İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Yunus Suresi

27 ve 30.ayetler

 

Kötülükler işleyenlerin Ahiretteki Hali:

 

27. Kötülükler işleyenlere gelince, kötülüğün cezası misli iledir. Onları zillet kaplayacaktır. Onları Allah'a karşı koruyacak hiç kimse yoktur. Onların yüzleri sanki karanlık geceden bir parçaya bürünmüştür. İşte onlar da cehennem ehlidir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah, iyilikleri katlanacak ve ondan ayrı başka nimetler verilecek olan bahtiyarların durumunu bildirdikten sonra, bedbahtların haline geçiyor. Onlara karşı adaletini, kötülüklerini misliyle cezalandırıp daha fazlasını vermeyeceğini söylüyor. "Onları zillet kaplayacaktır" Yani, günahlarından ve onların başlarına getireceklerine dair korkularından dolayı yüzlerine zillet gelecek ve bürüyecektir. Nitekim Allah (c.c.) başka bir ayette ''Ateşe arz olunurlarken onların, zilletten başlarını öne eğerek göz ucuyla gizli gizli baktıklarını göreceksin." (Şura, 45) buyurur. Yine, "(Rasulüm!) Sakın, Allah'ı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Ancak, Allah onları (cezalandırmayı), korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor. Zihinleri bomboş olarak kendilerine bile dönüp bakamaz durumda, gözleri göğe dikilmiş bir vaziyette koşarlar. " (İbrahim, 42-43) buyurur.

 

Yüce Allah "Onları Allah'a karşı koruyacak hiç kimse yoktur." buyuruyor. Yani, onlardan azabı engelleyecek ve himaye edecek hiçbir şey yoktur. Nitekim Yüce Allah başka bir yerde şöyle buyurur: "O gün insan, 'Kaçacak yer neresi!' diyecektir. Hayır, hayır! (Kaçıp) sığınacak yer yoktur! O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur." (Kıyamet, 10-12)

 

"Onların yüzleri sanki karanlık geceden bir parçaya bürünmüştür." buyruğunda Allah (c.c.) ahirette yüzlerinin kararacağını bildiriyor. Nitekim başka bir yerde şöyle buyurur: "Nice yüzlerin ağardığı, nice yüzlerin de karardığı günü (düşünün.) İmdi, yüzleri kararanlara: İmandan sonra kafir mi oldunuz? Öyle ise inkar etmiş olmanız yüzünden tadın azabı! (denilir). Yüzleri ağaranlara gelince, onlar Allah'ın rahmeti içindedirler; orada ebedi kalacaklardır." (Al-i İmran, 106-107) Yüce Allah yine: "O gün bir takım yüzler parıl parıldır, güler ve sevinir. Yine o gün birtakım yüzleri de keder bürümüş, hüzünden kapkara kesilmiştir. İşte bunlar kafirlerdir, günahkarlardır." (Abese, 37-41) buyurur.

 

 

 

28. Onların hepSini bir araya toplayacağımız, sonra da Allah’a ortak koşanlara, "siz ve ortak koştuklarınız yerinizde bekleyin" diyeceğimiz gün artık onların aralarını tamamen ayırmışızdır. Ve onların ortak koştukları derler ki: "Siz, bize ibadet etmiyordunuz.

29. Bizimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Şüphesiz ki biz sizin tapmanızdan tamamen habersizdik.

30. Orada herkes geçmişte yaptıklarından imtihana çekilecek. Artık onlar gerçek sahipleri olan Allah'a döndürülmüşlerdir. Uydurmakta oldukları şeyler de onları terkedip kaybolmuştur.

 

Tefsiri:

 

"Onların hepsini bir araya toplayacağımız .. gün" Yani, insanı ve cinni, itaatkarı ve isyankarı ile yeryüzünde yaşayan herkesi toplayacağımız gün. Nitekim Yüce Allah bir ayette "Hiçbirini bırakmaksızın onları (tüm ölüleri) mahşerde toplamış olacağız." (Kehf, 47) buyurur.

 

"sonra da Allah'a ortak koşanlara, siz ve ortak koştuklarınız yerinizde bekleyin diyeceğim iz gün" Yani, "siz ve mü'minler kendilerine ait yerlerde duracak. Onların yanından ayrılın bakalım." denilecek. Nitekim Yüce Allah bir ayette ''Ayrılın bir tarafa bugün, ey günahkarlar! (denilir)" (Yasin, 59) buyurur. Allah (c.c.) yine: "Kıyamet kopacağı gün, işte o gün (müminlerle inkarcılar) birbirlerinden ayrılacaklardır." (Rum, 14) buyurur. Bir ayette de: "O gün (insanlar) bölük bölük ayrılacaklardır." (Rum, 43) buyurur. Yani, ikiye ayrılacaklardır. Bu, yüce Rabb'in aralarında hükmünü vermek üzere geldiğindeki durumdur. O yüzden: Aralarında hüküm vermesi ve onları orada beklemekten kurtarması için mü'minler Allah'a (c.c.) müracat ederler, denilmiştir.

 

 

[3737] Bir hadiste Allah Ras(ılü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Biz kıyamet gününde insanların üstünde, yüksek bir yerde olacağız. " buyurmuştur.

Yüce Allah bu ayet-i kerimede kıyamet gününde müşriklere ve putlarına "siz ve ortak koştuklarınız yerinizde bekleyin. " diye emredeceğini haber veriyor.

''Artık onların aralarını tamamen ayırmışızdır. Ve onların ortak koştukları derler ki: "Siz, bize ibadet etmiyordunuz." Yani, kendilerine ibadetlerini inkar eder ve onlardan beri olduklarını ilan ederler. Nitekim Yüce Allah başka bir ayette "Hayır, hayır! Taptıkları, onların ibadetlerini tanımayacaklar ve onlara hasım olacaklar." (Meryem, 82) buyurur. Yine: "İşte o zaman (görecekler ki) kendilerine uyulup arkalarından gidilenler, uyanlardan hızla uzaklaşırlar ve o anda her iki taraf da azabı görmüş, nihayet aralarındaki bağlar kopup

parçalanmıştır." (Bakara, 166) buyurur. Yüce Allah yine: ''Allah'ı bırakıp da kıyamet gününe kadar kendisine cevap veremeyecek şeylere tapandan daha sapık kim olabilir? Oysa onlar, bunların tapmalarından habersizdirler. İnsanlar bir araya toplandıkları zaman (müşrikler) onlara (tapındıklarına) düşman kesilirler ve onlara kulluk ettiklerini inkar ederler." (Ahkaf, 5-6) buyurur. Yüce Allah, müşrikler kendilerine ibadet ettiklerini iddia ederek müracaat ettiklerinde şeriklerinin (ortak koştuklarının) onlara şöyle diyeceklerini bildiriyor:

 

"Bizimle sizin aranızda şahit olarak Allah yeter. Şüphesiz ki biz sizin tapmanızdan tamamen habersizdik." Yani, biz bunu ne hissediyor, ne de biliyorduk. Fakat haberimiz olmadan kendiniz bize ibadet ediyordunuz. Allah (c.c.) sizinle bizim aramızda şahit ki biz sizi bize ibadete ne çağırdık, ne emrettik, ne de bu hareketinizden razı olduk. Bu, Allah'la birlikte duymayan, görmeyen ve onlara hiçbir fayda sağlayamayan, ibadet etmeleri için müşriklere ne emretmiş, ne razı olmuş ne de istemiş olan, hatta en çok ihtiyaç duydukları bir vakitte onlardan beri olduklarını ilan eden şeriklere tapınmalarına dair verilmiş, onları susturacak büyük bir cevaptır. Bunlar diri olan, tüm mahlukatı ayakta tutan, işiten ve gören, her şeye gücü yeten, her şeyi bilen; hiçbir ortağı bulunmayan ve tek olan kendisine ibadeti emredip kendinden başkalarına ibadetten men ederek peygamberlerini gönderen, kitaplarını indiren Allah'a ibadeti ise terk etmişlerdir. Nitekim Yüce Allah bir ayette şöyle buyurur: ''Andolsun ki biz, 'Allah'a kulluk edin ve Tağut'tan sakının' diye (emretmeleri için) her ümmete bir peygamber gönderdik. Allah, onlardan bir kısmını doğru yola iletti. Onlardan bir kısmı da sapıklzğı hak ettiler!" (Nahl, 36) Allah (c.c.) yine: "Senden önce hiçbir Rasul göndermedik ki ona: 'Benden başka İlah yoktur; şu halde bana kulluk edin' diye vahyetmiş olmayalım." (Enbiya, 25) buyurur. Yüce Allah bir ayette de: "Senden önce gönderdiğimiz elçilerimize (ümmetlerine) sor! Rahman'dan başka tapılacak ilahlar (edinin diye) emretmiş miyiz?" (Zuhruf, 45) buyurur.

 

Müşrikler çeşit çeşit ve grup gruptur. Allah (c.c.) kitabında onları zikretmiş, hal ve sözlerini açıklamış, içinde bulundukları sapıklığa en mükemmel şekilde cevap vermiştir.

 

Yüce Allah sonra şöyle buyuruyor: "Orada herkes geçmişte yaptıklarından imtihana çekilecek. " Yani, kıyamet günü hesap yerinde her nefis sınava tabi tutulacak ve her nefis geçmişte yaptığı her iyi ve kötüyü bilecek. Nitekim

 

Yüce Allah başka bir ayette şöyle buyurur: "Gizlenenlerin ortaya döküldüğü gün" (Tarık, 9) Yine, "O gün insana, ileri götürdüğü ve geri bıraktığı ne varsa bildirilir." (Kıyamet, 13) buyurur. Allah (e.c.) yine: "Her insanın amelini (veya kaderini) boynuna bağladık. İnsan için kıyamet gününde, açılmış olarak önüne konacak bir kitap çıkarırız. Kitabını oku! Bugün sana hesap sorucu olarak kendi nefsin yeter. " (İsra, 14) buyurur.

 

Bazıları "Orada herkes geçmişte yaptıklarından imtihana çekilecek." buyruğunu (.....: imtihan olunacak yerine tilavet kökünden "....." şeklinde okumuşlardır. Bu kıraate bazıları "Orada herkes geçmişte yaptıklarını okuyacak." manası verirken, bazıları "Orada herkes yapmış olduğu her iyi ve kötü amelinin peşinden gidecek" manasını vermişlerdir.

 

 

[3738] Bazıları ikinci tefsiri şu hadise dayanarak yapmışlardır: "Orada 'Her bir topluluk ibadet ettiği şeyin peşinden girsin' denilir. Bunun üzerine güneşe tapanlar güneşin peşine, aya ibadet edenler ayın peşine. tağutlara ibadet edenler tağutların peşine düşer ... "

 

''Artık onlar gerçek sahipleri olan Allah'a döndürülmüşlerdir.'' Yani bütün işler adaletle hükmedici ''Adl'' ve ''Hakem'' olan Allah'a (c.c.) dönmüştür.

 

O da hükmünü vermiş ve cennetlikleri cennete cehennemlikleri cehenneme koymuştur.

 

"Uydurmakta oldukları şeyler de" yani Allah'a (c.c.) iftira ederek O'nun (c.c.) dışında ibadet ettikleri şeyler de "onlardan sapmıştrr'' yani onları terk edip gitmişlerdir.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

31 - 33. ayetler