|
صحيح
البخاري Sahih-i Buhari |
Tefsir / Humeze, Fil, Kureyş,
Maun SURESİ |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
HUMEZE SURESİ:
{الحطمة}
/4/: اسم النار،
مثل: {سقر}
/القمر: 48/
و/المدثر: 26، 27، 42/. و: {لظى}
/المعارج: 15/.
الحطمة Hutame kelimesi, سقر sakar ve لظى laza gibi Cehennemin isimlerinden biridir.
AÇIKLAMA:
Yukarıdaki açıklama Ferra'ya aittir. O şöyle demiştir:
...........Leyunbezenne "kişi ve malı [Cehenneme] atılır," demektir. الحطمة
Hutame ise سقر sakar ve لظى laza gibi Cehennemin isimlerinden biridir.
FİL SURESİ:
ألم تر Elem tera (Fil 1)
"öğrenmedin mi?" anlamına gelir.
قال مجاهد:
{أبابيل} /3/:
متتابعة
مجتمعة. وقال
ابن عباس: {من
سجيل} /4/: هي سنك
وكل.
Mücahid şöyle demiştir: أبابيل Ebabil (fil 3) "peşpeşe, grup grup" anlamına gelir.
İbn Abbas şöyle demiştir: من
سجيل Min siccil (fil 4) "senk" ve
"kil" kelimelerinden mürekkeptir. '
AÇiKLAMA:
Ferra : ألم تر
elem tera'yı şöyle açıklamıştır: "Habeşliler ve filden haberin yok
mu?" Ferra bu ifadeyi bu şekilde açıklamıştır. Çünkü Hz. Nebi Fil olayını
yaşamamıştır. Çünkü Fil olayının olduğu sene doğmuştur.
Taberi, Suddi ve İkrime kanalıyla İbn Abbas'tan şöyle
nakletmiştir: Senk "taş," kıl "toprak" demektir. Bu yorumun
açıklaması Hud Suresi'nin tefsirinde geçmişti.
KUREYŞ SURESİ:
وقال مجاهد:
{لإيلاف} /1/:
ألفوا ذلك،
فلا يشق عليهم
في الشتاء
والصيف.
{وآمنهم} /4/: من كل
عدوهم في حرمهم. قال
ابن عيينة:
لإيلاف:
لنعمتي على
قريش.
Mücahid لإيلاف li ilaf (Kureyş 1)
hakkında şöyle demiştir: Kureyşliler tİcari seferlere alışmışlardı. Artık yaz
ve kış aylarında tİcari seferler düzenlemek onlara zor gelmiyordu. وآمنهم
ve amenehum (Kureyş 4) "kendi harem bölgelerinde bütün düşmanlarına karşı
onları güven içinde kıldı" anlamına gelir.
İbn Uyeyne şöyle demiştir: لإيلاف Li ilaf "Kureyşe
verdiğim nimetim için" anlamına gelir.
AÇIKLAMA:
لإيلاف li ilaf ifadesindeki lam harf-i cerrinin bir
önceki surede anlatılan olaya bağlı oldugu söylenmiştir. Bu harf-i cerrin
"Kureyşe verdiğim nimete hayret ederim" gibi mukadder bir cümleye
bağlı olduğu da ileri sürülmüştür.
Halil İbn Ahmed şöyle demiştir: ...........Fe'l-ya'budu
ifadesinin başına ... fe harfi gelmiştir. Çünkü bundan önceki ifade şart manası
taşımaktadır. Şöyle ki;
Eğer bu Ev'in Rabbine önceki nimetinden dolayı kul olmuyorlarsa,
bu surede bahsi geçen uzlaşıp anlaşmadan dolayı kulolsunlar.
MAUN SURESİ:
وقال مجاهد:
{يدع} /2/: يدفع عن
حقه، يقال: هو
من دععت.
{يدعون} /الطور:
13/: يدفعون.
{ساهون} /5/: لاهون.
{والماعون} /7/:
المعروف كله،
وقال بعض
العرب:
الماعون:
الماء، وقال
عكرمة: أعلاها
الزكاة
المفروضة،
وأدناها عارية
المتاع.
Mücahid şöyle demiştir: يدع Yedu'u "yetimin hakkına ulaşmasına engel olur,"
anlamına gelir. Bu kelimenin "ittim" anlamına gelen دععت
dea'tu fiilinden türediği açıklanmıştır. Nitekim يدعون yuda'un (Tur 13) kelimesi Kur'an'da bu manada kullanılmıştır. ساهون
Sahun (Maun 5) "gafiller" demektir. الماعون Maun (Maun 7) "bütün iyilikler" anlamında kullanılır.
Bazı Araplar bu kelimenin "su" anlamına geldiğini söylemiştir. İkrime
ise şöyle demiştir: Maunun en üst mertebesi farz kılınan zekat, en alt
mertebesi ise bir eşyayı ariyeten vermektir.