|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Tevbe Suresi 6.ayetler |
Ehl-i Zimmet'e Eman
Vermek:
6. Eğer müşriklerden
biri senden eman dilerse ona eman ver. Ta ki Allah'ın kelamını dinlesin. Sonra onu
emın olacağı yere kadar ulaştır. Bu, onların bilmeyen bir topluluk olmaları
sebebiyledir.
Tefsiri:
Allah Teala Peygamber'i
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e şöyle buyuruyor:
"Eğer" onlarla
savaşmanı emrettiğim, canlarını ve mallarını sana helal kıldığım
"müşriklerden biri senden eman dilerse, ona eman ver." İsteğini kabul
ederek ona güvence ver. "Ta ki Allah'ın kelamını işitip dinlesin."
Kendisine Kur'an'ı oku, ona karşı Allah'ın (c.c) hüccetini ikame edeceğin
dinden bazı şeyler anlat. "sonra onu güven içinde bulanacağı yerine
ulaştır." Yani, onu evine, yurduna ve güvenli mekanına ulaşana kadar
sürekli bir emniyet içinde bulundur. "Bu, onların bilmeyen bir kavim
olmalarından dolayıdır." Yani, böylesi kimseler hakkında eman hükmünü ancak
Allah'ın (c.c) dinini öğrensinler ve Allah'ın (c. c) davası kulları arasında
yayılsın diye koyduk.
İbn Ebi Necih,
Mücahid’den bu ayetin tefsiriyle ilgili şöyle rivayet etmiştir: Bir insan sana
söylediklerini ve Allah'ın sana indirdiklerini işitmek için gelirse o yanına
gelip Allah'ın kelamını işitene ve güvenli yere ulaşana kadar her yerde güven
içindedir. Bu yüzden Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) doğruyu
öğrenmek veya bir elçilik görevi olarak kendisine gelenlere eman verirdi.
Nitekim Hudeybiye günü onunla Kureyşliler arasındaki bir mesele için aralarında
Urve b. Mes'ud, Mikrez b. Hafs, Süheyl b. Amr'ın bulunduğu Kureyşli bir grup
ardı ardına gelip gittiklerinde Müslümanların Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'e onları dehşete düşürecek derecedeki ve daha önce hiçbir kral ve
Kayser' de görmedikleri tazim ve saygıyı gördüler. Kavimlerine döndüklerinde
onlara bunları anlattılar. Bu ve benzeri hadiseler birçoğunun hidayetinde en
büyük sebeplerden oldu.
[3469] Bu yüzden
Müseyleme-i Kezzab'ın elçisi Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e
geldiğinde ona "Müseyleme'nin Allah'ın elçisi olduğuna şahitlik ediyor
musun?" dedi. O "Evet" dedi. bunun üzerine Allah Resulü
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Elçilerin öldürülmemesi olmasaydı senin
boynunu vururdum." buyurdu. Nitekim İbn Mes'ud (r.a.)'ın Kufe valiliği
döneminde Allah (c. c) onun boynunun vurulmasını takdir etti. İbn Mes'ud (r.a.)
döneminde Müseyleme-i Kezzab'ın peygamberliğine şahitlik eden İbn Nevvaha
adında biri zuhur etmişti. İbn Mes'ud (r.a.) ona bir adam göndererek "Sen
şu anda elçi durumunda değilsin" dedi ve emredip boynunu vurdurdu. Allah
ona rahmet değil lanet etsin. Mesele şundan ibarettir; Bir kimse
Daru'l-harb'den Daru'l-islam'a bir elçilik, ticaret, barış veya sulh istemek,
cizye getirmek veya benzer sebeplerle gelir ve Müslümanların yöneticinden veya
onun yardımcısından eman isterse kendisine İslam ülkesinde bulunduğu sürece,
yurduna ve yuvasına dönene kadar güven içinde olacağına dair eman verilir.
Alimler şöyle demişlerdir: Ona İslam ülkesinde bir yıldan fazla kalma imkanı
tanımak caiz değildir. Dört ay ise caizdir. Bir yıl ile dört ayarasında İmam
Şafii ve diğer imamlardan nakledilen iki görüş vardır. (Allah onlara rahmet
eylesin).
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |