|
صحيح
البخاري Sahih-i Buhari |
Nikah |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
باب: العزل.
96.AZİL
حدثنا مسدد:
حدثنا يحيى بن
سعيد، عن ابن
جريج، عن
عطاء، عن جابر
قال : كنا
نعزل على عهد
النبي صلى
الله عليه
وسلم.
[-5207-] Cabir'den, dedi ki: "Biz Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve
Sellem döneminde azl yapardık. "
Tekrar 5208 ve 5209
حدثنا علي بن
عبد الله:
حدثنا سفيان:
قال عمرو: أخبرني
عطاء: سمع
جابر رضي الله
عنه قال: كنا نعزل
والقرآن ينزل.
[-5208-] Ata'dan rivayete göre o, Cabir r.a.'ı şöyle derken dinlemiştir:
"Biz Kur'an nazil oluyorken azl yapardık."
وعن عمرو: عن
عطاء، عن جابر
قال: كنا نعزل
على عهد النبي
صلى
الله عليه
وسلم والقرآن
ينزل.
[-5209-] Cabir'den, dedi ki: "Biz Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve
Sellem döneminde ve Kur'an nazil oluyorken azl yapardık."
حدثنا عبد
الله بن محمد
بن أسماء:
حدثنا جوبرية،
عن مالك بن
أنس، عن
الزهري، عن
ابن محيريز،
عن أبي سعيد
الخدري أصبنا
سبيا، فكنا
نعزل، فسالنا
رسول الله صلى
الله عليه
وسلم فقال: (أو أنكم
لتفعلون -
قالها ثلاث -
ما من نسمة
كائنة إلى يوم
القيامة إلا
وهي كائنة).
[-5210-] Ebu Said el-Hudri r.a.'den, dedi ki: "(Mustalıkoğulları
gazvesinde) çok sayıda kadın esir aldık. Bu sebeple azl yapardık. Rasulullah
Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e (hükmünü) sorduk da üç defa: Gerçekten siz bunu yapıyor
musunuz? diye buyurdu ve şöyle devam etti: Kıyamet gününe kadar var olacak her
bir canlı, mutlaka meydana gelecektir."
AÇIKLAMA:
"Azl", duhulden sonra meninin fercin dışında akmasını
sağlamak amacıyla çekilmek demektir. Burada kasıt hükmünün beyan edilmesidir.
"Azl yapardık." Müslim'de Abdurrahman İbn Bişr yoluyla
"Ebu Said'den şöyle dediği nakledilmektedir: 'Rasulullah Sallallahu Aleyhi
ve Sellem'in huzurunda azl'den söz edildi. O: "O dediğiniz şey
nedir," diye sordu. Ashab: "Adamın süt emzirmekte olan hanımı olur, o
da onunla cima' ederken kendisinden hamile kalmasını istemez. Yine adamın
cariyesi olur, onunla cima' etmek ister de kendisinden hamile kalmasını istemez
... " diye açıkladılar."
Bu rivayette azlin iki sebebinin bulunduğuna işaret vardır.
Birincisi cariyeden çocuğun istenmemesidir. Bu da ya böyle bir şey arzu
edilmediğinden dolayı azl yapılırdı ya cariye ummu veled olduğu takdirde onu
satmaya imkan bulunmadığından dolayı yapılırdı ya da daha sonra sözkonusu
edeceğimiz üzere daha başka sebepler dolayısıyla yapılırdı.
İkinci sebep ise kendisiyle ilişkide bulunulan kadının süt
emzirmekte iken hamile kalmasının istenmeyişi idi. Çünkü bu, süt emen çocuğa
zarar veriyordu.
Selef, azlin hükmü hakkında farklı görüşlere sahipti. İbn Abdilberr
der ki: Hür olan zevceden izni olmaksızın azl yapılmayacağı hususunda ilim
adamları arasında görüş ayrılığı yoktur. Çünkü cima' kadının haklarındandır. Bu
hakkının yerine getirilmesini isteyebilir.'Bilinen cima' şekli ise ancak azlin
söz konusu olmadığı şekildir. Bu hususta icma' olduğunun nakledilmesi
bakımından İbn Hubeyre de ona muvafakat etmiştir,
Ancak bu husustaki icma' iddiasına, Şafiilerin kadının
kesinlikle cima' hakkı yoktur, şeklinde bilinen görüşleri ile karşı
çıkılmıştır. Diğer üç mezhep de hür kadının izni olmaksızın azl
yapılamayacağını, cariyeden ise izni olmaksızın dahi azl yapılabileceğini
ittifakla kabul etmişlerdir.
Azlin nehyedilmesindeki illet hususunda da farklı görüşlere
sahiptirler. "Kadının hakkı yerine getirilmediği içindir" denildiği
gibi, "kadere karşı inatlaşmak anlamına geldiği için" nehyedildiği de
söylenmiştir. Bu ikinci gerekçe bu hususta varid olmuş haberlerin büyük
çoğunluğunun gerektirdiği bir görüştür. Azlin bu hükmünden, kadının cenin’e ruh
üflenmesinden önce nutfenin düşürulmesi için birtakım yollara başvurması
hükmüne de varılmıştır. Azlin yasak olduğunu kabul edenlere göre bu durumdaki
yasak, öncelikle söz konusudur. Caiz olduğunu söyleyenlere göre bu halin de
öbürü gibi değerlendirilmesi mümkündür, ama daha ağır olması dolayısıyla da
fark görülebilir. Çünkü azil’de sebebin yapılması, işlenmesi sözkonusu
değildir. Cenini düşürmek için birtakım yollara başvurmak ise, sebebin
gerçekleşmesinden sonra sözkonusudur. Kadının hamileliği kökünden ortadan
kaldıran yollara başvurması da bu meseleye göre ele alınabilir, Şafii alimlerin
müteahhirlerinden kimisi, bunun yapılamayacağına dair fetva vermiştir, ama
azlin mutlak olarak mubah olduğunu kabul etmelerine göre de böyle bir fetvanın
açıklanması oldukça zordur.
Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.