تَطْلُعَ
الشَّمْسُ
مِنْ
مَغْربِهَا
|
Güneşin Batı’dan Doğması |
İBN KESİR
Daha Neyi
Bekliyorlar?
158. Onlar ancak
kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini yahut Rabbinin bazı
alametlerinin gelmesini mi bekliyorlar.? Rabbinin bazı alametleri geldiği gün,
önceden inanmamış ya da imanında bir hayır k9zanmamış olan kimseye artık imanı
bir fayda sağlamaz. De ki: Bekleyin, şüphesiz biz de beklemekteyiz!
Tefsiri:
Cenab-ı Hakk
kendisini inkar ve reddeden, Peygamberlerine karşı gelen, ayetlerini yalanlayan
ve yolundan alıkoyan kafirleri tehdit ederek şöyle buyuruyor: "Onlar ancak
kendilerine meleklerin gelmesini veya Rabbinin gelmesini yahut Rabbinin bazı
alametlerinin gelmesini mi bekliyorlar!" Allah'ın gelmesi ahirette,
Allah'ın bazı ayetlerinin gelmesi ise kıyamet kopmadan önce, onun alamet ve
işaretleri olarak gerçekleşecektir.
[3026] Nitekim
İmam Buhari Sahih'inde bu ayetin tefsirinde, Ebu Zür'a'nın Ebu Hureyre
(r.a.)'tan naklettiği şu hadisi zikretmiştir: Allah Rasulü (-sav-) şöyle
buyurdu: "Güneş batıdan doğmadıkça kıyamet kopmaz. İnsanlar onu
gördüklerinde yeryüzündekiler iman ederler. O gün "(o gün) önceden
inanmamış ya da imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye artık imanı bir
fayda sağlamaz." ayetinin tahakkuk edeceği gündür. "
[3027] İmam
Buhari Hemmam b. Münebbih kanalıyla Ebu Hureyre (r.a.)'tan naklettiği bir
hadiste Hz. Peygamber (-sav-) şöyle buyurmuştur: "Güneş batıdan doğmadıkça
kıyamet kopmaz. Güneş oradan doğduğunda ve insanlar onu gördüklerinde hepsi
iman eder. Fakat bu, "(o gün) önceden inanmamış ya da imanında bir hayır
kazanmamış olan kimseye artık imanı bir fayda sağlamaz. " diye bahsedilen
gündür." Hz. Peygamber (-sav-) daha sonra bu ayeti okumuştur.
[3028] İmam Taberi
Ebu Küreyb'den, o Fudayl'ın oğlundan, o Fudayl'dan, o Ebu Hazim'den, o da Ebu
Hureyre (r.a.)'tan, Hz. Peygamber (-sav-)'in şöyle buyurduğunu rivayet
etmiştir: "Üç şey vardır ki onlar çıktığında, "(o gün) önceden
inanmamış ya da imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye artık imanı bir
fayda sağlamaz. "; onlar güneşin batıdan doğması, Deccal ve
Dabbetü'l-arz'dır. "
[3029] İmam
Taberi, Abdurrahman b. Hürmüz el-A'rec kanalıyla Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle
nakleder; Allah Rasulü (-sav-) şöyle buyurdu: "Güneş batıdan doğmadıkça
kıyamet kopmaz. Güneş oradan doğduğunda bütün insanlar iman ederler. O şu
ayette ifade edilen gündür: "(o gün) önceden inanmamış ya da imanında bir
hayır kazanmamış olan kimseye artık imanı bir fayda sağlamaz. "
[3030] İmam Taberi,
İbn Sirin kanalıyla Ebu Hureyre (r.a.)'tan şöyle nakleder: Allah Rasulü (-sav-)
şöyle buyurdu: "Kim güneş batıdan doğmadan önce tevbe ederse tevbesi kabul
edilir. "
[3031] İmam
Buhari ve Müslim, Ebu Zerr (r.a.)'tan şöyle rivayet etmişlerdir: Allah Rasulü
(-sav-) bana "Güneş battığında nereye gittiğini biliyor musun?" diye
sordu. Ben "Bilmiyorum." dedim. "Güneş battığında Arş'ın altına
gidip secdeye kapanır, sonra kalkar. Bu ona "Geldiğin yere geri dön."
denilene kadar devam eder. Ey Ebu Zerr! Ona "Geldiğin yere geri dön."
denileceği vakit yakındır ki o da şudur: "(ogün) önceden inanmamış ya da
imanında bir hayır kazanmamış olan kimseye artık imanı bir fayda sağlamaz.
"
[3032] İmam Ahmed
b. Hanbel, Huzeyfe b. Esid el-Gıffari'den şöyle nakleder: Allah Rasulü (-sav-)
odalarının birinden çıkıp yanımıza geldi. Biz kıyamet hakkında sohbet
ediyorduk. Şöyle buyurdu: "Siz on alameti görmeden kıyamet kopmaz: Güneşin
batıdan doğması, duman, Dabbe, Meryem oğlu İsa (a.s)'ın zuhuru, Deccal'in
çıkışı, biri batıda, biri doğuda, biri de Arap yarımadasında olacak üç yere
batış olayı. Aden'de çıkacak ve insanları (bir yere) sürükleyecek veya
toplayacak olan, gece nerede olurlarsa orada geceleyecek, gündüz nerede
olurlarsa onlarla birlikte olacak bir ateş. "
[3033] Mansur,
Rib'i'den, o da Huzeyfe b. Yeman (r.a.)'tan şöyle rivayet etmiştir: Hz.
Peygamber (-sav-)'e "Ya Rasulallah! Güneşin batıdan doğmasının alameti
nedir?" diye sordum. Hz. Peygamber (-sav-) "O gece uzar. İki gece
kadar bir süre geçince o gece namaz kılmakta olanlar bunun farkına varırlar.
Önceki geceler gibi ibadetlerini yaparlar. Yıldızlar yerinde olduğu gibi
durmakta, bir yere gitmemektedir. Sonra yatarlar. Sonra kalkıp namaz kılarlar.
Sonra tekrar yatarlar. Sonra yanları ezilmiş halde kalkarlar. Gece iyice
uzayınca insanlar sabah olmadan feryad-ı figan etmeye başlarlar. Onlar güneşin
doğudan doğmasını beklerken ne görsünler; o batıdan doğuyor. İnsanlar bunu
görünce iman ederler. Fakat imanları onlara bir fayda vermez. "
[3034] Asıl adı
Sa'd b. Malik b. Sinan olan Ebu Said el-Hudri (r.a.)'tan gelen bir rivayet.
İmam Ahmed b. Hanbel Ebu Said el-Hudri (r.a.)'tan Hz. Peygamber (-sav-)'in
"(o gün) önceden inanmamış ya da imanında bir hayır kazanmamış olan
kimseye artık imanı bir fayda sağlamaz. " buyruğu hakkında, "O
güneşin batıdan doğmasıdır. " buyurduğunu nakletmiştir.688 Bunu Tirmizi de
Süfyan b. Veki"in babasından ... nakliyle rivayet etmiş ve
"gariptir" demiştir. Bazıları bunu Hz. Peygamber (-sav-)'in değil Ebu
Said el-Hudri (r.a.)'ın sözü olarak rivayet etmişlerdir.
[3035] Faddal b.
Cübeyr, Ebu Ümame Südayy b. Aclan'dan şöyle nakleder; Rasulullah (-sav-)
"Kıyamet alametlerinin ilki güneşin batıdan doğmasıdır." buyurdu.
[3036] Safvan b.
Assal'dan şöyle rivayet edilmiştir; Allah Rasulü (-sav-)'i şöyle buyururken
işitti: ''Allah, tevbe için batı tarafında yetmiş yıllık mesafe eninde bir kapı
açtı. Bu kapı güneş oradan doğuncaya kadar kapanmayacak." buyurdu.
[3037] Abdullah
b. Ebu Evfa'dan bir hadis. İbn Merduyeh, Süleyman b. Zeyd kanalıyla Abdullah b.
Ebi Evfa'dan şöyle nakleder; Allah Rasulü (-sav-)'i şöyle buyururken işittim:
"İnsanlar sizin gecelerinizden üç gece uzunluğunda bir gece yaşayacaklar.
Geceleri nafile ibadet edenler onu bilecekler. Onlardan biri kalkacak ve
virdini okuyup yatacak. Sonra kalkıp virdini okuyup ardından yatacak. Onlar bu
haldeyken insanlar, "Bu nedir?" diye birbirlerine bağırmaya
başlayacak, camilere koşacaklar. Birden güneşin batıdan doğduğunu fark edip
çığlık atacaklar. Güneş göğün ortasına geldiğinde doğuya dönüp tekrar doğudan
doğacak. O vakit hiçbir kişiye (o anda yaptığı) imanı fayda vermeyecek. "
[3038] İmam Ahmed
b. Hanbel, Ebu Hayyan kanalıyla Ebu Zür'a b. Amr b. Cerir'den şöyle nakleder:
Üç Müslüman Medine'deki Mervan'ın meclisine oturup onun kıyamet alametleri hakkında
anlattıklarını dinlediler. Sohbetinde Mervan, "Onların ilki Deccal'in
çıkışıdır." dedi. Bunlar Abdullah b. Amr ile karşılaştıklarında ona
kıyamet alametleri hakkında Mervan'dan işittiklerini söylediler. Abdullah şöyle
dedi: Mervan hiç de doğru söylememiş. Ben bu konuda Rasulullah (-sav-)’den bir
hadis işittim ve daha sonra hiç unutmadım. Rasulullah (-sav-)'i şöyle
buyururken işittim:
"Zuhur
edecek ilk alamet güneşin batıdan doğmasıdır. Zira güneş her battığında Arş'ın
altına gelip secde eder ve geri dönmek için izin ister. Allah (c.c) güneşin
batıdan doğmasını murad ettiğinde güneş her zamanki gibi Arş'ın altına gelip
secde eder ve geri dönmek için izin ister. Fakat ona bu defa hiçbir cevap
verilmez. Dönmek için tekrar izin ister, yine bir cevap verilmez. Sonra tekrar
izin ister, yine cevap verilmez. Geceden Allah'ın dilediği kadar bir vakit
geçtikten ve kendisine izin verilse bile doğmaya yetişemeyeceğini anladıktan
sonra güneş, "Ey Rabbim, doğu ne kadar da uzak! İnsanlar için benim yerimi
kim tutacak?" der. Ufuk bir halka gibi olunca yine izin ister. Ona
"Oldugun yerden doğ!" denilir. O da insanlara batıdan doğar."
Abdullah daha sonra "(o gün) önceden inanmamış ya da imanında bir hayır
kazanmamış olan kimseye artık imanı bir fayda sağlamaz." ayetini okudu.
[3039] Başka bir
hadis: İmam Taberani, Abdullah b. Amr b. el-As'tan şöyle nakleder: Hz.
Peygamber (-sav-) şöyle buyurdu: "Güneş batıdan doğduğunda İblis secdeye
kapanır ve "İlahi! Bana emret, dilediğin kimseye secde edeyim" der.
Zebanileri yanına toplanır ve "Ey efendileri, bu yalvarış nedir?"
derler. İblis: "Ben Rabb'imden bana belli bir vakte kadar mühlet vermesini
istemiştim. İşte "belli vakit" budur." der. Sonra Safa
tepesindeki bir yarıktan Dabbe çıkar. O ilk adımını Antakya'ya atar. İblis
gelip ona tokat atar. "
[3040] Abdullah
b. Amr, Abdurrahman b. Avf ve Muaviye b. Ebu Süfyan'dan (Allah hepsinden razı
olsun) rivayet edilen başka bir hadis. İmam Ahmed b. Hanbel'in rivayetine göre
İbn Sa'dI: "Allah Rasulü (-sav-) "Düşman savaştığı sürece hicret
bitmez" buyurdu." dedi. Bunun üzerine Abdullah b. Amr, Abdurrahman b.
Avf ve Muaviye b. Ebu Süfyan şöyle dediler: Hz. Peygamber (-sav-) şöyle
buyurdu: "Hicret iki çeşittir; biri günahları terk etmen, diğeri Allah'a
(c.c) ve Rasulü'ne gitmendir. Bu hicret tevbe kabul olunduğu sürece devam eder.
Tevbe ise güneş batıdan doğana kadar kabul edilir. Batıdan doğunca da her kalbe
içindekilerle mühür vurulur ve insanlara "bu kadar tamam" denilir.
"
Başka bir hadis:
Muhammed b. Sirin, Ebu Ubeyde'den şöyle nakleder:
İbn Mes'ud (r.a.)
şöyle derdi: "Bahsedilen kıyamet alametlerinin şu dördü dışında hepsi
meydana geldi: Güneşin batıdan doğması, Deceal, Dabbetü'l-arz ve Ye'cüc
veMe'cüc'ün çıkış!." İbn Mes'ud (r.a.) şöyle derdi: "Onunla birlikte
amellerin son bulacağı alamet; güneşin batıdan doğmasıdır. Allah'ın (c.c)
"Rabbinin bazı alametleri geldiği gün, önceden inanmamış ya da imanında
bir hayır kazanmamış olan kimseye artık imanı bir fayda sağlamaz. De ki:
Bekleyin, şüpheSiz biz de beklemekteyiz!" (En'am, 158) buyruğunu görmüyor
musun? Orada kastedilen güneşin batıdan doğmasıdır."
[3041] Hafız İbn
Merduyeh, tefsirinde İbn Abbas (r.a.)'tan Hz. Peygamber (-sav-)'in hadisi
olarak garip ve münker bir rivayette bulunmuştur. Bir yerinde şöyle geçmektedir:
"O gün güneş ile ay batıdan birlikte doğarlar. Gökyüzünün ortasına
geldiklerinde dönüp önceki yerlerine gelirler. "
İBN KESİR
ALINTISI BURADA BİTTİ.
İbn Mace, 4068-
Ebu Hureyre (r.a.)'den; şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem)'den şunu buyururken işittim: Güneş battığı yerden doğmadıkça kıyamet
kopmayacaktır. O (battığı yerden) doğup da insanlar o'nu görünce yer yüzünde
olan (tüm) insanlar iman edecektir. işte o zaman, daha önce iman etmiş olmayan
hiç bir kimseye (o günkü) imanının fayda vermeyeceği zamandır.[Sahih]
KURTUBİ
TEFSİRİNDE:
En’am, 158. Onlar,
kendilerine meleklerin gelmesinden, yahut Rabbinin gelmesinden, yahut Rabbinin
ayetlerinden birisinin gelmesinden başkasını mı bekliyorlar? Rabbinin
ayetlerinden biri geldiği gün, daha önce iman etmemiş, yahut imanında bir hayır
kazanmamış olan kimseye imanı fayda vermez. De ki: "Bekleyin, biz de
beklemekteyiz."
AÇIKLAMA: Yüce
Allah'ın: "Onlar ... mı bekliyorlar?" buyruğunun anlamı şudur: Ben,
onlara karşı kesin delili ortaya koyduğum ve üzerlerine Kitabı indirdiğim halde
yine iman etmediler. Peki bekledikleri nedir? "Kendilerine meleklerin
gelmesinden ... başkasını mı bekliyorlar?" Yani, ölüm sırasında canlarını
almak için meleklerin gelmesinden başkasını mı bekliyorlar? "Yahut,
Rabbinin ayetlerinden bir tanesinin gelmesinden başkasını mı bekliyorlar? ..
"
Müslim'in Sahih'inde Ebu
Hureyre'den şöyle dediği kaydedilmektedir: Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki:
"üç şeyortaya çıktı mı, önceden iman etmemiş yahut imanında bir hayır
kazanmamış olan hiç bir kimseye (sonradan) imanının faydası olmayacaktır:
Güneşin batıdan doğması, Deccal ve Dabbetü'I-Arz."
Saffan b. Assal,
el-Muradi'den dedi ki: Rasulullah (s.a.v.)'ı şöyle buyururken dinledim:
"Batıda yetmiş yıllık mesafede tevbe için açık bir kapı vardır. Güneş o
taraftan doğuncaya kadar asla kapanmaz." Hadisi, Darakutni, Darimi ve
Tirmizi rivayet etmiş olup, Tirmizi, hasen, sahih bir hadistir, demiştir.
Süfyan (hadisinde senedinde
yer alan ravilerden birisi) dedi ki: Şam tarafında, Allah'ın gökleri ve
yarattığı gün yaratmış olduğu, açık -yani tevbe için açık- bir kapı vardır.
Güneş oradan doğuncaya kadar kapanmaz" (Tirmizi) der ki: Bu, hasen, sahih
bir hadistir.
Derim ki: Önceden de
geçtiği gibi, Hariciler ile Mu'tezile, bütün bunları yalanlamışlardır.
es-Sa'lebi de uzunca bir
hadiste Ebu Hureyre'den Peygamber (s.a.v.)'ın şu manada bir hadisini
kaydetmektedir: Yer yüzünde masiyetlerin çoğalacağı, iyiliğin (marufun) görülmeyeceği
ve hiç bir kimsenin marufu emretmeyeceği, buna karşılık münkerin (kötülüğün)
yaygınlaşıp kimsenin ondan alıkoymayacağı bir zamanda güneş gece bir süre
Arş'ın altında alıkonulacaktır. Secde edip Yüce Rabbinden doğacağı yer ile
ilgili olarak izin istediği her seferinde ona cevap verilmeyecektir. Nihayet ay
da onun yanına gelecek, onunla birlikte secde edecektir. Nereden çıkacağı
hususunda o da izin isteyecektir. Ancak, her ikisine de cevap verilmeyecektir.
Nihayet güneş üç gece kadar, ay da üç gece kadar bir süre alıkonulacaktır. Bu
gecenin uzunluğunu ise, yer yüzünde ancak teheccüd kılanlar anlayabilecektir. O
günde ise onlar, müslüman beldelerin her birisinde oldukça az bir
toplulukturlar. Nihayet güneşin de, ayın da üçer gecelik miktarı tamam olunca,
Yüce Allah onlara, Cebrail (a.s)'ı gönderir ve şöyle der: "Şanı Yüce ve
münezzeh olan Rabb sizlere, battığınız yerlere dönüp oradan doğmanızı
emretmektedir. Artık bizim nezdinizde sizin ışığınız da, nurunuz da
olmayacaktır."
Her ikisi de battıkları yerlerden
simsiyah olarak çıkacaktır. Ne güneşin ışığı olacak, ne de ayın nuru olacak.
Her ikisinin de misali, bundan önce tutuldukları vakti andıracaktır. İşte şanı
Yüce Allah'ın: "Güneş ve ay bir araya getirildiği zaman" (el-Kıyame,
9) buyruğu ile: "Güneş, tortop edilip dürüldüğü zaman" (et-Tekvir, 1)
buyruğunda anlatılan budur. Bu şekilde boynuzlu iki deve gibi yukarı
kaldırılırlar. Güneş ve ay, göğün göbeğine ki, orası yarısı dır- ulaştıklarında
Cebrail onlara gelir, boynuzlarını yakalayıp onları tekrar batıya geri
döndürür. Onları batı taraflarından batırmaz. Fakat, tevbe kapısından batırır,
sonra tevbe kapısının iki kanadı da kapatılır. Daha sonra aralarındaki boşluk
da kapatılır, adeta ikisi arasında bir yarık yokmuş gibi olurlar. Tevbe kapısı
da kapatıldı mı, artık bundan sonra hiç bir kulun bir tevbesi kabul olunmaz,
bundan sonra işleyeceği bir iyiliğin de kendisine faydası olmaz. Bundan önce
iyilik yapan bir kimse olması hali müstesna. Ona da bugünden önce yazılanların
aynısı yazılmaya devam edilir. İşte Yüce Allah'ın: "Rabbinin ayetlerinden
biri geldiği gün daha önce iman etmemiş, yahut imanında bir hayır kazanmamış
olan kimseye imanı fayda vermez" buyruğunda anlatılan budur. Bundan sonra
güneşe ışığı, aya da nuru verilir, arkasından daha önce doğup battıkları gibi
yine insanlar üzerine doğup batmaya devam ederler.
İlim adamları derler ki:
Güneşin batıdan doğuşu esnasında iman edecek kimseye imanın fayda vermeyiş
sebebi, nefsin bütün arzularının hareketsiz kalacağı, beden güçlerinin
tamamının dineceği şekilde bir korkunun kalplere dolacağı, bunun sonucunda da
bütün insanların, kıyametin yaklaşacağına olan kesin inançlarının, tıpkı her
türlü masiyeti işlemeye çağıran gerekçelerin ölümün yaklaştığı esnada kesilmesi
ve bedenlerinden bu isteklerin tamamıyla çekilmeSi haline benzemesinden
ötürüdür. İşte, böyle bir durumda bulunan kimsenin tevbesinin kabul edilmeyişi,
tıpkı ölüm döşeğinde olan bir kimsenin tevbesinin kabul edilmeyişine benzer.
Hz. Peygamber de şöyle buyurmuştur: "Şüphesiz Allah, can boğaza gelmediği
sürece kulunun tevbesini kabul eder." Can, boğazın başına gelmediği sürece
tevbe kabul olunur. Tevbenin kabul olunmayacağı bu vakit ise, kişinin cennet
yahut cehennemdeki yerini göreceği sıradadır. Güneşin batıdan doğuşuna tanık
olan kimse de onun gibidir. Buna göre bu olayı gören, yahut görmüş gibi olan
her bir kimsenin hayatta kaldığı sürece yapacağı tevbenin reddolunması gerekir.
Artık, böyle bir kimsenin Yüce Allah'a ve onun Peygamberine, vaadine dair
bilgisi artık kesinlik kazanmış olur.
Eğer dünyanın ömrü
insanların bu büyük olayın meydana gelişini unutacakları vakte kadar uzayıp
gidecek ve yalnızca az bir istisna ile ondan söz edecek olurlarsa, o takdirde
bu olaya dair haber has bir haber olur ve bu haberin mütevatirliği kesilmiş
olur. İşte böyle bir dönemde İslam'a giren, yahut tevbe edenin tevbesi makbul
olur. Doğrusunu en iyi bilen Allah'tır.
Müslim'in Sahih'inde
Abdullah (b. Amr)'dan şöyle dediği rivayet edilmektedir: Ben, Rasulullah
(s.a.v.)'dan şu ana kadar unutmadığım bir hadis bellemiştim. Rasulullah
(s.a.v.)'ı şöyle buyururken dinledim: "Kıyamet alametleri arasında ilk
meydana gelecek olan güneşin batıdan doğması ile kuşluk vakti dabbbe
(tü'l-arz)'ın insanlara karşı çıkmasıdır. Bunların hangisi ötekinden daha önce
olursa, öbürü de kısa bir süre sonra onun akabinde ortaya çıkacaktır."
Yine Müslim'de
Huzeyfe'den şöyle dediği nakledilmektedir: Rasulullah (s.a.v.) bir odada
bulunuyordu, biz de ondan daha aşağıda bulunuyorduk. Bize dönüp baktı ve şöyle
dedi: "Neden söz ediyorsunuz?" Biz, kıyametten dedik. Şöyle buyurdu:
"Şüphesiz on tane alamet ortaya çıkmadıkça kıyamet de vuku bulmayacaktır:
Doğu tarafında bir arz parçasının yerin dibine geçmesi, batı tarafında bir arz
parçasının yerin dibine geçmesi, Arap yarımadasında bir arz parçasının yerin
dibine geçmesi, duman, Deccal, Dabbetü'l-arz, Ye'cuc ile Me'cuc, güneşin
batıdan doğuşu ve Aden'in iç taraflarından insanları önüne katıp sürükleyen bir
ateşin çıkması." Şu'be dedi ki: Ve bana Abdulaziz b. Rufeyi' anlattı, o,
Ebu Tufeyl'den, o, Ebu Seriha'dan bunun gibi bir hadis nakletti. Ancak,
Peygamber (s.a.v.) (buyurdu) diye söz etmedi. Onuncu alamet olarak da bir
seferinde: İsa b. Meryem'in nüzulü, (inmesi), diğerinde ise: İnsanları
yakalayıp denize atacak bir rüzgar diye ifade etti.
Derim ki: Bu hadis,
alametlerin sıralanışında oldukça sağlam olarak rivayet edilmiş bir hadistir.
Bu alametlerin bir kısmı da vukua gelmiş bulunmaktadır ki, bunlar da bazı kara
parçalarının yerin dibine geçmesidir. Ebu'l-Ferec el-Cevzi'nin naklettiğine
göre Irak-ı Acemde ve Mağrib'de bu şekilde kara parçaları yerin dibine geçmiş
ve bu sebepten ötürü de pek çok kimse helak olmuştu. İbnu'l-Cevzi bunu,
''Fuhumu'l-Asar''adlı kitabında ve başkaları da zikretmiştir. İleride Dabbetül
arz'dan en-NemI Süresi'nde (82. ayetin tefsirinde), Ye'cüc ile Me'cüc'den de
Kehf Süresi'nde (94. ayetin tefsirinde) söz edilecektir.
Denildiğine göre
kıyametin bu alametleri, tıpkı ipe dizilmiş boncuk gibi yıl be yıl arka arkaya
gelecektir.
Denildiğine göre güneşin
batı tarafından çıkışındaki hikmet şudur: İbrahim (a.s) Nemrud'a:
"Muhakkak Allah güneşi doğudan doğduruyor, haydi sen onu batıdangetir
(dedi). Bunun üzerine o kafir olan şaşırıp kaldı" (Bakara, 258) demesi ile
inkarcı ve yıldızlardan hüküm çıkaran müneccimlerin hepsinin, bunları inkar
etmeleri ve böyle bir şeyin olamayacağını söylemeleridir. Şanı Yüce Allah da
inkarcılara kudretini ve güneşin, O'nun mülkünde olduğunu, dilediği takdirde
onu doğudan, dilediği takdirde de batıdan çıkartacağını göstermek için bir gün
batıdan doğuracaktır.
Buna göre, iman ve
tevbeleri reddolunacak olan kimselerin, bu hususu inkar eden ve Peygamber
(s.a.v.)'ın, güneşin bu şekilde doğacağına dair haberini yalanlayan kimseler
olması muhtemeldir. Bunu tasdik edip doğrulayanların ise tevbeleri kabul olunur
ve bundan önceki imanlarının da kendilerine faydası olur.
Abdullah b. Abbas'tan da
şöyle dediği rivayet edilmiştir: Bu alametin geleceği vakit, hiçbir kafirin
ameli de tevbesi de kabul olunmaz. O gün yaşı küçük olan müstesna. Eğer, o
kimse bundan sonra İslam'a girecek olursa onun bu İslam'a girişi kabul olunur.
Günahkar mü'min olup da günahından tevbe edenin de tevbesi kabul olunur.
İmran b. Husayn'dan da
şöyle dediği rivayet edilmiştir: Güneşin (batıdan) doğacağı vakitte insanların
bir çoğunun helak edileceği bir çığlığın kopacağı sırada, tevbe edenin tevbesi
kabul olunmaz. İşte böyle bir zamanda müslüman olan, yahut tevbe eden ve helak
olan kimsenin tevbesi kabul olunmaz. Ancak, bundan sonra tevbe edenin tevbesi
kabul edilir. Bunu da Ebu'l-Leys es-Semerkandı Tefsir'inde zikretmektedir.
Abdullah b. Ömer de der ki: Güneşin batıdan doğduktan sonra insanlar, yüzyirmi
yıl daha kalacak, öyle ki hurma fidanlarını dahi dikeceklerdir. Allah gaybını
en iyi bilendir. (Kurtubi Tefsiri)
Güneş gerçekten batıdan
doğacak! Din’in batı ülkelerinde yükselmesi, mecazen güneşin batıdan doğması
değildir.
Dünyanın döndüğüne
inananlar dünyanın durup tersine dönmesini hayal edemiyorlar ve mecaza
sarılıyorlar. Oysaki dönen uzaydır ve hareket eden güneştir.
KAYNAKLARDA:
Batı’dan doğduğu zaman yapılan İman Faydasızdır (Ebu
Davud)
İbn Mace: 4041 4055 4056 4068 4069 4070