İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

A’raf Suresi

201 ve 202.ayetler

 

Müttaki ile Şeytan Dostu Farkı:

 

201. Takvaya erenler var ya onlara şeytan tarafından bir vesvese dokunduğunda hatırlayıp hemen gerçeği görürler.

202. Şeytanların dostlarına gelince, şeytanlar onları, azgınlığa sürüklerler. Sonra da yakalarını bırakmazlar.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah emirlerini yerine getiren ve yasaklarını terk eden takvaya ermiş kulları hakkında şu bilgiyi veriyor: ''onlara şeytan tarafından bir vesvese" ayetteki vesvese manasına gelen ''.....'' kelimesini diğer bütün kurralar ''......'' şeklinde okumuşlardır. Bu hususta rivayet edilen bir hadis vardır. Bunlar iki meşhur kıraattir. Kimisi bunların aynı manaya geldiklerini söylerken kimisi aralarında fark bulunduğunu söylemiştir. Onlardan bazıları kelimeyi "öfkelenmek", bazıları "şeytanın sara ve benzeri şekillerde çarpması", bazıları günah işlemeye niyetlendirmesi, bazıları ise günaha düşürmesi diye tefsir etmişlerdir. "dokunduğunda" yani, vesvese geldiğinde "hatırlayıp" yani Allah'ın (c. c) cezasını, bol mükafatını, vaad ve tehdidini hatırlayıp Allah'a tevbe edip, çok geçmeden hemen Allah'a sığınıp ve ona dönüp "hemen gerçeği görürler. " Yollarının istikametini düzeltir ve kendilerine gelerek içinde bulundukları halden çıkarlar.

 

 

[3246] Hafız İbn Merduyeh burada Ebu Hureyre (r.a.)'tan naklettiği şu hadisi zikretmiştir: Sara hastalığı bulunan bir kadın Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelerek "Ya Rasulallah! Bana şifa vermesi için Allah’a dua et." dedi. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "İstersen senin için dua edeyim ve Allah sana şifa versin. İstersen sabret ve (kıyamet gününde) hesaba çekilme." buyurdu. Kadın: "Hayır, öyleyse sabredeyim ve hesaba çekilmeyeyim." dedi.

 

 

[3247] Bunu Sünen sahiplerinden bir çoğu rivayet etmiştir. Onların rivayetlerindeki ifade şöyledir: Kadın "Ya Resulullah! Ben saraya tutuluyor ve üstümü açıp saçıyorum. Bana dua et." dedi. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "İstersen şifa vermesi için Allah'a dua edeyim. İstersen sabret ve Cennet senin olsun." buyurdu. Bunun üzerine kadın: Öyleyse sabrediyorum ve cennet benim olsun. Ancak açılıp saçılmamak için Allah'a dua et." dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de dua etti. Ondan sonra kadın hiç açılıp saçılmıyordu. Bunu Hakim de Müstedrek'inde rivayet etmiş ve "Buhari ve Müslim tahric etmemiş olsalar da Müslim'in koşullarını taşıyan sahih bir hadistir" demiştir.

 

Hafız İbn Asakir tarih kitabında Amr b. Cami'in tercemesinde şu olayı zikreder: Bir genç bir camiye çekilmiş sürekli ibadet ediyordu. Bir kadın ona göz dikti ve kendisine çağırdı. Kadının ısrarlı çağrısı sonunda genç bir gün neredeyse onunla evine girecek oldu. Tam o esnada Allah'ın "Takvaya erenler var ya onlara şeytan tarafından bir vesvese dokunduğunda hatırlayıp hemen gerçeği görürler. " buyruğunu okudu ve o anda baygın halde yere düştü. Bir süre sonra ayıktığında yine bu ayeti okudu ve öldü. Hz. Ömer (r.a.) babasına taziyeye gitti. Genç geceleyin defnedilmişti. Hz. Ömer (r.a.) beraberindekilerle birlikte onun cenaze namazını kıldı. Sonra gence "Ey genç "Rabbinin huzurunda durmaktan korkan kimselere iki Cennet vardır. " (Rahman,46) dedi. Genç kabrin içinden "Ey Ömer! Aziz ve Celil olan Rabb'im onları bana Cennette iki defa verdi." dedi.

 

"Şeytanların dostlarına" yani insanlardan olan dostlarına gelince. Bu ifade, "Zira böylesine saçıp savuranlar şeytanların dostlarıdırlar." (İsra, 27) ayetindeki gibidir. Bunlar şeytanların izinden giden, onlara kulak veren ve emirlerini kabul edenlerdir. "gelince, şeytanlar onları, azgınlığa sürüklerler. " Yani, şeytanlar günahları işlemede onlara yardım eder, kendilerine kolaylaştırır ve güzel gösterirler. İbn Kesir: Medd (uzatmak, çekmek vs. manalara gelir) fazlalık demektir, demiştir. Bu durumda mana şöyle olur; onların azgınlıklarını artırırlar. Yani cehaletlerini ve beyinsizliklerini artırırlar. "Sonra da yakalarını bırakmazlar." Kimine göre mana şöyledir: insanlar da onları yapmaktan geri durmazlar. Yani, şeytanlar azgınlıklara sürüklerler, insanlar da onları yapmaktan geri durmazlar. Nitekim Ali b. Ebi Talha'nin İbn Abbas (r.a.)'tan naklettiğine göre o bu ayeti "Ne insanlar günahları işlemekten geri dururlar, ne de şeytanlar onların yakalarını bırakırlar." diye tefsir etmiştir. Kimine göre mana Avfi'nin İbn Abbas (r.a.)'tan naklettiği gibidir: ayette kastedilenler cinlerdir. Onlar insanlardan dostlarına kötülüğü fısıldarlar ve bundan hiç bıkmazlar. Süddi ve başkaları da aynı manada şöyle demişlerdir: Yani, şeytanlar insanlardan olan dostlarını kötülüklere sürüklerler ve bunda hiç bıkıp usanmazlar. Çünkü bu onların tabiat ve seciyesidir. "....." Yani, batıla sürüklemede gevşeklik göstermez ve onu bırakmazlar. Yüce Allah'ın şu buyruğunda ifade ettiği gibi: "(Resulüm!) Görmedin mi? Biz, kafirlerin üzerine, kendilerini sürekli (isyankarlığa) sevkeden şeytanları gönderdik." (Meryem, 83) İbn Abbas (r.a.) ve başkaları bu ayete:

 

Onları sürekli biçimde dürtükleyerek günahlara düşürmeye çalışan şeytanları gönderdik, manası vermişlerdir.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

203. Onlara bir mucize getirmediğin zaman, 'onu da düzüp koşsaydın ya!" derler. De ki: Ben ancak Rabbimden bana vahyolunana uyarım. Bunlar, Rabbinizden gelen gözleri açacak delillerdir, inanan bir kavim için hidayet ve rahmettir.