|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Tevbe Suresi 36.ayetler |
Haram Aylar:
36. Gökleri ve yeri
yarattığı günde Allah'ın yazısına göre Allah katında ayların sayısı on iki
olup, bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu doğru hesaptır. O aylar içinde (Allah'ın
koyduğu yasağı çiğneyerek) kendinize zulmetmeyin ve müşrikler nasıl sizinle
topyekün savaşıyorlarsa siz de onlara karşı topyekün savaşın ve bilin ki Allah
(kötülükten) sakınanlarla beraberdir.
Tefsiri:
[3528] İmam Ahmed b.
Hanbel, ... Muhammed b. Sirin'den, o Ebu Bekre (r.a.)'tan şöyle nakleder: Allah
Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ''Artık zaman (yani, ay ve günlerin
hesabı) Allah'ın (c.c) gökleri ve yeri yarattığı günkü haline dönmüştür. Yılan
iki aydır. Bunların dördü haram aylardır. Üçü peş peşe gelen Zilkade, Zilhicce
ve Muharrem ayları, dördüncüleri ise Cümadiye (Cümadiye'l-Ahir) ile Şaban
arasındaki Mudar'lzların Receb ayıdır. Bu ay hangi aydır?" buyurdu. Biz:
"Allah ve Rasulü daha iyi bilir." dedik. O kadar sustu ki onu farklı
bir isimle anacak sandık. "Bu ay Zilhicce ayı değil midir?" diye
sordu. "Evet Zilhicce ayıdır" dedik. "Peki, bu hangi
beldedir?" diye sordu. "Allah ve Rasulü daha iyi bilir" dedik.
Sustu. Öyle ki onu isminden başka bir isimle anacağını zannettik. "Bu
bilinen adı ile o belde değil midir?" diye sordu. "Öyledir"
dedik. "Peki, bugün hangi gündür?" diye sordu. "Allah ve Rasulü
daha iyi bilir" dedik. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sustu,
öyle ki onu isminden başka bir isimle anacak diye zannettik. "Bugün Nahr
(kurban) günü değil midir?" diye sordu. "Evet" dedik. Şöyle
buyurdu: "Şüphesiz kanlarınız ve mallarınız -ravilerden Muhammed:
"zannederim 've namuslarınız' da dedi" demiştir- size bu ayınızda ve
bu beldenizde bu gününüzün haram olduğu gibi haramdır. Yakında Rabbinizin
huzuruna çıkacaksınız ve size amellerinizi soracak. Dikkat edin, benden sonra
birbirinizin boynunu vuran dalalet ehli kimseler olarak gerisin geri dönmeyin.
Dikkat edin, burada bulunan bulunmayana tebliğ etsin. Olu ıki tebliğ ettiği
bazı kimseler bu sözlerimi işiten bazı kimselerden daha iyi beller ve daha iyi
öğüt alı!. " Bunu İmam Buhari -Tefsir Kitabı'nda ve başka yerlerde- ile
Müslim ise, Eyyub'un Muhammed b. Sirin'den, onun Abdurrahman b. Ebi Bekre
(r.a.)'tan, onun da babası Ebu Bekre'den nakliyle rivayet etmişlerdir.
[3529] İmam Taberi, Ebu
Hureyre (r.a.)'tan şöyle nakleder: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu: "Zaman Allah'ın (c.c) gökleri ve yeri yarattığı günkü
haline dönmüş bulunuyor. Gökleri ve yer. yarattığı günde Allah'ın yazısına göre
Allah katında ayların sayısı on iki olup. bunlardan dördü haram aylardır. Onlar
ardı ardına gelen üç ay ile Cumada ile Şaban arasındaki Mudar'lıların Receb
ayıdır. " Bunu Bezzar, Muhammed b. Ma'mer'den, gerisi aynı senetle rivayet
etmiştir. Sonra: Ebu Hureyre (r.a.)'tan sadece bu vecihten rivayet edilmiştir,
demiştir. Bunu İbr. Avn, Kurra ve İbn Sirin; Abdurrahman b. Ebi Bekre'nin,
babasından nakliyle böyle rivayet etmişlerdir.
[3530] Yine İmam Taberi,
İbn Ömer (r.a.)'tan şöyle nakleder Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
veda haccında, teşrik günlerinin ortasında Mina'da hutbe vererek şöyle dedi:
"Ey insanlar! Zaman dönmüştür ve o bugün Allah'ın (c.c) gökleri ve yeri
yarattığı gündeki gibidir. Şüphesiz Allah (c.c) katındaki aylar on ikidir ve
ondan dördü haram aylardır. Haram ayların ilki Cümadi (Cümadiye'l-Ahir) ile
Şaban arasındaki Recep ayı, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem aylarıdır. "
Bunu İbn Merduyeh de Musa b. Ubeyde'nin Abdullah b. Dinar'dan, onun İbn Ömer
(r.a.)'tan aynı veya benzeri bi! lafızla rivayet etmiştir.
[3531] Hammad b. Seleme,
Ali b. Yezid'den, o Ali b. Zeyd'den, o Eb6 Hurre er-Rukaşi'den, o da Rasulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in sahabelerinden olan amcasından şöyle rivayet
etmiştir: Ben teşrik günlerinin ortasında Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'in devesinin gemini tutmuş, insanları O'ndan uzaklaştırıyordum.
Rasulullah (insanlara yaptığı konuşmada) şöyle buyurdu: "İyi bilin ki
zaman artık dönmüş bulunmaktadır ve o Allah'ın (c.c)
f gökleri ve yeri
yarattığı gündeki şekildedir. Allah (c.c) katında ayların sayısı Allah'ın (c.c)
kitabında ifade edildiği gibi on ikidir. Onlardan dördü haramdır. Artık onlarda
kendinize zulmetmeyin. "
Said b. Mansur, İbn
Abbas (r.a.)'tan "bunlardan dördü haram aylardır. " buyruğu hakkında
şöyle nakleder: Onlar Muharrem, Recep, Zilkade ve Zilhicce aylarıdır.
Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) "Artık zaman (yani, ay ve günlerin hesabı) Allah'ın (c.
c) gökleri ve yeri yarattığı günkü haline dönmüştür." sözüyle vakit
vakıasının, onda hiçbir öne veya arkaya alma, ekleme veya eksiltme, geciktirme
veya değiştirme yapılmaksızın Allah'ın (c. c) ilk yarattığında yaptığı gibi
olduğunu onaylamakta ve teyit etmektedir.
[3532] Nitekim
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Mekke'nin haram (dokunulmaz, saygın)
olduğuna dair de: "Bu beldeyi Allah (c.c) gökleri ve yeri yarattığı günde
haram kılmıştır. Dolayısıyla o Allah'ın (c.c) haram kılmasıyla kıyamet gününe
kadar haramdır." buyurmuştur. Aynı şekilde burada da ''Artık zaman (yani,
ay ve günlerin hesabı) Allah'ın (c.c) gökleri ve yeri yarattığı günkü haline
dönmüştür. " buyurmuştur. Yani, Allah (c.c.) gökleri ve yeri yarattığında
onu nasıl yapmıştıysa bugün kitabındaki şer'i durumu da aynıdır.
Bazı tefsirciler ve
kelamcılar bu hadis hakkında şöyle demişlerdir:
Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'in "Artık zaman (yani, ay ve günlerin hesabı) Allah'ın
(c. c) gökleri ve yeri yarattığı günkü haline dönmüştür." buyruğundan
kastettiği şudur; Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in haccı o yıl
Zilhicce ayına denk gelmişti. Araplar ise haccı aylarda erteleme yaparak
senenin Zilhicce dışında bir çok vaktinde, hatta çoğu vakitlerinde
yapıyorlardı. Onlar Ebu Bekir Sıddik (r.a.)'ın hicretin dokuzuncu yılındaki
haccının Zilhicce ayında olduğunu iddia etmişlerdir. Haram ayları erteleme
konusunu anlatırken açıklayacağımız üzere, bu isabetli bir görüş değildir.
Bundan daha garibi ise, Taberani'nin seleften birinden rivayet ettiği ve içinde
"Veda haccı yılında Müslümanların, Yahudilerin ve Hristiyanlar'ın
haclarının bir güne, yani kurban gününe denk geldiğine" dair ifadeler
içeren hadistir.
Günlerin ve Ayların
isimlerine Dair Bir Fasıl:
Şeyh Alemüddin
es-Sehavi, "el-Meşhur fi Esmai'l-Eyyami ve'ş-Şuhur'' adını verdiği derleme
risalesinde şunları söyler: Muharrem ayına, haram kılınan ay olduğundan dolayı
bu isim verilmiştir. Bana göre bu isimlendirme haramlığını pekiştirmek içindir.
Çünkü Araplar onunla oynuyor ve bir yılda haram diğer yılda helal sayıyorlardı.
Sehavi devamla: Çoğulu Muharrema meharim ve meharım gelir, demiştir. Safer
ayına bu isim, onda savaş ve yolculuk için çıktıkları vakit kimse evinde
kalmadığından dolayı verilmiştir. Nitekim bir yerin boşaldığını ifade etmek
için ''......" (burası safer oldu. yani boşaldı) denilir. Çoğulu
Asfar'dır; cemel'in çoğulu ecmal olduğu gibi. Rebiu'l-Evvel (ilk bahar) ayına,
onda baharlık evlerinde oturduklarından dolayı bu ad verilmiştir. Çoğulu, hem
Nasib'in çoğulunun Ensiba geldiği gibi Erbia' (.....), hem Rağif'in çoğulunun
"Erğife" geldiği gibi Erbia (.....) olarak gelir. Rebiu'l-Ahir (son
bahar) ayına bu ad verilme sebebi Rebiu'l-Evvel ile aynıdır. Cümada ayına onda
suların cümad ettiğinden (donduğundan, dolayı böyle denmiştir. Sehavi ardından:
Onların hesabında aylar dönmezdi (her bir ay senenin belli mevsiminde sabitti),
demiştir. Fakat bu isabetli değildir. Çünkü ayları hilal hesabına dayalıydı
(her bir ay onun görülmesiyle başlardı). Dolayısıyla o, sürekli değişmek
zorundadır. Muhtemelen suyun soğuktan donması ona bu ismin ilk verildiği
yıldaki ayda meydana gelmiştir. Nitekim şair şöyle der:
Aile fertlerinin bir
Cümada gecesindeki toplantısında. Kul direklerin bağlarını dahi göremiyor.
Köpek (soğuktan) kuyruğu
burnuna dolanana kadar,
Birden fazla havlamıyor.
Cümada'nın çoğulu
Cümadiyad'tır; hubara'nın çoğulu hubariyat olduğu gibi. Bu bazen müzekker,
bazen müennes olur; dolayısıyla bazen Cümada el-Ula bazen Cümada el-Evvel
(Manaları "İlk Cümada" dır ve ilki müennes, ikincisi müzekkerdir),
bazen Cümada el-Ahir (yani "Son Cümada") bazen Cümada el-Ahira
(Manaları "Son Cümada" olup ilki müzekker, bu ise müennestir)
denilir. Receb; tazim ve saygı manasına gelen Tercib'den gelmekte olup çoğulu
Ercab, Ricab ve Recebar'tır. Şa'ban; "kabilelerin yağmalama için çıkıp
etrafa dağılması" manasından gelmektedir ve çoğulu Şeabın ve Şa'banat'tır.
Ramazan; ramza'nın yani sıcağın şiddetli olması manasından gelir. Mesela
"deve yavruları susadı" manası "....." cümlesiyle ifade
edilir. Çoğulu Ramazanat, Ramazın ve Ermiza gelir. Bunun Allah'ın isimlerinden
biri olduğunu söyleyenlere ise kulak asılmaz, aldırış edilmez. Ben derim ki: Bu
konuda bir hadis vardır, fakat zayıftır. Onu Oruç kitabımın başında açıkladım.
Şevval; devenin, dişiye aşmak için kuyruğunu kaldırmasını ifade eden
"....." fiilinden gelmekte olup çoğulu Şevavil, Şevavil ve Şevvalat
şeklinde yapılır. Zilkade -ben derim ki bu Zil'kı' de şeklinde kaf harfinin
esresiyle de okunur- o ayda savaş ve yolculuğa çıkmayıp oturduklarından dolayı
("ka'de" oturmak demektir) bu ismi almıştır. Zilhicce'nin ha harfi
esre olup -ben derim ki: Zilhacce şeklinde üstün olarak da okunur- bu isim o
ayda hac yaptıklarından dolayı verilmiştir.
Günlerin adlarına
gelince; İlki Ehad (Pazar) günüdür. Çoğulu ahad, Uhad ve Vuhud gelir. Sonraki
gün İsneyn (Pazartesi) günüdür ve Esanın diye çoğul yapılır. Sülesa' (Salı)
memdut olup hem müzekker hem müennes yapılır. Çoğulu Sülasavat ve Esalis gelir.
Çarşamba günü sonu uzatmalı şeklindeki Erbia' dır. Çoğulu Erbiavat ve Erabi'
gelir. Perşembe günü olan Hamis; Ahmas ve Ehamıs şeklinde çoğul yapılır. Sonra
Cuma gelir. Bu Cum'a, Cumua ve Cumea olarak söylenebilir. Çoğulu Cum'a' (.....)
ve Cumuat gelir. Cumartesi günü olan Sebt kesilmek ve sona ermek manasından
gelir. Çünkü onda haftanın günleri sona erer. Araplarda ise haftanın günleri
şöyle idi: Evvel, Ehven, Cübar, Dübar, Mu'nis, Arube ve Şiyar. Eski aslı
Araplardan bir şair şöyle der:
Umarım, günüm Evvel veya
Ehven yahut Cübar,
Veyahut da sonrasındaki
Dübar olsun.
Onları kaçırırsam eğrr,
Mu'nis veya Arube
veyahut Şiydr olsun.
"Bunlardan dördü
haram aylardır." Bu aylar cahiliyye dönemlerinde Arapların da haram
saydıkları aylardır. Çoğunluk böyleydi. Onlardan "BesI" denilen bir
grup aşırıya kaçarak ve derine giderek sekiz ayı haram sayardı.
Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) "Üçü peş peşe gelen Zilkade, Zilhicce ve Muharrem
aylarıdır. Bir de Cumada ile Şaban arasındaki Mudar'lıların Recep ayı
vardır" buyruğunda Recep ayını "Mudar'lıların Recep ayı" diye zikretmesi,
onun Rebia kabilesinin sandığı gibi Şaban ile Şevval arasında bulunan şimdiki
Ramazan ayı değil, Cümada ile Şaban arasındaki ay olduğunu teyit etmek içindir.
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bununla onun, Rebia kabilesinin
Receb'i değil Mudar kabilesinin Receb'i olduğunu açıklamıştır.
Aylardan üçünün peş
peşe, diğeri ise tektir. Bu Hac ve Umre ibadetlerini eda edilebilmeleri
içindir. Hac ayından önceki ay (Zilkade) haram kılınmıştır: çünkü insanlar o
ayda savaş yapmazlardı. Zilhicce'nin haram kılınması, onda hacca gittiklerinden
ve hac ibadetini yerine getirmekle meşgulolduklarından dolayıdır. Hacdan dönüp
en uzak beldelerine güven içinde gitmeleri için sonraki ay haram kılınmıştır ki
o Muharrem ayıdır. Yılortasında Recep ayının haram kılınması ise Arap
yarımadasının en uzaklarından kimselerin Kabe'yi ziyarete gelmeleri, ziyaret
edip yurtlarına güven içinde dönebilmeleri içindir.
"İşte bu doğru
hesaptır." Yani, doğru hüküm budur. Böylece, Allah'ın haram aylar
hakkındaki emri yerine getirilmiş ve O'nun (c. c) ilk kitabında geçen hükme
uyuşulmuş olur.
"O aylar
içinde" yani, bu aylarda "kendinize zulmetmeyin" Çünkü bu
aylarda yapılan zulmün günahı diğerlerinden daha büyük ve daha ağırdır. Zira,
"Kim orada (böyle) zulüm ile haktan sapmak isterse ona acı azaptan
tattırırız." (Hac, 25) buyruğundan dolayı, haram belde Mekke'de işlenen
haramların günahı kat kat olduğu gibi, haram aylarda işlenen haramların günahı
da kat kat fazladır. O yüzden, İmam Şafii ve bir grup alime göre haram ayda yapılan
cinayetlerin diyeti daha fazla olur. Haremde cinayet işleyen veya ihramlı
birini öldüren kimsenin cezası da yine daha fazladır.
Hammad b. Seleme, İbn
Abbas (r.a.)'tan "Onlarda kendinize zulmetmeyin" buyruğunu "Yani
bütün aylarda" diye tefsir ettiğini rivayet etmiştir. Ali b. Ebi Talha'nın
İbn Abbas (r.a.)'tan rivayetine göre o (r.a.), "Gökleri ve yeri yarattığı
günde Allah'ın yazısına göre Allah katında ayların sayısı on ikidir .... O
aylar içinde kendinize zulmetmeyin" ayetini "yani bütün aylarda"
diye tefsir etmiştir. Allah (c.c) daha sonra bu dört ayı ayrıca haram kılmış,
bu ayların saygınlığını yüceltip onda yapılan günahları daha büyük, salih
amellerin sevap ve ecrini de daha çok yapmıştır.
Katade, "O aylar
içinde kendinize zulmetmeyin" buyruğu hakkında şöyle der: Haram aylarda
yapılan zulmün günah ve vebali diğer aylardakinden daha büyüktür. Zulüm her
halükarda büyük bir günah olsa da Allah (c.c) onlardan dilediğinin daha büyük
olduğuna hükmedebilir. Katade yine şöyle der:
Allah (c. c) kulları arasından
seçkin kimseleri, Meleklerden elçi melekleri ve insanlardan peygamberleri
seçti. Sözlerden Kur'an'ını, Yeryüzünden camileri seçti, aylardan Ramazan ile
haram ayları seçti. Günlerden Cuma gününü, gecelerden ise kadir gecesini seçti.
Şu halde Allah'ın büyük saydıklarını siz de büyük sayın. Her şeye Allah'ın
(c.c) verdiği önem ve ehemmiyeti ancak anlayış ve akıl sahipleri verir.
Süfyan-ı Sevri... Muhammed b. Hanefiyye'den şöyle nakleder: "O aylarda
kendinize zulmetmeyin" Yani, onları haramlık bakımından diğer aylara denk
tutmamak suretiyle. Muhammed b. İshak der ki:
"O aylarda
kendinize zulmetmeyin" Yani, müşriklerin yaptıkları gibi o ayların
yasaklarını helal, helallerini yasak yapmayın. Zira, onların yaptıklarından
biri olan "(Haram ayları) ertelemek, sadece kafirlikte ileri gitmektir.
Çünkü onunla, kafir olanlar saptırılır ... " (Tevbe, 37) Bu görüş İmam
Taberi'nin tercih ettiği görüştür.
"Müşrikler nasıl
sizinle topyekün" yani, hepsi, hep birlikte "savaşıyorlarsa siz de
onlara karşı topyekün" yani, hep birlikte "savaşın ve bilin ki Allah
(kötülükten) sakınanlarla beraberdir. " Haram ayında savaşa başlamanın
haram kılınması hükmünün mensuh mu, değişmeyen muhkem bir hüküm mü olduğu
hususunda alimlerin iki görüşü vardır. Onlardan meşhur olan görüşe göre bu
mensuhtur; çünkü Allah (c. c) burada "O aylar içinde kendinize
zulmetmeyin" buyurmuş, fakat müşriklerle savaşı emretmiştir. Sözün akışı
Allah'ın (c.c.) bunu genel bir emir olarak verdiği izlenimi vermektedir. Sadece
haram aylarda olsaydı, o ayların çıkması kaydıyla birlikte zikretmesi
gerekirdi. Hem de Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Taif'lileri haram
bir ay olan Zilkade ayında kuşatmıştır.
[3533] Nitekim Buhari ve
Müslim'de geçen bir rivayete göre; Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hevazin
kabilesiyle savaş için Şevval ayında yola çıktı. Onları yenip mallarını
aldıktan sonra yenilgiye uğrayanlar Taif’e sığınınca gidip orayı kırk gün
kuşattı. Sonra fethetmeden oradan ayrıldı. Böylece Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) onu haram ayda kuşatmış oldu.
Diğer görüş: Haram
aylarda savaşa başlamak haramdır ve bu ayların haram kılınışı neshedilmemiştir.
Çünkü Allah (c.c) "Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu, dinI) işaretlerine,
haram aya, (Allah'a hediye edilmiş) kurbana, (ondaki) gerdanlıklara, Rablerinin
lütuf ve rızasını arayarak Beyt-i Haram'a yönelmiş kimselere (tecavüz ve)
saygısızlık etmeyin ... " (Maide, 2) buyurur. Yine: "Haram ay haram
aya karşılıktır. Hürmetler (dokunulmazlıklar) karşılıklıdır. Kim size
saldırırsa siz de ona misilleme olacak kadar saldırın." (Bakara, 194)
buyurur. Yine, "Haram aylar çıkınca müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün;
onları yakalayın, onları hapsedin ve onları her gözetleme yerinde oturup
bekleyin." (Tevbe, 5) buyurur.
Daha önce geçtiği gibi
buradaki "Haram aylar" dan kasıt, iki görüşten birindeki gibi (bazı
Mekke müşriklerine verilen dört aylık) serbest gezme ayları değil,
(diğerlerinin söylediği sahih görüşteki gibi) her yıl için geçerli haram
aylardır. "müşrikler nasıl sizinle topyekün savaşıyarlarsa siz de onlara
karşı topyekün savaşın" cümlesinin de öncesinden ayrı yeni bir hüküm
olması, teşvik ve tahrik kabilinden olması mümkündür. Yani, onlar sizinle savaş
yaparken birleşip toplandıkları gibi siz de onlarla savaştığınızda onun
toplanın ve onların yaptığı gibi yapın. Allah'ın (c.c) bu ayette mü'minlere,
savaşı müşrikler başlattığında onlarla savaşa izin veriyor olması mümkündür.
Nitekim başka ayetlerde
şöyle buyurur: "Haram ay haram aya karşılıktır. Hürmetler
(dokunulmazlıklar) karşılıklıdır. Kim size saldırırsa siz de ona misilleme
olacak kadar saldırın." (Bakara, 194) "Mescid-i Haram'da onlar
sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Eğer onlar size karşı savaş
açarlarsa siz de onları öldürün. İşte kafirlerin cezası böyledir."
(Bakara, 191)
Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'in Taif'lileri kuşatmasına, Haram şehir olan Mekke'ye
girinceye dek orayı kuşatmaya devam ettirmesine de böyle cevap verilir. Zira
bu, Hevazin kabilesiyle ve onların müttefikleri Sakif kabile-
, siyle savaşın devamı
ve tamamlayıcısı mesabesindeydi. Nitekim savaşı onlar başlatmışlardı. Onun için
adamlar toplamış ve insanları savaşa çağırmışlardı. Daha önce geçtiği gibi, o
vakit Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) peşlerinden gitmiş, Taif’e
sığınınca kalelerinden indirmek için oraya gitmişti. Taifliler Müslümanları ele
geçirdiler ve bazılarını öldürdüler. Kuşatma mancınık ve başka aletlerle kırk
gün sürdü. Bunun başlangıcı helal aydaydı. Haram ay girdikten sonra birkaç gün
devam edip ardından onları bıraktı. Çünkü başta yasak olan bazı şeylere devamda
izin verilir. Bu kesin bir kaidedir ve benzer misaller pekçoktur. Doğrusunu en
iyi Allah bilir. Şimdi bu konuda varit olan hadisleri zikredelim. Allah'a hamd
olsun biz bu meseleyi Siret kitabımızda da net bir şekilde ortaya koymuştuk.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |