İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Nahl Suresi

9.ayetler

 

Yolun Doğrusu: 

 

9. Doğru yolu göstermek Allah'a aittir ama o yollardan bazısı da eğridir. (Allah) dileseydi elbette hepinizi toptan hidayete erdirirdi.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah maddi yollarda üzerlerinde yol alınan birtakım hayvanları söz konusu ettikten sonra, dini ve manevi yola dikkat çekmektedir. Kur'an-ı Kerim'de ise maddi olan hususlardan faydalı manevi hususlara geçiş çokça görülen bir anlatım şeklidir. Yüce Allah'ın şu buyruklarında olduğu gibi:

 

"Bir de azık edinin. Şüphesiz ki azığın en hayırlısı takvadır. " (Bakara, 197) "Ey Ademoğulları size avret yerlerinizi örtecek bir libas ile giyip süsleneceğiniz bir elbise indirdik. Takva elbisesine gelince o daha hayırlıdır. " (A'raf, 26)

Şanı Yüce Allah bu sürede hayvanat türünden davarları ve onların dışında kalan sırtlarına binip, arzu ettikleri yerlere gittikleri, uzak ülkelere ve yerlere ağırlıklarını taşıyan, zorlu yolculuklarında kullandıkları diğer hayvanları söz konusu ettikten sonra, insanların kendisine ulaşmak üzere izledikleri yolları zikretti ve bu yollar arasından hak olan yolun kendisine ulaştıran yol olduğunu beyan ederek: "Doğru yolu göstermek Allah'a aittir" buyurmaktadır.

 

Nitekim başka yerde şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz ki bu benim dosdoğru yolumdur. O halde ona uyun, başka yollara uymayın. Sonra sizi onun yolundan ayırırlar." (En'am, 153) "Benim uymayı taahhüt ettiğim dosdoğru yol şu ki. .. " (Hicr, 41)

 

Mücahid Yüce Allah'ın: "Doğru yolu göstermek Allah'a aittir" buyruğu hakkında şunları söylemektedir: Hak yolu göstermek Allah'a aittir. es-Süddi de: "Doğru yolu göstermek Allah'a aittir" buyruğu hakkında, doğru yol İslam'dır, demiştir. el-Avfi de Yüce Allah'ın: "Doğru yolu göstermek Allah'a aittir" buyruğu hakkında İbn Abbas'ın şöyle dediğini nakletmektedir: Açık seçik göstermek yani hidayeti ve dalaleti beyan etmek Allah'a aittir. Ali b.

 

Ebi Talha da bndan böylece rivayet etmiştir. Katade ve Dahhak da böyle demişlerdir.

 

Ancak burada Mücahid'in görüşü bağlam açısından daha güçlüdür. Çünkü Yüce Allah kendisine gitmek amacıyla izlenen çeşitli yolların bulunduğunu haber vermektedir, ama bu yollar arasından O'na hak yol dışında ulaşan bir yol yoktur. Bu hak yol ise kendisinin teşri buyurduğu ve beğenip razı olduğu yoldur. Onun dışındaki yollar ise tıkalıdır, o yollarda yapılan ameller geri çevrilmiştir. Bundan ötürü Yüce Allah: ''Ama o yollardan bazısı da eğridir" buyurmuştur. Yani: Hak yoldan sapmış, uzaklaşmıştır.

 

İbn Abbas ve başkaları, burada sözü edilenler Yahudilik, Nasranilik ve Mecusilik gibi değişik yollar, ayrı ayrı görüşler ve hevalardır, demişlerdir. İbn Mes'ud (ayetin bu kısmını): ''Ama aranızdan kimisi de hak yoldan sapmıştır" (anlamına gelecek şekilde:) "ve minküm cair" diye okumuştur.

 

Daha sonra Yüce Allah bütün bunların O' nun kudret ve meşietine bağlı olarak meydana geldiğini haber vererek: "Dileseydi elbette hepinizi toptan hidayete erdirirdi" buyurmaktadır. Başka yerlerde de şöyle buyurmuştur:

 

"Eğer Rabbin dileseydi yeryüzünde bulunanların hepsi elbette toptan iman ederlerdi." (Yunus, 99); "Rabbin dileseydi bütün insanları bir tek ümmet yapardı. Onlarsa hala anlaşmazlık içerisindedirler. Rabbinin rahmet ettikleri müstesna. Zaten onları bunun için yaratmıştır. Rabbinin: ''Andolsun ki ben cehennemi cin ve insanlarla dolduracağım' sözü de (günahkarların) hepsi için tümüyle gerçekleşmiştir." (Hud, 118-119)

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

10 ve 11. ayetler