İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Nahl Suresi

114 – 119.ayetler

 

Allah'ın Haram Kıldıkları:

 

114. ArtıkAllah'ın sizi rızıklandırdığı şeylerden helal ve temiz olarak yiyin ve eğer Ona ibadet ediyorsanız Allah'ın nimetine şükredin.

115. O size ancak ölüyü, kanı, domuz etini, bir de Allah'tan başkasının adı anılarak bOğazlanmış olanları haram kıldı. Kim çaresiz kalırsa Saidırmamak ve haddi aşmamak şartıyla (yiyebilir). Şüphesiz Allah Gafurdur, Rahimdir.

116. Dillerinizin yalan yere niteleyegeldiği şeyler için: Şu helaldir, şu da haramdır demeyin. Çünkü (o zaman) Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz. Şüphesiz ki Allah'a karşı yalan uyduranlar iflah olmazlar.

117. Pek az bir menfaat. Ama onlar için acıklı bir azap vardır.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah mü'min kullarına hoş ve helal olan rızkından yemelerini ve bundan ötürü de kendisine şükretmelerini emretmektedir. Çünkü her şeyden önce bu nimetleri lutfedip, ihsan eden ve kendisine ortak koşulmaksızın bir ve tek olarak ibadeti hak eden O' dur. Daha sonra Yüce Allah, din ve dünyalarında kendileri için zararlı olan meyte (ölü), kan ve domuz eti "bir de Allah'tan başkasının adı anılarak boğazlanmış olanlan" haram kıldığını zikretmektedir. Bundan maksat ise, Allah'tan başkasının adı anılmak suretiyle başkası adına kesilenlerdir.

 

Bununla birlikte "kim çaresiz kalırsa saldırmamak ve haddi aşmamak şartıyla" haddi aşmaksızın ve başkasına da saldırmaksızın bunlara ihtiyaç duyarsa "şüphesiz Allah Gafurdur, Rahimdir." Bakara suresinde yer alan buna benzer bir ayet ile ilgili açıklamalar, ayrıca burada bunları tekrar etmeye gerek kalmayacak şekilde yeterli olarak geçmiş bulunmaktadır. Hamd Allah'adır, lutuf ve ihsan O'ndandır.

 

Daha sonra Yüce Allah tamamen kendi uydurdukları ve kendi görüşlerine bağlı olarak aralarında anlaştıkları isimler ile Bahire, Saibe, Vasile ve Ham gibi kendi cahiliye dönemlerinde uydurup da kendileri için bir şeriat olarak ortaya koydukları isimler ile helal ve haram kılmaya kalkışmış olan müşriklerin yollarını izlemeyi yasaklayarak şöyle buyurmaktadır: "Dillerinizin yalan yere niteleyegeldiği şeyler için: Şu helaldir, şu da haramdır, demeyin. Çünkü (o zaman) Allah'a karşı yalan uydurmuş olursunuz." Bunun kapsamına şer'i herhangi bir dayanağı bulunmadan bir bid'at ortaya koyan her bir bid'atçi yahut yalnızca kendi görüşü ve arzusu ile Allah'ın haram kıldıklarından herhangi bir şeyi helal kılan, Allah'ın mubah kıldıklarından herhangi bir şeyi de haram kılan herkes girer. Yani dillerinizin sadece nitelendirmesi sebebiyle (bu hususta) yalan şeyler söylemeyin.

 

Daha sonra Yüce Allah bu şekilde hareket etmeyi tehdit ederek: "Şüphe yok ki Allah’a karşı yalan uyduranlar iflah olmazlar." Dünyada da, ahirette de kurtulamazlar buyurmaktadır. Dünyada ellerine geçecek olan ancak azıcık bir yararlanmadır, ahirette ise onlar için can yakıcı bir azap vardır. Nitekim başka yerde şöyle buyurmaktadır: "Biz onları azıcık faydalandırırız sonra onları oldukça ağır bir azaba mahkum ederiz." (Lokman, 24); "Şüphesiz Allah'a karşı yalan söyleyip, iftira edenler asla kurtulamayacaklardır. Dünyada bir süre faydalanmadan sonra dönüşleri ancak bize olacaktır. Sonra da inkar ettikleri için onlara en şiddetli azabı tattıracağız." (Yunus, 69-70)

 

 

 

118. Biz sana daha önce anlattığımız şeyleri de Yahudilere haram kılmıştık. Biz onlara zulmetmemiştik, ama onlar kendilerine zulmediyorlardı.

119. Sonra şüphesiz Rabbin bilmeyerek kötülük işleyen, sonra da bunun arkasından tevbe edip hallerini düzeltenlerin lehine olmak üzere -elbette senin Rabbin bundan sonra- Gafurdur, Rahimdir.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah bizlere ölüyü (leşi), kanı, domuz etini ve Allah'tan başkasının adı anılarak kesilenleri haram kıldığını, ancak zorunlu kalındığı takdirde -Allah'ın hakkında kolaylık dileyip, zorluk dilemediği bu ümmete bir genişlik olmak üzere- bunlara ruhsat verdiğini söz konusu ettikten sonra, Şanı Yüce Rabbimiz Yahudilere neshetmeden önceki şeriatlarında neleri haram kılmış olduğunu ve onların içinde bulundukları ağır yükleri, zincirleri, sıkıntı ve darlıkları dile getirmekte ve: "Biz sana daha önce anlattığımız şeyleri de Yahudilere haram kılmıştık" buyurmaktadır. Bununla En'am süresinde yer alan şu buyruğu kastetmektedir: "Biz Yahudilere de bütün tırnaklıları haram kıldık. Onlara sığır ve koyunun iç yağlarını da haram kıldık. Ancak sırtlarına yahut karınlarındaki bağırsaklarına yapışan ya da kemiğe karışan ayrı. Onları zulümleri yüzünden bununla cezalandırdık. Şüphesiz Biz doğru söyleyenleriz. " (En' am, 160)

 

Daha sonra Yüce Allah günahkar ve isyankar kimselere lutuf ve ikramını haber vererek, aralarından tevbe edenlerin tevbelerini kabul edeceğini belirtmektedir: "Sonra şüphesiz Rabbin, bilmeyerek" -ki seleften bazılarının dediği gibi, Allah'a karşı gelen, isyan eden herkes bilmez bir cahildir- "sonra da bunun arkasından tevbe edip hallerini düzeltenlerin" yani işledikleri masiyetlerden vazgeçerek itaatleri yapmaya yönelenlerin "lehine olmak üzere -elbette senin Rabbin bundan sonra-" o gaftet ve yanılmalarından sonra "Gafurdur, Rahimdir."

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan