İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Yunus Suresi

75 – 87.ayetler

 

Musa (a.s) ve Harun (a.s)'ın Gönderilişi:

 

75. Sonra onların ardından da Firavun ve toplumuna Musa ve Harun'u mucizelerimizle gönderdik, fakat onlar kibirlendiler ve günahkar bir toplum oldular.

76. Katımızdan onlara hak gelince, "Bu elbette apaçık bir sihirdir" dediler.

77. Musa, "Size hak geldiğinde onun için hep böyle mi dersiniz? Bu bir sihir midir? Halbuki sihirbazlar iflah olmazlar" dedi.

78. Onlar dediler ki: "Babalarımızı üzerinde bulduğumuz dinden bizi döndüresin ve yeryüzünde ululuk sizin ikinizin olsun diye mi bize geldin? Halbuki biz size inanacak değiliz. "

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah buyuruyor ki: "Sonra onların" o peygamberlerin "ardından da Firavun ve toplumuna" yani milletine "Musa ve Harun'u mucizelerimizle" yani ayetlerimiz ve burhanlarımızla "gönderdik, fakat onlar" hakka uyma ve ona boyun eğme hususunda "kibirlendiler ve günahkar bir toplum oldular. Katımızdan onlara hak gelince, "Bu elbette apaçık bir sihirdir" dediler. " Onlar (Allah kendilerini iğrenç etsin) sözlerinin yalan ve iftira olduğunu bile bile sanki böyle yemin ettiler. Yüce Allah başka bir ayette şöyle buyurur: "Kendileri de bunlara yakinen inandıkları halde, zulüm ve kibirlerinden ötürü onları inkar ettiler. Bozguncuların sonunun nice olduğuna bir bak!" (NemI, 14)

Allah (c.c.) buyuruyor ki: "Musa" bu sözlerini eleştirerek onlara "Size hak geldiğinde onun için hep böyle mi dersiniz? Bu bir sihir midir? Halbuki sihirbazlar iflah olmazlar" dedi. Onlar dediler ki: "Babalarımız! üzerinde bul-

duğumuz şeyden" yani onların bağlı bulundukları dinden "bizi döndüresin" yani çeviresin "ve yeryüzünde ululuk" yani büyüklük ve riyaset "sizin ikinizin" senin ve Harun'un "olsun diye mi bize geldin? Halbuki biz size inanacak değiliz. "

Yüce Allah Aziz Kitabı'nda Musa (a.s) ile Firavun kıssasından çok bahseder. Çünkü bu en hayret verici kıssalardandır. Zira Firavun Musa (a.s)'dan şiddetle sakınmaya çalıştı, ama kader sakındığı bu kimsenin onun yatağında ve sofrasında evladı gibi yetişip büyümesini sağladı. Musa (a.s) büyüyüp yetiştikten sonra Allah (c.c.) ona bir sebep yaratarak aralarından çıkardı. Ona peygamberlik, rasullük ve onunla konuşma nimetlerini bahşetti. Allah (c.c.) kendisine ibadete ve O'na dönmeye çağırması için onu Firavun'a peygamber gönderdi. Musa (a.s) ona Allah'ın (c.c.) mesajını getirdi. Bunlar Firavun'un büyük ülkesine ve haşmetli saltanatına rağmen yapılıyordu. Musa (a.s)'ın kardeşi Harun (a.s)'dan başka bir yardımcısı yoktu. Firavun bu davete karşı geldi, büyüklük tasladı. Kibirliliği ve nefsinin iğrenç inadı tuttu. Baş kaldırdı ve arkasını döndü. Kendisinde bulunmayan şeyleri iddia etti. Allah'a karşı büyüklendi, inatlaştı, taşkınlık yaptı. Mü'min İsrailOğullarını ezdi ve alçalttı. Allah (c.c.) ise Musa (a.s)'ı ve kardeşi Harun (a.s)'ı koruyor, yardım ve inayetiyle onları muhafaza ediyordu. Tartışmalar ve mücadeleler sürüp gitti. Musa (a.s)'ın elinde gerçekleşen ve akıllara durgunluk verip idrakleri dehşete düşüren, Firavun'un karşı koyamadığı ve ancak Allah (c.c.) tarafından desteklenen kimsenin yapabileceği bu mucizeler birer birer ve ardı ardına gerçekleşti. Sonunda Allah (c.c.) onlara engellenmesi imkansız azabını gönderdi ve onları toplu halde boğdu. "Böylece zulmeden toplumun kökü kesildi. Ha md, alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur." (En'am, 45)

 

 

 

79. Firavun dedi ki: "Bilgili bütün sihirbazları bana getirin!"

80. Sihirbazlar gelince Musa onlara, "Atacağınızı atın" dedi.

81. Onlar atınca, Musa dedi ki: "Sizin getirdiğiniz sihirdir. Allah onun batıl olduğunu mutlaka açığa çıkaracaktır. Çünkü Allah bozguncuların işini düzeltmez. "

82. Suçluların hoşuna gitmese de Allah, sözleriyle gerçeği açığa Çıkaracaktır.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah sihirbazlarla Musa (a.s)'ın hikayesini A’raf suresinde zikretmiştir. Bu konu orada ele alındı. Allah (c.c.) bu kıssayı bu sure ile Taha ve Şuara surelerinde de zikretmiştir. Mel'un Firavun insanların gözlerini boyamak, Musa (a.s)'ın getirdiği açık hakikate sihirbazların ve gözboyayıcıların ayartmalarıyla karşı koymak istedi. Fakat kurduğu düzen aleyine döndü ve hedefi gerçekleşmedi. O büyük törende ilahi mucizeler tecelli etti. "(Bunu görünce) sihirbazlar derhal secdeye kapandılar. Alemlerin Rabbine, iman ettik" dediler. Musa ve Harun'un Rabbine iman ettik" (Şuara, 46-48) Firavun sihirbazların sırların aleminin elçisine karşı zafer kazanacağını sanıyordu. Fakat hüsrana uğradı. Cenneti kaybetti ve cehennemi hak etti. "Firavun dedi ki: "Bilgili bütün sihirbazları bana getirin!" Sihirbazlar gelince Musa onlara, "Atacağınızı atın." dedi." Musa (a.s)'ın bunu söylemesinin sebebi şudur: Sihirbazlar Firavun'un, onları yakın adamları yapacağı ve bol hediyeler vereceği vaadinin ardından sıraya dizildiklerinde "Dediler ki: Ey Musa! Ya sen at veya önce atan biz olalım. Hayır, siz atın, dedi." (Taha, 65-66) Musa (a.s) insanların onların yaptıklarını görmeleri ve ardından kendisi hakkı getirip batıllarını yok etmek için, önce onların başlamalarını istedi. O yüzden "Siz atın" dedi. Onlar atınca, insanların gözlerini büyülediler, onları korkuttular ve büyük bir sihir gösterdiler." (A'raf, 116) "Musa, birden içinde bir korku duydu Korkma! dedik, üstün gelecek olan kesinlikle sensin. Sağ elindekini at da, onların yaptıklarını yutsun. Yaptıkları, sadece bir büyücü hilesidir. Büyücü ise, nereye varsa (ne yapsa) iflah olmaz." (Taha, 67-69) Onlar asalarını atın ca o vakit Musa (a.s) onlara şöyle dedi: "Sizin getirdiğiniz sihirdir. Allah onun batıl olduğunu mutlaka açığa çıkaracaktır. Çünkü Allah bozguncuların işini düzeltmez. Suçluların hoşuna gitmese de Allah, sözleriyle gerçeği açığa çıkaracaktır. "

 

İbn Ebi Hatim Leys b. Ebi Süleym'den şöyle nakleder: Bana ulaşan bil-

gilere göre bu ayetler Allah’ın izniyle sihir için şifadır. İçinde su bulunan bir kaba Yunus süresinin "Onlar atınca, Musa dedi ki: "Sizin getirdiğiniz sihirdir. Allah onun batıl olduğunu mutlaka açığa çıkaracaktır. Çünkü Allah bozguncu ların işini düzeltmez. Suçluların hoşuna gitmese de Allah, sözleriyle gerçeği açığa çıkaracaktır." (81. ve 82.) ayetleri, "Böylece gerçek ortaya çıktı ve onların yapmakta oldukları yok olup gitti." (A'raf, 118) ayetinden itibaren 4 ayet, bir de "Yaptıkları, sadece bir büyücü hilesidir. Büyücü ise, nereye varsa (ne yapsa) iflah olmaz." (Taha, 69) ayeti okunur. Sonra sihir yapılmış kişinin başına dökülür.

 

 

 

83. Firavun ve kavminin kendilerine fenalık yapmaları korkusuyla, kavminden bir gurup gençten başka kimse Musa'ya iman etmedi. Gerçekten Firavun yeryüzünde büyüklenen ve haddi aşanlardan idi.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah getirdiği ayetler, kesin hüccetler ve gün ışığı gibi açık burhanlara rağmen Firavun'un kavminden sadece az sayıda zürriyetin yani gencin iman ettiğini, iman ederken de Firavun'un onları daha önce içinde bulundukları küfre döndürür korku ve endişesini taşıdıklarını haber veriyor. Çünkü Firavun -Allah lanet etsin- zorba ve inatçı, isyan ve azgınlıkta aşırı giden biriydi. Güçlü bir otoritesi ve dehşet saçan bir yönetimi vardı. O yüzden halkı ondan çok korkardı. Avfi, İbn Abbas (r.a.)'tan "Firavun ve kavminin kendilerine fenalık yapmaları korkusuyla kavminden bir grup gençten başka kimse Musa'ya iman etmedi." buyruğu hakkında şöyle nakleder: Müsa (a.s)'a İsrailoğullarından değil de Firavun'un kavminden iman eden insanların sayısı çok azdı. Onlar ise Firavun'un karısı, Firavun hanedanından iman eden (ve Mü'min süresinde geçen) bir kişi, Firavun'un haznedarı ve haznedarın karısıdır. Ali b. Ebi Talha'nın İbn Abbas (r.a.)'tan rivayetine göre ise o (r.a.): "kavminden bir grup gençten başka" buyruğunu, yani "İsrailoğullarından bir grup gençten başka" diye tefsir etmiştir. İbn Abbas (r.a.), Dahhak ve Katade'den: Zürriyet az kişi demektir, dedikleri rivayet edilmiştir. Mücahid "kavminden bir grup gençten başka" buyruğu hakkında: Onlar Musa (a.s)'ın gönderildiği kimselerin evlatlarıdır. Bunlar babaları öldükten ve Musa la.s)'ın gönderilmesinin üzerinden uzun bir zaman geçtikten sonra iman ettiler.

 

İmam Taberi, zamirin daha önce geçen en yakın kelimeye dönmesi kaidesine binaen, Mücahid'in az sayıda iman ettiği ifade edilenlerin İsrailoğullarından oldukları görüşünü tercih etmiştir. (Zira "....." (Onun kavminden) ifadesine en yakın isim Musa (a.s)'dır.) Fakat bu isabetli değildir. Çünkü zürriyetten kasıt delikanlılar ve gençlerdir. Onlar ise İsrailOğullarındandır. Bilindiği gibi İsrailoğulları'nın hepsi Musa (a.s)'a iman etmiş ve onun gelişine sevinmişlerdir. Zaten önceki kitaplarından onun sıfatlarını ve niteliklerini biliyorlardı. Musa (a.s)'ın geleceği, onları Firavun'un esaretinden kurtaracağı ve onlara galip kılacağı ile müjdelenmişlerdi. O yüzden bu bilgi Firavun'a ulaştığında ondan var gücüyle sakınmaya çalıştıysa da bunun ona bir faydası olmadı. Musa (a.s) geldiğinde de Firavun onlara en büyük işkenceleri yaptı. "(İsrailoğulları): 'Sen bize (peygamber olarak) gelmeden önce de geldikten sonra da bize işkence edildi' dediler. (Musa) 'Umulur ki Rabbiniz düşmanınızı helak eder ve onların yerine sizi yeryüzüne hakim kılar da nasıl hareket edeceğinize bakar' dedi." (A’raf, 129) Durum böyle iken nasılolur da Musa (a.s)'ın kavminden yani İsrailoğulları'ndan bir zürriyet kastedilmiş olabilir? Ayrıca, Allah (c.c.) "Firavun ve kavminin eşrafının kendilerine fenalık yaparak dinden dönmesinden korku içinde .. " buyurmuştur. İsrailoğulları'nda ise imandan sapmasından korkulacak tek kişi Karun idi. Çünkü o Musa (a.s)'ın kavmindendi, ancak onlara karşı gelerek ayrılmıştı. Firavun'la yakın ve sıcak ilişki içindeydi ve onun ipine sarılmıştı. Ayrıca, Taberi bazı nahivcilerden nakletmiş olsa da, ayetteki "Ve onların (kavminin) eşrafının" "....." ifadesindeki "onlar" zamirinin Firavun'a döndüğünü, halkından dolayı hakkında büyültme ifadesi olarak çoğul kullanıldığını veya "...../ Firavun Halkı" ifadesinin hazfedilip yerine "..../ onlar" zamirinin konduğunu söyleyenler isabet etmemişlerdir. İsrailoğulları'nda sadece mü'minlerin bulunduğunun bir delili Allah'ın (c.c.) şu buyruklarıdır: "Musa dedi ki: "Ey kavmim! Eğer Allah'a inandıysanız ve O'na teslim olduysanız, sadece O'na tevekkül edip dayanın. Onlar da dediler ki: "Allah'a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz! Bizi, o zalimler topluluğuna bir fitne yapma! Ve bizi rahmetinle o kafirler topluluğundan kurtar. " (Yunus, 84-86)

 

 

 

84. Musa dedi ki: "Ey kavmim! Eğer Allah'a inandıysanız ve O'na teslim olduysanız, sadece O'na tevekkül edip dayanın. "

85. Onlar da dediler ki: ''Allah'a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz! Bizi, o zalimler topluluğuna bir fitne yapma!"

86. Ve bizi rahmetinle o kafirler topluluğundan kurtar!

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah Musa (a.s)'ın kavmine şöyle dediğini bildiriyor: "Ey kavmim!

Eğer Allah'a inandıysanız ve O'na teslim olduysanız, sadece O'na tevekkül edip dayanın." Çünkü Allah (c.c.) kendisine tevekkül edip dayanan kimseye kafi gelir (her şeyine yeter). Nitekim Allah (c.c.) ''Allah kuluna kafi değil midir? Seni O'ndan başkalarıyla korkutuyarlar. Allah, kimi saptırırsa artık onun yolunu doğrultacak biri yoktur." (Zümer, 36) "Kim Allah'a güvenirse O, ona yeter." (Talak, 3) buyurur. Allah (c.c.) çok defa ibadet ile tevekkülü (Allah'a dayanmak ve güvenmek) birlikte zikreder. Şu ayetlerde olduğu gibi: "Öyle ise O'na kulluk et ve O'na dayan!" (Hud, 123) "Biz O'na iman etmiş ve sırf O'na güvenip dayanmışızdır. Siz kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında öğreneceksiniz!" (Mülk, 29) "O, doğunun da batının da Rabbidir. O'ndan başka ilah yoktur. Öyleyse yalnız O'nu ve kil edin (O'nun himayesine sığın)." (Müzzemmil, 8) Allah (c.c.) mü'minlere her namazlarında bir çok defa ''Ancak sana kulluk eder ve ancak senden yardım dileriz" (Fatİha, 5) demelerini emretmiştir. İşte İsrailOğulları bu emri yerine getirmek üzere ''Allah'a tevekkül ettik. Ey Rabbimiz! Bizi, o zalimler topluluğuna bir fitne yapma!" demişlerdir. "Yani, onları bize galip kılma, bize musallat etme. Sonra üzerimizdeki hakimiyetleri kendilerinin hak, bizim ise batıl üzere olmamız sebebiyle olduğunu sanar ve o sebepten fitneye düşerler. Ebu Miclez ve Ebu Duha'dan böyle rivayet edilmiştir. İbn Cüreyc ve başkaları Mücahid’den şöyle rivayet etmişlerdir: Yani, bize Firavun'un kavminin eliyle de, senin katından bir azapla da azap etme. Sonra Firavun'un kavmi "Onlar hak üzere olsalardı azap edilmezlerdi ve biz onlar üzerinde hakim kılınmazdık." derler ve bu şekilde bizden dolayı fitneye düşer, aldanırlar."

 

Abdurrezzak, MücaHid’den şöyle nakleder: "Ey Rabbimiz! Bizi, o zalimler topluluğuna bir fitne yapma!" Onların bize musallat olarak işkence yapmalarına izin verme.

 

"Ve bizi rahmetinle" Yani, senden bir rahmet ve lütufla 'b kafirler topluluğundan" Yani, hakkı örtüp gizleyenler topluluğundan "kurtar!" Biz sana inandık ve sana tevekkül ettik.

 

 

 

87. Biz de Musa ve kardeşine, "Kavminiz için Mısır'da evler hazırlayın ve evlerinizi namaz kılınacak yerler yapın, namazlarınızı da dosdoğru kılın. Mü'minleri müjdele!" diye vahyettik.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah İsrailoğullarını Firavun ve kavminden kurtarmasının sebebini, onlardan nasıl kurtulduklarını zikrediyor. Çünkü Allah (c.c.) Musa (a.s) ile Harun (a.s)'a Mısır'da kavimlerine evler edinmelerini emretmiştİ. Müfessirler "evlerinizi kıble (namaz kılınacak yerler) yapın" buyruğunun manası hakkında ihtilaf etmişlerdir. Süfyan-ı Sevri ve bazıları İbn Abbas (r.a.)'tan: Evlerini mescidler edinmelerini emretmişti, dediğini rivayet etmişlerdir. Süfyan-ı Sevri, Mansur kanalıyla İbrahim Nehai'den: "Korkuyorlardı. O yüzden evlerinde namaz kılmaları emredildi" dediğini rivayet etmiştir. Mücahid, Ebu Malik, Rebi' b. Enes, Dahhak, Abdurrahman b. Zeyd ve Zeyd b. Eslem de böyle demişlerdir. Allahu a'lem, sanki bu Firavun ve kavminin onlara baskıları artıp işkenceleri şiddetlenince çok namaz kılmakla emrolunmalarını ifade etmektedir. Nitekim Allah (c.c.) bir ayette "Ey iman edenler! Sabır ve namaz ile Allah'tan yardım isteyin. Çünkü Allah muhakkak sabredenlerle beraberdir. " (Bakara, 153) buyurur.

 

 

[3765] Bir hadiste şöyle geçmektedir: "Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) başına bir dert ve sıkıntı geldiğinde namaz kılardı. "

 

Bunu Ebu Davud rivayet etmiştir.

 

Allah (c.c.) daha sonra şöyle buyuruyor: " ... namazlarınızı da dosdoğru kılın. Mü'minleri müjdele!" diye vahyettik." Yani, onları sevap ve yakın zaferle müjdele. Avfi bu ayetin tefsirinde İbn Abbas (r.a.)'tan şöyle nakleder: İsrailoğulları "Biz namazlarımızı Firavunların gözleri önünde açıktan yapamaylZ" dediler. Bunun üzerine Allah (c.c.) onlara evlerinde namaz kılmalarını, evlerinide kıble tarafına dönük yapmalarını emretti. Mücahid der ki: Evlerini içinde namaz kıldıkları Kabe'ye dönük mescidler yapmakla emrolundular. Katade ve Dahhak da böyle demişlerdir. Said b. Cübeyr ise bunu "Evlerinizi karşı karşıya yapın" şeklinde tefsir etmiştir.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

88 ve 89 ayetler