İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Tevbe Suresi

36.ayetler

 

Haram Aylar: 

 

36. Gökleri ve yeri yarattığı günde Allah'ın yazısına göre Allah katında ayların sayısı on iki olup, bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu doğru hesaptır. O aylar içinde (Allah'ın koyduğu yasağı çiğneyerek) kendinize zulmetmeyin ve müşrikler nasıl sizinle topyekün savaşıyorlarsa siz de onlara karşı topyekün savaşın ve bilin ki Allah (kötülükten) sakınanlarla beraberdir.

 

Tefsiri:

 

[3528] İmam Ahmed b. Hanbel, ... Muhammed b. Sirin'den, o Ebu Bekre (r.a.)'tan şöyle nakleder: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ''Artık zaman (yani, ay ve günlerin hesabı) Allah'ın (c.c) gökleri ve yeri yarattığı günkü haline dönmüştür. Yılan iki aydır. Bunların dördü haram aylardır. Üçü peş peşe gelen Zilkade, Zilhicce ve Muharrem ayları, dördüncüleri ise Cümadiye (Cümadiye'l-Ahir) ile Şaban arasındaki Mudar'lzların Receb ayıdır. Bu ay hangi aydır?" buyurdu. Biz: "Allah ve Rasulü daha iyi bilir." dedik. O kadar sustu ki onu farklı bir isimle anacak sandık. "Bu ay Zilhicce ayı değil midir?" diye sordu. "Evet Zilhicce ayıdır" dedik. "Peki, bu hangi beldedir?" diye sordu. "Allah ve Rasulü daha iyi bilir" dedik. Sustu. Öyle ki onu isminden başka bir isimle anacağını zannettik. "Bu bilinen adı ile o belde değil midir?" diye sordu. "Öyledir" dedik. "Peki, bugün hangi gündür?" diye sordu. "Allah ve Rasulü daha iyi bilir" dedik. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sustu, öyle ki onu isminden başka bir isimle anacak diye zannettik. "Bugün Nahr (kurban) günü değil midir?" diye sordu. "Evet" dedik. Şöyle buyurdu: "Şüphesiz kanlarınız ve mallarınız -ravilerden Muhammed: "zannederim 've namuslarınız' da dedi" demiştir- size bu ayınızda ve bu beldenizde bu gününüzün haram olduğu gibi haramdır. Yakında Rabbinizin huzuruna çıkacaksınız ve size amellerinizi soracak. Dikkat edin, benden sonra birbirinizin boynunu vuran dalalet ehli kimseler olarak gerisin geri dönmeyin. Dikkat edin, burada bulunan bulunmayana tebliğ etsin. Olu ıki tebliğ ettiği bazı kimseler bu sözlerimi işiten bazı kimselerden daha iyi beller ve daha iyi öğüt alı!. " Bunu İmam Buhari -Tefsir Kitabı'nda ve başka yerlerde- ile Müslim ise, Eyyub'un Muhammed b. Sirin'den, onun Abdurrahman b. Ebi Bekre (r.a.)'tan, onun da babası Ebu Bekre'den nakliyle rivayet etmişlerdir.

 

 

[3529] İmam Taberi, Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle nakleder: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Zaman Allah'ın (c.c) gökleri ve yeri yarattığı günkü haline dönmüş bulunuyor. Gökleri ve yer. yarattığı günde Allah'ın yazısına göre Allah katında ayların sayısı on iki olup. bunlardan dördü haram aylardır. Onlar ardı ardına gelen üç ay ile Cumada ile Şaban arasındaki Mudar'lıların Receb ayıdır. " Bunu Bezzar, Muhammed b. Ma'mer'den, gerisi aynı senetle rivayet etmiştir. Sonra: Ebu Hureyre (r.a.)'tan sadece bu vecihten rivayet edilmiştir, demiştir. Bunu İbr. Avn, Kurra ve İbn Sirin; Abdurrahman b. Ebi Bekre'nin, babasından nakliyle böyle rivayet etmişlerdir.

 

 

[3530] Yine İmam Taberi, İbn Ömer (r.a.)'tan şöyle nakleder Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) veda haccında, teşrik günlerinin ortasında Mina'da hutbe vererek şöyle dedi: "Ey insanlar! Zaman dönmüştür ve o bugün Allah'ın (c.c) gökleri ve yeri yarattığı gündeki gibidir. Şüphesiz Allah (c.c) katındaki aylar on ikidir ve ondan dördü haram aylardır. Haram ayların ilki Cümadi (Cümadiye'l-Ahir) ile Şaban arasındaki Recep ayı, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem aylarıdır. " Bunu İbn Merduyeh de Musa b. Ubeyde'nin Abdullah b. Dinar'dan, onun İbn Ömer (r.a.)'tan aynı veya benzeri bi! lafızla rivayet etmiştir.

 

 

[3531] Hammad b. Seleme, Ali b. Yezid'den, o Ali b. Zeyd'den, o Eb6 Hurre er-Rukaşi'den, o da Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in sahabelerinden olan amcasından şöyle rivayet etmiştir: Ben teşrik günlerinin ortasında Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in devesinin gemini tutmuş, insanları O'ndan uzaklaştırıyordum. Rasulullah (insanlara yaptığı konuşmada) şöyle buyurdu: "İyi bilin ki zaman artık dönmüş bulunmaktadır ve o Allah'ın (c.c)

f gökleri ve yeri yarattığı gündeki şekildedir. Allah (c.c) katında ayların sayısı Allah'ın (c.c) kitabında ifade edildiği gibi on ikidir. Onlardan dördü haramdır. Artık onlarda kendinize zulmetmeyin. "

 

Said b. Mansur, İbn Abbas (r.a.)'tan "bunlardan dördü haram aylardır. " buyruğu hakkında şöyle nakleder: Onlar Muharrem, Recep, Zilkade ve Zilhicce aylarıdır.

Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Artık zaman (yani, ay ve günlerin hesabı) Allah'ın (c. c) gökleri ve yeri yarattığı günkü haline dönmüştür." sözüyle vakit vakıasının, onda hiçbir öne veya arkaya alma, ekleme veya eksiltme, geciktirme veya değiştirme yapılmaksızın Allah'ın (c. c) ilk yarattığında yaptığı gibi olduğunu onaylamakta ve teyit etmektedir.

 

 

[3532] Nitekim Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Mekke'nin haram (dokunulmaz, saygın) olduğuna dair de: "Bu beldeyi Allah (c.c) gökleri ve yeri yarattığı günde haram kılmıştır. Dolayısıyla o Allah'ın (c.c) haram kılmasıyla kıyamet gününe kadar haramdır." buyurmuştur. Aynı şekilde burada da ''Artık zaman (yani, ay ve günlerin hesabı) Allah'ın (c.c) gökleri ve yeri yarattığı günkü haline dönmüştür. " buyurmuştur. Yani, Allah (c.c.) gökleri ve yeri yarattığında onu nasıl yapmıştıysa bugün kitabındaki şer'i durumu da aynıdır.

Bazı tefsirciler ve kelamcılar bu hadis hakkında şöyle demişlerdir:

Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in "Artık zaman (yani, ay ve günlerin hesabı) Allah'ın (c. c) gökleri ve yeri yarattığı günkü haline dönmüştür." buyruğundan kastettiği şudur; Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in haccı o yıl Zilhicce ayına denk gelmişti. Araplar ise haccı aylarda erteleme yaparak senenin Zilhicce dışında bir çok vaktinde, hatta çoğu vakitlerinde yapıyorlardı. Onlar Ebu Bekir Sıddik (r.a.)'ın hicretin dokuzuncu yılındaki haccının Zilhicce ayında olduğunu iddia etmişlerdir. Haram ayları erteleme konusunu anlatırken açıklayacağımız üzere, bu isabetli bir görüş değildir. Bundan daha garibi ise, Taberani'nin seleften birinden rivayet ettiği ve içinde "Veda haccı yılında Müslümanların, Yahudilerin ve Hristiyanlar'ın haclarının bir güne, yani kurban gününe denk geldiğine" dair ifadeler içeren hadistir.

 

 

Günlerin ve Ayların isimlerine Dair Bir Fasıl:

 

Şeyh Alemüddin es-Sehavi, "el-Meşhur fi Esmai'l-Eyyami ve'ş-Şuhur'' adını verdiği derleme risalesinde şunları söyler: Muharrem ayına, haram kılınan ay olduğundan dolayı bu isim verilmiştir. Bana göre bu isimlendirme haramlığını pekiştirmek içindir. Çünkü Araplar onunla oynuyor ve bir yılda haram diğer yılda helal sayıyorlardı. Sehavi devamla: Çoğulu Muharrema meharim ve meharım gelir, demiştir. Safer ayına bu isim, onda savaş ve yolculuk için çıktıkları vakit kimse evinde kalmadığından dolayı verilmiştir. Nitekim bir yerin boşaldığını ifade etmek için ''......" (burası safer oldu. yani boşaldı) denilir. Çoğulu Asfar'dır; cemel'in çoğulu ecmal olduğu gibi. Rebiu'l-Evvel (ilk bahar) ayına, onda baharlık evlerinde oturduklarından dolayı bu ad verilmiştir. Çoğulu, hem Nasib'in çoğulunun Ensiba geldiği gibi Erbia' (.....), hem Rağif'in çoğulunun "Erğife" geldiği gibi Erbia (.....) olarak gelir. Rebiu'l-Ahir (son bahar) ayına bu ad verilme sebebi Rebiu'l-Evvel ile aynıdır. Cümada ayına onda suların cümad ettiğinden (donduğundan, dolayı böyle denmiştir. Sehavi ardından: Onların hesabında aylar dönmezdi (her bir ay senenin belli mevsiminde sabitti), demiştir. Fakat bu isabetli değildir. Çünkü ayları hilal hesabına dayalıydı (her bir ay onun görülmesiyle başlardı). Dolayısıyla o, sürekli değişmek zorundadır. Muhtemelen suyun soğuktan donması ona bu ismin ilk verildiği yıldaki ayda meydana gelmiştir. Nitekim şair şöyle der:

 

Aile fertlerinin bir Cümada gecesindeki toplantısında. Kul direklerin bağlarını dahi göremiyor.

 

Köpek (soğuktan) kuyruğu burnuna dolanana kadar,

Birden fazla havlamıyor.

 

Cümada'nın çoğulu Cümadiyad'tır; hubara'nın çoğulu hubariyat olduğu gibi. Bu bazen müzekker, bazen müennes olur; dolayısıyla bazen Cümada el-Ula bazen Cümada el-Evvel (Manaları "İlk Cümada" dır ve ilki müennes, ikincisi müzekkerdir), bazen Cümada el-Ahir (yani "Son Cümada") bazen Cümada el-Ahira (Manaları "Son Cümada" olup ilki müzekker, bu ise müennestir) denilir. Receb; tazim ve saygı manasına gelen Tercib'den gelmekte olup çoğulu Ercab, Ricab ve Recebar'tır. Şa'ban; "kabilelerin yağmalama için çıkıp etrafa dağılması" manasından gelmektedir ve çoğulu Şeabın ve Şa'banat'tır. Ramazan; ramza'nın yani sıcağın şiddetli olması manasından gelir. Mesela "deve yavruları susadı" manası "....." cümlesiyle ifade edilir. Çoğulu Ramazanat, Ramazın ve Ermiza gelir. Bunun Allah'ın isimlerinden biri olduğunu söyleyenlere ise kulak asılmaz, aldırış edilmez. Ben derim ki: Bu konuda bir hadis vardır, fakat zayıftır. Onu Oruç kitabımın başında açıkladım. Şevval; devenin, dişiye aşmak için kuyruğunu kaldırmasını ifade eden "....." fiilinden gelmekte olup çoğulu Şevavil, Şevavil ve Şevvalat şeklinde yapılır. Zilkade -ben derim ki bu Zil'kı' de şeklinde kaf harfinin esresiyle de okunur- o ayda savaş ve yolculuğa çıkmayıp oturduklarından dolayı ("ka'de" oturmak demektir) bu ismi almıştır. Zilhicce'nin ha harfi esre olup -ben derim ki: Zilhacce şeklinde üstün olarak da okunur- bu isim o ayda hac yaptıklarından dolayı verilmiştir.

 

Günlerin adlarına gelince; İlki Ehad (Pazar) günüdür. Çoğulu ahad, Uhad ve Vuhud gelir. Sonraki gün İsneyn (Pazartesi) günüdür ve Esanın diye çoğul yapılır. Sülesa' (Salı) memdut olup hem müzekker hem müennes yapılır. Çoğulu Sülasavat ve Esalis gelir. Çarşamba günü sonu uzatmalı şeklindeki Erbia' dır. Çoğulu Erbiavat ve Erabi' gelir. Perşembe günü olan Hamis; Ahmas ve Ehamıs şeklinde çoğul yapılır. Sonra Cuma gelir. Bu Cum'a, Cumua ve Cumea olarak söylenebilir. Çoğulu Cum'a' (.....) ve Cumuat gelir. Cumartesi günü olan Sebt kesilmek ve sona ermek manasından gelir. Çünkü onda haftanın günleri sona erer. Araplarda ise haftanın günleri şöyle idi: Evvel, Ehven, Cübar, Dübar, Mu'nis, Arube ve Şiyar. Eski aslı Araplardan bir şair şöyle der:

 

Umarım, günüm Evvel veya Ehven yahut Cübar,

Veyahut da sonrasındaki Dübar olsun.

Onları kaçırırsam eğrr,

Mu'nis veya Arube veyahut Şiydr olsun.

 

"Bunlardan dördü haram aylardır." Bu aylar cahiliyye dönemlerinde Arapların da haram saydıkları aylardır. Çoğunluk böyleydi. Onlardan "BesI" denilen bir grup aşırıya kaçarak ve derine giderek sekiz ayı haram sayardı.

 

Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Üçü peş peşe gelen Zilkade, Zilhicce ve Muharrem aylarıdır. Bir de Cumada ile Şaban arasındaki Mudar'lıların Recep ayı vardır" buyruğunda Recep ayını "Mudar'lıların Recep ayı" diye zikretmesi, onun Rebia kabilesinin sandığı gibi Şaban ile Şevval arasında bulunan şimdiki Ramazan ayı değil, Cümada ile Şaban arasındaki ay olduğunu teyit etmek içindir. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bununla onun, Rebia kabilesinin Receb'i değil Mudar kabilesinin Receb'i olduğunu açıklamıştır.

Aylardan üçünün peş peşe, diğeri ise tektir. Bu Hac ve Umre ibadetlerini eda edilebilmeleri içindir. Hac ayından önceki ay (Zilkade) haram kılınmıştır: çünkü insanlar o ayda savaş yapmazlardı. Zilhicce'nin haram kılınması, onda hacca gittiklerinden ve hac ibadetini yerine getirmekle meşgulolduklarından dolayıdır. Hacdan dönüp en uzak beldelerine güven içinde gitmeleri için sonraki ay haram kılınmıştır ki o Muharrem ayıdır. Yılortasında Recep ayının haram kılınması ise Arap yarımadasının en uzaklarından kimselerin Kabe'yi ziyarete gelmeleri, ziyaret edip yurtlarına güven içinde dönebilmeleri içindir.

"İşte bu doğru hesaptır." Yani, doğru hüküm budur. Böylece, Allah'ın haram aylar hakkındaki emri yerine getirilmiş ve O'nun (c. c) ilk kitabında geçen hükme uyuşulmuş olur.

 

"O aylar içinde" yani, bu aylarda "kendinize zulmetmeyin" Çünkü bu aylarda yapılan zulmün günahı diğerlerinden daha büyük ve daha ağırdır. Zira, "Kim orada (böyle) zulüm ile haktan sapmak isterse ona acı azaptan tattırırız." (Hac, 25) buyruğundan dolayı, haram belde Mekke'de işlenen haramların günahı kat kat olduğu gibi, haram aylarda işlenen haramların günahı da kat kat fazladır. O yüzden, İmam Şafii ve bir grup alime göre haram ayda yapılan cinayetlerin diyeti daha fazla olur. Haremde cinayet işleyen veya ihramlı birini öldüren kimsenin cezası da yine daha fazladır.

 

Hammad b. Seleme, İbn Abbas (r.a.)'tan "Onlarda kendinize zulmetmeyin" buyruğunu "Yani bütün aylarda" diye tefsir ettiğini rivayet etmiştir. Ali b. Ebi Talha'nın İbn Abbas (r.a.)'tan rivayetine göre o (r.a.), "Gökleri ve yeri yarattığı günde Allah'ın yazısına göre Allah katında ayların sayısı on ikidir .... O aylar içinde kendinize zulmetmeyin" ayetini "yani bütün aylarda" diye tefsir etmiştir. Allah (c.c) daha sonra bu dört ayı ayrıca haram kılmış, bu ayların saygınlığını yüceltip onda yapılan günahları daha büyük, salih amellerin sevap ve ecrini de daha çok yapmıştır.

 

Katade, "O aylar içinde kendinize zulmetmeyin" buyruğu hakkında şöyle der: Haram aylarda yapılan zulmün günah ve vebali diğer aylardakinden daha büyüktür. Zulüm her halükarda büyük bir günah olsa da Allah (c.c) onlardan dilediğinin daha büyük olduğuna hükmedebilir. Katade yine şöyle der:

Allah (c. c) kulları arasından seçkin kimseleri, Meleklerden elçi melekleri ve insanlardan peygamberleri seçti. Sözlerden Kur'an'ını, Yeryüzünden camileri seçti, aylardan Ramazan ile haram ayları seçti. Günlerden Cuma gününü, gecelerden ise kadir gecesini seçti. Şu halde Allah'ın büyük saydıklarını siz de büyük sayın. Her şeye Allah'ın (c.c) verdiği önem ve ehemmiyeti ancak anlayış ve akıl sahipleri verir. Süfyan-ı Sevri... Muhammed b. Hanefiyye'den şöyle nakleder: "O aylarda kendinize zulmetmeyin" Yani, onları haramlık bakımından diğer aylara denk tutmamak suretiyle. Muhammed b. İshak der ki:

"O aylarda kendinize zulmetmeyin" Yani, müşriklerin yaptıkları gibi o ayların yasaklarını helal, helallerini yasak yapmayın. Zira, onların yaptıklarından biri olan "(Haram ayları) ertelemek, sadece kafirlikte ileri gitmektir. Çünkü onunla, kafir olanlar saptırılır ... " (Tevbe, 37) Bu görüş İmam Taberi'nin tercih ettiği görüştür.

 

"Müşrikler nasıl sizinle topyekün" yani, hepsi, hep birlikte "savaşıyorlarsa siz de onlara karşı topyekün" yani, hep birlikte "savaşın ve bilin ki Allah (kötülükten) sakınanlarla beraberdir. " Haram ayında savaşa başlamanın haram kılınması hükmünün mensuh mu, değişmeyen muhkem bir hüküm mü olduğu hususunda alimlerin iki görüşü vardır. Onlardan meşhur olan görüşe göre bu mensuhtur; çünkü Allah (c. c) burada "O aylar içinde kendinize zulmetmeyin" buyurmuş, fakat müşriklerle savaşı emretmiştir. Sözün akışı Allah'ın (c.c.) bunu genel bir emir olarak verdiği izlenimi vermektedir. Sadece haram aylarda olsaydı, o ayların çıkması kaydıyla birlikte zikretmesi gerekirdi. Hem de Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Taif'lileri haram bir ay olan Zilkade ayında kuşatmıştır.

 

 

[3533] Nitekim Buhari ve Müslim'de geçen bir rivayete göre; Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hevazin kabilesiyle savaş için Şevval ayında yola çıktı. Onları yenip mallarını aldıktan sonra yenilgiye uğrayanlar Taif’e sığınınca gidip orayı kırk gün kuşattı. Sonra fethetmeden oradan ayrıldı. Böylece Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu haram ayda kuşatmış oldu.

Diğer görüş: Haram aylarda savaşa başlamak haramdır ve bu ayların haram kılınışı neshedilmemiştir. Çünkü Allah (c.c) "Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu, dinI) işaretlerine, haram aya, (Allah'a hediye edilmiş) kurbana, (ondaki) gerdanlıklara, Rablerinin lütuf ve rızasını arayarak Beyt-i Haram'a yönelmiş kimselere (tecavüz ve) saygısızlık etmeyin ... " (Maide, 2) buyurur. Yine: "Haram ay haram aya karşılıktır. Hürmetler (dokunulmazlıklar) karşılıklıdır. Kim size saldırırsa siz de ona misilleme olacak kadar saldırın." (Bakara, 194) buyurur. Yine, "Haram aylar çıkınca müşrikleri bulduğunuz yerde öldürün; onları yakalayın, onları hapsedin ve onları her gözetleme yerinde oturup bekleyin." (Tevbe, 5) buyurur.

 

Daha önce geçtiği gibi buradaki "Haram aylar" dan kasıt, iki görüşten birindeki gibi (bazı Mekke müşriklerine verilen dört aylık) serbest gezme ayları değil, (diğerlerinin söylediği sahih görüşteki gibi) her yıl için geçerli haram aylardır. "müşrikler nasıl sizinle topyekün savaşıyarlarsa siz de onlara karşı topyekün savaşın" cümlesinin de öncesinden ayrı yeni bir hüküm olması, teşvik ve tahrik kabilinden olması mümkündür. Yani, onlar sizinle savaş yaparken birleşip toplandıkları gibi siz de onlarla savaştığınızda onun toplanın ve onların yaptığı gibi yapın. Allah'ın (c.c) bu ayette mü'minlere, savaşı müşrikler başlattığında onlarla savaşa izin veriyor olması mümkündür.

 

Nitekim başka ayetlerde şöyle buyurur: "Haram ay haram aya karşılıktır. Hürmetler (dokunulmazlıklar) karşılıklıdır. Kim size saldırırsa siz de ona misilleme olacak kadar saldırın." (Bakara, 194) "Mescid-i Haram'da onlar sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla savaşmayın. Eğer onlar size karşı savaş açarlarsa siz de onları öldürün. İşte kafirlerin cezası böyledir." (Bakara, 191)

 

Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in Taif'lileri kuşatmasına, Haram şehir olan Mekke'ye girinceye dek orayı kuşatmaya devam ettirmesine de böyle cevap verilir. Zira bu, Hevazin kabilesiyle ve onların müttefikleri Sakif kabile-

, siyle savaşın devamı ve tamamlayıcısı mesabesindeydi. Nitekim savaşı onlar başlatmışlardı. Onun için adamlar toplamış ve insanları savaşa çağırmışlardı. Daha önce geçtiği gibi, o vakit Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) peşlerinden gitmiş, Taif’e sığınınca kalelerinden indirmek için oraya gitmişti. Taifliler Müslümanları ele geçirdiler ve bazılarını öldürdüler. Kuşatma mancınık ve başka aletlerle kırk gün sürdü. Bunun başlangıcı helal aydaydı. Haram ay girdikten sonra birkaç gün devam edip ardından onları bıraktı. Çünkü başta yasak olan bazı şeylere devamda izin verilir. Bu kesin bir kaidedir ve benzer misaller pekçoktur. Doğrusunu en iyi Allah bilir. Şimdi bu konuda varit olan hadisleri zikredelim. Allah'a hamd olsun biz bu meseleyi Siret kitabımızda da net bir şekilde ortaya koymuştuk.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

37. Haram ayları ertelemek, sadece kafirlikte ileri gitmektir. Çünkü onunla, kafir olanlar saptırılır. Allah'ın haram kıldığının sayısına uygun düşmeleri ve O'nun haram kıldığını helal kılmaları için haram ayı bir yıl helal sayarlar, bir yıl da haram sayarlar. Onların kötü işleri kendilerine güzel gösterilmiştir. Allah kafirler topluluğunu hidayete erdirmez.