildiğin yerdir." der. Ölü "Sen kimsin; zira yüzün
kötülük getiren bir yüzdür. " der. O da "Senin kötü amellerin"
diye cevap verir. Bunun üzerine ölü: "Rabbim, kıyameti koparma!"
der."
[3102] İmam Ahmed b.
Hanbel'in biraz farklı bir kanalla Sera b. Azib (r.a.)'tan yaptığı ve
"Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte Ensar'dan bir
adamın cenazesine gittik." ile başlayan hadisin bir yerinde Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Ruhu çıkınca gökle yer
arasındaki bütün melekler, gökteki tüm melekler onun (cenaze) namazını
kılarlar. Ona göklerin kapısı açılır. Her kapıdaki melekler ruhunun
kendilerinin bulunduğu taraftan yükselmesi için Allah'a dua ederler."
Hadisin sonunda Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:
"Sonra (diğer kötü kişiye) kör, sağır ve dilsiz biri verilir. Elinde öyle
bir tokmak vardır ki onunla dağa vursa onu tuz buz yapardı. O tokmayla adama
öyle vurur ki onu tuz buz yapar. Sonra Allah (c.c) onu önceki haline getirir.
Elinde tokmak olan ona öyle bir vuruş daha yapar. O öyle bir çığlık atar ki
insanlar ve cinler dışında her şeyonu işitir." Bera der ki: Sonra ona
Cehennem’den bir kapı açılır ve yeri de Cehennem ateşinden döşetilir.
[3103] İmam Ahmed b.
Hanbel, Nesai, İbn Mace ve Taberi'nin -ki metin onun rivayetindekidir- Ebu
Hureyre (r.a.)'tan rivayet ettiklerine göre Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) şöyle buyurmuştur: "Melekler ölünün yanına gelirler. Salih biriyse
"Ey temiz bedendeki huzura ermiş nefis! Övülmüş olarak bedenden çık. Seni
rahatlık, hoş koku ve sana kızgın olmayan bir Rabb'le müjdeleriz." derler.
Bunu göğe yükseltilirken derler. Onun için kapıların açılması talebinde
bulunurlar. "Bu kimdir?" diye sorulur. Götürenler, "Filandır. "
derler. "Hoş geldin ey temiz bedende bulunmuş olan temiz nefis! Seni
rahatlık, hoş koku ve sana kızgın olmayan bir Rabb'le müjdeleriz." Derler.
Allah'ın (c.c) bulunduğu semaya ulaşıncaya kadar ona böyle denir. Adam kötü
biriyse ona "Ey pis bedende bulunan pis nefis! Yerilmiş olarak çık. Sana
kaynar su, irin ve ona benzer başka azapları müjdeleriz" derler. Ruh
bedenden çıkana kadar böyle söyleyip dururlar. Sonra alıp göğe götürülür. Onun
için izin istenince "Bu kimdir?" derler. Melekler
"Filandır" deyince oradaki melekler "Pis bedende bulunan pis
nefis! Sen hoş gelmedin. Yerilmiş olarak geri dön. Çünkü sana gök kapıları
açılmayacak" derler. Bunun üzerine yer ile gök arasında bırakılır ve kabre
geri döner. "
İbn Cüreyc "onlara
gök kapıları açılmayacak" buyruğu hakkında: Onların amelleri için de
ruhları için de açılmayacak, demiştir ki bu konuyla ilgili iki farklı görüşü
bir araya toplayan bir görüştür. Doğrusunu en iyi Allah bilir.
"Onlar, deve iğne
deliğine girinceye kadar Cennet’e giremeyeceklerdir. " Cumhur
"......"i böyle "el-cemel" diye okumuş ve deve ile tefsir
etmişlerdir. İbn Mes'ud (r.a.): O dişi devenin yavrusudur, demiştir. Başka bir
rivayette: Dişi devenin kocasıdır, demiştir. Hasan-ı Basri ayeti, "deve
iğne deliğine girinceye kadar" diye tefsir etmiştir. Ebu Aliye ve Dahhak
da böyle demişlerdir. Ali b. Ebi Talha ile -Afi'nin rivayetine göre- İbn Abbas
(r.a.) da böyle demişlerdir. Mücahid ve -İkrime'nin rivayetine göre- İbn Abbas
(r.a.) ayeti "....." şeklinde okumuşlardır. O durumda mana
"kalın ip iğnenin deliğe girinceye kadar"dır. Bu Said b. Cübeyr'in
tercihidir. Başka bir rivayete göre o bunu "Gemi halatları" diye
tefsir etmiştir.
"Onlar için
Cehennem ateşinden döşekler, üstlerine de örtüler vardır."
Muhammed b. Ka'b bunu,
"Altlarında döşekler, üstlerine de örtüler vardır" diye tefsir
etmiştir. Dahhak b. Müzahim ile Süddi de böyle demişlerdir. "İşte
zalimleri böyle cezalandırırız. "
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |