İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Tevbe Suresi

101.ayetler

 

Medine ve Çevresindeki Münafıklar:

 

101. Çevrenizdeki bedevi Araplardan ve Medine halkından birtakım münafıklar vardır ki münafıklıkta maharet kazanmışlardır! Sen onları bilmezsin, biz onları iyi biliriz. Onlara iki kez azap edeceğiz, sonra da onlar daha büyük bir azaba itileceklerdir.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah Peygamber'ine (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hem Medine çevresindeki bazı Arap kabilelerinde hem Medine içinde münafıklar bulunduğunu haber veriyor. "münafıklıkta maharet kazanmışlardır!" yani, onu sürekli yaparak ustalaşmışlardır. (Buradaki ";) f" fiili, bir şeye devam edip azmak, kötülükte ustalaşmak manasına gelir). O yüzden şeytana, "marid şeytan" ve "meri şeytan" (kötülükte mahir şeytan) denir. "Filan Allah'a karşı isyan ve azgınlık yaptı" manası da "....." cümlesi ile ifade edilir.

Buradaki Allah'ın "Sen onları bilmezsin, biz onları iyi biliriz." buyruğu, "Biz dileseydik onları sana gösterirdik de, sen onları yüzlerinden tanırdın. Andolsun ki sen onları konuşma tarzlarından tanırsın. Allah işlediklerinizi bilir." (Muhammed, 30) buyruğu ile çelişmez. Çünkü bu ayette ("tanırsın" ifadesi geçen son ayette) Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in onları bilinen vasıflarla tanıması kastedilmiş, etrafında kalbinde nifak ve şüphe bulunan herkesi teker teker bilmesi kastedilmemiştir. Nitekim Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Medine'liler arasında kendisini sabah akşam gördükleri ve içli dışlı oldukları halde nifak içinde olanların bulunduğunu biliyordu.

 

 

[3640] Bunun doğruluğunun şahidi imam Ahmed b. Hanbel' in, Müsned'inde, Cübeyr b. Mut'imden yaptığı şu rivayettir; Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e "Ya Rasülallah! Onlar Mekke'de bize bir sevap olmadığını iddia ediyorlar." dedim. "Vallahi tilki yuvasında bile olsanız sevabınız size ulaşır" buyurdu. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sonra başını bana doğru eğdi ve "Muhakkak ki arkadaşlarım arasında münafıklar var." buyurdu. Bunun manası şudur: Bazı münafıklar ve yalan haber yayıcıları asılsız sözler yayıyorlardı ki Cübeyr b. Mut'im'in duyduğu söz de bu tür kimselerden sadır olmuştur. Nitekim "Başaramadıkları bir şeye (Peygambere suikast yapmaya) de yeltendiler. " ayetinin tefsirinde Rasülullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in Huzeyfe (r.a.)'a 14 veya 15 kişiyi teker teker bildirdiği zikredilmişi. Bu özel bir durum olup bütün münafıkları ismen ve şahsen bilmesini gerektirmez.

 

 

[3641] Hafız İbn Asakir, Ebu Derda (r.a.)'tan şöyle nakleder: Harmale adında biri Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e geldi. Eliyle diline işaret ederek "İman burada", eliyle kalbine işaret ederek "nifak da burada" dedi ve ekledi: "O Allah'ı çok az zikretti." Allah Rasülü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Allah'ım! Ona zikreden bir dil, şükreden bir kalp ver. Ona benim sevgimi ve beni sevenlerin sevgisini lutfeyle. İşlerini hayra erdir." dedi. Adam:

 

"Benim münafık arkadaşlarım vardı ve ben onların başıydım. Onları sana getireyim mi?" dedi. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Kim bize gelirse onun için af dileriz. Kim dininde ısrar ederse onun (hesabını görmek) için Allah en uygunudur. Sakın kimsenin örtüsünü yırtma." buyurdu. Bunu Ebu Ahmed el-Hakim de Ebu Bekir el-Bağanidi'nıh Hişam b. Ammardar. nakliyle rivayet etmiştir.

 

Abdurrezzak, Katadepin bu ayetle ilgili şöyle dediğini rivayet etmiştir:

Ne oluyor bir takım kimselere ki insanların (bilinmeyen hallerine dair) kendilerini zora sokarak bilgi veriyor, "Filan cennetliktir", "Falan cehennemliktirdiyorlar. Onlardan birine kendisini sorsan "Bilmiyorum" der. "Ömrüme and içerim ki sen kendini insanlardan daha iyi bilirsin. Kendini peygamberlerin dahi girmediği bir şeye soktun. Allah'ın peygamberi Nuh (a.s) "Onların yaptıkları hakkında bilgim yoktur." (Şuara, 112) demişti. Allah'ın peygamber:

 

Şuayb (a.s) "Eğer mü'min iseniz Allah'ın (helalinden) bıraktığı (kar) sizin için daha hayırlıdır. Ben üzerinize bir bekçi değilim. " demişti. Allah (c.c. peygamberine (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de: "Onları sen bilmezsin, biz biliriz.'' buyurmuştur. 

 

 

[3642] Süddi, İbn Abbas (r.a.)'ın bu ayetle ilgili şöyle dediğini rivayet eder: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir cuma günü kalkıp hutbe verdi ve "Ey filan, çık; sen münafıksın. Ey filan, çık; sen münafıksın ... " buyurdu. Birtakım insanları camiden çıkararak gerçek yüzlerini ortaya koyup rezil etti. Onlar çıkarken Ömer (r.a.) camiye giriyordu. İnsanlarır. cuma namazından dağıldıklarını sandı ve cumaya katılmamasından utanarak onlardan gizlendi. Onlar da, durumlarını öğrendiğini sanarak Hz. Ömer (r.a.)'tan saklandılar. Hz. Ömer (r.a.) camiye girdiğinde insanların namaz kılmadıklarını öğrendi. Müslümanlardan biri ona, "Müjdeler olsun ey Ömer, Allah (c.c.) bugün münafıkları ortaya çıkararak rei' etti." dedi. İbn Abbas (r.a.) bu olayı anlattıktan sonra şöyle dedi:

 

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'ın camiden çıkarması birinci azaptır. İkincisi ise kabir azabıdır. Süfyan-ı Sevri de Süddi kanalıyla Ebu Malik'ten bunun benzerini rivayet etmiştir.

 

Mücahid der ki: "Onlara iki kez azap edeceğiz," den kasıt öldürülmek ve esir alınmaktır, -başka bir rivayette: açlık ve kabir azabıdır- "sonra da onlar daha büyük bir azaba itileceklerdir." Yani cehenneme atılacaklardır. İbn Cüreyc: Dünya azabı ve kabir azabı görecek, sonra cehennem azabına itilecekler, demiştir. Hasan-ı Basri: Biri dünyadaki azap, diğeri kabirdeki azaptır, demiştir. Abdurrahman b. Zeyd: Dünyadaki azap mallar ve evlatlardır, deyip "(Ey Muhammed!) Onların malları ve çocukları seni imrendirmesin. Çünkü Allah bunlarla, ancak dünya hayatında onların azaplarını çoğaltmayı ve onların kafir olarak canlarının çıkmasını istiyor." (Tevbe, 55) ayetini okumuş ve şöyle demiştir: "Bu musibetler onlar için azap, mü'minler için ise sevaptır. Onlara ahirette de cehennem azabı vardır: "sonra da onlar daha büyük bir azaba itileceklerdir. " Yani cehenneme atılacaklardır.

 

Muhammed b. İshak "Onlara iki kez azap edeceğiz" ayetiyle ilgili şöyle der: Bana ulaşan bilgiye göre bu onların içinde bulundukları zahiren müslüman gözükme hali ve bunun onlarda müslümanlara karşı meydana getirdiği sınırsız kindir. Sonra kabre konulduklarında orada azap göreceklerdir. Sonra da nihayet döndürülecekleri ve yerleştirilecekleri büyük azap; ahiret azabı ile orada sonsuza dek kalma azabı vardır.

 

 

[3643] Said, Katadeden şöyle nakleder: "Onlara iki kez azap edeceğiz" dünya azabı ve kabir azabıyla azap edeceğiz. "sonra da onlar daha büyük bir azaba itileceklerdir. " Bize anlatıldığına göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) münafıklardan on iki kişiyi gizlice Huzeyfe (r.a.)'a söyledi ve şöyle buyurdu: "Onlardan altısına dübeyle yani kürek kemiğinden girip göğsüne kadar ulaşacak cehennem ateşinden bir parça yetecek. Altısı ise normal şekilde ölecekler." Bize anlatıldığına göre Hz. Ömer (r.a.) onlardan olduğunu düşündüğü biri öldüğünde Huzeyfe (r.a.)'a bakar ve o cenaze namazını kılarsa kılar, yoksa kılmazdı. Bize anlatıldığına göre Hz. Ömer (r.a.) Huzeyfe (r.a.)'a "Sana Allah için soruyorum; ben onlardan mıyım?" dedi. Huzeyfe (r.a.) ise: "Hayır. Senden sonra da kimseye buna dair bir güvence vermeyeceğim." dedi. 

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

102. Diğerleri ise günahlarını itiraf ettiler, iyi bir ameli diğer kötü bir amelle karıştırdılar. Bunlar tevbe ederlerse umulur ki Allah onların tevbesini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayan, pek merhamet edendir.