İbn Kesir

Tefsir-i Kebir

Nahl Suresi

126 – 128.ayetler

 

Sabretmeniz Daha Hayırlıdır:

 

126. Şayet bir ceza verecek olursanız size yapılan saldırının misli ile karşılık verin. Sabrederseniz andolsun ki bu, sabredenler için daha hayırlıdır.

127. Sabret, senin sabrın ancak Allah iledir. Onlar için üzülme, kurmakta oldukları tuzaklardan dolayı da sıkıntıya düşme.

128. Çünkü Allah sakınanlarla ve daima iyi davrananlarla beraberdir.

 

Tefsiri:

 

Yüce Allah hakkın alınması halinde, kısasta ve misliyle cezalandırırken adaleti emretmektedir. Nitekim Abdurrezzak, .. .İbn Sirin'den Yüce Allah'ın:

"Size yapılan saldırının misli ile karşılık verin" buyruğu hakkında şunları söylediğini nakletmektedir: Bir adam senden bir şey almışsa sen de onun mislini aL. Mücahid, İbrahim, Hasan-ı Basri ve başkaları da böyle demiş, İbn Cerir de bunu tercih etmiştir.

 

İbn Zeyd de şöyle demiştir: Onlara müşrikleri affedip, bağışlamak emri verilmiştir. Kendilerini koruyacak, kendilerine yapılacak saldırıları önleyecek güçte birtakım kimseler de Müslüman oldu ve: Ey Allah'ın Rasulü! Allah bize izin verirse şüphesiz ki biz bu köpeklerden intikam alırız, dediler. Bunun üzerine bu ayet nazil oldu, sonra da bu hüküm cihad ile ne sh edildi.

 

 

[4129] Muhammed b. İshak hocalarından birisinden, o Ata b. Yesar'dan şöyle dediğini nakletmektedir: Nahl suresinin tamamı Mekke' de inmiştir. O surenin sonundaki üç ayet dışında, Mekki bir suredir. Bu üç ayet de Uhud'dan sonra Medine'de Hamza (r.a.)'ın öldürülüp, organlarının kesilmesi üzerine inmişti. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bundan dolayı: ''Andolsun onlara karşı zafer kazanacak olursak onların arasından otuz kişiye (bu şekilde) müsle yapacağız (organlarını keseceğiz)." buyurdu. Müslümanlar bunu işitince: Allah'a yemin olsun ki onlara karşı zafer kazanacak olursak, Araplardan hiçbir kimsenin kimseye yapmadığı şekilde müsle yapacağız (azalarını keseceğiz), dediler. Bunun üzerine Yüce Allah: "Şayet bir ceza verecek olursanız size yapılan saldırının misli ile karşılık verin" diye başlayan surenin sonundaki buyruklar nazil oldu.

 

Bu mürsel bir rivayettir. Senedinde adı verilmedik müphem bir ravi de vardır. Ancak bu muttasıl bir başka yoldan da rivayet edilmiştir. Hafız Ebu Bekr el-Bezzar dedi ki:

 

 

[4130] ... Ebu Hureyre (r.a.)'tan rivayete göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Hamza b. Abdulmuttalib (r.a.), şehid edildikten sonra yanı başında durdu. Gördüğü manzara kadar kalbi acıtacak hiçbir manzara görmemişti -ya da onun kalbini acıtacak, dedi.- Allah Rasulü azalan kesilmiş hali ile ona bakınca şöyle dedi: ''Allah'ın rahmeti üzerine olsun! Gerçekten sen -bildiğim kadarıyla- akrabalık bağlarını gözeten, hayırları çokça işleyen birisi idin. Allah'a yemin ederim eğer geride bıraktıklarının senin için üzülmeleri söz konusu olmasa idi, Allah seni yırtıcı hayvanların karnından haşredinceye kadar bu halin üzere bırakırdım -ya da buna yakın ifadeler kullandı- ama ben Allah adına yemin ederek söylüyorum ki senin bu azalarının kesildiği şekliyle yetmiş kişinin ben de aza ları nı keseceğim. " Arkasından Cebrail (a.s) Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'e bu sureyi indirdi ve: "Şayet bir ceza verecek olursanız size yapılan saldırının misli ile karşılık verin" ayetini sonuna kadar indirdi. Bu sebeple de Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yemininin kefaretini ifa etti ve yemininde söylediklerini yapmadı.

 

Bu bir parça zayıf bir isnaddır. Çünkü Salih b. Beşir el-Murri hadis imamlarına göre zayıf bir ravidir. Buhari ise hadisi münker birisidir demiştir. Şa'bi ve İbn Cureyc de bu ayet Uhud günü Müslümanlar arasından azaları kesilen (müsle yapılan) kimseler dolayısıyla: Andolsun biz de onlara müsle yapacak, azalarını keseceğiz, demeleri üzerine nazil olmuştur. Allah onların bu şekilde and içmeleri hakkında bu buyruğu indirdi.

 

 

[4131] İmam Ahmed'in oğlu Abdullah babasının Müsnedinde şöyle diyor: Ubeyy b. Ka'b dedi ki: Uhud gününde ensardan altmış kişi, muhacirlerden de altı kişi şehid düştü. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in ashabı da şöyle dedi: Şayet müşriklerin bugün bize karşı kazandıkları zaferin benzerini onlara karşı kazanacağımız bir gün gelirse, andolsun biz onlara daha fazlasını yapacağız. Mekke fethedilince kim olduğu bilinmeyen bir adam: Artık bugünden sonra Kureyş diye bir şey kalmayacaktır, dedi. Bunun üzerine bir münadi de şöyle seslendi: Şüphesiz ki Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) -isimlerini verdiği bir takım kimseleri sayarak- filan ve filan kişiler dışında siyaha da, beyaza da eman verdi (onları güvenlik altına aldı). Bunun üzerine şanı yüce ve mübarek olan Allah: "Şayet bir ceza verecek olursanız size yapılan saldırının misli ile karşılık verin. Sabredersiniz andolsun ki bu sabredenler için daha hayırlıdır" buyruğunu indirdi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de bunun üzerine: "(O halde) biz de sabrederiz ve cezalandırmayız" buyurdu.

 

Bu ayet-i kerimenin Kur’an-ı Kerim'de benzeri başka ayetler de vardır. Bu ayet adaletin meşru oluşunu ve faziletli davranmaya teşviki ihtiva etmektedir. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: "Bir kötülüğün cezası onun gibi bir kötülüktür" buyurduktan sonra: "Kim affedip, düzeltirse onun mükafatını vermek Allah'a aittir." (Şura, 40) Yine Yüce Allah: "Yaralamalarda ise kısas vardır" buyurduktan sonra: "Kim onu sadaka olarak bağışlarsa bu onun için bir kefaret olur." (Maide, 45) buyurmaktadır. Bu ayet-i kerimede ise: "Şayet bir ceza verecek olursanız size yapılan saldırının misli ile karşılık verin" buyurduktan sonra: "Sabrederseniz andolsun ki bu sabredenler için daha hayırlıdır. " buyurmaktadır.

 

"Sabret, senin sabrın ancak Allah iledir" buyruğu ise sabretme emrini pekiştirmek içindir. Ayrıca bu mertebeye de ancak Yüce Allah'ın meşieti, yardımı, O'nun vereceği takat ve güç ile erişileşebileceğini de haber vermektedir.

 

Arkasından Yüce Allah: "Onlar için" yani sana muhalefet edip, uymayanlar için "üzülme" buyurmaktadır. Çünkü bunu taKdir eden Allah'tır. "Kurmakta oldukarı tuzaklardan" sana düşmanlık uğrunda bütün gayretlerini ortaya koyup, sana kötülük yapmak istediklerinden "dolayı da sıkıntıya düşme!" Çünkü Allah sana yeter, sana O yardım eder, O seni destekler. Zafere O seni kavuşturur, onların senin eline geçmelerini O sağlar.

 

"Çünkü Allah sakınanlarla ve daima iyi davrananlarla beraberdir" buyruğu da şu demektir: Allah desteklemesiyle, yardımıyla, yardımcı olmasıyla, onları doğruya iletmesi ve doğru işler yapmasını sağlamasıyla onlarla birliktedir. O özel bir birliktelik, bir beraberliktir. Yüce Allah'ın şu buyruklarında olduğu gibi: "Hani Rabbin meleklere: Şüphesiz Ben sizinle beraberim, iman edenlere sebat verin diye vahyediyordu." (Enfal, 12) Musa ve Harun'a da: ''Asla korkmayın. Çünkü Ben sizinle beraberim. İşitirim, görürüm." (Taha, 46) demişti. Nebi (Sallallahu aleyhi ve Sellem)'in mağarada iken Ebu Bekir esSıddik'a söylediği: "Üzülme, muhakkakAllah bizimledir" (Tevbe, 40) buyruğu da böyledir.

 

Genel beraberlik, birliktelik ise Allah'ın işitmesi, görmesi ve bilmesi iledir.

Yüce Allah'ın şu buyruklarında olduğu gibi: "Her nerede olursanız, O sizinle birliktedir. Allah yaptıklarınızı çok iyi görür." (Hadıd, 4); "Görmedin mi ki Allah gökte ve yerde olan her şeyi muhakkak bilir. Üç kişi fısıldaşmayıversin muhakkak O onların dördüncüleridir. Beş kişi olmayıversinler mutlaka O onların altıncılarıdır. İster bundan daha az yahut daha çok olsunlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar O mutlaka onlarla beraberdir. " (Mücadele, 7); "Herhangi bir işte bulunsan, ona dair Kur’an'dan bir şeyokusan ve siz her ne yaparsanız yapınız. O işe daldığınızda Biz mutlaka üzerinize şahidiz. Yerde olsun, gökte olsun zerre ağırlığınca bir şey Rabbimden gizli kalmaz. Bundan daha küçüğü ve daha büyüğü de muhakkak apaçık bir kitaptadır." (Yunus, 61)

 

"Sakınanlar" yani haram olan işleri terk edenler "ve daima iyi davrananlarla" hep itaat edenlerle "beraberdir." Bunları Allah korur ve himaye eder.

 

Onlara yardım eder, onları destekler, düşmanlarına ve muhaliflerine karşı onlara zafer verir.

 

İbn Ebi Hatim dedi l)i: Osman (r.a.) iman edenlerden takva sahibi olup sakınanlardan ve daima iyi davranan (ihsan ediciler)den idi.

Nahl suresi tefsirinin sonu.

 

Hamd, bütünüyle yalnız Allah'adır. Minnet duygularımız O'nadır. Yardımı O'ndan dileriz. O bize yeter, O ne güzel vekildir.

 

Devam etmek için aşağıdaki linki kullan

 

İsra Suresi