|
İbn Kesir Tefsir-i Kebir |
Yunus Suresi 71 – 73.ayetler |
Nuh (a.s)'ın Kavmine
Hitabı:
71. Onlara Nuh'un
haberini oku: Hani O kavmine demişti ki: "Ey kavmim! Eğer benim uzun süre aranızda
durmam ve Allah'ın ayetlerini hatırlatmam size ağır geldi ise, bilin ki ben
yalnız Allah'a dayanıp güvenirim. Siz de ortaklarınızla beraber toplanıp
yapacağınızı kararlaştırın. Sonra işiniz başınıza dert olmasın. Bundan sonra
vereceğiniz hükmü, bana uygulayın ve bana mühlet de vermeyin.
72. Eğer yüz
çeviriyorsanız, zaten ben sizden bir ücret istemedim. Benim ecrim Allah'tan
başkasına ait değildir ve ben müslümanlardan olmakla emrolundum.
73. Yine de onu
yalanladılar, biz de hem onu hem de gemide onunla beraber bulunanları kurtardık
ve onların yerine bunları getirdik; ayetlerimizi yalanlayanları da boğduk. Bak
ki uyarılanların sonu nasıloldu!
Tefsiri:
Yüce Allah Peygamber'ine
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor:
"Onlara Nuh'un
haberini oku" Yani, seni yalanlayan ve karşı gelen Mekke kafirlerine Nuh
(a.s) ile onu yalanlayan kavminin hikayesini haber ver ve anlat. Allah'ın
(c.c.) nasıl baştan sona hepsini boğmak suretiyle onları helak ettiğini ve
köklerini kazıdığını anlat ki bunlar da onların başına gelen helak ve yok
olmanın kendilerine de gelmemesi için sakınsınlar. "Hani O kavmine demişti
ki: "Ey kavmim! Eğer benim uzun süre aranızda durmam" içinizde
bulunmam "ve" size "Allah'ın ayetlerini" yani, hüccet ve
burhanlarını "hatırlatmam size büyük geldi ise" yani, bu sizin
ağınnıza geldiyse "bilin ki ben yalnız Allah'a dayanıp güvenirim."
Yani, şunu bilin ki sizin ağınnıza gitsin veya gitmesin ben buna hiç aldınş
etmem ve yapmakta olduğum şeyi bırakmam. "Siz de ortaklarınızla" yani
Allah (c.c.) dışında ibadet ettiğiniz put ve heykellerden şeriklerinizle
"beraber toplanıp yapacağınızı kararlaştırın. Sonra işiniz başınıza dert
olmasın. Bundan sonra vereceğiniz hükmü, bana uygulayın" Yani, bunda
tereddütlü ve kafası karışık olmayın, bilakis durumunuzu bana açıkça ifade
edin. Eğer haklı olduğunuzu sanıyorsanız onu bana yapın. "ve bana mühlet
de vermeyin. " Yani, benim işimi bir saat dahi ertelemeyin. Elinizden ne
geliyorsa yapın. Çünkü ben sizi önemsemiyor, sizden korkmuyorum. Çünkü siz
doğru bir yol üzere değilsiniz. Nitekim Hud (a.s) da kavmine şöyle demiştir:
"Ben Allah'ı şahit tutuyorum; siz de şahit olun ki ben sizin ortak
koştuklarınızdan uzağım. O'ndan başka (taptıklarınızın hepsinden uzağım). Haydi
hepiniz bana tuzak kurun; sonra da bana mühlet vermeyin! Ben, benim de Rabbim,
sizin de Rabbiniz olan Allah'a dayandım. Çünkü yürüyen hiçbir varlık yoktur ki
o, onun perçeminden tutmuş olmasın. Şüphesiz Rabbim dosdoğru yoldadır."
(Hud, 54-56)
"Eğer yüz
çeviriyorsanız" Yani, yalanlıyor ve itaati reddediyorsanız "zaten ben
sizden bir ücret istemedim. " Yani, nasihatimin bedeli olarak sizden
hiçbir şey talep etmedim. "Benim ecrim Allah'tan başkasına ait değildir ve
ben müslümanlardan olmakla emrolundum." Yani, ben sadece Allah'a teslim
olma emrini yerine getiriyorum. İslam, şeriatları çeşitli ve yöntemleri farklı
olsa da ilkinden sonuncusuna tüm peygamberlerin dinidir. Nitekim Yüce Allah
"(Ey ümmetler!) Her birinize bir şeriat ve bir yol verdik." (Maide,
48) buyurmuştur. İbn Abbas (r.a.) buradaki "şir'a" ve
"minhac"ı yol ve sünnet olarak tefsir etmiştir. Nuh (a.s) da (bu
ayette ifade edildiği gibi) "ben müslümanlardan olmakla emrolundum."
demiştir. Allah (c.c.) İbrahim (a.s) hakkında şöyle buyurur: "Rabbi ona:
Müslüman ol, demiş, o da: Alemlerin Rabbine boyun eğdim, demişti. Bunu İbrahim
de kendi oğullarına vasiyet etti, Ya'kub da: 'Oğullarım! Allah sizin için bu
dini (İslam 'ı) seçti. O halde sadece müslümanlar olarak ölünüz (dedi). ",
(Bakara, 131-132) Yusuf (a.s) da: "Ey Rabbim! Mülkten bana (nasibimi)
verdin ve bana (rüyada görülen) olayların yorumunu da öğrettin. Ey gökleri ve
yeri yaratan! Sen dünyada da ahirette de benim sahibimsin. Beni müslüman olarak
öldür ve beni salihler arasına kat!" (Yusuf, 101) demiştir. Musa (a.s):
"Ey kavmim! Eğer Allah'a inandıysanız ve O'na teslim olduysanız sadece
O'na güvenip dayanın. " (Yunus, 84) demiştir. Sihirbazlar: "Ey
Rabbimiz! Bize bol bol sabır ver, müslüman olarak canımızı al." (A'raf,
126) demişlerdir. Allah (c.c.) şöyle buyurur: "Melike (Belkıs) dedi ki:
Rabbim! Ben gerçekten kendime yazık etmişim. Süleyman'la beraber alemlerin
Rabbi olan Allah'a teslim oldum (müslüman oldum)." (Neml,44) Allah (c.c.)
şöyle buyurur: "Biz, içinde doğruya rehberlik ve nur olduğu halde Tevrat'ı
indirdik. Kendilerini (Allah'a) vermiş peygamberler onunla Yahudilere
hükmederlerdi. Allah'ın Kitab'ını korumaları kendilerinden istendiği için
Rablerine teslim olmuş (müslüman) zahidler ve bilginler de (onunla
hükmederlerdi)." (Maide, 44) Allah (c.c.) şöyle buyurur: "Hani havdrflere:
'Bana ve peygamberime iman edin.' diye ilham etmiştim. Onlar (da): 'İman ettik,
bizim Allah'a teslim olmuş kimseler (müslümanlar) olduğumuza sen de şahit ol.'
demişlerdi." (Maide, 111) Peygambelerin sonuncusu ve insanların efendisi
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) de şöyle demiştir: "Şüphesiz benim namazım,
kurbanı m, hayatım ve ölümüm hepsi alemlerin Rabbi Allah içindir. O'nun ortağı
yoktur. Bana sadece bu emrolundu ve ben müslümanların ilkiyim." (En'am,
162-163) Yani bu ümmetin ilk müslümanıyım.
[3763] Bu yüzden
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'den gelen bir hadiste Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Biz peygamberler anneleri ayrı babaları bir
kardeşler gibiyiz. Bizim dinimiz birdir. " buyurmuştur.
Yani, o da yalnızca
hiçbir ortağı bulunmayan Allah'a (c.c.) ibadet etmektir. Hadiste geçen
"Evladu allat" anneleri ayrı babaları bir kardeşler manasına gelir.
"Yine de onu
yalanladılar, biz de hem onu hem de gemide" onun dininden olup ''onunla
beraber bulunanları kurtardık ve onları" yeryüzündeki "halifeler
kıldık. Ayetlerimizi yalanlayanları da boğduk. " Ey Muhammed:
"uyarılanların sonu nasıloldu bir bak." Biz nasıl mü'minleri
kurtardık ve yalanlayıcıları helak ettik.
|
Devam etmek için aşağıdaki linki kullan |