|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Yunus Suresi 3 ve 4.ayetler |
Rabbiiniz O Allah'tır
ki:
3. Şüphesiz ki
Rabbiniz o Allah'tır ki gökleri ve yeri altı günde yaratmış, sonra da işleri yerli
yerince idare ederek Arş'a istiva etmiştir. Onun izni olmadan hiç kimse
şefaatçi olamaz. İşte Rabbiniz olan Allah budur, O halde O'na kulluk edin. Hala
düşünmüyor musunuz!
Tefsiri:
Yüce Allah kendisinin
tüm alemlerin rabbi olduğunu, gökleri ve yeri altı günde yarattığını
bildiriyor. Bahsedilen günlerin dünyadaki günler gibi olduğunu söyleyen de
bizim hesabımıza göre bir günün bin yıl kadar olduğunu söyleyen de olmuştur.
Bunun açıklaması gelecek.
''Arş'a istiva
etmiştir." Arş mahlukatın en büyüğü ve tavanıdır. İbn Ebi Hatim, İsmail b.
Ebu Halid'den Sa'd et-Tai'yi: Arş kırmızı yakuttandır, derken duyduğunu rivayet
eder. Vehb b. Münebbih de: Allah (c.c.) onu nurdan yarattı, demiştir. Bu garip
bir görüştür.
"Sonra da işleri
yerli yerince idare eden" Yani, yaratıklarının işlerini yerli yerince
idare edendir. "Göklerde ve yerde zerre miktarı bir şey bile O'ndan gizli
kalmaz." (Sebe, 3) Onu hiçbir işi diğerinden oyalamaz. Karmaşıklar O'nun
yanılmasına yol açmaz. Israrcıların ısrarıyla karar vermez. Dağlarda,
denizlerde, şehirlerde ve çöllerdeki büyük işlerin idaresi küçüklerin
idaresinden oyalamaz. "Yeryüzünde yürüyen her canlının rızkı, yalnızca
Allah'ın üzerinedir. Allah o canlının durduğu yeri ve sonunda bırakılacağı
mekanı bilir. (Bunların) hepsi açık bir kitapta (levh-i mahfuz'da) dır."
(Hud, 6) "Gaybın anahtarları Allah'ın yanındadır; onları O'ndan başkası
bilmez. O, karada ve denizde ne varsa bilir; O'nun ilmi dışında bir yaprak bile
düşmez. O yerin karanlıkları içindeki tek bir taneyi dahi bilir. Yaş ve kuru ne
varsa hepsi apaçık bir kitaptadır. " (En'am, 59)
Deraverdi, Sa'd b.
İshaktan şöyle naklettiğine göre "Şüphesiz ki Rabbiniz o Allah'tır ki
gökleri ve yeri altı günde yaratmış" ayeti nazil olduğunda ancak Arap
olduklarını düşündükleri bir kafileyle karşılaşmışlar. Onlara "Siz
kimsiniz?" deyince, "Cinlerdeniz. Medine’den çıktık. Bizi bu ayet
çıkardı" demişler. Bunu İbn Ebi Hatim rivayet etmiştir.
Allah (c.c.) daha sonra
"Onun izni olmadan hiç kimse şefaatçi olamaz." buyuruyor. Bu
(Ayete'l-Kürsi'deki) "İzni olmadan O'nun katında kim şefaat
edebilir?" (Bakara, 255) ifadesi gibidir. Allah (c.c.) başka bir ayette
"Göklerde nice melek var ki onların şefaatleri, dilediği ve hoşnut olduğu
kimse için Allah'ın izin vermesi dışında, bir işe yaramaz." (Necm, 26)
Başka bir ayette de: ''Allah'ın huzurunda, kendisinin izin verdiği kimselerden
başkasının şefaati fayda vermez. " (Sebe, 23) buyurmuştur.
"İşte O Rabbiniz
olan Allah budur. O halde O'na kulluk edin." Yani, kulluğunuzu ancak ve
ancak tek olan ve hiçbir ortağı bulunmayan Allah'a yapın. "Hala düşünmüyor
musunuz?" Yani: Ey müşrikler! Hala durumunuz üzerinde düşünmüyor, tek
yaratıcının Allah (c.c.) olduğunu bildiğiniz halde O'nunla beraber bbşka bir
ilaha mı tapıyorsunuz? Nitekim Allah (c.c.) bir ayette, ''Andolsun onlara
kendilerini kimin yarattığını sarsan elbette ''Allah" derler. O halde
nasıl (Allah'a kulluktan) çevriliyorlar?" (Zuhruf, 87) buyurur. Yine,
"Yedi kat göklerin Rabbi, azametti Arş'ın Rabbi kimdir? diye sor. (Bunlar
da) ''Allah'ındır" diyecekler. Şu halde siz Allah'tan korkmaz mısınız! de.
" (Mü'minun, 87) buyurur. Bundan önceki ayet ile sonraki ayet de aynı
manadadır.
4. Allah'ın gerçek bir
vaadi olarak hepinizin dönüşü ancak O'nadır. Çünkü o, mahlukatı önce (yoktan)
yaratır, sonra da iman edip iyi işler yapanlara adaletle mükafat vermek için
(onları huzuruna) geri çevirir. Kafir olanlara gelince, inkar etmekte oldukları
şeylerden ötürü onlar için kaynar sudan bir içki ve elem verici bir azap
vardır.
Tefsiri:
Yüce Allah kıyamet
gününde tüm mahlukatın dönüp kendisine geleceğini, ilk defada yarattığı gibi
istisnasız herkesi tekrar yaratacağını bildiriyor: ''Allah'ın gerçek bir vaadi
olarak hepinizin dönüşü ancak O'nadır. Çünkü O, mahlukatı önce (yoktan) yaratır,
sonra da iman edip iyi işler yapanlara adaletle mükafat vermek için (onları
huzuruna) geri çevirir." Nitekim Allah (c.c.) başka bir ayette:
"İlkin mahlukunu yaratıp (ölümden) sonra bunu (yaratmayı) tekrarlayan
O'dur, ki bu, O'nun için pek kolaydır." (Rum, 27) buyurur. "Sonra da
iman edip iyi işler yapanları adaletle" Yani, haksızlık yapmaksızın adilce
ve daha çok "mükafat vermek için. "
"Kafir olanlara
gelince, inkar etmekte oldukları şeylerden ötürü onlar için kaynar sudan bir
içki ve elem verici bir azap vardır." Yani, inkar ve küfr etmeleri
sebebiyle kıyamet günü türlü türlü azaplara düçar edileceklerdir.
"İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar su içinde, kapkara dumandan bir gölge
altındadırlar;" (Vakıa, 42-43) "İşte bu; kaynar su ve irindir. Onu tatsınlar.
Buna benzer daha türlü türlü başkaları da vardır." (Sad, 57-58) "İşte
bu, suçluların yalanladıkları cehennemdir. Onlar, cehennemle kaynar su arasında
dolaşır dururlar." (Rahman, 43-44)
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |