|
صحيح
البخاري Sahih-i Buhari |
Meğazi |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
باب: غزوة
الحديبية.
35. HUDEYBİYE GAZVESİ
وقول الله
تعالى: {لقد
رضي الله عن
المؤمنين إذ
يبايعونك تحت
الشجرة}
/الفتح: 18/.
Ve Yüce Allah'ın: "Andolsun ki ağacın altında sana bey'at
ederlerken Allah mu'minlerden razı olmuştur." [Feth, 18] buyruğu
حدثنا خالد
بن مخلد:
حدثنا سليمان
بن بلال قال:
حدثني صالح
ابن كيسان، عن
عبيد الله بن
عبد الله، عن
زيد بن خالد
رضي الله عنه
قال:
خرجنا
مع رسول الله
صلى الله عليه
وسلم عام
الحديبية،
فأصابنا مطر ذات
ليلة، فصلى
لنا رسول الله
صلى الله عليه
وسلم صلاة
الصبح، ثم
أقبل علينا
فقال: (أتدرون
ماذا قال
ربكم). قلنا:
الله ورسوله
أعلم، فقال: (قال
الله: أصبح من
عبادي مؤمن بي
وكافر بي، فأما
من قال: مطرنا
برحمة الله
وبرزق الله
وبفضل الله،
فهو مؤمن بي،
كافر بالكوكب.
وأما من قال:
مطرنا بنجم
كذا وكذا، فهو
مؤمن بالكوكب
كافر بي).
[-4147-] Zeyd b. Halid r.a. dedi ki: "Hudeybiye yılı Resulullah
Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile birlikte yola çıktık. Bir gece bize yağmur isabet
etti. Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bize sabah namazını kıldırdıktan
sonra yüzünü bize doğru dönerek şöyle buyurdu: Rabbinizin ne buyurduğunu
biliyor musunuz?
Bizler: Allah ve Resulü daha iyi bilir dedik. Şöyle buyurdu: Allah
buyurdu ki: Kullarımdan kimisi bana iman etmiş, kimisi de bana kafir olmuş
olarak sabahı etti. Bize Allah'ın rahmetiyle, Allah'ın rızkıyla, Allah'ın lutfu
ile yağmur yağdırıldı, diyen kimseler bana iman etmiş ve yıldızı inkar etmiş
kimselerdir. Fakat şu yıldız sebebiyle bize yağmur yağdırıldı diyen kimse
yıldıza iman etmiş, beni inkar etmiş olur."
حدثنا هدبة
بن خالد:
حدثنا همام،
عن قتادة: أن أنسا
رضي الله عنه
أخبره قال:
اعتمر
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم أربع عمر،
كلهن في ذي
القعدة، إلا
التي كانت مع
حجته: عمرة من الحديبية
في ذي القعدة،
وعمرة من
العام المقبل
في ذي القعدة،
وعمرة من
الجعرانة،
حيث قسم غنائم
حنين في ذي
القعدة،
وعمرة مع حجته.
[-4148-] Katade'den rivayete göre Enes r.a. kendisine haber vererek dedi
ki: "Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem -haccıyla birlikte yaptığı
müstesna olmak üzere- hepsi de Zilka'de ayında dört tane umre yapmıştır. Bir
umresini Hudeybiye'den Zilka'de ayında (ihrama girerek) yapmıştır. Diğer
umresini ertesi sene Zülka'de ayında yapmıştır, bir diğer umresini ise yine
Zülka'de ayında Huneyn ganimetierini paylaştırdığı yer olan el-Ci'rane'den
(ihrama girerek) yapmıştır. (Zilka'de ayında yapmadığı) diğer umresini ise
haccıyla birlikte yapmıştır."
حدثنا سعيد
بن الربيع:
حدثنا
المبارك، عن
يحيى، عن عبد
الله ابن أبي
قتادة: أن
أباه حدثه قال:
انطلقنا
مع النبي صلى
الله عليه
وسلم عام الحديبية،
فأحرم مع
أصحابه ولم
أحرم.
[-4149-] Abdullah b. Ebi Katade'den rivayete göre babası kendisine tahdis
ederek dedi ki: "Biz Hudeybiye yılı Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ile
birlikte gittik. Ashabı ihrama girdikleri halde ben ihrama girmemiştim."
حدثنا عبيد
الله بن موسى،
عن إسرائيل،
عن أبي إسحاق،
عن البراء رضي
الله عنه قال:
تعدون
أنتم الفتح
فتح مكة، وقد
كان فتح مكة
فتحا، ونحن
نعد الفتح
بيعة الرضوان
يوم الحديبية،
كنا مع النبي
صلى الله عليه
وسلم أربع عشرة
مائة،
والحديبية
بئر،
فنزحناها فلم
نترك فيها
قطرة، فبلغ
ذلك النبي صلى
الله عليه
وسلم فأتاها،
فجلس على
شفيرها، ثم دعا
باناء من ماء
فتوضأ، ثم
مضمض ودعا ثم
صبه فيها،
فتركناها غير
بعيد، ثم انها
أصدرتنا ما
شئنا نحن
وركابنا.
[-4150-] Bera' r.a. dedi ki: "Siz fethi Mekke'nin fethi olarak
sayıyorsunuz. Evet, Mekke'nin fethi gerçekten bir fetih idi. Fakat biz
Hudeybiye günü yapılan Rıdvan bey'atini fetih olarak sayıyoruz. Nebi Sallallahu
Aleyhi ve Sellem ile birlikte 1400 kişi idik. Hudeybiye bir kuyunun adıdır. O
kuyunun suyunu çektik ve onda tek bir damla bırakmadık. Durum Nebi Sallallahu
Aleyhi ve Sellem'e ulaştı. Kuyunun başına geldi ve kuyunun ağzına oturdu. Sonra
içinde su bulunan bir kap getirilmesini istedi. Abdest aldı, daha sonra ağzına
su alıp çalkaladı ve dua etti. Sonra da ağzındaki suyu o kuyuya boşalttı. Uzun
olmayan bir süre o kuyuya ilişmedik. Daha sonra oradan ayrılıp gittiğimizde biz
de dilediğimiz kadar ondan su almıştık, bineklerimizi de sulamıştık."
حدثني فضل بن
يعقوب: حدثنا
الحسن بن محمد
بن أعين أبو
علي الحراني:
حدثنا زهير:
حدثنا أبو
إسحاق قال:
أنبانا
البراء بن
عازب رضي الله
عنهما:
أنهم
كانوا مع رسول
الله صلى الله
عليه وسلم يوم
الحديبية
ألفا
وأربعمائة أو
أكثر، فنزلوا
على بئر
فنزحوها،
فأتوا رسول
الله صلى الله
عليه وسلم،
فأتى البئر
وقعد على
شفيرها، ثم
قال: (ائتوني
بدلو من
مائها). فأتي به،
فبصق فدعا ثم
قال: (دعوها
ساعة). فأرووا
أنفسهم وركابهم
حتى ارتحلوا.
[-4151-] Ebu İshak dedi ki: "Bize Bera b. Azib
r.a.'ın haber verdiğine göre Hudeybiye günü Resulullah Sallallahu Aleyhi ve
Sellem ile birlikte 1400 kişi ya da daha fazla idiler. Bir kuyunun yanında
konakladılar ve o kuyunun suyunu tamamen çektikten sonra Resulullah Sallallahu
Aleyhi ve Sellem'in yanına gittiler. O da kuyunun yanına varıp ve kuyunun
ağzının başına oturduktan sonra bana:
Bu kuyunun suyundan bir kova getiriniz dedi. Ona bir kova su
getirildi. Tükürüp dua ettikten sonra, bir saat ona ilişmeyiniz diye buyurdu.
Oradan ayrılıp gidinceye kadar .kendileri de kana kana su içtiler, bineklerini
de suladılar."
حدثنا يوسف
بن عيسى: حدثنا
ابن فضيل:
حدثنا حصين،
عن سالم، عن
جابر رضي الله
عنه قال:
عطش
الناس يوم
الحديبية،
ورسول الله
صلى الله عليه
وسلم بين يديه
ركوة فتوضأ
منها، ثم أقبل
الناس نحوه،
فقال رسول
الله صلى الله
عليه وسلم: (ما
لكم). قالوا: يا
رسول الله ليس
عندنا ماء نتوضأ
به ولا نشرب
إلا ما في
ركوتك، قال:
فوضع النبي
صلى الله عليه
وسلم يده في
الركوة فجعل
الماء يفور من
بين أصابعه
كأمثال
العيون، قال:
فشربنا
وتوضأنا،
فقلت لجابر:
كم كنتم
يومئذ؟ قال:
لو كنا مائة
ألف لكفانا،
كنا خمس عشرة
مائة.
[-4152-] Cabir r.a. dedi ki: "Hudeybiye günü insanlar susuz kaldı.
Resulullah Sallallahu aleyhi ve Sellem'in önünde de içinde su bulunan bir kırba
bulunuyordu. Ondan abdest aldı. Daha sonra insanlar ona doğru yöneldiler.
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
Neyiniz var diye sordu. Onlar, ey Allah'ın Resulü senin şu
kırbandaki su dışında kendisiyle abdest alacağım ız ve içeceğimiz suyumuz yok,
dediler.
(Cabir) dedi ki: Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem elini kırbanın
içine koydu. Su parmakları arasından tıpkı pınar gözeleri gibi kaynayıp coşmaya
başladı.
(Cabir) dedi ki: Hem içtik, hem abdest aldık.
(Salim) ben de Cabir'e: O gün kaç kişi idiniz diye sordum. O şu cevabı verdi:
Yüzbin kişi dahi olsaydık, o su bize yetecekti. O gün binbeşyüz kişi
idik."
AÇIKLAMA:
"Biz ise Bey'atu'r-Rıdvan'ı fetih sayıyoruz." Bununla
yüce Allah'ın: "Gerçekten biz sana apaçık bir fetih nasip
ettik."[Fethı 1] buyruğunu kastetmektedir. Bu aslında eskiden beri
hakkında görüş ayrılığı bulunan bir konudur. Konunun tahkik edilmesi sonucunda
anlaşılan şudur: Bu da ayetlerden maksadın farklı oluşuna göre farklılık
arzeder. Yüce Allah'ın: "Gerçekten biz sana apaçık bir fetih nasip
ettik" buyruğunda geçen "feth"den kas ıt Hudeybiye'dir. Çünkü
Hudeybiye Müslümanlar için gerçekleşen apaçık fethin başlangıcı idi. Zira
yapılan barışın sonucunda güvenlik oluşmuş, savaş sona ermiş, İslam'a girmekten
korkan kimseler ona açıkça girme imkanını bulmuş ve bu yolla da Medine'ye
ulaşabilmişlerdir. Nitekim Halid b. Velid ile Amr b. el-As ve diğerleri için bu
durum sözkonusudur. Daha sonra fetih tamamlanıncaya kadar sebepler ardı
arkasına geldi.
İbn İshak el-Meğazi'de ez-Zühri'nin şöyle dediğini
zikretmektedir: "İslam tarihinde Hudeybiye fethinden önce ondan daha büyük
bir fetih olmamıştır. O zamana kadar Müslümanlar küfürle savaş halinde idi.
Fakat bütün insanlar güvenliğe kavuşunca birbirleriyle konuşmaya başladılar.
Karşılıklı olarak görüşlerini belirttiler, anlaşmazlıklarını ortaya koydular.
İslam hakkında herhangi bir şeyi akledip kavrayan herkes mutlaka elini çabuk
tutarak İslama girmiştir. Bu iki sene zarfında İslama girenlerin sayısı daha
önce İslama girenlerin tümünün sayısı kadardı, hatta daha da fazla idi. İbn
Hişam der ki: Buna da şu husus delildir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem
Hudeybiye'ye 1400 kişi ile birlikte çıktı. Fakat iki sene sonra Mekke fethine
onbin kişi ile birlikte çıktı."
Bu suredeki yüce Allah'ın: "Ve onları yakın bir fetih ile
mükafatlandırmıştır."[Feth, 18] buyruğuna gelince bundan maksat ise sahih
kabul edilen görüşe göre Hayber'in fethidir. Çünkü Müslümanların pek çok
ganimet elde ettiği vaka Hayber'in fethidir.
Yüce Allah'ın: "Allah'ın yardımı ve fetih
geldiğinde"[Nasr, 1] buyruğuna ve Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in:
"Fetihten sonra hicret yoktur" hadisine gelince burada maksat
ittifakla Mekke'nin fethidir.
"Hudeybiye bir kuyunun adıdır." Bu sözleriyle
Hudeybiye diye bilinen yerin oradaki bir kuyunun adını almış olduğuna işaret
etmektedir. Bu o kuyunun adı olup, daha sonra o mekanın tamamı bu isim ile
tanınır hale gelmiştir.
"Sonra biz o kuyudan ... geri döndük." Yani oradan
döndüklerinde hepsi de su ihtiyaçlarını alabildiğine karşılamış idiler.
"Sonra Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem elini o kırbanın
içine koydu. Su parmakları arasından kaynayıp coşmaya başladı." Bu
ifadeler Bera'nın rivayet ettiği hadiste zikredilen abdest suyunu kuyuya
dökmesi üzerine kuyuda suyun artışını belirten hadise uymamaktadır. İbn Hibban
bu iki rivayeti şöylece telif etmektedir: Bu husus iki defa meydana gelmiştir.
İleride el-Eşribe (içecekler) bölümünde Cabir'in rivayet ettiği hadiste
sözkonusu edilen suyun kaynayıp coşması abdest almak istedikleri zaman ikindi
namazı vakti girdiğinde olmuştur.
Bera'nın rivayet ettiği hadiste sözkonusu edilen ise bundan daha
kapsamlı bir şekilde suya ihtiyaç duyulması halidir. Nebi (s.a.v.)'in eli o
kırbada iken parmakları arasından su kaynayıp coşunca hepsi de o sudan abdest
alıp o suyu içince, Allah Resulünün kırbada kalan suyun kuyuya dökülmesini
emretmesi üzerine, kuyunun suyunun çoğalmaya başlamış olması da ihtimal
dahilindedir.