|
صحيح
البخاري Sahih-i Buhari |
Meğazi |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
باب: مرجع
النبي صلى
الله عليه
وسلم من
الأحزاب،
ومخرجه إلى
بني قريظة
ومحاصرته
إياهم.
30. NEBİ S.A.V.'İN AHZAB DÖNÜŞÜ, KURAYZA OĞULLARI ÜZERİNE
ÇIKMASI VE ONLARI MUHASARA ETMESİ
حدثني عبد
الله بن بن
أبي شيبة:
حدثنا ابن
نمير، عن
هشام، عن
أبيه، عن
عائشة رضي
الله عنها قالت:
لما
رجع النبي صلى
الله عليه
وسلم من
الخندق، ووضع
السلاح
واغتسل، أتاه
جبريل عليه
السلام، فقال:
قد وضعت
السلاح؟
والله ما
وضعناه، فاخرج
إليهم.
قال:(فإلى أين).
قال: ها هنا،
وأشار إلى بني
قريظة، فخرج
النبي صلى الله
عليه وسلم
إليهم.
[-4117-] Aişe r.anha dedi ki: "Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem
Hendek'ten geri dönüp silahlarını bırakıp, guslettikten sonra Cibril
aleyhisselam ona gelerek dedi ki: Sen silahını bıraktın. Fakat Allah'a yemin
ederim biz silahı bırakmadık. Haydi onların üzerine çık, git dedi. Allah
Resulü: Nereye, diye sordu. Cibril: İşte buraya, diye buyurdu ve Kurayzalıları
işaret etti. Bunun üzerine Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem onların üzerine
gitmek üzere çıktı."
حدثنا موسى:
حدثنا جرير بن
حازم، عن حميد
بن هلال، عن
أنس رضي الله
عنه قال:
كأني
أنظر إلى
الغبار ساطعا
في زقاق بني
غنم، موكب
جبريل حين سار
رسول الله صلى
الله عليه وسلم
إلى بني قريظة.
[-4118-] Enes r.a. dedi ki: "Resulullah Sallallahu
Aleyhi ve Sellem Kurayza oğulları üzerine yürüdüğünde Ganm oğulları sokağında
yükselen tozu ve Cibril'in binekli kafilesini (hala) görüyor gibiyim."
حدثنا عبد
الله بن محمد
بن أسماء:
حدثنا جويرية
بن أسماء، عن
نافع، عن ابن
عمر رضي الله
عنهما قال:
قال
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم يوم
الأحزاب: (لا
يصلين أحد
العصر إلا في
بني قريظة).
فأدرك بعضهم
العصر في
الطريق، فقال
بعضهم: لا
نصلي حتى
نأتيها، وقال
بعضهم: بل
نصلي، ثم يرد
منا ذلك. فذكر
ذلك للنبي صلى
الله عليه
وسلم فلم يعنف
واحدا منهم.
[-4119-] İbn Ömer r.a. dedi ki: "Nebi Sallallahu
Aleyhi ve Sellem Ahzab günü: Hiç kimse Kurayza oğulları diyarı dışında bir
yerde ikindiyi kılmasın, diye buyurdu. Bazıları yolda iken ikindi namazını
kıldı. Bazıları: Onların diyarına varmadan namaz kılmayız, dedi. Diğerleri ise:
Hayır namazımızı kılalım. Çünkü o bizden böyle bir şey istemedi, dediler. Durum
Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e anlatılınca onlardan hiç birisini
azarlamadı."
AÇIKLAMA:
"Nebi (s.a.v.)'in Ahzabdan dönüşü" Yani ahzab ile
çarpıştığı yerden Medine'deki evine dönüşü.
"O tozu görüyor gibiyim." Aradan geçen bunca uzun
zamandan sonra hala olayı müşahhas bir şekilde görüyormuşcasına hatırlamakta
olduğuna işaret etmektedir.
İbn İshak dedi ki: Nebi (s.a.v.) Hendek’ten ayrılıp Medine'ye dönünce
öğle vakti Cibril yanına gelerek dedi ki: Allah sana Kurayza oğullarının
üzerine yürümeni emrediyor. Bunun üzerine Allah Resulü Bilal’e halk arasında şu
ilanı yapmasını emretti: Kim dinleyip, itaat ediyorsa ikindiyi ancak Kurayza
oğu.lları yurdunda kılsın.
Bunu Taberani ve Delailu’n-Nubuvve adlı eserinde Beyhaki
Zühri'ye kadar ulaşan sahih bir senedIe rivayet etmişlerdir. Zühri de bunu
Abdurrahman b. Abdullah b. Ka'b b. Malik'ten, o da amcası Ubeydullah b.
Ka'b'dan diye rivayet etmiştir.
"Buna göre Resulullah s.a.v. Ahzabı takip etmekten geri
dönüp silahlarını bırakıp, gusledip, kokusunu süründükten sonra Cibril ona
görünerek dedi ki:
Bir savaşçı olarak mazeretin ne olabilir? Dehşetle yerinden
kalktı ve insanlara Kurayza oğulları diyarına varmadan ikindi namazını
kılmamalarını emretti. (Ubeydullah b. Ka’b) dedi ki: Herkes silahını kuşandI..
Fakat güneş batmadan önce Kurayza oğulları diyarına varamadılar. Güneşin
batmasına yakın kendi aralarında tartıştılar. Bir kısmı ikindi namazını kıldı.
Bir kısmı ise kılmayarak: Biz Resulullah (s.a.v.)'in emrine uyuyoruz. Bizim
üzerimizde bir vebal olmaz, dedi. Allah Resulü her iki kesimden herhangi
birisini azarlamadı."
Hadisten Çıkarılan Bazı Sonuçlar es-Suheyli ve başkaları der ki:
Bu hadisteki fıkhi inceliklerden bazıları:
1- Bir hadisin ya da bir ayetin zahirini kabul eden yahut da
nastan onu tahsis edecek bir anlam istinbat eden bir kimse ayıplanamaz.
2- Fer’i meselelerden farklı görüşler ortaya koyan bütün
müctehitler isabet etmiştir. Meşhur olan görüşe göre ise cumhur kat'i
hususlarda isabet edenin yalnız bir kişi olduğu kanaatindedir. el-Cahız ve
el-An berı ise bu hususta muhalefet etmişlerdir. Kat'i olmayan hususlar ile
ilgili olarak yine cumhur, isabet eden bir kişidir demektedir. Bunu Şafii
zikretmiş ve benimsemiş bulunmaktadır. Bazı Hanefi alimleri ile Şafii alimleri
müctehidin ictihadı ile isabet ettiğini söylemişlerdir. İsterse bizzat o
hususta isabet etmemiş olsun. O takdirde o ictihadında hata etmiş olmakla birlikte
onun bir ecri vardır. Bu mesele ile ilgili geniş açıklamalar Yüce Allah'ın
izniyle Ahkam bölümünde gelecektir.
Diğer taraftan bu kıssanın mutlak olarak her müctehidin isabet
ettiğine dair delil gösterilmesi açık bir delil değildir. Çünkü hadiste sadece
bütün gayretini ortaya koyup, ictihad eden kimsenin azarlanmadığından söz
edilmektedir. Dolayısıyla buradan (hata eden müctehidin) günahkar olmayacağı
anlaşılmaktadır.
İbnu'I-Kayyim, el-Hedy (Zadu’l-Me'ad fi Hedyi Hayru'l-İbad) adlı
eserinde özetle şunları söylemektedir: Her iki kesim de maksadı dolayısıyla
ecrini almıştır. Ancak (yolda) namazıarını kılanlar şu iki fazileti de elde
etmişlerdir: Hızlı yürümek emrini yerine getirdikleri gibi, namazı vaktinde
kılmaya dikkat etmek emrine de uymuşlardır. Özellikle bizzat bu namazın
vaktinde kılınması teşvik edilmiş bulunmaktadır. Bu namazı vaktinde
kılamayanların amellerinin boşa çıkacağı da ifade edilmiştir. Nebi (s.a.v.)'in
namazıarını geciktirenleri azarlamayışının sebebi ise, emri n zahirine sarılmak
suretiyle mazur görülmelerinden dolayıdır. Diğer taraftan onlar ictihad etmiş
ve emre uymak için de namazıarını geciktirmişlerdi. Fakat bunlar ictihadları
ile diğer kesimin ictihadından daha doğru ictihadta bulunma mertebesine
ulaşamamışlardı.
حدثنا ابن أبي
الأسود: حدثنا
معتمر. حدثني
خليفة: حدثنا معتمر
قال: سمعت
أبي، عن أنس
رضي الله عنه
قال:
كان
الرجل يجعل
للنبي صلى
الله عليه
وسلم النخلات،
حتى افتتح
قريظة
والنضير، وإن
أهلي أمروني
أن آتي النبي
صلى الله عليه
وسلم فأسأله الذي
كانوا أعطوه
أو بعضه، وكان
النبي صلى
الله عليه
وسلم قد أعطاه
أم أيمن،
فجاءت أم أيمن
فجعلت الثوب
في عنقي تقول:
كلا والذي لا
إله إلا هو لا
يعطيكم وقد
أعطانيها، أو
كما قالت:
والنبـي صلى
اللـه عليه
وسـلم يقـول:
(لك ذلك).
وتقـول: كلا
والله، حتى
أعطاها - حسبت
أنه قال - عشرة
أمثاله، أو
كما قال.
[-4120-] Enes r.a. dedi ki: "(Hurma bahçeleri olanlardan) bir kimse
Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bazı hurma ağaçlarını tahsis ederdi. Nihayet
Allah Kurayza ve Nadir oğulları diyarlarını fethetmeyi nasip etti. Benim aile
halkım da bana Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e gidip daha önce kendisine
verdikIerini ya da bir kısmını istememi emrettiler. Nebi Sallallahu Aleyhi ve
Sellem da o payı Ümmü Eymen'e vermişti. Ümmü Eymen gelip elbiseyi boynuma
dolayarak dedi ki: Kendisinden başka hiçbir ilah oImayana yemin ediyorum ki
asla onu bana vermişken size (onu geri) vermeyecektir -ya da buna benzer bir
söz söyledi.- Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ise:
Sana şunu vereceğim, diyor. O, asla Allah'a yemin ederim oImaz
diyordu. Nihayet ona -zannederim- on mislini -ya da bana nasıl söyIediyse öyIe-
verdL"
AÇIKLAMA:
Bu hadisin ifade ettiği şundan ibarettir: Ensar mahsullerinden
yararlanmaları için hurma ağaçlarının bazılarını muhacirlere vererek onları
gözetmeye çalışmışIardı. Şanı Yüce Allah önce Nadir oğulları, sonra da Kurayza
oğulları diyarını fethetmeyi nasip edince onIardan alınan ganimetIerin pek çoğu
muhacirler arasında paylaştırıldı. Allah Resulü de onlara daha önce Ensara ait
olan mallarını geri vermelerini emretti. Çünkü bunlara ihtiyaçIarı kalmamıştı.
Ayrıca Ensar o hurma ağaçlarının kendilerini onlara mülk olarak vermemişlerdi.
Ancak Ümmü Eymen ağaçlara da malik olduğunu düşünerek kendisine meyvesinden
istifade etsin diye verilmiş olan ağaçları geri vermeyi kabul etmedi. Nebi
(s.a.v.) de üzerindeki dadılık hakkı dolayısı ile ona yumuşak davrandı ve
nihayet elinde bulunana karşılık razı edecek kadarını ona verdi.
Hadisten malın kendisini değil de sadece menfaatini hibe etmenin
meşru olduğu, Nebi (s.a.v.)'in ileri derecede cömert olup, son derece tahammülkar
ve iyiliğe karşılık veren birisi olduğu da anlaşılmaktadır.
Ayrıca Ümmü Eymen'in Nebi (s.a.v.)'in nezdindeki konumu da
anlaşılmaktadır. Ümmü Eymen, Üsame b. Zeyd'in annesidir. Oğlu Eymen de aynı
şekilde ashabdandır ve Huneyn'de şehit düşmüştür. Üsame'den yaşlı idi. Ümmü
Eymen, Nebi (s.a.v.)'den sonra kısa bir süre yaşamıştır. Allah hepsinden razı
olsun.