|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Tevbe Suresi 61 - 69.ayetler |
Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'e Eziyet Eden Münafıklar:
61. Münafıklardan,
"O peygamber bir kulaktır" diyerek peygamberi incitenler de vardır. De
ki: o, sızin için bir hayır kulağıdır. Çünkü o Allah'a inanır, mü'minlere
güvenir ve o sizden iman edenler için de bir rahmettir. Allah'ın Rasulü 'ne
eziyet edenler için acıklı bir azap vardır.
Tefsiri:
Yüce Allah buyuruyor ki:
Münafıklardan öyle bir grup vardır ki Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
hakkında bir takım şeyler söyleyerek o'na (Sallallahu aleyhi ve Sellem) eziyet
ederler. Derler ki: "O peygamber, bir kulaktır." Yani, ona ne dense
tasdik ediyor, hakkımızda kim ne anlatsa onu doğruluyor. Yanına gidip yemin
ettiğimizde de bizi tasdik ediyor. Bu mana İbn Abbas (r.a.), Mücahid ve
Katade'den rivayet edilmiştir. Allah (cevaben) şöyle buyuruyor:
"De ki: "O,
sizin için bir hayır kulağıdır. " Yani, doğru ile yalancıyı bilen ve
birbirinden ayırt eden hayırlı bir kulaktır. "Mü'minlere güvenir"
sözlerini tasdik ve kabul eder. "ve o sizden iman edenler için de bir
rahmettir. " Kafirlere karşı ise bir hüccettir. O yüzden Yüce Allah daha
sonra şöyle buyuruyor: ''Allah'ın Rasulü'ne eziyet edenler için acıklı bir azap
vardır."
62. Sizin rızanızı
almak için size gelip Allah'a and içerler. Eğer mü'min iseler Allah ve
Rasulü'nü razı etmeleri daha doğrudur.
63. Bilmediler mi ki: Kim
Allah ve Rasulü'ne karşı koyarsa elbette onun için, içinde ebedi kalacağı
cehennem ateşi vardır. İşte bu büyük rüsvaylıktır.
Tefsiri:
[3563] "Sizin
rızanızı almak için size gelip Allah'a and içerler ... " buyruğu hakkında Katade
şöyle der: Bize anlatıldığına göre; münafıklardan biri "Vallahi şunlar
bizim en hayırlılarımız ve eşrafımızdır. Muhammed'in söyledikleri hak olsa da
onlar merkepten daha şerli kimselerdir." dedi. Bunu işiten bir müslüman
"Vallahi Muhammed'in dediği haktır ve sen gerçekten merkeplerden daha
şerHsin." dedi. Bunun üzerine adam Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'e giderek bunu haber verdi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
adamı çağırttı ve ona "Seni buna iten nedir?" dedi. Adam kendisine
lanet okumaya ve öyle bir şey demediğine dair yemin etmeye başladı. Müslüman
şahıs da: "Allah'ım! Doğrunun doğruluğunu ve yalancının yalancılığını
ortaya çıkar" diyordu. Bunun üzerine Allah (c.c) şu ayeti indirdi:
"Sizin rızanızı almak için size gelip Allah'a and içerler. Eğer mü'min
iseler Allah ve Rasulü'nü razı etmeleri daha doğrudur. "
"Bilmediler mi ki:
Kim Allah ve Resulü'ne karşı koyarsa elbette onun için, içinde ebedi
kalacağı" zillet içinde bir azaba düçar olacağı "cehennem ateşi
vardır." Yani, onlar kesin olarak ve yakinen bilmediler mi ki kim Allah'a
karşı gelir, onunla savaşrr ve emrine muhalefet ederse o bir noktada, Allah
(c.c) ve Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de başka bir noktadadır.
"İşte bu büyük rüsvaylıktır. " İşte asıl büyük zillet ve bedbahtlık
budur.
64. Münafıklar,
kalplerinde olanı kendilerine haber verecek bir surenin mü'minlere
indirilmesinden çekinirler. De ki: Siz alay edin! Allah o çekindiğiniz şeyi
ortaya çıkaracaktır.
Tefsiri:
Mücahid der ki: Onlar
aralarında böyle der, sonra "Umarız ki Allah bu sırrımızı ifşa
etmez." derlerdi. Bu ayet Allah'ın (c.c) şu buyruğu gibidir: "Gizli
konuşmaktan menedildikten sonra yine o yasaklananı yapmaya kalkışarak günah,
düşmanlık ve Peygamber'e karşı gelmek hususunda gizlice konuşanları görmedin
mi? Onlar sana geldikleri zaman seni, Allah'ın selamlamadığı bir şekilde
selamlıyorlar. Kendi içlerinden de: Bu söylediklerimiz yüzünden Allah'ın bize
azap etmesi gerekmez miydi? derler. Cehennem onlara yeter. Oraya gireceklerdir.
Ne kötü dönüş yeridir orası!" (Mücadele, 8)
Yüce Allah bu ayette
şöyle buyuruyor: "De ki: "Siz alay edin! Allah o çekindiğiniz şeyi
ortaya çıkaracaktır." Yani, Allah (c.c) Peygamber'ine (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) sizi rezil rüsvay edecek ve gerçek yüzünüzü açıklayacak ayetler
indirecektir. Nitekim Yüce Allah başka bir yerde şöyle buyurur:
"Kalplerinde hastalık olanlar, yoksa Allah'ın, kinlerini ortaya
çıkarmayacağını mı sandılar? Biz dileseydik onları sana gösterirdik de, sen
onları yüzlerinden tanırdın. Andolsun ki sen onları konuşma tarzlarından
tanırsın. Allah işlediklerinizi bilir.'' (Muhammed, 29-30) Bu yüzden Katade der
ki: Bu sure (Muhammed suresi) "Rezil rüsvay edici sure" adıyla
anılırdı; münafıkları rezil rüsvay eden sure.
65. Eğer onlara,
sorarsan, elbette: "Biz sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk" derler. De
ki: "Allah ile, O'nun ayetleriyle ve O'nun peygamberi ile mi alay
ediyordunuz?"
66. Özür dilemeyin.
Çünkü siz iman ettikten sonra tekrar kafir oldunuz. Sizden bir gurubu
bağışlasak bile bir guruba da suçlu olduklarından dolayı azap edeceğiz.
Tefsiri:
[3564] Ebu Ma'şer
el-Medini, Muhammed b. Ka'b el-Kurazi ve başkalarından şöyle nakleder:
Münafıklardan birisi "Ben bu kurraları bizlerden midelerine en düşkün,
dilleri en yalan ve düşmanla karşılaşıldığından en korkak kimseler olarak
görüyorum." dedi. Bu Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e iletildi.
Devesine binmiş gitmek üzereyken adam yanına geldi ve "Ya Resulallah! Biz
sadece lafa daim ış şakalaşıyorduk." dedi. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) ''Allah ile, O'nun ayetleriyle ve O'nun peygamberi ile mi alay
ediyordunuz? ... Sizden bir grubu bağışlasak bile bir guruba da suçlu
olduklarından dolayı azap edeceğiz." buyurdu. Adam Rasulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'in binitinin gemine asılmış, ayakları taşlara takılıyordu da
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dönüp bakmıyordu.
[3565] Abdullah b. Vehb,
İbn Ömer (r.a.)'tan şöyle nakleder: Tebuk gazvesinde bir mecliste adamın biri
"Bizim şu kurralarımız gibisini görmedim; onlar midelerine en düşkün,
dilleri en yalancı ve düşmanla karşılaşıldığında en korkak kimseler."
dedi. Mesciddeki bir adam: "Yalancı. Sen münafıksın. Seni mutlaka
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e haber vereceğim" dedi. Bu
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e ulaştı ve Kur'an (ayetleri) nazil
oldu. İbn Ömer (r.a.) der ki: Ben onu Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem)'in devesinin üzengisine tutunmuş, taşlar ayaklarını yaralar halde ve
"Ya Resulullah! Biz sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk." Derken
gördüm. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de: "Eğer onlara,
sorarsan, elbette: "Biz sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk." derler.
De ki: "Allah ile, O'nun ayetleriyle ve O'nun peygamberi ile mi alay
ediyordunuz? Özür dilemeyin. Çünkü siz iman ettikten sonra tekrar kafir oldunuz
.... " diyordu. Bunu (Abdullah b. Vehb gibi) ayrıca Leys de aynı şekilde
Hişam b. Sa'd'dan benzer bir lafızla rivayet etmiştir.
[3566] İbn İshak der ki:
Aralarında Beni Amr b. Avf oğullarının Ümeyye b. Zeyd oğullarının kardeşi Vedia
b. Sabit, Beni Seleme'nin müttefikleri Eşca kabilesinden Mahşi b. Humeyyir
adında bir adamın bulunduğu bir grup münafık Tebuk'a gidilirken mü'minleri
korkutmak ve ürkütmek için Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e işaret
ederek birbirlerine "Vallahi, sizin yarın iplerle bağlanmış halinizi görür
gibiyiz." diyorlardı. Mahşi b. Humeyyir:
"Vallahi, bu
sözünüzden dolayı hakkımızda Kur'an'dan bir şeylerin inmesindense her birimize
yüz sopa vurulmasını temenni ederim" dedi. Bana ulaşan bilgiye göre
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ammar b. Yasir’e şöyle buyurdu:
"Şunlara yetiş de sor. Çünkü onlar yandılar. Onlara ne söylediklerini sor.
Eğer inkar ederlerse
'Bilakis, siz şöyle şöyle dediniz' de. " Ammar gidip onlara bunları söyledi.
Bunun üzerine Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelip özür dilediler.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) binitinin üzerinde durmakta iken Vedia
b. Sabit binitinin üzengisini tutmuş "Ya Rasulallah! Biz sadece lafa
dalmış şakalaşıyorduk" dedi. bunun üzerine Allah (c.c) "Eğer onlara,
sorarsan, elbette: Biz sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk, derler." ayetini
nazil etti. Mahşi b. Humeyr "Ya Resulullah! Beni cihaddan kendi adım ile
babamın adı geri koydu." dedi. Bu ayette affedilen kişi de Mahşi b.
Humeyr'dir. Mahşi bu olaydan sonra Abdurrahman adını aldı ve kimsenin yerini
bilmeyeceği yerde şehit olmak için Allah'a dua etti. Yemame savaşında şehit
oldu ve hiçbir izine rastlanmadı.
[3567] Katade "Eğer
onlara, sorarsan, elbette: "Biz sadece lafa dalmış şakalaşıyorduk. "
derler. " buyruğu ile ilgili şöyle anlatır: Biz Tebuk gazvesinde
Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikteyken önünde yürümekte olan
münafıklar "Bu da Rum'ların saraylarını ve kalelerini fethedeceğini
sanıyar. Heyhat, heyhat!" dediler. Allah (c. c) Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem)'i onların söylediklerinden haberdar etti. Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Onları bana getirin" diyerek yanına
getirtti. Onlara "Siz böyle böyle mi dediniz?" dedi. Onlar "Biz
sadece lafa daim ış şakalaşıyorduk." dediler. İkrime bu ayetin tefsirinde
şöyle der: Allah'ın dilerse affedeceği kimselerden olan bir adam
"Allah'ım! Ben kendimin kastedildiği tüylerin diken diken olacağı ve
kalplerin çarpacağı bir ayet işitiyorum. Allah'ım! Benim vefatımı senin yolunda
öldürülmek eyle. Kimse "Ben yıkadım, ben kefenledim, ben defnettim"
demesin. Katade der ki: Bu şahıs Yemame günü şehit edildi. Her Müslüman bulundu
da o bulunmadı.
"Özür dilemeyin.
Çünkü siz iman ettikten sonra" bu alaylı sözünüzle "tekrar kafir
oldunuz. Sizden bir gurubu bağışlasak bile bir guruba suçlu olduklarından
dolayı" yani bu günahkar ve hatalı sözden dolayı "azap edeceğiz.
" Yani, hepiniz affedilmeyeceksiniz. Bazılarınız mutlaka azap görecek.
67. Münafık erkekler
ve münafık kadınlar birbirlerindendir (birbirlerinin benzeridir). Kötülüğü
emredip iyiliği yasaklarlar, ellerini de sıkı tutarlar. Onlar Allah'ı
unuttular; Allah da onları unuttu. Şüphesiz münafıklar, fasıkların ta
kendileridir.
68. Allah, erkek
münafıklara, kadın münafıklara ve kafirlere, içinde ebedi kalmak üzere cehennem
ateşini va'detti. o, onlara yeter. Allah, onlara lanet etmiştir. Onlar için
sürekli bir azap vardır.
Tefsiri:
Yüce Allah mü'minlerin
aksi sıfatları taşıyan münafıkları kınıyor. Mü'minler iyiliği emredip
kötülükten men ederlerken münafıklar "kötülüğü emreder, iyilikten
alıkayarlar. Ve onlar ellerini sıkı tutarlar. " Yani Allah (c.c) yolunda
infak yapmazlar. "Onlar Allah'ı unuttular." Yani, Allah'ı anmayı
unuttular "Allah da onları unuttu!" Onları unutanların davrandıkları
gibi davrandı. Nitekim Yüce Allah başka bir ayette "Denilir ki: Bu güne
kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi biz de bugün sizi unuturuz. Yeriniz ateştir,
yardımcılarınız da yoktur!" (Gısiye, 34) buyurmuştur. "münafıklar
fasıkların" yani hak yoldan çıkan ve sapıklık yoluna girenlerin
"kendileridir."
''Allah erkek
münafıklara, kadın münafıklara ve kafirlere" haklarında bahsedilen bu
hareketlerinin cezası olarak "içinde ebedi kalacaklan" sonsuza dek
duracakları "cehennem ateşini vaad etti. "O" azapta "onlara
yeter." başka bir azaba gerek kalmaz. "Allah onlara lanet
etmiştir!" kovmuş ve uzaklaştırmıştır. "Onlar için devamlı bir azap
vardır. "
69. Siz de, sizden
öncekiler gibisiniz. Onlar sizden kuvvetçe daha üstün, mal ve evlatça daha çok
idiler. Onlar paylarına düşenden faydalandılar. İşte sizden öncekiler nasıl
paylarına düşenden faydalandıysalar siz de payınıza düşenden faydalandınız ve
batıla dalanlar gibi siz de daldınız. İşte bunların amelleri dünyada da
ahirette de boşa gitmiştir. Ve onlar ziyana uğrayanların kendileridir.
Tefsiri:
Yüce Allah buyuruyor ki:
Eski milletlere daha kuvvetli, daha zengin ve evlatça daha çok oldukları halde
Allah'ın azabı ulaştığı gibi, bunlara da Allah'ın dünya ve ahiretteki azabı
ulaşacaktır. "Onlar paylarına düşenden faydalandılar." Hasan-ı Basri
bunu, "dinlerinden faydalandılar" diye tefsir etmiştir. "İşte
sizden öncekiler nasıl paylarına düşenden faydalandıysalar siz de payınıza
düşenden faydalandınız" ve "yalana, batıla dalanlar gibi siz de
daldınız. İşte bunların amelleri (çaba ve gayretleri) "dünyada da ahirette
de boşa gitmiştir." Dolayısıyla amellerinden dolayı onlara hiçbir sevap
yoktur.
Çünkü amelleri çürük ve
bozuktur. "Ve onlar ziyana uğrayanların kendileridir. " Çünkü
onlardan dolayı hiçbir sevap elde edememişlerdir. İbn Cüreyc .. İbn Abbas
(r.a.)'ın, "Siz de, sizden öncekiler gibisiniz." buyruğu hakkında
şöyle dediğini nakleder: Bu gece dün geceye ne kadar da benziyor! "Siz de,
sizden öncekiler gibisiniz." Onlar israiloğullarıdır. Allah (c.c) bizi
onlara benzetiyor. Şunu söylediğinden başka bir şey bilmiyorum: "Canımı
elinde tutan Allah'a andolsun ki onların izinden gideceksiniz. Hatta onlardan
bir adam bir keler kovuğuna girse oraya da gireceksiniz."
[3568] Ebu Hureyre
(r.a.)'tan şöyle rivayet edilmiştir; Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu: "Canımı elinde tutan Allah'a andolsun ki sizden
evvelkilerin yollarını karış karış, arşın arşın, kulaç kulaç takip edeceksiniz.
Hatta onlardan biri keler kovuğuna girse oraya da gireceksiniz."
Sahabiler: "Ya Resulallah! onlar kimlerdir? Ehl-i kitap mı?" dediler.
Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ya kim?" buyurdu.
[3569] Bunun diğer bir
rivayetinde şu ziyade vardır: Daha sonra Ebu Hureyre (r.a.): İsterseniz
Kur'an'ın şu ayetini okuyun dedi ve "Siz de, sizden öncekiler gibisiniz.
Onlar sizden kuvvetçe daha üstün, mal ve evlatça daha çok idiler. Onlar
paylarına düşenden faydalandılar. İşte sizden öncekiler nasıl paylarına düşenden
faydalandıysalar siz de payınıza düşenden faydalandınız ve batıla dalanlar gibi
siz de daldınız. " ayetini okudu. Ebu Hureyre (r.a.): "Pay / nasip
din demektir" dedikten sonra anlatmaya şöyle devam etti; Sahabiler:
"Ya Resulallah! İranlıların ve Rumların yaptığı gibi mi?" dediler.
Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Onlardan başka kimler
ki?" diye cevap verdi. Bu hadisin Sahih hadis kitaplarında şahidi
bulunmaktadır.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |