İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Yunus Suresi

34 – 36.ayetler

 

Allah'ın Yegane Ilah Olduğuna Başka Deliller:

 

34. De ki: Allah'a ortak koştuklarınız arasında, ilk defa yaratacak, sonra onu geri döndürecek biri var mı? De ki: Allah ilk defa yaratıp sonra da onu tekrar öldürür, O halde nasıl saptırılırsınız!

35. De ki: Ortak koştuklarınızdan hakka iletecek olan var mı? De ki: "Hakka Allah iletir" Öyle ise hakka ileten mi uyulmaya daha layıktır; yoksa hidayet verilmedikçe kendi kendine doğru yolu bulamayan mı? Size ne oluyor? Nasıl hükmediyorsunuz?"

36. Onların çoğu zandan başka bir şeye uymaz. Şüphesiz zan, haktan hiçbir şeyin yerini tutmaz. Allah onların yapmakta olduklarını pek iyi bilendir.

 

Tefsiri:

 

Bu ayetlerde müşriklerin Allah'a başkalarını ortak koşmaları, putlara ve şeriklere tapmaları davalarının batıl olduğu ispat edilmektedir. "De ki:

"Allah'a ortak koştuklarınız arasında, ilk defa yaratacak, sonra onu geri döndürecek biri var mı?" Yani, gökleri ve yeri yaratmaya başlayan (yok iken var eden), onlarda yeni yaratıklar meydana getirmekte olan, gökleri ve yerdeki mahlukatı darmadağın edip onları yokluğa terk edecek, sonra da onları yeni bir yaratılışla yaratacak olan kimdir? "De ki: "Allah ilk defa yaratıp sonra da onu tekrar öldürür" Yani, bunları hiçbir ortağı olmaksızın tek başına yapan Allah'tır. "O halde nasıl saptırılırsınız!" Yani, nasıl doğru yoldan batıl yola çevrilirsiniz?

 

"De ki: 'Ortak koştuklarınızdan hakka iletecek olan var mı?' De ki: 'Hakka Allah iletir'" Yani, siz biliyorsunuz ki şeriklerinizin yoldan sapmış birini doğru yola iletmeye gücü yetmez. Şaşkınlara ve sapkınlara hidayet eden, kalpleri azgınlıktan doğruya çeviren zat kendinden başka ilah bulunmayan Allah'tır. "Öyle ise hakka ileten mi uyulmaya daha layıktır; yoksa hidayet verilmedikçe kendi kendine doğru yolu bulamayan mı?" Yani, şimdi kul hakka ileten ve kör iken görmesini sağlayana mı uysun, yoksa kör ve sağır olması sebebiyle kendisine yol gösterilmedikçe yolunu bulamayacak olana mı uysun? Nitekim Allah (c.c.) İbrahim (a.s)'ın babasına şöyle dediğini bildirmiştir:

"Babacığım! Duymayan, görmeyen ve sana hiçbir fayda sağlamayan bir şeye niçin taparsın?" (Meryem, 42) İbrahim (a.s) kavmine de: "Yonttuğunuz şeylere mi ibadet edersiniz! Oysa ki sizi ve yapmakta olduklarınızı Allah yarattı." (Saffat, 95-96) demiştir. Bu konuda başka ayetler de vardır. "Size ne oluyor? Nasıl hükmediyorsunuz?" Yani, size ne oluyor da aklınız başınızdan alınıyor? Nasıl Allah (c.c.) ile yaratıklarını bir tuttunuz, bunları birbirine denk kabul ettiniz ve hem Allah'a hem bunlara ibadet ettiniz? İbadetinizi sadece, sapıklıktan hidayete çıkaran, malik ve hakim olan Rabb'e yapsaydınız, sırf O'na dua edip O'na yönelseydiniz ya!

 

Sonra Yüce Allah onların dinlerinde hiçbir delil ve burhana dayanmadıklarını, onun kendilerinin zanları, yani vehim ve hayalleri olduğunu, bunun ise onlara hiçbir faydasının olmayacağını açıklıyor: "Onların çoğu zandan başka bir şeye uymaz. Şüphesiz zan, haktan hiçbir şeyin yerini tutmaz." Allah'ın (c.c.) ''Allah onların yapmakta olduklarını pek iyi bilendir." buyruğu ise müşriklere tehdit ve korkutmadır. Zira Allah (c.c.) onlara bunun karşılığını tam bir şekilde vereceğini bildiriyor.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

37 - 40. ayetler