|
صحيح
البخاري Sahih-i Buhari |
Tefsir / AHZAB SURESİ |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
باب: قوله:
{ترجئ من تشاء
منهن وتؤوي
إليك من تشاء
ومن ابتغيت
ممن عزلت فلا
جناح عليك} /51/.
7. "ONLARDAN DİLEDİĞİNİ GERİYE BIRAKIR, DİLEDİĞİNİ DE
YANıNA ALIRSIN. BİR SÜRE AYRILDIĞIN HANIMLARINDAN ARZU ETTİĞİNİ TEKRAR YANINA
ALMANDA SENİN ÜZERİNE BİR GÜNAH YOKTUR,"(Ahzab 51) AYETİNİN TEFSİRİ
قال ابن عباس:
{ترجىء} تؤخر،
{أرجئه}
/الأعراف: 111/ و /الشعراء:
36/: أخره.
İbn Abbas şöyle demiştir: " ترجىء turci kelimesi 'ertelersin' anlamına gelir.
أرجئه Erci'hu terkibi ise 'beklet' anlamındadır.
حدثنا
زكرياء بن
يحيى: حدثنا
أبو أسامة
قال: هشام
حدثنا عن
أبيه، عن
عائشة رضي
الله عنها قالت:
كنت
أغار على
اللاتي وهبن
أنفسهن لرسول
الله صلى الله
عليه وسلم،
وأقول أتهب
المرأة نفسها؟
فلما أنزل
الله تعالى:
{ترجىء من
تشاء منهن
وتؤوي إليك من
تشاء ومن
ابتغيت ممن
عزلت فلا جناح
عليك}. قلت: ما
أرى ربك إلا
يسارع في هواك.
[-4788-] Aişe r.anha'dan rivayet edildiğine göre, o şöyle demiştir:
"Kendilerini Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e hibe eden (mehirsiz olarak
evlenme teklif eden) kadınlara kıskançlık beslerdim. Onları 'Bir kadın
kendisini hibe eder mi?' diyerek (ayıplardım). Allah Teala 'Onlardan dilediğini
geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Bir süre ayrlıdığın hanımlarından
arzu ettiğini tekrar yanına almanda senin için bir günah yoktur, (Ahzab 51)
ayetini indirince, [Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e], 'Bakıyorum da
Rabbin her daim senin arzularını yerine getirmek için çabalıyor,' dedim.
Tekrar: 5113.
حدثنا حبان
بن موسى:
أخبرنا عبد
الله: أخبرنا عاصم
الأحول، عن
معاذة، عن
عائشة رضي
الله عنها:
أن
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم كان
يستأذن في يوم
المرأة منا،
بعد أن أنزلت
هذه الآية: {ترجىء
من تشاء منهن
وتؤوي إليك من
تشاء ومن ابتغيت
ممن عزلت فلا
جناح عليك}.
فقلت لها: ما
كنت تقولين؟
قالت: كنت
أقول له: إن كان
ذاك إلي، فإني
لا أريد يا
رسول الله أن
أوثر
عليك أحدا.
تابعه عباد بن
عباد: سمع
عاصما.
[-4789-] Aişe r.anha'dan rivayet edildiğine göre, [o şöyle demiştir:]
"Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Bir
süre ayrıldığın hanımlarından arzu -etiğini tekrar yanına almanda senin için
bir günah yoktur," ayeti nazil olduktan sonra Hz. Nebi Sallallahu aleyhi
ve Sellem, hanımlarının birinin sırasında diğer bir hanımına gitmek istediği
zaman bizlerden izin isterdi.
[Hadisin ravilerinden Muaze'den şöyle nakledilmiştir: Hz.
Aişe'ye: 'Senden izin istediği zaman ne
derdin?' diye sordum. O da şöyle dedi:
Ona 'Ey Allah'ın Elçisi! Eğer bu mesele bana bırakılmışsa, sizi
başka birine bırakmayı asla tercih etmem!' derdim."
AÇIKLAMA:
Vahidi, müfessirlerin bu ayetin [Ahzab 51] tahyir ayetinin
akabinde nazil olduğu kanaatinde olduklarını nakletmiştir. Şöyle ki; tahyir
olayı meydana gelince, Hz. Nebi'in hanımlarından bazıları Allah Resulü
Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e kendilerini boşayacağı endişesine kapılıp kasm
meselesini ona havale etmişti.
Bunun üzerine "Onlardan dilediğini geriye bırakır,
dilediğini de yanına alırsın. Bir süre ayrıldığın hanımlarından arzu ettiğini
tekrar yanına almanda senin için bir günah yoktur, "(Ahzab 51) ayeti nazil
oldu.
"Kendilerini Nebi'e hibe eden" ifadesine göre,
kendisini Hz. Nebi'e hibe eden (mehirsiz olarak evlenme teklifinde bulunan)
kadınlar birden fazladır. [Bunu gösteren rivayetleri de şu şekilde
sıralayabiliriz:]
1- Nikah Bölümü'nde Sehl İbn Sa’d’dan nakledilen hadiste,
"Bir kadın 'Ey Allah'ın Elçisi! Ben kendimi sana hibe ettim,' dedi. Yine
aynı rivayette, kadına talip [olup fakat mehir olarak verecek bir şey
bulamayan] adama Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle demiştir: Demir
bir yüzük dahi olsa, git bir şeyler ara!
2- Enes'ten nakledilen hadis ise şöyledir: "Bir kadın
Nebi'e sallallahu aleyhi ve sellem gelip 'Benim bir kızım var,' dedi. Sonra
kızının güzelliklerini sıraladı ve 'Onu sana verdim,' dedi. Allah Resulü de
'Ben de onu kabul ettim,' diye karşılık verdi. Kadın kızını övmeye devam etti.
Hatta 'Onun hiç başı ağrımadı. [Hiçbir şeyden şikayet etmez bile dedi. Bunun
üzerine Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem 'Benim, kızına ihtiyacım yok,'
şeklinde karşılık verdi." Ahmed İbn Hanbel'in naklettiği bu hadiste bahsi
geçen kadın, kuşkusuz önceki hadisteki kadından farklıdır.
3- İbn Ebi Hatim, Hz. Aişe'den, onun şu sözünü nakletmiştir:
"Rasulullah'a kendisini hibe eden kadın, Havle bint Hakim'dir." Nikah
Bölümü'nde bu rivayet hakkında açıklama yapılacaktır. İmam Buhari bu rivayete
ta'likan işarette bulunmuştur.
4- Şa'bı kanalıyla şöyle naklediimiştir: "Kendisini hibe
eden kadınlardan biri de, Ümmü Şerik'tir."
5- Nesai'nin, Urve kanalıyla yaptığı rivayete ve Ebu Ubeyde Mamer
İbnu'lMüsenna'nın tespitine göre, "Kendisini hibe eden kadınlardan biri
de, Fatıma bint Şureyh'tir.
6- Leyla bint Hatim'in de kendisini Resulullah'a hibe eden
kadınlardan olduğu ileri sürülmüştür.
İkrime kanalıyla İbn Abbas'ın şöyle dediği naklediimiştir:
"Hz. Nebi, kendisini ona hibe eden hiçbir kadınla evlenmemiştir." Bu
rivayeti Taberi tahriç etmiştir. Rivayetin senedi ise hasendir. Bundan maksat
şudur: Hz. Nebi, kendisini ona hibe eden hiçbir kadınla birlikte olmamıştır.
Halbuki böyle bir birliktelik onun için mübahtı. Çünkü Allah Teala şöyle
buyurmuştur: "Nebi kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini Nebie
hibe eden mümin kadını, diğer müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere
helal kıldık. " (Ahzab 50)
Bu hadiste Hz. Aişe "Onlardan dilediğini geriye bırakır ...
" ayetinin sebeb-i nüzulünü açıklamış ve bir önceki ayette geçen
"kendisini Nebie hibe eden mümin kadın" ile "Kuşkusuz biz,
hanımları hakkında müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz, "(Ahzab 50)
ifadelerine işaret etmiştir. İbn Merduye, İbn Ömer ve İbn Abbas'tan nakledilen
hadislerde şu ifadeyi de rivayet etmiştir: "Nikah ancak bir veli ve iki
şahit ile gerçekleşir."
Hz. Aişe'nin "Bakıyorum da Rabbin her daim senin arzularını
yerine getirmek için çabalıyor," sözü şu anlama gelir: "Bakıyorum da,
allah Teala senin isteklerini geciktirmeden, hemen yerine getiriyor. Dilediğin
ve tercih ettiğin hükümleri indiriyor."
"Onlardan dilediğini geriye bırakır," ayeti şu anlama
gelir: Kasma riayet etmeden onların sırasını ertelersin. Bu görüş çoğunluğa
aittir. Bu görüşü İmam Taberi, İbn Abbas, Mücahid, Hasan-ı Basri, Katade, Ebu
Rezin ve daha bir çok kişiden nakletmiştir. Ayrıca Şa'bi'den bu ayet hakkında
şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Kendisini Hz. Nebi'e hibe eden birçok
kadın vardı. allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem bunlardan bir kısmı ile
evlendi, bir kısmı ile evlenmedi." Bu rivayet şazdır. Doğrusu şu ki, biraz
önce de ifade ettiğimiz gibi, allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve Sellem
kendisini hibe eden kadınlardan hiçbiriyle evlenmemiştir.
'Onlardan dilediğini geriye bırakır' ayeti hakkında şöyle bir
yorum da yapılmıştır: Sallallahu Aleyhi ve Sellem hanımlarından bazılarını
boşamaya yeltenmişti. Bunun üzerine onlar 'Tek bizi boşama da, dilediğin gibi kas
m yap!' teklifinde bulundular. Bunun üzerine allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve
Sellem bazıları arasında eşit kasm yaptı. İşte, ayette geçen "dilediğini
de yanına alırsın" ifadesiyle bu hanımlar kastedilmiştir. Diğer eşlerine
ise dilediği gibi kasm yaptı. İşte bunlar da, geriye bıraktıklarıdır.
Özetle ifade edecek olursak, bu ayet hakkında ileri sürülen
tefsirleri şu şekilde sıralayabiliriz:
1- Dilediğini boşar, dilediğinle evliliğini sürdürürsün.
2- Boşamadan bazılarından uzaklaşır, diğerlerine kasm yaparsın.
3- Kendilerini sana hibe eden hanımlardan dilediğin le evlenir,
dilediğini reddedersin. Bu bab da zikredilen hadis, bu görüşü ve bir öncekini
destekler niteliktedir. Ayetin lafzı ise üç manayı da taşımaya müsaittir.
Hz. Aişe'den nakledilen ve Hz. Nebi'in hanımlarından izin
istediğini gösteren rivayetin zahiri, Allah Resulü Sallallahu Aleyhi ve
Sellem'in hiçbir eşini kasm’ın dışında bırakmadığını, yani onlardan
uzaklaşmadığını gösterir. Bu görüş Zührı'ye aittir. O bu konuda şöyle demiştir:
"Hz. Nebi'in hanımlarından birini geriye bıraktığını bilmiyorum." Bu
rivayeti İbn Ebi Hatim nakletmiştir.
Katade ise bu ayeti şöyle yorumlamıştır: "Allah Teala,
Nebiini dilediği gibi kasmda bulunması hususunda serbest bırakmıştır. Ancak o,
hepsine eşit davranmıştır."
Önemli Açıklama
Bu ayetten (Ahzab 33/51) sonra gelen "Bundan sonra artık
başka kadınlarla evlenmen, elinin altında bulunan cariyeler hariç, güzellikleri
hoşunagitse bile, bunların yerine başka hanımlar alman sana helal değildir,
"(Ahzab 52) ayetinde neyin nefyedildiği konusunda ihtilaf vardır. Acaba
Rasulullah'a daha önce belirtilen özelliklerden sonra bazı kadınlar helal, bazı
kadınlar haram mı kılındı? Yoksa tahyır esnasında evli olduğu kadınlardan
sonra, onun diğer kadınlarla evlenmesi mi haram kılındı? İşte bu hususlar
tartışmalıdır. Übey İbn Ka'b ve onu takip edenler birinci görüşü
benimsemişlerdir. Abdullah İbn Ahmed, Ziyadatu Müsned'de bu görüşü
nakletmiştir. İbn Abbas ve ona tabi olanlara göre ise, Allah Resulü'nün
hanımları, onu tercih etmelerinden dolayı onlara verilmiş bir ödüldür.
Gerçekten de Hz. Nebi bu olaydan sonra yeni bir evlilik yapmamıştır. Ancak bu
durum, mevcut ihtilafı ortadan kaldırmaz. Nitekim Tirmizı ve Nesai Hz. Aişe'den
şöyle nakletmiştir: "Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem vefat ettiği
zaman, kadınlarla evlenmesi helaldi" İbn Ebi Hatim de, Ümmü Seleme
validemizden buna benzer bir rivayet nakletmiştir.