|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Oruç |
Orucun Fazileti ve
Sevabı Hakkında
8984. Mutarrif b.
Abdillah b. eş-Şihhır anlatıyor: Osman b. Ebi'I-As'ın yanına geldim. Bana doğum
zamanı yakın devenin sütünü getirdi. Fakat ona: "Ben oruçluyum" dedim.
Bunun üzerine Osman: "Ben, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
''Oruç, sizden birinizin savaştan (korunmak için) kalkanı olduğu gibi,
(cehennem) ateş(in)den (sakınmak için) kalkandır. Güzel (nafile) oruç, her
aydan üç gün oruç tutmaktır'' buyurduğunu işittim" dedi.
Tahric: Ahmed (4/211 22,
217), Nesai (2539, 2540), Taberani (9/8360, 8362), İbn Mace (1639), İbn Ebi
Asım el-Ahad ve'l-Mesani (1542), İbn Huzeyme (1891, 2125) ve İbn Hibban (3649).
8985. Abdullah (b.
Mes’ud): "Oruç, silahtan gücüne yeteni yüklenen adamın kalkanı gibi,
ateşten (korunmak için) bir kalkandır'' dedi.
8986. Ebu Hureyre ile
Ebu Said bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Muhakkak ki
Yüce Allah şöyle buyurur: Oruç benim içindir. Karşılığını ben veririm. Oruçlu
için iki ferahlık vardır. Birincisi if tar ettiği zaman ferahlar. İkincisi için
Allah'a kavuştuğu zaman ferahlar. Muhammed'in canı kudret elinde olan Allah'a
yemin ederim ki, Allah katında oruçlunun ağız kokusu, misk kokusundan bile daha
hoştur" buyurdu.
Tahric: Abd b. Humeyd
(921), Ahmed (3/5), Müslim (2/807:165), Nesai (2523, 2524, 2526, 3255), Ebu
Ya'la (1001=1005) ve İbn Huzeyme (1900),
8987. Ebu Hureyre der
ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Adem oğlunun ameli katlanır.
İyilikler on kattan, yedi yüz katına kadar katlanır. Yüce Allah buyuruyor ki:
''Oruç müstesna. Çünkü o, benim içindir. Karşılığını ben veririm. Çünkü
yemeğini, şehvetini benim için bırakır.'' Oruçlu için iki ferahlık vardır.
Birincisi if tar anındaki ferahlık. İkincisi ise Rabbine kavuşma anındaki
ferahlık. Allah katında oruçlunun ağız kokusu, misk kokusundan bile daha
hoştur. Oruç kalkandır, oruç kalkandır" buyurdu.
Tahric: Ahmed
(2/443,477), Müslim (2/807:164), İbn Mace (1638,3823) ve Beyhaki: (4/273, 304).
8988. Ebu Umame der ki:
Ben: "Ey Allah'ın Resulü! Beni cennete sokacak bir ameli emret"
dedim. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sana orucu
tavsiye ediyorum. Çünkü onun benzeri bir amel yoktur" buyurdu.
Ravi ekledi: "Ebu
Umame'nin evinde gündüz duman tütmezdi. Sadece ona misafir geldiği zaman duman
görülürdü."
Tahric: el-Haris
Buğyetü'I-Bahis (345), Ahmed (5/248, 249, 255, 258), Nesai (2530, 2531, 2533),
Taberani (8/7463, 7464), İbn Huzeyme (1893), İbn Hibban (3425, 3426), Hakim
(1/421) ve Beyhaki (4/301).
8989. Sehl b. Sa'd
es-Saidi der ki: "Cennetin Reyyan diye isimlendirilen bir kapısı vardır.
Oradan oruç tutanlar girer. Oruç tutanların sonuncusu girdiği zaman (o kapı)
kapatılır."
Tahric: Nesai (2545), Taberani
(6/5970) ve İbn Hibban (3421).
8990. Sehl b. Sa'd
es-Saidi, Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir önceki hadisin
benzerini rivayet etmiştir.
Tahric: İbn Ebi Şeybe
MÜsned (101), Ahmed (5/333, 335), Abd b. Humeyd (455), Buhari (1896, 3257),
Müslim (2/808:166), Tirmizi (765), Nesai (2544), İbn Mace (1640), İbn Hibban
(3420) ve Beyhaki (4/305).
8991. iyaz b. Gutayf
bildiriyor: Ebu Ubeyde'nin yanına girdim. Ebu Ubeyde:
"Oruç, onu
yırtmadığın sürece (günahlara karşı) kalkandır" dedi.
Tahric: Ahmed (1/195,
196), Darimi (1732), Nesai (2542), Ebu Ya'la (875=878) ve Beyhaki (9/171).
8992. iyaz b. Gutayf der
ki: Hastalığında Ebu Ubeyde'nin yanına girdim. "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi
ve Sellem): ''Oruç, onu yırtmadığın sürece bir kalkandır'' buyurduğunu
işittim" dedi.
Tahric: Tayalisi (227),
Ahmed (1/196), İbn Huzeyme (1892), Bezzar (1287), Hakim (3/265) ve Beyhaki
(4/270, 9/171).
8993. Abdullah b. Rabah
anlatıyor: Muaviye'ye (gitmek üzere) elçiler olarak yola çıktık. Bir rahibe
rastladık. (Bize) yiyecek getirdi. Topluluk yemek yediği halde ben yemedim.
Bunun üzerine (rahip) bana: "Neyin var, niçin yemiyorsun?" diye
sordu. "Ben oruçluyum" cevabını verdim.
Rahip: "Şu orucuna
lezzet katacak bir şey söyliyeyim mi sana? (Cennette) sofralar kurulacak. O
sofradan ilk yiyenler ise oruç tutanlar olacaktır" dedi.
8994. Ebu MAsa
anlatıyor: Biz denizdeydik. Bir ara seyir halindeyken yelkenleri yükselttik ve
(ıssız denizde) ne bir ada, ne de bir şey göremedik (kaybolmuştuk). O sırada
bir münadinin: "Ey gemi ahalisi! Durun da size haber vereyim"
nidasını işittik. Bunun üzerine ayağa kalktıp baktık; fakat bir şey göremedik.
Yedi kez bu çağrıyı yineledi. Yedinci kez olunca ben ayağa kalkarak: "Ey
falanca! Bize haber vermeyi murat ettiğin şey neyse bize haber ver. Çünkü
durumumuzu görüyorsun. Seni beklemeye gücümüz yok" dedim.
(Sesin sahibi): ItUyanık
olun. Allah'ın kendisi üzerine hükmetmiş olduğu kararı haber vereyim mi? Hangi
kul sıcak bir günde Allah için canını susatırsa, Allah ta kıyamet gününde onu
suya kandırır" dedi.
(Ravi) Ebu Usame:
"Ebu Musa'nın uzun bir günün başlangıç ve bitiminde oruçlu olduğunu görmek
istersen, mutlaka görürdün" diye ekledi.
8995. Ebu Hureyre der
ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Oruçlunun duası
reddedilmez" buyurdu.
Tahric: Ahmed (2/445),
Tirmizi (3598), İbn Mace (1752), İbn Huzeyme (1901), İbn Hibban (3428) ve
Beyhaki (3/345, 8/162, 10/88).
8996. Ebu Hureyre der
ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Her am el sahipleri için
cennet kapılarından (özel) bir kapı vardır. O amel sebebiyle o kapıdan
çağrılıdar. Oruç ehli için Reyyan denilen (özel) bir kapı vardır" buyurdu.
Tahric: Ahmed (2/268,
2/449), Buhari (1897, 3666), Müslim (2/711:85), Tirmizi (3674) ve Nesai (2219,
2546, 4343, 4392, 8108).
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN |
Çok (Nafile) Oruç
Tutanlar ve Bunu Emredenler