İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

İbrahim Suresi

31.ayetler

 

Namaz ve infak:

 

31. İman eden kullarıma söyle: Namazlarını dosdoğru kılsınlar, kendisinde ne alış-veriş, ne de dostluk bulunan bir gün gelmeden önce, kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli-açık infak etsinler.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah kulları, hiçbir ortağı bulunmayan tek Allah'a ibadetin ifadesi olan namazı kılmak (ikame etmek), Allah'ın kendilerine lütufta bulunduğu mallardan zekatı ödemek, akrabalara harcamada bulunmak ve akraba olmayanlara iyilik yapmak suretiyle hem Allah'a itaat etmelerini ve haklarını yerine getirmelerini, hem de kullarına iyilikte bulunmalarını emrediyor. Namazın ikamesinden kasıt onun vaktine, kurallarına, rüku, huşu ve secdesine riayet etmektir. Allah (c.c.) verdiği rızklardan hem gizli ve hem açıktan infak etmeyi emrediyor.

 

Kullar "kendisinde ne alış-veriş, ne de dostluk bulunan bir gün" yani, kıyamet günü "gelmeden önce" bunda acele davransınlar.

 

"Alış-veriş" ten kasıt fidyedir. Yani, o gün hiç kimseden salıverilmesinin karşılığı olarak fidye kabul edilmeyecektir. Nitekim Allah (c.c.) bir ayette "Bugün artık ne sizden ne de inkar edenlerden bedel kabul edilir, varacağınız yer ateştir. Size yaraşan odur. Ne kötü bir dönüş yeridir!" (Hadıd, 15) buyurur.

"Ne de dostluk bulunan bir gün" Taberi der ki: O gün hiç kimsenin kimseyle dostluğu yoktur ki cezayı hak eden kimsenin cezası bu dostluktan dolayı affedilsin. Bilakis orada tam bir adalet vardır. Çünkü "hilal" kelimesi masdardır. Çekimi "......" şeklinde yapılır. İmriülkays'ın şiirindeki kelime bu manadadır:

 

"Helak korkusundan hevamı o kadınlardan uzak tuttum.

Yoksa ben kendisiyle dostluğu terk edilen de eden de değilim. "

 

Katade der ki: Allah (c.c.) dünyada bir takım alış-verişlerin ve yapılan dostlukların olduğunu biliyor. Öyleyse kişi kiminle dost olduğuna ve kimi arkadaş edindiğine baksın. Eğer Allah için ise ona devam etsin, yoksa ilişkiyi

i kessin. Ben derim ki: Ayette Allah şunu haber veriyor: Kişi hiçbir alış verişin ve bulması halinde dünya dolusu altını fidye olarak verse bile hiçbir fidyenin kabul edilmeyeceğini, hiç kimsenin sadakasının ve Allah'a kafir olarak kavuştuğunda hiç kimsenin şefaatinin kendisine hiçbir fayda vermeyeceğini haber veriyor. Nitekim Allah (c.c.) başka bir ayette şöyle buyurur: "Ve bir günden sakının ki o günde hiç kimse başkası namına bir şey ödeyemez, kimseden fidye kabul edilmez, hiç kimseye şefaat fayda vermez. Onlar hiçbir yardım da görmezler." (Bakara, 123) Yine: "Ey iman edenler! Kendisinde artık alışveriş, dostluk ve kayırma bulunmayan gün (kıyamet) gelmeden önce, size verdiğimiz rızıktan hayır yolunda harcayın. Gerçekleri inkar edenler elbette zalimlerdir." (Bakara, 254) buyurur.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

32 – 34. ayetler