İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Enfal Suresi

47 – 49.ayetler

 

Şeytanın Kibir ve Gurura Sevk Ettiği Kimseler:

 

47. Çalım satmak, insanlara gösteriş yapmak ve Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkanlar gibi olmayın. Allah onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır.

48. Hani şeytan onlara yaptıklarını güzel gösterdi de, "Bugün insanlardan size galip gelecek kimse yoktur, şüphesiz ben de sizin yardımcınızım" dedi. Fakat iki ordu birbirini görünce ardına döndü ve "Ben sizden uzağım, ben sizin göremeyeceğinizi görüyorum, ben Allah'tan korkuyorum; Allah'ın azabı şiddetlidir" dedi.

49. O zaman münafıklarla kalplerinde hastalık bulunanlar, "Bunları, dinleri aldatmış" diyorlardı. Halbuki kim Allah'a dayanırsa, bilsin ki Allah mutlak galiptir, hikmet sahibidir.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah mü'minlere, kendi yolunda savaşta ihlaslı olmayı ve O'nu (c.c) çok zikretmeyi emrettikten sonra, bazı hususlarda müşriklere benzemekten nehyederek şöyle buyuruyor: "Çalım satmak" yani, hakikate karşı koymak "insanlara gösteriş yapmak" yani onlara karşı büyüklenmek ve böbürlenmek "ve Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkanlar gibi olmayın." Nitekim kEtndisine "Kervan kurtuldu. Geri dönün" denildiğinde Ebu Cehil "Hayır, Vallahi hepimiz Bedir kuyusuna gidip üç gün kalmadan. orada yemek yiyip develeri kesip içki içmeden ve cariyeler şarkı söylemeden geri dönmeyiz. Böylece Araplar sonsuza dek o gündeki durumumuzu anlatıp duracaklar." demişti. Fakat durum tamamen tersine döndü. Çünkü onlar Bedir kuyusuna değil sanki Cehennem ateşine vardılar. Bedir topraklarında zelil ve hakir bir halde bedbahtlar olarak sonsuz ve ebedi bir azaba atıldılar. O yüzden Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Allah onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır. " Yani, onların neyle ve niçin geldiklerini bilmektedir. O yüzden onları en kötü bir şekilde cezalandırdI. İbn Abbas (r.a.), Mücahid, Katade, Dahhak ve Süddi "Çalım satmak, insanlara gösteriş yapmak ve Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından çıkanlar gibi olmayın. Allah onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır." ayetinin Bedir gününde Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile savaşan müşrikler hakkında olduğunu söylemişlerdir. Muhammed b. Ka'b der ki: Kureyşliler Mekke’den Bedir’e doğru yanlarında cariyeler ve deflerle çıktılar. Bunun üzerine Allah (c.c), "Çalım satmak, insanlara gösteriş yapmak ve Allah yolundan alıkoymak için yurtlarından Çıkanlar gibi olmayın. Allah onların yaptıklarını çepeçevre kuşatmıştır. " ayetini nazil etti.

 

"Hani şeytan onlara yaptıklarını güzel gösterdi de, "Bugün insanlardan size galip gelecek kimse yoktur, şüphesiz ben de sizin yardımcınızım. " dedi. " Mel'un şeytan yaptıkları ve niyetlendikleri şeyi onlara güzel göstermişti. Bugün insanlardan onları yenecek kimse bulunmadığını söyleyerek iştahlarını kabartmış, düşmanları Bekiroğullarından bir zarar gelmeyeceği vesvesesi vererek bu korkuyu onlardan gidermiş, onlara "Ben de kesinlikle size yardım edeceğim." demişti. Zira onlara, bölgesinde büyük bir insan olan Beni Müdlic kabilesinin reisi Süraka b. Malik b. Cü'şüm kılığında gözükmüştü. Nitekim Yüce Allah başka ayette "(Şeytan) onlara söz verir ve onları ümitlendirir; halbuki şeytanın onlara söz vermesi aldatmacadan başka bir şey değildir." (Nisa, 120) buyurur. İbn Cüreyc der ki: İbn Abbas (r.a.) bu ayet hakkında şöyle dedi: Bedir günü geldiğinde şeytan sancağı ve ordusuyla birlikte müşriklerle yola çıktı. Müşriklerin kalbine "Hiç kimse size galip gelemeyecek.

 

Ben kesinlikle sizin yardımcınız olacağım" diye vesvese verdi. Ordular karşılaştığında ise meleklerin desteğini görür görmez, "Ben sizin görmediklerinizi görüyorum" diyerek geri dönüp gitti.

 

 

[3378] Ali b. Ebi Talha, İbn Abbas (r.a.) şöyle nakleder: İblis Bedir günü Beni Müdlic kabilesinden bir adamın, yani Süraka b. Malik b. Cü'şüm'ün suretinde geldi. Yanında bir şeytan ordusu ile bayrağı vardı. Müşriklere "Bugün sizi yenecek hiç kimse yoktur ve ben kesinlikle sizin yardımcınız olacağım" dedi. İnsanlar (savaşmak üzere) saf olduklarında Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir avuç toprak alıp müşriklerin yüzlerine attı. Bunun üzerine arkalarını dönüp kaçtılar. Cebrail (a.s) İblis'e doğru gitti. İblis onu gördüğünde bir müşrikin elinde olan elini çekti ve arkasını dönüp adamlarıyla birlikte kaçtı. Bunun üzerine adam: "Ey Süraka, sen bize mutlaka yardım edeceğini söylememiş miydin?" dedi. Şeytan da şu cevabı verdi: "Ben sizden uzağı m, ben sizin göremeyeceğinizi görüyorum, ben Allah'tan korkuyorum; Allah'ın azabı şiddetlidir. "

 

 

[3379] Muhammed b. İshak, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: Şeytan Süraka b. Malik b. Cü'şüm suretinde Kureyş'le birlikte yola çıktı. Savaşa tanık olup melekleri görünce arkasını dönüp kaçtı ve "Ben sizden uzağım .. " dedi. Haris b. Hişam onu yakalamaya çalıştı ve şeytan koşarken yüzü üzeri yere düştü. Ona "Ey Süraka, yazıklar olsun sana, bizi bu halde yalnız bırakıp gidiyor ve bizden ayrılıyorsun?" denilince şeytan şu cevabı verdi:

 

"Ben sizden uzağı m, ben sizin göremeyeceğinizi görüyorum, ben Allah'tan korkuyorum; Allah'ın azabı şiddetlidir. "

 

 

[3380] Muhammed b. Ömer el-Vakidi, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: İnsanlar (iki ordu) karşılaştıklarında Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bayıldı, sonra kendine geldi. Cebrail (a.s)'m bir orduyla sağ taraflarında, Mikail'in bir orduyla sol taraflarında, İsratil'in de başka bir bin kişilik orduyla orada bulunduğunu insanlara müjdeledi. İblis, Süraka b. Malik b. Cü'şüm el-Müdlici suretinde görünmüştü. Müşrikleri tahrik ve teşvik etti, insanlardan onlara galip gelecek hiç kimsenin olmadığını söyledi. Ancak Allah'ın düşmanı melekleri görünce arkasını dönüp kaçtı ve "Ben sizden uzağı m, ben sizin göremeyeceğinizi görüyorum, ben Allah'tan korkuyorum" dedi. Sözünü işiten Hafis b. Hişam onun Süraka olduğunu görünce onu yakalamaya yeltendi. İblis Haris'in göğsüne vurdu ve yere düşürdü. Sonra oradan ayrıldı ve gözlerden kayboldu. Nihayet denize düşerken ellerini kaldırıp "Rabbim, bana vaad ettiğin günü getir." derken görülebildi. Taberani'de de Rifaa b. Rafi'den buna yakın ve daha uzun bir rivayet vardır ki onu Siret kitabında zikrettik.

 

 

[3381] Muhammed b. İshak, Urve b. Zübeyr (r.a.)'tan şöyle nakleder: Kureyşliler yola çıkmaya karar verdiklerinde Bekir oğulları ile aralarında geçen savaşı hatırladılar. Bu onları neredeyse kararlarından döndürecekti ki tam o sırada İblis, Süraka b. Malik b. Cü'şüm el-Müdlici suretinde gözüktü. Süraka Beni Kinane kabilesinin eşrafındandI. Onlara "Ben Kinane kabilesinden size hoşlanmayacağınız şeyin gelmesinden korur ve engellerim" dedi. Bunun üzerine hızla yola çıktılar. Muhammed b. İshak der ki: Bana anlatıldığına göre onlar her bir menzilde onu Süraka b. Malik b. Cü'şüm el-Müdlici suretinde görüyor, ancak garipsemiyorlardı. Nihayet Bedir günü gelip iki ordu karşılaştığında ökçesi üzeri dönüp kaçarken onu Haris b. Hişam -veya Umeyr b. Vehb- gördü ve "Nereye ey Süraka?" dedi. Bunun üzerine Allah'ın düşmanı gözlerden kayboldu. Ravı der ki: Şeytan onları savaşa götürdü, sonra ihanet ederek onları yalnız ve yardımsız bıraktı. Urve b. Zübeyr devamla şöyle der: Allah'ın düşmanı O'nun (c.c), peygamberini (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve mü'minleri desteklemek için gönderdiği askerlerini gördü ve ökçeleri üzeri geri döndü. "Ben sizden uzağım, ben sizin göremeyeceğinizi görüyorum" dedi. Allah'ın düşmanı doğru söylemiştir. O yine "ben Allah'tan korkuyorum; Allah’ın azabı şiddetlidir" demiştir.

 

Süddi, Dahhak, Hasan-ı Basrl, Muhammed b. Ka'b el-Kurazi ve başkalarından da (Allah onlara rahmet eylesin) böyle rivayet edilmiştir. Katade der ki: Bize zikredildiğine göre İblis Cebrail (a.s) ile birlikte meleklerin indiklerini görünce Allah'ın düşmanı onlara karşı koyamayacağını bildi ve "Ben sizden uzağı m, ben sizin göremeyeceğinizi görüyorum" dedi. Allah'ın düşmanı yalan söylemiştir. Vallahi onda Allah korkusu yoktur. Fakat karşı koyacağı hiçbir güç ve kuvvetinin bulunmadığını bilmişti. Allah düşmanının kendisine itaat edenler ve peşinden gidenler hakkında ki adeti daima budur. Hak ile batıl karşı karşıya geldiklerinde onları en kötü şekilde yalnız bırakır ve onlardan uzaklaşır. Ben derim ki: Katade'nin İblis'in kendisine itaat edenler hakkında ki adetinden kastı Allah'ın (c. c) şu ayette bahsettiği şeydir: "Münafıkların durumu tıpkı şeytanın durumu gibidir. Çünkü şeytan insana "İnkar et" der. İnsan inkar edince de: Ben senden uzağzm. Çünkü ben alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım, der." (Haşr, 16)

 

Allah bir ayette de şöyle buyurur: "(Hesapları görülüp) iş bitirilince, şeytan diyecek ki: "Şüphesiz Allah size gerçek olanı vadetti, ben de size vadettim ama, size yalancı çzktım. Zaten benim size karşı bir gücüm yoktu. Ben, sadece sizi (inkara) çağırdım, siz de benim davetime hemen koştunuz. O halde beni yermeyin, kendinizi yerin. Ne ben sizi kurtarabilirim, ne de siz beni kurtarabilirsiniz! Kuşkusuz daha önce ben, beni (Allah'a) ortak koşmanızı reddettim. " Şüphesiz zalimler için elem verici bir azap vardır." (İbrahim, 22)

 

 

[3382] Yunus b. Bükeyr, Muhammed b. İshak'tan ... o da Beni Saide kabilesinden bir adamdan şöyle nakleder: Ebu Üseyd Malik b. Rebia'yı gözünü kaybettikten sonra şöyle derken işittim: "Şimdi gözüm açık halde sizinle Bedir' de olsaydım meleklerin çıkıp geldikleri vadiyi hiç şüphe ve tereddüt etmeden gösterirdim." 

 

Melekler inip İblis onları görünce Allah (c.c) meleklere "Muhakkak ben sizinle beraberim; haydi iman edenleri sebat ettirin" demişti. Onların sebat etmeleri şöyleydi: Melekler birine onun tanıdığı bir kişi suretinde geliyor ve "Sevin! Zira onlar hiçbir şey değiller. Allah sizinledir. Onlara saldırın" diyorlardı. İblis melekleri görünce ökçesi üzeri geri döndü ve "Ben sizden uzağım, ben sizin göremeyeceğinizi görüyorum" dedi. İblis Süraka suretindeydi. Bunun üzerine Ebu Cehil adamlarına yönelerek onları savaşa teşvik etmeye ve "Sakın Süraka'nın sİzi yalnız bırakması sizi korkuya düşürmesin. Zira o Muhammed ve ashabıyla daha önce anlaşmıştı." Demeye başladı. Ebu Cehil daha sonra: "Lat ve Uzza'ya and olsun ki Muhammed ve arkadaşlarını iplere bağlamadan dönmeyeceğiz. Onları öldürmeyin, yakalayıp getirin." dedi. Ebu Cehil'in bu sözü sihirbazlar iman ettiklerinde Firavun'un onlara söyledikleri sözlere benzemektedir: "Bu, hiç şüphesiz şehirde, halkını oradan çıkarmak için kurduğunuz bir tuzaktır. " (A'raf, 123) "Hakikat şu ki o, size büyü öğreten ulunuzdur." (Taha, 71) Bu bir yalan ve iftiradır. O yüzden Ebu Cehil bu ümmetin Firavun'u idi.

 

 

[3383] İmam Malik Ubeydullah b. Keriz'den şöyle nakleder: Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "İblis Bedir günü dışında, Arafat gününden daha zelil, hakir ve kinli görülmedi. Bu, indiğini gördüğü rahmetten ve günahların affedilmesinden dolayıdır." Sahabiler: "Ya Resulullah! O Bedir günü ne gördü?" dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Cebrail (a.s) 'ı, melekleri savaş için sıraya dizip düzene koyarken gördü." buyurdu.

 

"O zaman münafıklarla kalplerinde hastalık bulunanlar, "Bunları, dinleri aldatmış" diyorlardı." Ali b. Ebi Talha, İbn Abbas (r.a.)'tan bu ayet hakkında şöyle rivayet eder: İki taraf birbirine yaklaştığında Allah (c.c) Müslümanları müşriklerin gözünde, müşrikleri de Müslümanların gözünde az gösterdi. Müşrikler "Bunları, dinleri aldatmış" dediler. Bunu, gözlerinde az göründüklerinden dolayı dediler. Hiç bir şüphe duymadan, onları yeneceklerini sandılar. Allah (c.c) sonra şöyle buyuruyor: "Halbuki kim Allah'a dayanırsa, bilsin ki Allah mutlak galiptir, hikmet sahibidir. " Katade der ki: Müşrikler bir grup müslümanın Allah'ın bir emrinde titiz davrandıklarını görmüşlerdi. Bize anlatıldığına göre Allah'ın düşmanı Ebu Cehil Muhammed ve ashabının yanına geldiğinde azgın ve katı ca "Bugünden sonra Allah'a ibadet etmeyin" demişti. İbn Cüreyc der ki: "O zaman münafıklarla kalplerinde hastalık bulunanlar, "Bunları, dinleri aldatmış" diyorlardı." Onlar Mekke' deki bazı münafıklardı ve bunu Bedir günü demişlerdi. Amir eş-Şa'bi der ki: Müslüman olduklarını söyleyen bazı Mekke'liler, Bedir’e çıktıklarında Müslümanların azlığını görünce "Bunları, dinleri aldatmış" dediler. Mücahid, Allah'ın "O zaman münafıklarla kalplerinde hastalık bulunanlar, "Bunları, dinleri aldatmış" diyorlardı." buyruğu hakkında şöyle nakleder: Bunlar Kureyş'ten bir grup kişi olup şunlardı: Ebu Kays b. Velid b. Muğire, Ebu Kays b. Hıkih b. Muğire, Haris b. Zem'a b. Esved b. Muttalib, Ali b. Ümeyye b. Halef, As b. Münebbih b. Haccac. Bunlar İslam'dan şüphe halinde Kureyşlilerle Mekke'den çıktılar.

 

Şüpheleri onları bir kenarda tuttu. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in arkadaşlarının azlığını görünce "Bunları, dinleri aldatmış" da sayılarının azlığına ve düşmanlarının çokluğuna rağmen çıkıp gelmişler" dediler. Muhammed b. İshak b. Yesar da tamamen aynısını söylemiştir. İmam Taberi, Hasan-ı BasrI’den bu ayet hakkında şöyle nakleder: Bunlar Bedir günü savaşa katılmayan, bu yüzden de münafık adı verilen kimselerdir. Ma'mer der ki; Bazıları şöyle dediler: Bunlar Mekke'de iken İslam'ı sözde kabul eden bir takım kimselerdi ki Bedir günü müşriklerle birlikte çıkmışlardı. Müslümanların azlığını görünce "Bunları, dinleri aldatmış" dediler.

 

"Halbuki kim Allah'a tevekkül ederse" yani Allah'a dayanırsa "bilsin ki Allah mutlak galiptir, hikmet sahibidir." Allah'ın yanına sığınan ondan mahrum bırakılmaz. Zira Allah aziz ve güçlüdür, hükümranlığı büyüktür. Fiillerinde hikmetlidir; onu ancak yerli yerince yapar. Dolayısıyla yardımı hak edenlere yardım eder, aksini hak edenleri ise yardımsız bırakır.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

50. Melekler yüzlerine ve arkalarına vurarak ve "tadın cehennem azabını" diyerek o kafirlerin canlarını alırken onları bir görseydin!

51. İşte bu, ellerinizle yaptığınız yüzündendir, yoksa Allah kullara zulmedici değildir.