İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Tevbe Suresi

122.ayetler

 

Bir Grup Cihada Çıkmayıp ilimle iştigal Etsin:

 

122. Mü'minlerin hepsinin toptan sefere çıkmaları doğru değildir. Onların her kesiminden bir gurup dinde geniş bilgi elde etmek ve kavimleri döndüklerinde onları ikaz etmek için geride kalmalıdır. Umulur ki sakınsınlar.

 

Tefsiri:

 

Bu, Allah'ın (c.c.) Tebuk Gazvesi'nde tüm kabilelerden cihad için seferber olmaları emrinden sonra getirdiği bir açıklamadır. Zira Seleften bir gruba göre Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) cihada çıktığında her müslümanın onunla çıkması vacipti ve o yüzden Yüce Allah "(Ey mü'minler!) Gerek hafif, gerek ağır olarak savaşa çıkın, mallarınızla ve canlarınızla Allah yolunda cihad edin." (Tevbe, 41) ve "Medine halkına ve onların çevresinde bulunan bedevi Araplara, Allah'ın Resulü'nden geri kalmaları ve onun canından önce kendi canlarını düşünmeleri yakışmaz." (Tevbe, 120) buyurmuştu. Onlar: O ayetler bununla (122. ayet) neshedilmiştir, demişlerdir. Şöyle denilebilir: Bu ayet Allah'ın (c.c.) tüm kabilelerin cihada çıkmasından ne kastetliğini açıklamaktadır. Kabilelerin hepsi çıkmamışsa en azından her bir kabileden küçük bir grubun Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile cihada çıkmasını istemektedir. Ta ki Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber çıkan bu kimseler O'na (Sallallahu aleyhi ve Sellem) nazil olan ayetler hakkında derin bilgi sahibi olsunlar ve kabilelerine döndüklerinde onları düşmanlar hakkında uyarsınlar. Böylece bu belli cihadda (Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte çıkılan cihadda) onlarda iki şey gerçekleşmiş olur. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den sonra ise cihada çıkan grup ya ilimde derin bilgi sahibi olmak için veya cihad için çıkmış olur. Çünkü cihad kabilelere farzdır.

 

Ali b. Ebi Talha, İbn Abbas (r.a.)'tan bu ayet hakkında şöyle nakleder: "Mü'minlerin hepsinin toptan sefere çıkmaları doğru değildir." Yani, onların toptan sefere çıkıp Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'i tek başına bırakmaları doğru değildir. "Onların her kesiminden bir grup dinde geniş bilgi elde etmek ve kavimleri döndüklerinde onları ikaz etmek için geride kalmalıdır. " Buradaki gruptan kasıt seriyyedir. Yani, seriyyeler ancak Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'ın izniyle çıksınlar. Bazı seriyyeler döndüklerinde kendileri orada değilken Kur'an'dan ayet ve sureler nazil olmuşsa Medine'de Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile kalanlar onlara "Allah (c.c.) Peygamber'inize Kur’an'dan şunları indirdi ve biz onları öğrendik." derler. Bu kez çıkan seriyye Medine'de kalıp Allah'ın (c.c.) Peygamber'ine indirdiklerini öğrenir ve onlardan sonra Peygamberlerine nazil olacak ayetleri öğrenirler ve başka bir seriyeler gönderilir. "Dinde geniş bilgi elde etmek ... için" yani Allah'ın (c.c.), Peygamberlerine indirdiğini öğrenmeleri ve döndüklerinde seriyyelere öğretmeleri için. "Umulur ki sakınsınlar .. "

 

Mücahid der ki: Bu ayet Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ashabından çöllerdeki beldelere çıkıp bazı insanlara iyilik yapan, onunla faydalanacakları bolluk elde eden ve buldukları insanları hidayete çağıran bir grup hakkında nazil oldu. Gittikleri kimseler onlara "Sizi ancak arkadaşlarınızı bırakıp da gelmiş kimseler olarak görüyoruz." demişler, onlar da bundan rahatsızlık duyarak hep birlikte çölden dönüp Rasülullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'ın yanında girmişlerdi. Bunun üzerine Allah (c.c.) bu ayeti indirdi. "Onların her kesiminden" hayır ve iyilik yapmak isteyen "bir grup dinde geniş bilgi elde etmek" insanların düşüncelerini dinlemek ve Allah'ın onlardan sonra inen ayetlerini öğrenmek "ve kavimleri döndüklerinde onları" bütün insanları "ikaz etmek için geride kalmalıdır."

 

Katade bu ayet hakkında şöyle der: Ayet Rasülullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in orduları cihada gönderdiği durum hakkındadır. Allah (c.c.) onlara Peygamberini yapayalnız bırakmamalarını, bir grubun Rasülullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte kalarak dinde derin bilgi edinemeye çalışmasını, başka bir grubun da kavimlerini iyiliğe çağırması ve Allah'ın (c.c.) kendilerinden önceki milletlere azabıyla uyarmasını emretmiştir.

 

Dahhak der ki: Rasülullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) cihada çıktığında özür sahipleri dışında hiçbir müslümanın ondan geri kalması caiz değildi. Cihada çıkmayıp seriyyeler gönderirken de onların Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in izni olmadan çıkmaları helal değildi. Çünkü bir adam seriyyeyle çıktığında Kur’an nazil olursa Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu geride kalan ashabına okurdu. Seriye döndüğünde Rasülullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte olanlar onlara "Sizden sonra Allah (c.c.) Peygamber'ine (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Kur'an dan şu ayetleri indirdi" deyip onlara Kur'an'ı okur ve dinde bilgilendirirlerdi. İşte Allah'ın (c.c.) "Mü'minlerin hepsinin toptan sefere çıkmaları doğru değildir." buyruğundan maksadı budur. Allah (c.c.) buyuruyor ki: Rasülullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) cihada çıkmadığı vakit "Onların her kesiminden bir grup dinde geniş bilgi elde etmek ve kavimleri döndüklerinde onları ikaz etmek için geride kalmalıdır. " Yani, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) otururken Müslümanların toptan sefere çıkması olmaz. Bilakis O (Sallallahu aleyhi ve Sellem) oturmuşsa seriyyeler gönderilir ve insanların çoğu onunla kalır. İbn Ebi Talha, İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder:

 

"Mü'minlerin hepsinin toptan sefere çıkmaları doğru değildir." buyruğu cihad hakkında değildir. Ancak Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Mudar kabilesinin kıtlık çekmesi için bedduda ettiğinde toprakları kuraklaştı. Karşılaştıkları meşakkatten dolayı onlardan bir kabile topluca gelip Medine' de konaklar ve yalancı oldukları halde kendilerini müslüman gibi gösterirlerdi. Bunlar Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ashabına sıkıntı ve meşakkat verdiler. Bunun üzerine Allah (c.c.) Peygamber'ine (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onların mü' min olmadıkları haberini inzal etti. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de onları aşiretlerine geri gönderdi ve kabilelerini onlar gibi yapmamaları için uyardı. İşte Allah'ın "kavimleri döndüklerinde onları ikaz etmek için geride kalmalıdır. " buyruğunda kastedilen budur.

 

 

[3703] Avfi, İbn Abbas (r.a.) -tan bu ayet hakkında şöyle nakleder: Her bir arap kabilesinden bir grup çıkıp Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e gelirler ve dini konularda sormak istediklerini sorar, dinde derin bilgi edinir ve Allah'ın Peygamber'ine "Bize neler yapmamızı emredersin? Aşiretlerimize vardığımızda onlara ne diyeceğimizi bize söyle" derlerdi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de onlara Allah'a (c.c.) ve Rasulü'ne (Sallallahu aleyhi ve Sellem) itaati emreder, kavimlerine namaz ve oruçla gönderirdi. Onlar da kavimlerine gittiklerinde "Kim müslüman olursa o bizdendir." der ve onları uyarırlardı. Öyle ki kişinin babasından ve annesinden ayrıldığı olurdu. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara bilgiler verir, kavimlerini onlar yoluyla uyarırdı. Onlar da döndüklerinde onları İslam'a davet eder, cehennem ile korkutup cennetle müjdelerlerdi. 

 

İkrime der ki: "Eğer (gerektiğinde savaşa) çıkmazsanız, (Allah) sizi pek elem verici bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir kavim getirir; siz (savaşa çıkmamakla) O'na hiçbir zarar veremezsiniz. Allah her şeye kadirdir." (Tevbe, 39) ayeti ve "Medine halkına ve onların çevresinde bulunan bedevi Araplara Allah'ın Rasulü'nden geri kalmaları ve onun canından önce kendi canlarını düşünmeleri yakışmaz." (Tevbe, 120) ayeti nazil olunca münafıklar: Muhammed’den geri kalan ve onunla birlikte sefere çıkmayan bedeviler mahvoldular" dediler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ashabından bir takım kimseler de çöllere, oradaki kabilelerine çıkar onlara dini öğretiyorlardı. Bunun üzerine Allah (c.c.) "Mü'minlerin hepsinin toptan sefere çıkmaları doğru değildir. Onların her kesiminden bir grup dinde geniş bilgi elde etmek ve kavimleri döndüklerinde onları ikaz etmek için geride kalmalıdır." ayeti ile "Daveti kabul edildikten sonra, Allah hakkında tartışmaya girenlerin delilleri, Rableri katında boştur. Onlar için bir gazap, yine onlar için çetin bir azap vardır." (Şura, 16) ayetini nazil etti. Hasan-ı Basri der ki: "Onların her kesiminden bir grup dinde geniş bilgi elde etmek ve kavimleri döndüklerinde onları ikaz etmek için geride kalmalıdır." Yani, cihada çıkanlar Allah'ın (c.c.) kendilere gösterdiği müşriklere karşı galibiyet ve zaferler sayesinde dinde derin anlayış kazansınlar ve döndüklerinde kavimlerini uyarsınlar.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

123. Ey iman edenler! Kafirlerden size yakın olanlara karşı savaşın ve onlar sizde bir sertlik bulsunlar. Bilin ki Allah sakınanlarla beraberdir.