İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Nahl Suresi

26 ve 27.ayetler

 

Tuzak Kuranlar:

 

26. Kendilerinden öncekiler de tuzak kurmuşlardı. Nihayet Allah binalarını temellerinden yıktı ve üstlerindeki tavan başlarına yıkıldı ve azap onlara farkedemeyecekleri bir taraftan geldi.

27. Sonra kıyamet gemünde de onları alçaltacak ve diyecek ki: "Hani haklarında anlaşmazlığa düşüp, düşmanlık ettiğiniz ortaklarım nerede?" Kendilerine ilim verilenler "bugün muhakkak zillet ve azap kafirleredir" diyeceklerdir.

 

Tefsiri:

 

Avfi, İbn Abbas'tan Yüce Allah'ın: "Kendilerinden öncekiler de tuzak kurmuşlardı" buyruğu hakkında şöyle dediğini nakletmektedir: Burada kastedilen kişi, büyük bir kuleyi inşa eden Numrud'dur.

 

İbn Ebi Hatim dedi ki: Mücahid'den buna yakın bir rivayet nakledilmiştir.

Abdurrezzak ise Ma'mer'den, o Zeyd b. Eslem'den şöyle dediğini nakletmektedir: Yeryüzündeki ilk zorba kişi Numrud (Nemrut)dur. Allah, onun üzerine bir sivrisinek gönderdi, o da burun deliğinden içeriye girdi. Dört yüz yılonun başına tokmaklarla vurulup duruldu. Ona en ileri derecede acıma gösteren kişi ellerini yumruk yaparak başına vuran kişi oluyordu. Kendisi dört yüz yıl zorbalık etmişti. Allah, krallık yaptığı süre kadar dört yüz yılonu azaplandırdıktan sonra, öldürüp canını aldı. Semaya doğru bir kule bina eden kişi de odur. Yüce Allah'ın, hakkında: "Nihayet Allah binalarını temellerinden yıktı" buyurduğu kişi de odur. Başkaları ise: Hayır, o kişi Buhtenassar' dır, demişler ve Yüce Allah'ın burada bize naklettiği mekrini (tuzak kuruşunu) zikretmektedirler. Nitekim Allah, İbrahim suresinde de: "Hem onların tuzakları dağları yerinden oynatamaz ki" (İbrahim, 46) buyurmaktadır. Başkaları da: Bu Allah'ı inkar edip, O'na ibadette başkalarını ortak koşan bu gibi kimselerin yaptıklarını çürütmek amacı ile bir temsil kabilinden söylenmiştir. Nitekim Nuh (a.s)'ın: "Ve onlar büyük büyük hileler yaptılar, tuzaklar kurdular." (Nuh, 22) buyurduğunu nakletmektedir. Yani insanları saptırmak için her türlü hileyi yaptılar, her yola başvurdular ve onları her bir yolla kendi şirklerine meylettirmeye çalıştılar. Nitekim Yüce Allah kıyamet gününde bu gibi kimselere uyanlar hakkında şöyle buyurmuştur: "Hayır, gece gündüz hilekarlıklar(ınız bizi bu hale koydu). Çünkü siz bize Allah'ı inkar etmemizi, O'na ortaklar koşmamızı emrederdiniz ... " (Sebe, 33)

 

Yüce Altah'ın: "Nihayet Allah binalarını temellerinden yıktı" buyruğu, Allah binalarını kökünden söküp attı, onların amellerini boşa çıkardı ve dalalete mahkum etti. Allah'ın şu buyruklarında dile getirildiği gibi: "Onlar ne

l zaman bir savaş ateşi yakmak isteseler Allah onu söndürür. " (Maide, 64); "Fakat Allah onlara hesaba katmadıkları taraftan geldi ve kalplerine korku saldı. Evlerini hem kendi elleriyle, hem mü'minlerin elleriyle tahrip ediyorlardı. Ey basiret sahipleri artık ibret alın." (Haşr, 2) Yüce Allah burada da şöyle buyurmaktadır: "Nihayet Allah binalarını temellerinden yıktı ve üstlerindeki tavan başlarına yıkıldı ve azap onlara farkedemeyecekleri bir taraftan geldi. Sonra kıyamet gününde de alçaltacaktır. Onların her türlü rezaletlerini açığa çıkartacak, kalplerinde sakladıklarını ortaya çıkartıp onu alenileştirecektir. Yüce Allah'ın: "O günde gizlilikler açığa çıkartılır." (Tarık, 9) buyruğunda olduğu gibi yani gizlilikler görünür hale gelecek ve teşhir edilecektir. Buhari ve Müslim'in Sahih'lerinde İbn Ömer (r.a.)'ın rivayet ettiği şu hadiste olduğu gibi:

 

 

[4084] Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Sözünde durmayan, emanete hainlik eden herkes için kıyamet gününde yaptığı hainlik kadar arkasında bir bayrak dikilecek ve: İşte bu, filan oğlu filanın hainliğidir, denilecektir. "

 

İşte bu şekilde bunların gizledikleri hile ve tuzaklar insanların önünde açığa çıkartılacak ve Yüce Allah onları bütün yaratılmışların önünde rüsvay edecek, Rabbimiz de onları azarlayarak: "Hani haklarında anlaşmazlığa düşüp, düşmanlık ettiğiniz ortaklarım nerede?" buyuracaktır. Yani onların yolunda savaşıyor ve düşmanlık ediyordunuz. Hani nerede onlar, niçin buraya gelip size yardım etmiyorlar ve sizi kurtarmıyorlar. "Size yardım edebiliyorlar ya da kendilerine yardımları dokunuyor mu?" (Şuara, 93); "Onun hiçbir gücü ve yardımcısı da yoktur. " (Tarık, 10) Delil onlara yöneltildiği ve onlar aleyhine delil ortaya konulup da azap sözü onlar hakkında gerçekleşeceği vakit kaçışın söz konusu olamayacağı o zamanda, mazeret belirtecek söz bulamayacaklar, susup kalacaklardır.

 

"Kendilerine ilim verilenler" işte dünyada da, ahirette de efendiler, önde gidenler, dünyada da, ahirette de hakkın ne olduğunu haber verecek olanlar onlardır. O ilim adamları işte o vakit: "Bugün muhakkak zillet ve azap kafirleredir" diyeceklerdir. Yani bugün rüsvaylık ve azap Allah'ı inkar edenleri, kendisine faydası olmayan zararı dokunmayan şeyleri O'na ortak koşanları çepeçevre kuşatmış olacaktır.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

28 ve 29. ayetler