((2))
باب اللقطة
2. LUKATA BABI
حدّثنا
أَبُو بَكْرِ
بْنُ أَبِي
شَيْبَةَ, ثنا
عَبْدُ
الوَهَّابِ
الثَّقَفِيُّ
عّنْ خّالِدٍ
الحّذَّاءِ،
عَنْ أَبِي
العَلاَءِ،
عَنْ
مُطَرِّفٍ،
عَنْ عِيَاضِ
بْنِ حِمارٍ ؛
قَالَ: قَالَ
رَسُولُ
اللهِ صلى
الله عليه
وسلم: ((مَنْ
وَجَدَ
بُقَطَةً
فَلْيُشْهِدْ
ذَا عَدْلٍ.
ثُمَّ رّ
يُغَيِّرْهُ
وَلاَ يَكْتُمْ.
فَإِنْ جَاءَ
رَبُّهَا،
فَهُوَ أَحَقُّ
بِهَا.
وَإِلاَّ
فَهُو مَلُ
الهِ يُءْتِيهِ
مَنْ
يِشَاءُ)).
İyâz bin Himâr
(r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu, demiştir: «Kim bir lukata bulursa âdil bir veya adil iki şahid
tutsun. Sonra bulduğu malı değiştirmesin ve (yitik mal bulduğunu) gizlemesin.
Eğer lukata'nın sahibi gelirse öncelikle buna âid hak sahibidir, Sahibi
gelmezse (yâni çıkmazsa) artık lukata Allah'ın malıdır. Allah malını dilediğine
verir.»
Diğer tahric:
Bu hadisi Ahmed, Ebu Davud, Ebu Davud-i Tayalisi, Nesai Beyhaki, ve Tahavi de
rivayet etmişlerdir.
AÇIKLAMA: Tekmile yazarı bu hadisin şerhinde özetle şu bilgiyi verir: Tutulacak
adil şahid sayısının bir veya iki olduğuna dair tereddüd, ravi'ye aiddir. Ahmed
ve Tahavi'nin rivayetlerinde bu tereddüd durumu yoktur. Oralardaki rivayette
iki adil şahid'in tutulması emredilmiştir. Lukata'ya aid tutulacak şahidlerin
hangi hususlar için tutulacağı hususunda bir kaç görüş vardır:
1. Kişi sadece
bir lukata bulduğuna dair şahidler tutacak. Fakat bulduğu malın evsafını
açıklamıyacaktır ki, herhangi bir yalancı kimse haksız yere bu mala sahip
çıkmasın.
2. Kişi bulduğu
malın tüm evsafını tesbit etmek için şahidler tutacak ve bütün vasıfları
şahidlere anlatacak ki günün birinde ölürse varisleri o malda tasarruf etmesin,
kendisinin malı olduğunu sanmasınlar. Şafiiler'in bir kısmına göre kişi,
bulduğu malın bazı vasıflarını şahidlendirecek ve bazı evsafını gizli
tutacaktır. Nevevi: En sıhhatli görüş budur, der.
HADİSİN FIKHİ
YÖNÜ
1. Lukata yani
yitik mal bulan kimse bunu alınca durumu şahidlerle tesbit etmelidir. Şahid tutmaya
aid hadisteki emrin hükmü hakkında alimler ihtilaf etmişlerdir. Şöyle ki:
a) Hanefiler'e göre, kişinin. bulduğu malın onun yanında emanet sayılıp
kusur ve ihmali olmadıkça zayiinden ve helak olmasından sorumlu tutulmaması
için şahid tutmuş olması şarttır. Eğer şahid tutmamış ise mal onun yanında
helak olursa veya zayi olursa kusur ve ihmali olsun veya olmasın mal sahibi
çıktığında bunu ödettirir. Kişi yitik malı sahibine teslim etmek üzere iyi
niyetle aldığını, fakat şahid tutmadığını söyler ve mal sahibi de onu
doğrularsa bu takdirde kişi o malın helak veya zayiinden sorumlu değildir. Şu
halde bir adam yitik bir mal bulup yerden alır da durumu şahidlendirmez ve
sonra henüz sahibi bulunmamış iken adamın kusuru olmaksızın ınal helak veya
zayi olur. Sonra sahibi çıkar ve adam durumu anlatır. Mal sahibi de adamın iyi
niyetle malı götürdüğünü doğrularsa adama malın değerini ödettiremez. Şayet mal
sahibi adamı yalanlarsa Ebu Hanife'ye göre malı tazmin ettirir. Ebu Yusuf ile
Muhammed'e göre adam, bulduğu malı sahibine iade etmek niyetiyle aldığına yemin
ederse ödetme durumu kalmaz.
b) Şafii'ye göre kişinin yitik mal
bulduğunu şahidlendirmesi vacibtir. Şafii, hadisin zahirini tutmuştur. Bir de
şu durum vardır: Adam şahid tutmayınca görünüşte adam malı kendi nefsi için
almış olur.
c) Malik, Ahmed ve meşhur kavlinde Şafii: Şahid tutmak müstehabtır. Hadisteki
emir müstehablık içindir. Çünkü yitik mal bulmaya aid sahih hadislerde şahid
tutma emri yoktur. Bu hadislere bakılınca burdaki emrin müstehablık için olduğu
kanaati hasıl olur, demişlerdir.
Hattabi: Bu
hadisin şahid tutma emri eğitim ve irşad anlamını taşır. Şahid tutma emrinde
iki hikmet vardır. Birisi şudur: Şahid tutulmadığı takdirde nefis ve şeytan
yitik malı götüren adamın kalbine vesvese sokabilir. Adam malı götürürken iyi
niyetle götürmüş olduğuna rağmen sonra nefis ve şeytan kendisini iğfal edebilir
ve hiyanete sürükleyebilir. Adam şahid tutmuş ise böyle bir tehlike endişesi
olmaz. İkinci hikmet de şudur: Adam aniden ölebilir. Mirasçıları da bunu onun
öz malından sayarak bölüşme iddiasında bulunabilirler. Şahid tutulmuş ise böyle
bir tehlikeye yer kalmamış olur.
2. Hanefiler
hadisin ''Mal sahibi gelmezse artık o, Allah'ın malıdır,. cümlesini delil göstererek:
Bir yıl süre ile usulüne uygun olarak ilan edilmesine rağmen sahibi çıkmayan
yitik mal, bunu bulan kimsenin fakir olması kaydı ile mülkiyetine geçer. Bulan
kimse fakir değilse yitik mal onun mülkiyetine geçmez. Çünkü Allah'ın malını
ancak sadakaya muhtaç kimseler alabilir, demişlerdir. Bu husustaki ilmi
görüşler bundan sonra gelen iki hadisin izahı bölümünde verilecektir.