İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

A’raf Suresi

184 – 187.ayetler

 

İnkarcılar Akıllarını Kullansalar ve Düşünseler ya?

 

184. Düşünmediler mi ki arkadaşlarında hiçbir delilik yoktur? o, ancak apaçık bir uyarıcıdır.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah şöyle buyuruyor: Ayetlerimizi yalanlayan o kişiler hiç "Düşünmediler mi ki arkadaşlarında" yani Muhammed'de (Allah'ın rahmetleri ve selamı üzerine olsun) "hiçbir delilik yoktur?" yani deli değildir, bilakis Allah'ın hakka çağıran hak elçisidir. "o, ancak apaçık bir uyarıcıdır." Onunla anlayacağı ve kavrayacağı bir kalbi ve aklı olan kimseler için apaçık bir uyarıcıdır. Nitekim Yüce Allah başka bir ayette buyurur: "Arkadaşınız (Muhammed) de mecnun değildir." (Tekvır, 22) Bir ayette de şöyle buyurur: "(Rasulüm! Onlara) de ki: Size bir tek öğüt vereceğim: Allah için ikişer ikişer ve teker teker ayağa kalkın, sonra da düşünün! Arkadaşınızda (Peygamberde) hiçbir delilik yoktur! O ancak şiddetli bir azap gelip çatmadan evvel sizi uyaran bir Peygamberdir. " (Sebe, 46) Ayette Peygamberinin (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara şöyle demesini emrediyor: Benim sizden tek bir isteğim var ki o da şudur: hiçbir taassupçuluk ve inat yapmaksızın sadece Allah için toplu halde veya tek tek kalkın, sonra size Allah'tan risalet getiren bu kişide bir delilik olup olmadığını düşünün. Zira bunu yaptığınızda onun Allah'ın hak ve gerçek bir Peygamberi olduğunu anlayacaksınız.

 

 

[3219] Katade b. Deame şöyle der: Bize anlatıldığına göre Allah'ın Peygamberi Safa tepesinde Kureyşlilere "Ey filanoğulları, ey filanoğulları .. " diyerek kabile kabile seslendi. Onları Allah'ın azabına ve musibetlerine karşı uyardı. Sonunda onlardan biri "Sizin bu arkadaşınız gerçekten delidir." dedi ve sabaha kadar böyle söyleyip durdu. Bunun üzerine Allah (c.c) "Düşünmediler mi ki arkadaşlarında hiçbir delilik yoktur? O, ancak apaçık bir uyarıcıdır. " ayetini nazil etti.

 

 

185. Göklerin ve yerin hükümranlığına Allah'ın yarattığı her şeye ve ecellerinin yaklaşmış olabileceğine bakmadılar mı? O halde Kur'an'dan sonra artık hangi söze inanacaklar?

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah buyuruyor ki: ayetlerimizi yalanlayan o kimseler Allah'ın göklerde ve yerdeki hakimiyet ve otoritesine, orada yaratmış olduğu şeylere bakmıyorlar mı? Ta ki düşünüp ibret alsın ve o mahlukatın hiçbir benzeri bulunmayan, ibadet ve koşulsuz itaat sadece kendisine yapılması gereken zatın eseri olduğunu idrak etsin ve bilsinler. Böylece ona iman etsin, Peygamberine inansın, ona itaate dönsünler. Allah'a ortak koştukları eşlerden ve putlardan sıyrılsınlar. Ecellerinin yaklaşmış olabileceğini, dolayısıyla küfür

üzere ölüp helak olma, Allah'ın azabına ve elim cezasına düçar olma ihtimalinin bulunduğunu düşünerek dikkatli davransınlar.

 

"O halde ondan (Kur’an'dan) sonra artık hangi söze inanacaklar?" Yani, onlar Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in Allah katından getirdiği bu söze inanmayacaklarsa Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in kendilerine Allah (c.c) katından getirdiği Allah'ın kitabının ayetlerinde yer alan bu uyarı ve korkutmalarından sonra onlar hangi korkutma ve uyarıya inanacaklar?

 

 

[3220] İmam Ahmed b. Hanbel Ebu Hureyre (r.a.)'tan Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir:

"İsra gecesi yedinci göğe ulaştığımızda yukarıya bakınca şimşekler ve yıldırımlar gördüm. Bir topluluğun yanına vardım. Karınları ev gibiydi ve içinde karınlarının dışından dahi gözüken yılanlar vardı. "Bunlar kim ey Cebrail?" dedim. "Faiz yiyenlerdir" buyurdu. Dünya semasına indiğimde altıma baktım ki orada da toz, duman ve sesler var. "Bu nedir ey Cebrail?" dedim. "Bunlar göklerin ve yerin melekutu üzerinde düşünmesinler diye insanların gözlerinin etrafında dönen şeytanlardır. Bu olmasaydı onlar hayret verici şeyler göreceklerdi." dedi. " Ravılerden Ali b. Zeyd b. Cüd'an'ın münker rivayetleri bulunmaktadır. Yüce Allah daha sonra şöyle buyuruyor:

 

 

186. Allah kimi şaşırtırsa, artık onun için yol gösteren yoktur. Ve onları azgınlıkları içinde şaşkın olarak bırakır.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah şöyle buyuruyor: Her kim için sapıklık takdir edilmişse onu hiç kimse hidayete erdiremez. Kendi faydasına olan bazı şeylere bakacak olsa ona hiçbir fayda veremez. Nitekim Allah Teala şöyle buyurur: "Allah bir kimseyi şaşkınlığa (fitneye) düşürmek isterse, sen Allah'a karşı, onun lehine hiçbir şey yapamazsın." (Maide, 41) Yüce Allah yine şöyle buyurur: "De ki: "Göklerde ve yerde neler var, bakın (da ibret alın!)" Fakat inanmayan bir topluma deliller ve uyarılar fayda sağlamaz. " (Yunus, 101)

Kıyametin Vakti:

 

 

187. Sana kıyameti, ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. De ki: Onun ilmi ancak Rabbimin katındadır. Onun vaktini O'ndan başkası açıklayamaz. O göklere de yere de ağır gelmiştir. O size ansızın gelecektir. Sanki sen onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar. De ki: Onun bilgisi ancak Allah'ın katındadır; ama insanların çoğu bilmezler.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah: "Sana kıyameti, ne zaman gelip çatacağını soruyorlar. " buyuruyor. Nitekim başka bir ayette de "İnsanlar sana kıyametin zamanını soruyorlar. De ki: Onun bilgisi Allah katındadır. Ne bilirsin, belki de zamanı yakındır." (Ahzab, 63) buyurmaktadır. Bu ayetin Kureyşliler hakkında indiğini söyleyenler olduğu gibi, bir grup Yahudi hakkında indiğini söyleyenler de olmuştur. Ancak birincisi doğruya daha yakın gözükmektedir. Çünkü ayet Mekki' dir. Müşrikler kıyametin kopmasını uzak bir ihtimal gördüklerinden ve vuku bulacağı iddiasını yalanladıklarından alaylı bir şekilde bu soruları soruyorlardı. Nitekim Allah (c.c) şöyle buyurur: "'Doğru sözlü iseniz (söyleyin), bu tehdit hani ne zaman (gerçekleşecek)?' derler." (Mülk, 25) Başka bir ayette de: "Ona inanmayanlar, onun çabuk kopmasını isterler. İnananlar ise ondan korkarlar ve onun gerçek olduğunu bilirler. İyi bilin ki kıyamet günü hakkında tartışanlar derin bir sapıklık içindedirler. " (Şura, 18) buyurur.

 

".....'' (ne zaman gelip çatacağını) ifadesi hakkında Ali b. Ebi Talaa, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Yani kıyametin ne zaman kopacağını. Dünyanın, kıyametin kopmasıyla başlayacak olan sonu ne zamandır? "De ki: Onun ilmi ancak Rabbimin katındadır. Onun vaktini O'ndan başkası açıklayamaz." Allah (c.c) Peygamberine kıyametin kopmasının vakti sorulduğunda onu Allah'ın (c.c) bilgisine havale etmekle emrediyor. Çünkü kıyameti ve bizzat ne zaman kopacağını açık bir şekilde bilen sadece Allah'tır. Onu Allah'tan başkası bilemez. O yüzden ardından, "O göklere de yere de ağır gelmiştir." buyruluyor. Abdurrezzak, Muammer kanalıyla Katade’den şöyle nakleder: Yani, onun bilgisi göklere ve yere ağır gelir. Bunu onlar da biemezler. Muammer'in ifadesine göre Hasan-ı Basri şöyle demiştir: Kıyamet günü geldiğinde kıyamet göklerde ve yerde bulunanlara ağır gelecektir. Yani, büyük bir olayalarak bulacaklar. Dahhak, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: "O göklere de yere de ağır gelmiştir. " Yani, kıyamet gününün zararı her bir mahluka ulaşacaktır. İbn Cüreyc bu ayet hakkında şöyle der: Kıyamet günü geldiğinde gök yarılacak, yıldızlar saçılacak, Güneş dürülecek, dağlar yürütülecek. Allah'ın bildirdikleri gerçekleşecek. İşte kıyamet gününün ağırlığından kasıt budur. 'faberi, manasının, Katade'nin söylediği gibi "kıyamet günü bilgisinin göktekilere ve yerdekilere ağır (zor) geleceği" olduğunu tercih etmiştir ki manası söyledikleri gibidir. Nitekim Allah (c.c) ardından "O size ansızın gelecektir." buyurmuştur. Bu, kıyametin gelişinin göklerdekilere ve yerdekilere ağır gelmesine engel değildir. Doğrusunu en iyi Allah bilir. Süddi ise "O göklere de yere de ağır gelmiştir. "buyruğunu "Kıyamet gününün bilgisi göklerde ve yerde gizlenmiştir. Dolayısıyla kıyamet vakti geldiğinde onun kopacağını Allah'ın ne mukarreb bir meleği, ne de gönderdiği bir Peygamberi bilecek. "O size ansızın gelecektir. " Onun gelişi onlar için bir sürpriz olacak, onları gaflet anında yakalayacak.

 

 

[3221] Katade, "O size ansızın gelecektir." buyruğu hakkında şöyle der:

Allah onun insanlara ansızın geleceğine hükmetti. Bize söylendiğine göre Allah'ın nebisi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuş: "Kıyamet insanlara adam havuzunu tamir ederken, bir adam hayvanlarını sularken, bir adam malını pazara getirmiş terazini indirip kaldırırken gelecek. "

 

 

[3222] İmam Buhari, Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: "Güneş batıdan doğuncaya kadar kıyamet kopmaz. Güneş batıdan doğduğu zaman insanların hepsi onu görür ve toptan iman ederler. İşte bu "Rabbinin bazı alametleri geldiği gün önceden inanmış ya da imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye artık imanı bir fayda sağlamaz" (En' am, 158) diye haber verdiği zamandır. Kıyamet alım satım için satıcı ile müşteri aralarında kumaşlarını yaymış oldukları bir anda kopacak da alım satım yapamayacak ve kumaşlarını düremeyecekler. Kıyamet kişi sağımlı devesinin sütünü sağıp getirdiği anda kopacak da onu tadıp içemeyecek. Yine kişi su havuzunu sıvayıp tamir ederken kopacak da ondan suyu kullanmak nasip olmayacak. Kıyamet sizden birisi yemek yerken lokmasını ağzına kaldırmışken kopacak da o lokmayı yiyemeyecek." 

 

 

[3223] İmam Müslim, Sahih'inde, Ebu Hureyre (r.a.)'tan, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: ''Kıyamet adam yeni doğurmuş devesini sağarken kopacak da kabı ağzına götürmeden kıyamet kopmuş olacak. İki adam aralarında elbise alış-verişi yaparken kopacak da alış-verişlerini tamamlayamayacaklar. Adam havuzunu tamir ederken kopacak da oradan ayrılmadan kopmuş olacak. "

 

"Sanki sen onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar." Müfessirler bunun manası konusunda farklı görüşlere sahiptirler. Avfi'nin İbn Abbas (r.a.)'tan rivayetinde olduğu gibi kimisi, "Sanki seninle onlar arasında bir muhabbet varmış, sanki sen onların arkadaşıymışsın gibi" manasında olduğunu söylemiştir. İbn Abbas (r.a.) der ki: İnsanlar Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e kıyameti sorarken kendilerinin dostuymuş gibi bir tarzda sordular. Bunun üzerine Allah (c.c) ona kıyamet bilgisinin sadece kendi katında olup onu kendisine sakladığını, ne bir yakın meleğini ne de bir neblsini ondan haberdar etmediğini bildirdi. Katade der ki: Kureyşliler Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e "Bizimle senin aranda akrabalık var. Onun için kıyametin ne zaman kopacağını bize bir sır olarak bildir" dediler. Bunun üzerine Allah (c.c) "Sanki sen onu biliyormuşsun gibi sana soruyorlar." buyurdu. Mücahid, İkrime, Ebu Malik ve Süddi’den de böyle rivayet edilmiştir. Görüşlerden biri budur. Mücahid’den gelen sahih rivayete göre ise -ki o İbn Ebi Necih ile başkalarının rivayetidir- manası şöyledir: "Sanki sen onun vaktini ısrarla öğrenmeye çalışıp da öğrenmişsin gibi." Dahhak da İbn Abbas (r.a.)'tan böyle rivayet etmiştir. Onun rivayetinde İbn Abbas (r.a.) şöyle der: ''Onu bilmediğin halde sanki biliyormuşsun gibi."

 

"De ki: Onun bilgisi ancak Allah'ın katındadır." Ma'mer, bazılarından şöyle rivayet eder: Manası "sanki onu biliyormuşsun gibi." Abdurrahman b. Zeyd der ki: Yani, sanki sen onu biliyormuşsun gibi. Oysa Allah (c.c) onun bilgisini tüm mahlukatından gizlemiştir. Abdurrahman b. Zeyd daha sonra, ''Kıyamet vakti hakkındaki bilgi, ancak Allah'ın katındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde olanı O bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Yine hiç kimse nerede öleceğini bilemez. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir, her şeyden haberdardır." (Lokman, 34) ayetini okumuştur. Bu görüş mana bakımından diğerinden tercihe daha şayandır. Doğrusunu en iyi Allah bilir. O yüzden Allah (c.c) daha sonra "De ki: Onun bilgisi ancakAllah'ın katındadır; ama insanların çoğu bilmezler. " buyurmuştur.

 

 

[3224] Bu sebeple Cebrail (a.s) insanlara dinlerini öğretmek için bedevi kılığında geldiğinde Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanına öğrenmek için soru soran kimsenin oturuşu gibi oturmuş, İslam'ın ne olduğunu sormuş, sonra imanı, sonra da "ihsanı sormuş, daha sonra "Peki kıyamet ne zaman kopacak?" demişti. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona "Sorulan kişi bu konuda soran kişiden daha çok bilgiye sahip değildir." diye cevap vermişti. Yani, ben bunu senden daha iyi bilmiyorum. Hiç kimse de diğerinden daha iyi bilemez. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bunu söyledikten sonra "Kıyamet vakti hakkındaki bilgi, ancak Allah'ın katındadır. Yağmuru O yağdırır, rahimlerde olanı O bilir. Hiç kimse yarın ne kazanacağını bilemez. Yine hiç kimse nerede öleceğini bilemez. Şüphesiz Allah, her şeyi bilendir, her şeyden haberdardır. " (Lokman, 34) ayetini okudu. Başka bir rivayete göre Cebrail (a.s) ardından kıyametin alametlerini sordu, Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de ona kıyametin alametlerini söyledi. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sadece Allah'ın bildiği beş şeyarasında da bunu zikretti ve bu ayeti okudu. Cebrail (a.s) her cevaptan sonra "Doğru söyledin" diyordu. O yüzden sahabiler soru soran kimseye hayret ettiler; hem soruyor, hem de doğru cevap verdiğini söylüyordu. Cebrail (a.s) oradan ayrıldıktan sonra Allah Rasulü "Bu Cebrail'dir. Size dininizi öğretmek için geldi." buyurdu. Başka bir rivayette Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Cebrail (a.s) hangi surette geldiyse onu tanıdım. Fakat bu suretinde tanıyamadım. " buyurmuştur. Allah'a hamd-u senalar olsun bu hadisi farklı tarikleri ve lafızlarıyla, sahih, hasen ve müsned rivayetleriyle Şerhu'l-Buhari isimli kitabımın başında zikrettim.

 

 

[3225] Bedevi biri ona yüksek sesle "Ey Muhammed" diye seslendiğinde Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de ona aynı tonda "Söyle" buyurdu. Bedevi: Ey Muhammed! Kıyamet ne zaman kopacak? diye sordu. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Yazıklar olsun sana! Kıyamet elbette kopacak da sen onun için ne hazırlık yaptın?" diye sordu. Bedevi: Ona hazırlık olarak yaptığım ne çok namazım ne de çok orucum var. Fakat ben Allah'ı ve rasulünü seviyorum." dedi. Bunun üzerine Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Kişi sevdiğiyle beraberdir" buyurdu. Bunu işitince Müslümanlar başka hiçbir şeye sevinmedikleri kadar sevindiler. Bu hadis bir çok tarikle bir grup sahabiden rivayet edilmiş olup Buhari ve Müslim'in Sahih'lerinde yer almaktadır. Buna göre Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem), "Kişi sevdiğiyle beraberdir" buyurmuştur. Bir çok sağlam hadis alimine göre bu mütevatir bir hadistir. Hadisten ayrıca, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in insanlar bilmeleri gerekmeyen bir şey sorduklarında onları haklarındaki daha önemli olana yönlendirdiği sonucunu çıkarıyoruz ki burada o, kıyametin bizzat ne zaman kopacağını bilmeseler de onun için hazırlık yapmaları, başa gelmeden evvel onun için hazırlanmalarıdır.

 

 

[3226] O yüzden Müslim'in Aişe (r.anha)'dan yaptığı rivayette o şöyle demiştir: Bedeviler Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanına geldiklerinde ona kıyameti sorarlar, "Kıyamet ne zaman?" derlerdi. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlardan yaşı en küçük olana baktı ve "Bu yaşarsa, ona ihtiyarlık çökmeden sizin kıyametiniz kopmuş olur" buyurdu. Bununla onların Ahiret yurdunun Berzah'ına gitmelerine yol açan ölümlerini kastetmiştir.

 

 

[3227] İmam Müslim daha sonra Enes b. Malik (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Bir adam Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e kıyameti sordu. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in yanında Ensardan Muhammed denilen bir genç vardı. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Eğer bu genç yaşarsa, muhtemelen ona ihtiyarlık erişmeden kıyamet kopmuş olur." buyurdu. 

 

 

[3228] İmam Müslim, Enes b. Malik (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Bir adam Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e kıyameti sordu. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kısa bir süre sustuktan sonra önündeki Ezd Şenue kabilesinden bir çocuğa bakarak "Eğer şu Ömer yaşarsa ona ihtiyarlık erişmeden kıyamet kopar." buyurdu. Enes b. Malik (r.a.):

O çocuk benim akranımdı, demiştir.

 

 

[3229] İmam Buhari, Enes b. Malik (r.a.)'tan şöyle nakleder: Muğ!re b. Şu'be'nin bir kölesi -ki benim akranlarımdandı- yoldan geçerken Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Buna ömür verilirse ihtiyarlık çökmeden kıyamet kopar. "

 

 

[3230] Bunu İmam Buhari Sahih'inin el-Edeb kitabında Enes b. Malik (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Bedevilerden birisi "Ya Rasulallah! Kıyametin ne zamandır?" diye sordu .... Hadisin sonlarında: Derken oradan Muğıre b. Şu'be'nin bir kölesi geçti. .. denilmiştir. Bu rivayetlerdeki mutlak "kıyamet" ifadesi Aişe (r.anha)'nın rivayetindeki "sizin kıyametiniz" şeklindeki kayıtlı ifadedeki manaya yorumlanır.

 

 

[3231] İbn Cüreyc'in Ebu Zübeyr'den naklettiğine göre o Cabir b. Abdullah'ı şöyle derken işitmiş: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i vefatından bir ay önce şöyle buyururken işittim: "Siz bana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorsunuz. Oysa onun bilgisi Allah (c.c) katındadır. Allah'a (c.c) yemin ederim ki şu gün yeryüzüne gelmiş bulunan hiçbir nefsin (insanın) üzerinden yüz yıl geçmeyecek. .. " Bunu Müslim rivayet etmiştir.

 

 

[3232] Buhari ve Müslim'in Sahih'lerinde İbn Ömer (r.a.)'dan yapılan benzer bir rivayette İbn Ömer (r.a.) şöyle demiştir: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) mevcut kuşağın biteceğini kastetmiştir.

 

 

[3233] İmam Ahmed b. Hanbel, İbn Mes'ud (r.a.)'tan şöyle nakleder: "İsra gecesi götürüldüğümde İbrahim (a.s), Musa (a.s) ve İsa (a.s) ile karşılaştım. Aralarında kıyamet hakkında konuşuyorlardı. Sonunda işi İbrahim (a.s)'a havale ettiler. İbrahim (a.s): Onun hakkında hiçbir şey bilmiyorum, dedi. Sonra Musa (a.s)'dan cevap istediler. O da: Hakkında hiçbir şey bilmiyorum, dedi. Sonra sözü İsa (a.s)'a bıraktılar. O da: Onun ne zaman tahakkuk edeceğini Aziz ve Celil olan Allah'tan başkası bilmez. Aziz ve Celil olan Rabb'imin bana bildirdiğine göre Deccal ortaya çıkacak ve bende iki demir çubuk olacak. Deccal onları gördüğünde kurşunun eridiği gibi eriyecek. Böylece Allah (c.c) onu, beni gördüğü zaman yok edecek. Taş ve ağaç "Ey Müslüman, altımda bir kafir var, gel de onu öldür" diyecek. Allah (c.c) onları da yok edecek. Sonra insanlar yurtlarına ve vatanlarına dönecekler. O anda Ye' cüc ve Me' cüc çıkacak. Her bir tepeden akın edecek ve yurtlarını çiğneyecekler. Neyln yanından geçseler onu yok edecek, hangi suyun yanından geçseler onu içip bitirecekler. Sonra insanlar bana gelip onlardan dert yanacaklar. Ben de onlara beddua edeceğim. Bunun üzerine Allah (c.c) onları helak ve yok edecek. Öyle ki yeryüzü onların pis kokusuyla dolacak. Yani, her yeri onların pis kokusu kaplayacak. Ardından Allah (c.c) yağmur yağdıracak. Yağmur onların cesetlerini sürükleyerek denize atacak. İmam Ahmed b. Hanbel der ki: Ravilerden Yezid b. Harun burada şunu ekledi:

 

Sonra dağlar kökünden sökülecek, yeryüzü derinin (yere) açılıp serildiği gibi serilecek. Yezid b. Harun daha sonra Hüşeym'den yaptığı rivayete dönerek şöyle devam etti: Aziz ve Celil olan Rabb'imin bana bildirdiğine göre bunlar olduğunda kıyamelin kopması artık doğurma vakti gelmiş hamile gibidir. Yeryüzü halkı onun gece veya gündüz ne zaman aniden geleceğini bilemezler."

 

Bunu İbn Mace de Bindar'ın Yezid b. Harun'dan, onun Avam b. Havşeb'den aynı senetle ve benzer lafızla nakliyle rivayet etmiştir. Bunlar ulü'l-azim Peygamberlerin en büyükleridir. Buna rağmen kıyametin bizzat ne zaman kopacağına dair bilgileri yoktur. İşi Hz. İsa (a.s)'a havale etmişler, o da alametlerinden bahsetmiştir. Çünkü bu ümmetin sonunda Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in hükümlerini uygulamak üzere inecek, Mesih Deccal'ı öldürecek, Allah (c.c) Ye'cüc ve Me'cüc'ü onun duasının bereketiyle yok edecek. İşte İsa (a.s) Allah'ın (c.c) kendisine bildirdiklerini haber vermiştir.

 

 

[3234] İmam Ahmed b. Hanbel Huzeyfe (r.a.)'tan şöyle nakleder: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e kıyamet soruldu. O şöyle buyurdu: "Onun bilgisi Rabb'imin katındadır. Onu kesin bir şekilde ancak O bilir.

 

Fakat size onun alametlerini ve hemen öncesinde olacakları bildireceğim. Onun hemen öncesinde fitne (kargaşa) ve herec vardır. " Ya Rasulallah! Fitneyi biliyoruz, herec nedir? dediler. "Habeşistanlıların dilinde ölüm demektir. İnsanlar arasına yabancılık konulacak ve hemen hemen kimse kimseyi tanımayacak. " buyurdu. Kütüb-i Sitte müelliflerinden hiçbiri bunu bu vecihten rivayet etmemiştir ..

 

 

[3235] Veki', İbn Ebi Halid'den, o Tarık b. Şihab'dan şöyle rivayet etmiştir: Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Sana kıyameti, ne zaman gelip çatacağını soruyorlar ... " ayeti nazil oluncaya kadar sürekli kıyametten bahsederdi ..''  Bunu Nesai, İsa b. Yunus'un İsmail b. Ebu Halid'den bu senetle rivayet etmiştir. Senedi ceyyit ve kuvvetlidir.

 

 

[3236] Peygamberlerin efendisi ve sonuncusu olan, rahmet Peygamberi, tevbe Peygamberi, savaş Peygamberi, bütün Peygamberlerden sonra onların sonuncusu olarak gelen Peygamber, insanların ayakları önünde toplanacağı bu ümmi Peygamber Enes b. Malik (r.a.) ve Sehl b. Sa'd'dan nakledilen sahih bir hadiste, işaret parmağıyla sonraki parmağını birleştirerek: "Ben, benimle kıyamet arası bu kadar iken Peygamber gönderildim. " buyurmuştur. Bütün bunlara rağmen Allah Teala ona, sorulduğunda kıyamet vaktinin bilgisini Allah'a havale etmesini emretmiştir: "De ki: Onun bilgisi ancak Allah'ın katındadır; ama insanların çoğu bilmezler."

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

188. De ki: Ben, Allah'ın dilediğinden başka kendime herhangi bir fayda veya zarar verecek güce sahip değilim. Eğer ben gaybı bilseydim elbette daha çok faydalar edinirdim ve bana hiçbir fenalık dokunmazdı. Ben sadece inanan bir kavim için bir uyarıcı ve müjdeleyiciyim.