İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

A’raf Suresi

55 ve 56.ayetler

 

Allah'a içten Dua Edin:

 

55. Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilesiniz ki o, haddi aşanları sevmez.

56. Islah edilmesinden sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın. Allah'a korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin. Muhakkak ki iyilik edenlere Allah’ın rahmeti çok yakındır.

 

Tefsiri:

 

Allah Teala kullarını, dünyalarının ve ahiretlerinin düzgün olmasını sağlayacak bir şeyolan duaya yönlendirerek şöyle buyuruyor: "Rabbinize yalvara yakara" (.....) yani zelil ve önünde küçülerek "ve gizlice (.....) dua edin." Yüce Allah bir ayette de şöyle buyurur: "Kendi kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam Rabbini an. Gafillerden olma. " (A'raf, 205)

 

 

[3120] Buhari ve Müslim Sahih'lerinde Ebu Musa el-Eş’ari (r.a.)'tan şöyle rivayet etmişlerdir: İnsanlar dua ederken seslerini yükseltince Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Ey insanlar, kendinize merhamet edin. Zira siz ne bir sağıra ne uzaktaki birine dua ediyorsunuz. Dua ettiğiniz işitendir, size yakındır ... " buyurdu. Ata' el-Horasani'nin rivayetine göre İbn Abbas (r.a.) ayetteki "Hufyeten"i "gizlice" ile tefsir etmiştir. İmam Taberi der ki: "tadarruan" kelimesinden kasıt "Allah'a karşı zelil ve O'na itaat için alçalmış bir halde" dir. "Hufyeten"in manası ise şöyledir: "Kalbinizde hissettiğiniz huşuyla (saygı ve korku), Allah'la (c.c) aranızdaki ilişkide O'nun birliğine ve rabliğine gerçek ve kesin bir imanla, gösteriş ve riyayla değiL." Abdullah b. Mübarek, Mübarek b. Fudale'den, Hasan-ı Basri'nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: İlk nesil öyle kimselerdi ki adam Kur’an’ı ezberlerdi de insanlar onun farkına varmazlardı. Büyük bir ilim elde ederdi de insanlar onu hissetmezlerdi. Adam eyinde misafirleri varken uzun uzun namaz kılardı da onlar bunu hissetmezlerdi. Öyle kimselere eriştik ki yeryüzünde gizli yapılabilecek hiçbir ameli kesinlikle açıktan yapmazlardı. Zira Allah (c.c) "Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. " buyurmuştur. Davranışından razı olduğu bir kul hakkında da şöyle bahsetmiştir: "Hani o (Zekeriyya (a.s)) gizli bir sesle Rabbine niyaz etmişti:" (Meryem, 3) İbn Cüreyc der ki: Dua ederken sesi yükseltmek, seslenmek ve çığlık atmak mekruhtur, şer' an hoş bir şey değildir. Emrolunan içten ve zelil bir halde yalvararak dua etmektir. İbn Cüreyc daha sonra Ata' el-Horasani'nin İbn Abbas (r.a.)'tan yaptığı şu rivayeti zikretmiştir: Allah'ın "Bilesiniz ki o, haddi aşanları sevmez." buyruğunda kastettiği "hem duada, hem başka hususlardaki şeylerde haddi aşanlar" dır. Ebu Miclez "Bilesiniz ki O, haddi aşanları sevmez." buyruğuyla ilgili olarak "Allah'tan Peygamberlerin makamı istenmez." demiştir.

 

 

[3121] İmam Ahmed b. Hanbel'in Sa'd'ın kölesinden rivayetine göre Sa'd oğullarından birini "Allah'ım! Senden Cennet'i, nimetlerini, atlaslarını ve benzerlerini isterim. Cehennem'den, zincirlerinden ve bağlarından sana sığınırım." diye dua ederken işitti. Ona "Vallahi Allah'tan çok nimet istedin ve Allah'a çok şerden sığındın. Ben ise Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i duydum, "İleride duada haddi aşan kimseler olacak. " buyurdu, sonra "Rabbinize yalvara yakara ve gizlice dua edin. Bilesiniz ki o, haddi aşanları sevmez. " ayetini okudu. Oysa şöyle demen yeterlidir: "Allah'ım! Senden Cennet'i ve ona yaklaştıran söz ve amelleri istiyorum. Cehennem’den ve ona yaklaştıran her söz ve amelden sana sığınıyorum." Bunu Ebu Davud da yine Sa'd'den rivayet etmiştir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

 

[3122] İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Nuame'den şöyle nakleder: Abdullah b. Muğaffel oğlunu "Allah'ım! Senden Cennet'e girdiğimde Cennet'in sağında beyaz bir köşk istiyorum" diye dua ederken işitti. "Evladım, Allah'tan Cennet'i iste ve Cehennem'den sığın. Zira ben Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in "İleride duada ve taharette aşırı giden kimseler olacak" buyruğunu işittim." dedi. Bunu İbn Mace de İbn Ebi Şeybe'nin Affan'dan ... nakliyle rivayet etmiştir. Ebu Davud da Musa b. İsmail'in Hammad b. Seleme'den ... nakliyle rivayet etmiştir. Bu fena olmayan hasen bir senettir. Doğrusunu en iyi Allah bilir.

 

"Islah edilmesinden sonra yeryüzünde bozgunculuk yapmayın." Yüce Allah yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan, ıslahından sonra ona zarar verecek şey yapmaktan men ediyor. Çünkü işler doğru seyrinde yürür, sonra bozgunculuk çıkarsa kullara son derece zararlı olur. İşte Allah (c.c) bundan nehyetmiş, kendisine ibadet ve dua edilmesini, zillet içinde yalvarılıp yakarılmasını emrederek "Allah'a korkarak ve (rahmetini) umarak dua edin." buyurmuştur. Yani, büyük cezasından korkarak ve katındaki bol mükafatı umarak. Allah (c.c) daha sonra "Muhakkak ki iyilik edenlereAllah'ın rahmeti çok yakındır." buyuruyor. Yani, Allah'ın rahmeti emirlerine uyup yasaklarını terk eden kimseler için hazırlanmış haldedir. Nitekim Yüce Allah başka bir ayette "Rahmetim ise her şeyi kuşatır. Onu, sakınanlara, zekatı verenlere ve ayetlerimize inananlara yazacağım." (A'raf, 156) buyurur. "Yakındır" manasındaki kelime (mübtedası "...... / -Allah'ın rahmeti- olduğundan dolayı müzekker gelmesi gerekirken) ".....'' yerine "....." şeklinde müzekker gelmiştir. Bu ise, ya "rahmet" kelimesine "sevab" (mükafat) manası verilerek yapılmış veya "rahmet" kelimesi "Allah"a izafet edildiğinden böyle olmuştur. Matar el-Verrak der ki: "Allah'a itaat ederek O'nun vaadini gerçekleştiriniz; çünkü O (c.c) rahmetinin Muhsinlere yakın olduğuna hükmetmiştir." Bunu İbn Ebi Hatim rivayet etmiştir.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

57. Rüzgarları rahmetinin önünde müjdeci olarak gönderen O'dur. Sonunda rüzgarlar ağır bulutları yüklenince onları ölü bir memlekete sevk ederiz. Orada su indirir ve onunla türlü türlü meyveler çıkarırız. İşte ölülert de böyle çıkaracağız. Her halde bundan ibret alırsınız.

58. Rabbinin izniyle güzel memleketin bitkisi, güzel çıkar; kötü olandan ise faydasız bitkiden başka bir şey çıkmaz. İşte biz, şükreden bir kavim için ayetleri böyle açıklıyoruz.