İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Tevbe Suresi

103 – 105.ayetler

 

Günahlardan Arındıran Zekat:

 

103. Onların mallarından sadaka al ki bununla onları temizleyesin, onları arıtıp yüceltesin. Ve onlar için dua et. Çünkü senin duan onlar için bir rahmettir. Allah işitendir, bilendir.

104. Allah'ın, kullarının tevbesini kabul edeceğini, sadakaları geri çevirmeyeceğini ve Allah'ın tevbeyi çok kabul eden ve pek merhametli olduğunu hala bilmezler mi?

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah Peygamber'ine (Sallallahu aleyhi ve Sellem) mallarından onları temizleyecek ve arındıracak sadaka (zekat) almasını emrediyor. Bazıları "mallarından" daki zamirinin bir önceki ayetteki "günahlarını itiraf eden ve iyi amelle kötü ameli karıştıran kimseler"e döndüğünü söyleseler de ayetteki ifade geneldir. O yüzden zekat vermeyi reddeden bazı arap kabileleri zekatın müslüman devlet başkanına (imam) verilemeyeceğine ve bunun Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e mahsus bir durum oldUğuna inanmışlardı. Bu yüzden de "Onların mallarından sadaka al ki bununla onları temizleyesin, onları artırıp yüceltesin. Ve onlar için dua et. Çünkü senin duan onlar için bir rahmettir." ayetini delil göstermişlerdi. Ebu Bekir es-Sıddik (r.a.) ile diğer sahabiler onların' bu tevillerini ve bozuk anlayışlarını reddettiler ve zekatı Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e ödemiş oldukları gibi halifeye de ödeyinceye dek onlarla savaştılar. Hatta bir rivayette Ebu Bekir (r.a.) şöyle demişti: "Vallahi, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)’e verdikleri bir yuları -başka bir rivayette: bir dişi oğlağı- bana vermeyi reddederlerse onlarla savaşırım."

 

"Ve onlar için salat et." Yani, onlar için dua et, af dile.

 

 

[3645] Nitekim İmam Müslim, Sahih'inde, Abdullah b. Ebi Evfa (r.a.)'tan şöyle nakleder: Bir kavmin zekatı geldiğinde Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlar için dua ederdi. Babam zekatını getirdiğinde de: "Allah'ım! Ebu Evfa'nın ailesine merhametinle muamele eyle!" diye dua etti.

 

 

[3646] Başka bir hadiste şöyle geçmektedir: Bir kadın "Ya Rasulallah!

Bana ve kocama dua et." deyince Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Allah (c.c.) sana ve kocana salat (merhamet) etsin" diye dua etti.

 

"Çünkü senin duan" Bazıları bunu "..... duaların" şeklinde çoğul, bazıları ise "....." (duaların) şeklinde tekil okumuşlardır. "onlar için bir rahmettir." İbn Abbas (r.a.) buradaki "seken"i rahmet diye tefsir ederken Katade "vakar" ile tefsir etmiştir. "Allah" senin duanı "işitendir", duanı hak eden ve buna ehil olanı "bilendir."

 

 

[3647] İmam Ahmed b. Hanbel, Huzeyfe (r.a.)'ın bir oğlundan onun şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir adama dua ettiğinde duası ona, çocuğuna ve çocuğunun çocuğuna erişirdi. "

 

 

[3648] İmam Ahmed b. Hanbel sonra yine Huzeyfe (r.a.)'ın bir oğlu kanalıyla Mis'ar'dan -diğer rivayette yine Huzeyfe (r.a.)'tanşöyle rivayet etmiştir: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in birine yaptığı dua ona, çocuğuna ve çocuğunun çocuğuna ulaşırdı. 

 

''Allah'ın, kullarının tevbesini kabul edeceğini, sadakaları geri çevirmeyeceğini ve Allah'ın tevbeyi çok kabul eden ve pek merhametli olduğunu hala bilmezler mi?" Burada her biri günahları düşüren, temizleyen ve silen "tevbe" ile "sadaka"ya teşvik vardır. Yüce Allah kendisine her tevbe edeni affedeceğini, helal kazancından tasadduk edenin sadakasını kendi eliyle kabul edip bir hurma tanesi Uhud dağı kadar olana kadar büyütüp artıracağını haber veriyor. Nitekim bu konuda Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den gelen bir de hadis vardır:

 

 

[3649] Ebu Hureyre (r.a.)'tan rivayete göre Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah (c.c.) sadakayı kabul edip sağ eliyle alır ve sizden veren kimse için birinin tayını yetiştirip büyüttüğü gibi büyütür. Öyle ki bir lokma Uhud dağı kadar olur. "

 

Bunun Allah'ın (c.c.) Kitabı'ndaki tasdiki ''Allah'ın, kullarının tevbesini kabul edeceğini, sadakaları geri çevirmeyeceğini ve Allah'ın tevbeyi çok kabul eden olduğunu ... bilmezler mi?" ayeti ve ''Allah faizi tüketir (Faiz karışan malın bereketini giderir), sadakaları ise bereketlendirir." (Bakara, 276) ayetidir. Ebu Katade'den yapılan rivayete göre İbn Mes'ud (r.a.):

 

Muhakkak ki sadaka isteyenin eline ulaşmadan önce Allah'ın (c.c.) eline ulaşır, dedi, sonra ''Allah'ın, kullarının tevbesini kabul edeceğini, sadakaları geri çevirmeyeceğini ve Allah'ın tevbeyi çok kabul eden olduğunu ... bilmezler mi?" ayetini okudu. Bunu sakir tarih kitabında fakihlerden Abdullah b. Şair es-Sekseki'nin biyografisinde Muaviye ve başkalarından rivayet etmiştir. Ondan bunu Havşeb b. Seyf es-Sekseki şöyle rivayet etmiştir: İnsanlar Muaviye döneminde Abdurrahman b. Halid b. Velid komutasında cihad ederlerken müslümanlardan biri ganimet malından bir rum dinarı çaldı. Ordu cihaddan dönerken buna pişman oldu ve komutanın yanına gitti. O ise kabul etmedi ve "İnsanlar dağıldılar. Onu senden kabul etmeyeceğim. Ta ki kıyamet gününde Allah'ın huzuruna onunla çıkana kadar" dedi. Adam sahabeleri dolaşıyor, onlar da aynısını söylüyorlardı. Şam'a vardığında kabul etmesi için Muavye'ye gitti, fakat o da kabul etmedi. Onun yanından başa bir felaket geldiğinde okunan, "İnna lillahi ve inna ileyhi raciun, Muhakkak ki biz Allah'a aidiz ve muhakkak O'na döneceğiz" ayetini okuyarak ve ağlayarak çıktı. Nihayet Abdullah b. Şair es-Sekseki'nin yanına uğradı. Abdullah: Seni ağlatan nedir? dedi. Durumunu anlatınca Abdullah ona: "(Bir şey söylesem) sözümü tutar mısın?" dedi. O "Evet" deyince şöyle dedi: Muaviye'ye git ve "Benden ganimetin beşte birini kabul eder misin?" de ve ona yirmi dinar ver. Kalan seksene bak ve onu o orduya tasadduk et. Çünkü Allah (c.c.) kullarından tevbelerini kabul eder. O askerlerin isimlerini ve yerlerini herkesten iyi bilir" dedi. Adam da dediği gibi yaptı. Bunun üzerine Muaviye şöyle dedi:

 

"Ona bu fetvayı vermiş olmak benim için sahip olduğum her şeyden kesinlikle daha sevimlidir. Adam (bu fetvayı vermekle) güzel iş yapmış" dedi.

 

 

 

105. De ki: Yapacağınızı yapın! Amelinizi Allah da, Rasulü de, mü'minler de görecektir. Sonra görüleni ve görülmeyeni bilen Allah'a döndürüleceksiniz de O size yapmakta olduklarınızı haber verecektir.

 

Tefsiri:

 

Mücahid der ki: Bu Allah'tan, emirlerine aykırı hareket edenlere yöneltilmiş, amellerinin kendisine (c.c.), Peygamber'ine (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve mü'minlere sunulacağını bildiren bir tehdittir. Bu kıyamet gününde mutlaka gerçekleşecektir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurur: "(Ey insanlar!) O gün (hesap için) huzura alınırsınız; size ait hiçbir sır gizli kalmaz. " (Hakka, IS) Yüce Allah yine: "Böylece onlar da yaptıklarının karşılığını tatmışlar ve işlerinin sonu tam bir hüsran olmuştur." (Talak, 9) buyurur. Yine: "Ve kalplerde gizlenenler ortaya konduğu zaman" (Adiyat, 10) buyurur.

 

Şu hadİste ifade edildiği gibi Allah (c.c.) onu bazen dünyada ortaya çıkarır:

 

 

[3650] İmam Ahmed b. Hanbel, Ebu Said el-Hudri (r.a.)'tan Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: "Sizden biri yaptığı bir işi hiçbir kapı veya penceresi bulunmayan dümdüz bir kayanın içinde yapmış olsa bile Allah (c.c.) her halükarda onu (çıkarıp) insanların gözleri önüne sererdi"

 

Nitekim dirilerin yaptıklarının berzah alemindeki akraba ve aşiretlerine sunulacağı ifade edilmiştir;

 

 

[3651] Ebu Davud Tayalisi'nin Cabir b. Abdullah (r.a.)'tan naklettiğine göre Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: ''Amelleriniz kabirlerinde akrabalarınıza ve aşiretinizden olan kimselere sunulur. Amelleriniz iyiyse sevinir, değilse ''Allah'ım! Onlara sana itaat üzere olmayı ilham et" derler. "

 

 

[3652] İmam Ahmed b. Hanbel, Enes b. Malik (r.a.)'tan Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmiştir: ''Amelleriniz ölmüş akraba ve aşiretlerinize sunulur. Onlar iyiyse sevinir, değilse ''Allah'ım! Onları bize hidayet ettiğin gibi hidayete etmeden öldürme" derler. "

 

İmam Buhari Aişe (r.anha)'dan şöyle nakleder: "Birinin ameli hoşuna gittiğinde ona "Yapacağınızı yapın! Amelinizi Allah da, Rasulü de, mü'minler de görecektir." de." Aynı manada bir de hadis varit olmuştur.

 

 

[3653] İmam Ahmed b. Hanbel, Enes b. Malik (r.a.)'tan şöyle nakleder: Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Sonunun nasılolacağına bakmadan bir kimsenin amellerine hayran olması gerekmez. Çünkü kişi ömrünün uzun bir süresi boyunca onunla ölse cennete gireceği salih ameller işler, sonra değişip kötü ameller yapar. Bir kul da ömrünün uzun süresi boyunca onunla ölse cehenneme gireceği kötü işler yapar, sonra dönüp salih ameller işler. Allah (c.c.) bir kul için hayır dilediğinde onu çalıştırır." buyurdu. Sahabiler: "Ya Resulallah! Onu nasıl çalıştırır?" dediler. "Salih bir amele muvaffak kılar, sonra o hal üzere ruhunu kabzeder." buyurdu. Hadisi bu tarikle sadece imam Ahmed b. Hanbel rivayet etmiştir.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

106. Diğer bir grup da Allah'ın emrine bırakılmışlardır. O, bunlara ya azap eder veya tevbelerini kabul eder. Allah çok bilendir, hikmet sahibidir.