m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Hac Menasiki

 

Gece Şeytan Taşlamayı Mekruh Görenler

 

15551. Hişam'ın bildirdiğine göre Hasan(-ı Basri), gece şeytan taşlanmasını kerih görürdü.

 

15552. Hişam b. Urve'nin bildirdiğine göre babası, gece şeytan taşlanmasını mekruh görürdü.

 

15553. Nafi' anlatıyor: Muhtar(-ı Sekafıl'nin kızı Ümmü Seleme, İbn Ömer'in bir oğlunun nikahı altındaydı. Ümmü Seleme, Müzdelife'de doğum sancısına yakalandı. Onunla beraber (kayınvalidesi) Safiyye geride kaldı. O gece ve bir sonraki gece doğum yapmadı. Daha sonra ikisi, gece vakti Mina'ya gittiler. Cemreye taş attılar. İbn Ömer onların bu yaptığını reddetmedi. Şeytan taşlamayı kaza etmelerini de emretmedi.

 

15554. Hasan(-ı Basri) der ki: "Gece cemrelere (Şeytanlara) taş atılmaz."

 

 

 

Gece Şeytan Taşlamaya Ruhsat Verenler

 

15555. İbn Sabıt diyor ki: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabı, Mekke'ye haccetmeye gelirlerdi. Hayvanlarını otlamaları için serbest bırakırlar, daha sonra gece vakti gelip şeytan taşlarlardı."

 

15556. Amr (b. Dinar) bildiriyor: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hanımlarından birini gören bir zat bana, onu güneşin batışında şeytan taşlarken gördüğünü bildirdi. Güneş batmış ya da batmak üzereydi.

 

15557. Ata ile Tavus şöyle demişlerdir: "Kiralik bineği olan kişi, (ona göz kulak olacak) çoban bulamadığında ve bir kimse, şeytan taşlamayı unuttuğunda gece vakti şeytan taşlarlar.''

 

15558. Zühri der ki: "Çobanlar, gece vakti şeytan taşlarlar ve Mina'da gecelemezler.''

 

 

 

Müzdelife'den Dönüş Vakti

 

15559. Cabir'in bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), ortalık iyice aydınlanıncaya kadar Müzdelife'de vakfeye durur, güneş doğmadan önce oradan ayrılırdı.

 

15560. Cübeyr b. el-Huveyris, Hzo Ebu Bekr'in Kuzah dağında vakfeye durduğunda şöyle dediğini işitmiştir: "Ey insanlar, sabahlayın, ey insanlar sabahlayın!'' Daha sonra gitti. Eğri bastonuyla devesini dürtüp harekete geçirmesinden dolayı açılan dizine bakıyor gibiyim.

 

15561. Ebu'ş-Şa'sa diyor ki: "Müzdelife'den ayrılma vakti, sabah namazını ortalık aydınlandığında kılanların namaz kıldığı ve develerin adım attığı yerleri görebildiği vakittedir.''

 

15562. Tavus der ki: "Cahiliye ahalisi, güneş batmadan önce Arafat'tan, güneş doğduktan sonra da Müzdelife'den dönerlerdi. Allah birinin vaktini tehir etti, diğerininkini öne aldı. Şöyle ki Arafaftan dönüş vaktini güneşin batış vaktine tehir etti, Müzdelife'den dönüş vaktini ise güneşin doğuşundan öncesine aldı.''

 

15563. Nafi' anlatıyor: ibnü'z-Zübeyr, Müzdelife'de vakfe yaptı. Ortalık aydınlandı. İbn Ömer: "Güneşin doğuşunu mu bekleyeceksin? Cahiliye ahalisinin yaptığıgibi mi yapacaksın?'' dedi. Bunun üzerine İbn Ömer Müzdelife'den ayrıldı. insanlar da onunla beraber ayrıldılar.

 

15564. Abdurrahman b. Yezid'in bildirdiğine göre Abdullah b. Mes’ud, sabah namazını ortalık aydınlanınca kılanların sabah namazı kıldığı vakitte Müzdelife'den ayrıldı.

 

15565. Kasım der ki: ibnü'z-Zübeyr'in şöyle dediğini işittim: "Namaz kılmak, tan ağardığında sabah namazını kıldıktan sonra Müzdelife'de vakfe yapmak ve ortalık aydınlanınca oradan ayrılmak, sünnettendir."

 

15566. Cabir der ki: "(Ayrılış) güneş doğmadan öncedir."

 

15567. ibnü'z-Zübeyr der ki: "Müzdelife'den ayrılma, güneş doğmadan öncedir."

 

15568. Tavus der ki: "Güneş doğmadan öncedir."

 

15569. İbn Ömer der ki: "Sabah namazının ne erken, ne de geç olmaksızın kılındığı vakittedir."

 

 

 

Tavaf Esnasında Zikretmek

 

15570. Hz. Aişe der ki: "Beytullah'taki tavaf ve Safa ile Merve arasındaki sa'y, sadece zikrullahı yerine getirmek için farz kılındı."

 

15571. Başka bir kanalla yukarıdaki hadis, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sözü olarak nakledilmiştir.

 

Tahric: İbn Raheveyh (928), Ahmed (6/64, 75, 139), Darimi (1853), Ebu Davud (1883), Tirmizi (902), İbn Huzeyme (2738, 2882, 2970) ve Hakim (1/459).

 

 

 

Cemrelere (Şeytanlara) Atılan Taşlar

 

15572. Ebu Said el-Hudri der ki: "Cemrelere atılıp da kabul edilen taşlar kaldırılır."

 

15573. Ebu't-Tufeyl anlatıyor: İbn Abbas'a: "insanlar, hem Cahiliye döneminde, hem de islam döneminde cemrelere taşlar attılar" dedim. "Atılan taşlardan kabul edilenler kaldırılır. Böyle olmasaydı atılan taşlar, (Mekke sırtlarında bir dağ olan) Sebir'den daha büyük olurdu" dedi.

 

Tahric: Ezraki, Ahbaru Mekke (2/176-177), Fi'ikihi (4/293) ve Beyhaki (5/128).

 

 

 

Vacip Olan Kurbanını Sevk Eden Kişinin Kurbanı Yolda Telef Olduğunda Sahibi Etinden Yiyebilir mi?

 

15574. Hakem'in bildirdiğine göre Said b. Cübeyr, vacip olan kurban hakkında:

"Ondan yiyemez ve kendisine ceza gerekir" dedi. Yine o, nafile kurban hakkında: "Etinden yiyebilir" dedi.

 

15575. Abdülmelik'in bildirdiğine göre Ata (b. Ebi Rabah), kurbanlık devesini sürerek (Mekke'ye götüren) kişinin kurbanının telef olması ile ilgili: "Etinden yer, yedirir ve tasadduk eder. Çünkü bedelini ödemesi gerekecektir" dedi.

 

15576. İbn Mes’ud der ki: "Kişi, vacip olan hedy kurbanını sevk ettikten sonra kurbanı telef olduğunda onun etinden yer ve yedirir. Ayrıca kendisine bedel gerekir."

 

15577. Said b. Cübeyr der ki: "Vacip olan hedy kurbanı telef olduğunda etinden ye ve yerine başka bir kurban sevk et."

 

15578. İbn Abbas'ın bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), bir adamla beraber 18 tane deveyi (Mekke'de kurban edilmek üzere) sevk etti. Onlar hakkında emrini verdi. Bunun üzerine adam hemen çıktı. Bir süre sonra geri dönerek: "Peki develerden biri bitkin düşecek (ve yola devam edemeyecek) olursa ne buyurursun?" diye sordu. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Onu boğazla, daha sonra (boynuna takıb olan) pabucu kanına batır ve hörgücü üzerine koy. Sen ve kafilende bulunan arkadaşlarından hiçbiri onun

etinden yemeyesiniz" buyurdu.

 

Tahric: Ahmed (1/217, 279), Müslim (2/962:377 ve 377'den sonra), Ebu Davud (1760), Nesai (4136) ve İbn Hibban (4025).

 

 

 

15579. Naciye el-Huzai anlatıyor: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ya Resulallah! Telef olan develere ne yapayım?" diye sordum. Şöyle buyurdu: "Onu boğazla, (devenin) pabucunu kanına batır ve insanlara bırak ondan yesinler.''

 

Tahric: Ahmed (4/334), Darimi (1909, 1910), Ebu Davud (1759), Tirmizi (910), Nesai (4137), İbn Mace (3106), İbn Ebi Asım, el-Ahad ve'l-Mesani (2308), İbn Hibban (4023) ve Hakim (1/447).

 

 

 

15580. İbn Abbas anlatıyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Züeyb el-Huzai ile beraber develeri göndererek şöyle buyururdu: "Bunlardan biri telef olup da ölmesinden korkarsan hemen boğazla. (Devenin) nalınını kanına batırdıktan sonra kanı hörgücüne sür. Sen ve kafilende bulunan arkadaşlarından hiçbiri onun etinden yemeyesiniz.''

 

Tahric: Buhari, et-Tarihu'l-Kebir (3/900), Müslim (2/963:378), İbn Mace (3105), İbn Ebi Asım (2307) ve İbn Huzeyme (2578).

 

 

 

Nafile Kurbandan Yemeye Ruhsat Verenler

 

15581. Nafi' anlatıyor: İbn Ömer benimle beraber nafile olarak kesilmek üzere deve gönderdi. Yolda telef olunca hemen onu boğazladım. Etinden bir kısmını tasadduk ettim. Bir kısmını da geri getirdim. Etinden yedi, yerine başkaca kurban kesmedi.

 

15582. Şa’bi anlatıyor: Abdullah b. Mes’ud'a: "Kişi nafile olarak hedy kurbanı sevk ettiğinde yolda telef olsa ne yapar?" diye sordum. "Ye ve (etinden) yedir. Yerine başkaca kurban kesmen de gerekmez" dedi.

 

15583. Ata (b. Ebi Rabah) der ki: "Nafile kurbandan, temettü kurbanından, ihsar kurbanından ve tayin edilmemiş ise nezir kurbanından ye."

 

15584. Said b. Cübeyr der ki: "Nafile ve temettü kurbanının etinden yenilebilir."

 

 

 

Nafile Tavafa Başlayan Kişi Hakkında

 

15585. İbn Abbas der ki: "Kişi, nafile olan sadakayı, namazı, orucu ve tavafı dilerse tamamlar, dilerse tamamlamaz."

 

15586. İsmail'in bildirdiğine göre Hasan(-ı Basri) Katade ve İbn Sirin, nafile olan tavafa başladıktan sonra yanda kesen adam hakkında: "(Kalan) tavafına devam eder" dediler.

 

15587. İbrahim-(i Nehai) der ki: "Sen tavaf ederken farz namaz vakti girdiğinde tavafını kes ve namazı kıL. Daha sonra tavafının geri kalanını tamamla."

 

15588. Ata, Tavus ve Mücahid şöyle demişlerdir: "Dilersen geri kalan tavafı tamamla, dilersen baştan başla."

 

15589. Hanzale'nin bildirdiğine göre Salim, Safa ile Merve arasında sa'y yapar, namaza durulduğunda namaza durur, daha sonra Safa ile Merve'ye geri döner ve sa 'yın geri kalanını tamamlardı.

 

15590. Abdülmelik'in bildirdiğine göre Mekke'li bir zat şöyle anlatmıştır: İbn Ömer'i tavaf ederken gördüm. Namaza durulunca namaza başladı. Namazı bitirince tavafına kaldığı yerden devam etti.

 

15591. Ata'nın bildirdiğine göre İbn Abbas, tavafın geri kalanına devam ederdi.

 

15592. Hişam kanalıyla bir zatın bildirdiğine göre Said b. Cübeyr, beş tur tavaf yaptıktan sonra namaza duruldu. Said de bunun üzerine namaza durdu. Namazını bitirdikten sonra tavafına kaldığı yerden devam etti ve iki rek'at (tavaf) namaz(ı) kıldı.

 

15593. İsmail b. Dirhem anlatıyor: Mücahid'le beraber Beytullah'ı tavaf ederken beni bir ihtiyacı için gönderdi. Ona: "Ama ben tavafımı henüz tamamlamadım" deyince: "Dönersin ve tamamlarsın" dedi.

 

15594. Eş'as'ın bildirdiğine göre Hasan(-ı Basri, tavaf esnasında) bir ihtiyacı ortaya çıkan adam hakkında: "Tavafını keser ve sonra baştan başlar" dedi.

 

 

 

''Kişi Mekke'ye Arefe Günü Zevalden Sonra Geldiğinde Doğruca Arafat'a Gider" Diyenler

 

15595. Abdülmelik b. Meysere'nin bildirdiğine göre Tavus, Arefe günü gelir, Beytullah'a gitmeden hemen Arafat'a geçerdi.

 

15596. İsmail'in bildirdiğine göre Ata (b. Ebi Rabah), ifrad haccı yapmak üzere gelip de insanların Arafat'ta vakfe yaptıklarını gören adam hakkında der ki:

"Onlarla beraber vakfeye durur. Kurban kesim günü olduğunda tek tavaf yapar, Safa ile Merve arasında sa'y yapar. Yaptığı kudüm tavafı, ziyaret tavafı yerine geçer. Dönüş günü Beytullah'a veda ederken tavaf etmesi gerekir."

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Kıran Haccı Yaptığında Hedy Kurbanmı Sevk Edenler ve Kıranda Buna Ruhsat Verenler