|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Boşanma |
Hul' Yolu İle Boşanma
Kişinin Hammmı Hangi
Durumlarda Hul' Yoluyla Boşayabileceği Konusunda Söylenenler
18727. Ebu Kılabe ve İbn
Sirin dediler ki: "Kişi, karısının üzerinde başka bir adamı görmedikten
sonra onu hul' yoluyla (yani ona bir bedel ödeyerek) boşayamaz. Zira Yüce Allah
bu konuda şöyle buyurur: ''Apaçık bir edepsizlik yapmadıkça, onlara
verdiğinizin bir kısmını ele geçirmeniz için de kadınları sıkıştırmayın.''
18728. İbrahim(-i Nehai)
der ki: "Karısı kendisine itaat etmemesi veya yeminlerine sadık kalmaması
dışında kişi hanımından fidye (boşama bedeli) alıp boşanamaz. Ancak kadın
bunları yaparsa o zaman sorun kendisinden çıkmış olur ve bu durumda adamın fidye
alması caiz olur. Fakat koca fidye almaya yanaşmaz, kadın da böylesi bir
fidyeyi vermeyi kabul etmezse bu durumda biri erkeğin, biri de kadının
tarafından olmak üzere sorunu çözmek için iki hakem tayin edilir."
18729. Şa’bi der ki:
"Kadın kocasından nefret ediyorsa, erkek ondan bir bedel alıp
boşasın."
18730. Humeyd b.
Abdirrahman el-Himyerı der ki: "Kadın, kocasına: ''Seninle ilişkiye
girmeyeceğim, sana verdiğim yeminlerimi tutmayacağım ve sözlerini
dinlemeyeceğim'' dediği zaman kocanın onu hul' yoluyla boşaması helal
olur."
18731. Hz. Ali der ki:
"Kadın, kocasına: ''Seninle ilişkiye girmeyeceğim, sözlerini
dinlemeyeceğim,
yeminlerimi tutmayacağım ve sana ikramlarda bulunmayacağım'' dediği zaman
kocanın onu hul' yoluyla boşaması helal olur."
18732. Miksem der ki:
"Karın sana karşı çıkar ve eziyet verirse onu (bedel karşılığı) hul'
yoluyla boşaman helal olur."
18733. Yezid'in
bildirdiğine göre Hasan(-ı Basri), " ... Ancak erkek ve kadın Allah'ın
sınırlarında kalıp evlilik haklarını tam tatbik edememekten korkarlarsa ... her
iki taraf için de sakınca yoktur ...''[Bakara, 229] ayetini açıklarken der ki:
"Bundan kasıt,
kadının kocasına: ''Seninle ilişkiye girmeyeceğim'' demiş olmasıdır."
18734. Halid
es-Sicistanı bildiriyor: Dahhak: "Kadınlara zorla varis olmanız size helal
değildir. Apaçık bir edepsizlik yapmadıkça, onlara verdiğinizin bir kısmını ele
geçirmeniz için de kadınları sıkıştırmayın"[Nisa, 19] ayetini açıklarken
der ki: "Kadın bu edepsizliği yaptığı zaman erkeğin bir bedel karşılığında
(hul' yoluyla) ondan boşanması helal olur."
18735. Abdülmelik der
ki: Hanımını hul' yoluyla boşayan kişi hakkında Ata (b. Ebi Rabah):
"Teklif kadın tarafından geldiği taktirde bir sakıncası olmaz"
demiştir.
18736. Amr b. DInar'ın
bildirdiğine göre Cabir b. Zeyd: "Ayrılma teklifi kadın tarafından gelirse
erkeğin bu bedeli alması helalolur" demiştir.
18737. İbn Cüreyc der
ki: Urve: "Bozukluk (fesat) kadın tarafından olmadıktan sonra erkeğin bir
bedel karşılığında ondan ayrılması helalolmaz" derdi. Fakat: "Kadın,
kocasına: ''Sana verdiğim yeminleri tutmayacağım ve seninle ilişkiden sonra
cenabetten yıkanmayacağım'' demedikten sonra erkeğin bir bedel karşılığında
ondan ayrılması helalolmaz" demezdi.
18738. İbn Cüreyc der
ki: Tavus: "Yüce Allah'In: "Allah'ın sınırlarında kalıp evlilik
haklarını tam tatbik edememekten korkarlarsa ... "[Bakara, 229] ayetinde
belirtilen durumun olması halinde erkeğin boşanma bedeli alması helal
olur" derdi. Sefih (iradesiz) olanların düşündüğü gibi, erkeğin bu bedeli
alabilmesi için kadının ona: "Seninle ilişkiye girmeyeceğim" demesini
yeterli görmezdi. Erkeğin bu bedeli alabilmesi için: "Allah'ın
sınırlarında kalıp evlilik haklarını tam tatbik edememekten korkarlarsa ...
"[Bakara, 229] ayetinde de belirtildiği gibi geçimde ve beraberlikte karı
kocanın birbirlerine karşı olan hakları yerine getirememe gibi bir durumun
olması gerektiğini düşünürdü.
18739. Şu'be der ki:
Hakem (b. Uteybe)'ye, kocasına: "Seninle ilişkiye girmeyeceğim,
yeminlerimi tutmayacağım ve sözünü dinlemeyeceğim" diyen kadının durumunu
sorduğumda şöyle cevap verdi: "Bunu demesinin herhangi bir değeri yoktur
ve buna dayanarak erkek kadından ayrılamaz, yanında tutar."
18740. Muhammed b. ishak
der ki: Kasım b. Muhammed'e: "Allah'ın sınırlarında kalıp evlilik haklarını
tam tatbik edememekten korkarlarsa ... "[Bakara, 229] ayetinin açıklaması
sorulunca: "Geçimde ve beraberlikte karı kocanın birbirlerine karşı olan
haklarıdır" karşılığını verdi.
18741. İbn SemOre'nin
azatlısı Kesır'in bildirdiğine göre Hz. Ömer'e, kocasına asi olan bir kadın
getirilince kocasına: "Bir bedel karsilığında onu boşa" demiştir.
18742. Zühri, Ata (b.
Ebi Rabah) ve Amr b. Şuayb dediler ki: "Bedel karşılığında boşamakı ancak
kadının kocasına asi olması durumunda helal olabilir."
Kişinin Hul' Yoluyla
Boşanması Kaç Talak Sayıhr?
18743. Cumhan'ın
bildirdiğine göre kadının biri kocasından hul' yoluyla boşanınca Hz. Osman bunu
tek talak olarak saydı. Bunun yanında ona ayrıca talak vermişse bunu da geçerli
kabul etti.
18744. Hişam b. Urve,
babasından bildiriyor: Cumhan el-Eslemi hanımlarından birini bedel karşılığında
boşadı. Ardından hem kendisi, hem de hanımı buna pişman oldu. Hz. Osman'a gelip
durumu anlattıklarında Cumhan'a: "Bu bir talak sayılır. Ancak bunun
yanında ona ayrıca talak vermişsen bu talak da geçerlidir" dedi.
Tahric: Şafii
(2/51:165), Beyhaki (7/316) ve İbn Hibban (4/118).
18745. Hz. Osman der ki:
"Hul' yoluyla boşama, bir talak sayılır."
18746. Hişam der ki:
"Babam (Urve) hul' yoluyla boşanmayı bain talak olarak sayardı."
18747. Said b.
el-Müseyyeb'in bildirdiğine göre Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
hul' yoluyla boşamayı bir talak olarak saymıştır.
Tahric: Buhari (5273,
5277) ve Ebu Davud (236).
18748. Ebu Seleme der
ki: "Hul' yoluyla boşama, bain talak olarak sayılır."
18749. Abdullah (b.
Mes’ud) der ki: "Bir bedel alınmadıktan veya kocanın karısına yanaşmama
yemini (ıla) olmadıktan sonra böylesi bir boşama ile bain talak
gerçekleşmez."
18750. ibrilhım(-i
Nehai), Amir(-i Şa’bi) ve Said b. Cübeyr dediler ki: "Hul' yoluyla boşama,
bain talak olarak sayılır."
18751. İbrahim(-i Nehai)
der ki: "Hul' yoluyla boşama, bain talak olarak sayılır.
Ila (kocanın, karısına
yanaşmamak üzere yemin etmesi) ve mübarae (karşılıklı anlaşma ile boşanma) da,
aynı şekilde bir talak olarak sayılırlar."
18752. Said b.
el-Müseyyeb ile Hasan(-ı Basri), hanımını hul' yoluyla boşayan adam hakkında:
"Erkeğin, kadından boşanma bedelini almasıyla bain talak gerçekleşmiş
olur" demişlerdir.
18753. Hz. Ali der ki: "Adam
karısından hul' yoluyla ayrıldıktan sonra karısı geri ona dönmek istese bile
bir talak gerçekleşmiş olur.''
18754. Yahya'nın
bildirdiğine göre Kabısa b. Zueyb der ki: "Hul' yoluyla boşama, bir talak
sayılır. Kadın onunla bir daha evlenmek istese, ancak yeni bir mehirle
evlenebilir."
18755. Şa’bi der ki:
"Bedeli alınmış her hul' bir talak sayılır. Bu talak, aynı zamanda bain
bir talaktır."
18756. (Kadı) Şureyh der
ki: "Hul' yoluyla boşama, bain talak olarak sayılır,"
18757. Ata (b. Ebi
Rabah) der ki: "Hul' yoluyla boşama, bain talak olarak sayılır."
18758. Hasan(-ı Basri)
der ki: "Hul' yoluyla boşama, bain talak olarak sayılır."
18759. Zühri der ki:
"Hul' yoluyla boşama, bain talak olarak sayılır."
18760. Ubey (b. Ka'b)
der ki: "Hul' yoluyla boşama, bain talak olarak sayılır."
18761. Mekhul der ki:
"Bedeli veren her kadın, kendi kararını vermede de hak sahibidir ve
kendisi istemedikten sonra kocasına döndürülemez."
18762. Mekhul der ki:
"Hul' yoluyla boşama, bain talak olarak sayılır."
18763. Yahya b. Said'in
bildirdiğine göre Osman b. Affan, hul' yoluyla boşanmayı bain talak olarak
sayardı.
18764. Yahya'nın
bildirdiğine göre Ebu Seleme: "Hul' yoluyla boşama, bain talak olarak
sayılır" derdi.
18765. Hasan(-ı Basri)
der ki: "Hul' yoluyla boşama, bain talaktır. Bu boşanmada kadının koştuğu
şartlar da yerine getirilir."
Hul'u Talak Olarak
Görmeyenler
18766. İbn Abbas der ki:
"Hul' sadece kadından ayrılma ve nikahın feshedilmesidir. Talak olarak
sayılmaz. lira Yüce Allah: ''Boşama iki defadır. Bundan sonrası ya iyilikle
tutmak ya da güzellikle salıvermektir...''[Bakara, 229] buyurmuş, ayetin
başında ve sonunda talaktan bahsetmiştir. Bu ikisi arasında da hul'
bulunmaktadır. Onun nedenledir ki hul' talak olarak sayılmamaktadır."
Hul' ile Ayrılan Kadının
iddeti Konusunda Söylenenler
18767. Sa'id b.
el-Müseyyeb ile İbrahim(-i Nehai) dediler ki: "Hul' ile ayrılan kadının
iddeti, normal talak ile ayrılan kadının iddeti gibidir."
18768. Hişam b. Urve der
ki: Babam: "Böylesi bir durumda kadın, üç hayızlık bir iddet bekler. Eski
kocası da iddet müddeti içinde kadınla yeniden evlenmekte herkesten daha fazla
hak sahibidir" derdi.
18769. İbrahim(-i Nehai)
der ki: "Erkekle karısı arasında gerçekleşen her türlü ayrılıkta iddet,
normal talakla boşanan kadının iddeti kadardır."
18770. Yunus'un
bildirdiğine göre Hasan(-ı Basri) de iddet konusunda aynı şeyi söylerdi.
18771. Salim (b.
Abdillah b. Ömer) der ki: "Hul' yoluyla ayrılan kadının iddeti, üç
hayızlık dönemidir."
18772. Şa’bi der ki:
"Hul' yoluyla ayrılan kadının iddeti, üç temizlik dönemidir."
18773. Hz. Ali der ki:
"Hul' yoluyla ayrılan kadının iddeti, normal talakla boşanan kadının
iddeti kadardır."
18774. Said (b.
el-Müseyyeb), Ebi iyad ve Hilas dediler ki: "Hul' yoluyla ayrılan kadının
iddeti, normal talakla boşanan kadını iddeti kadardır. Aynı şekilde lian
(lanetleşme) yoluyla ayrılan kadının iddeti de normal talakla ayrılan kadının
iddeti gibidir."
18775. Zühri'nin
bildirdiğine göre Said b. el-Müseyyeb, Süleyman b. Yesar ve daha başkaları:
"Hul' yoluyla ayrılan kadının iddeti, normal talakla boşanan kadını iddeti
kadardır. Bu da üç temizlik dönemidir" derlerdi.
Hul' Yoluyla Ayrılan
Kadının iddetinin Bir Hayızlık Dönemi Olduğunu Söyleyenler
18776. Hz. Osman der ki:
"Hul' yoluyla ayrılan kadının iddeti, bir hayızlık dönemidir.''
Tahric: İbn Mace (2058).
18777. İbn Ömer der ki:
"Hul' yoluyla ayrılan kadının iddeti, bir hayızlık dönemidir."
18778. Nati', İbn Ömer'den
bildiriyor: Rubeyyi', hul' yoluyla kocasından ayrıldı.
Rubeyyi'nin amcası,
(halife) Osman'ın yanına gelip: "Bu durumda Rubeyyi' iddet olarak bir
hayızlık dönemi mi bekleyecek?" diye sorunca, Osman: "Evet, bir
hayızlık dönemi bekler" dedi.
Nati' der ki: Önceleri
İbn Ömer: "Hul' yoluyla ayrılan kadının iddeti, üç hayızlık
dönemidir" derdi. Ancak Hz. Osman, hul' konusundaki iddetin bir hayızlık
dönemi olduğunu söyleyince, İbn Ömer: "Osman bizim en hayırlımız ve en
bilgilimizdir" demeye ve onun gibi fetva vermeye başladı.
18779. ikrime der ki:
"Hul' yoluyla ayrılan kadının iddeti, bir hayızlık süresidir.
Zira Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) Cemile binti Selul hakkında bu şekilde hüküm
verdi."
Tahric: Abdurrezzak
(11858), Abdullah b. Ahmed 3/374 (5643), Ebu Davud (2206), Tirmizi (1185), İbn
Mace (2056), İbn Abdilber (17/191) ve Beyhaki (7/450).
18780. İbn Abbas der ki:
"Hul' yoluyla ayrılan kadının iddeti, bir hayızlık dönemidir."
18781. Süleyman b.
Yesar'ın bildirdiğine göre hul' yoluyla kocasından ayrılan Rubeyyi'nin iddet
olarak bir hayızlık süresi beklemesi emredilmiştir.
Tahric: Tirmizi (1185),
İbn Mace (2057) ve Beyhaki (7/450).
Hul' Yoluyla Ayrılan
Kadının iddetini Nerede Bekleyeceği Hakkında
18782. Şa'bi der ki:
"Hul' yoluyla ayrılan kadın, iddetini kocasının evinde geçirir.
Çünkü kocası istemesi
halinde onu geri döndürebilir."
18783. İbn Ömer
bildiriyor: Rubeyyi' hul' yoluyla kocasından ayrılınca (babası) Muavviz, Hz.
Osman'a gelip: "iddetini geçirmek üzere kocasının evinden başka bir eve
gidebilir mi?" diye sordu. Osman: "Evet, gidebilir" karşılığını
verdi.
Hul' Yoluyla Boşanmanın
Gerçekleşmesi için Bunun idareci (Kadı) Huzurunda Olması mı Gerekir?
18784. Hayseme der ki:
Bişr b. Mervan'a, bir karı koca arasında gerçekleşen hul' davası getirilince
Bişr bunu geçerli saymadı. Bunun üzerine orada bulunan Abdullah b. Şihab
el-Havlanı, Bişr'e: "Ömer b. el-Hattab'a, karı koca arasında gerçekleşen
bir hul' davası getirildiğinde bunu geçerli saydığına şahit oldum" dedi.
18785. Şa'bi'nin
bildirdiğine göre (kadı) Şureyh, (resmi) idarecinin huzurunda gerçekleşmeyen
hul' yoluyla bir boşamayı geçerli saymıştır.
18786. Nafi', Rubeyyi'
binti Muavviz b. Afra'dan naklen bildirir: Amcam, içki içtiği için hul' yoluyla
beni kocamdan ayırdı. Ancak bu ayrılma Hz. Osman'ın huzurunda gerçekleşmedi.
Daha sonra durumdan haberdar edilen (halife) Osman bu ayrılmayı geçerli saydı.
18787. İbn Sirin der ki:
"Hul' yoluyla yapılan bir ayrılma, idarecinin huzurunda gerçekleşmese de
geçerli sayılır."
18788. Zühri der ki:
"Hul' yoluyla yapılan bir ayrılma, (resmi) idarecinin huzurunda
gerçekleşmese de geçerli sayılır."
18789. Yahya b. Said der
ki: "Bazen bizim huzurumuzda, (resmi) idarecinin bilgisi olmadan hul'
yoluyla ayrılanlar olurdu. Sonradan bunu kadıya bildirdiklerinde kadı bu tür
bir ayrılığı geçerli sayardı."
Hul' Yoluyla Ayrılığın
Ancak Bir idarecinin Huzurunda Olabileceğini Söyleyenler
18790. Hasan(-ı Basri)
dedi ki: "Hul' yoluyla bir boşama, ancak bir idarecinin (hakimin)
huzurunda yapılırsa geçerli sayılır."
18791. Eyyub'un
bildirdiğine göre Said b. Cübeyr, hul' yoluyla ayrılan kadın konusunda:
"Şayet kadın kocasına karşı isyan ediyorsa erkek kadıya gider. Kadı'nın da
emriyle erkek karısını hul' yoluyla boşar" demiştir.
Hul' Yoluyla Ayrıldıktan
Sonra Kocası Tarafından Ayrıca Talak Alan Kadın için Talakı da Geçerli Sayanlar
18792. Yahya b. Eb7
Kes7r der ki: imran b. Husayn ile İbn Mes’ud, bir bedel karşılığında kocasından
ayrılan (ve sonradan bir talak daha alan) kadın konusunda: "Henüz (hul'un)
iddeti içindeyken böylesi bir talak alırsa bu talak geçerli sayılır."
demişlerdir.
18793. Ebu'd-Derda der
ki: "Hul' yoluyla kocasından ayrılan kadın, henüz (hul'un) iddeti
içindeyken böylesi bir talak alırsa bu talak geçerli sayılır."
18794. Dahhak der ki:
Karısından hul' yoluyla ayrıldıktan sonra ayrıca ona talak da veren kişi
konusunda İbn Mes’ud ile İbn Abbas ihtilafa düştüler. Biri: "(Hul'dan
sonra) bu talakın hiçbir değeri yoktur" derken, diğeri: "Henüz
(hul'un) iddeti içindeyken böylesi bir talak alırsa bu talak geçerli
sayılır" demiştir.
18795. Sa'7d b.
el-Müseyyeb: "Böylesi bir durumda yapılan talak, geçerli sayılır"
demiştir.
18796. Sa'id b. el-Müseyyeb
der ki: "Kadın henüz (hul'un) iddeti içindeyken böylesi bir talak alırsa
bu talak geçerli sayılır."
18797. Muğire'nin
bildirdiğine göre, karısından hul' yoluyla ayrıldıktan sonra ayrıca ona talak
da veren kişi konusunda İbrahim(-i Nehai): "Hul' bedelini alması bir
talak, ayrıca onu sözle talak etmesi de bir talak sayılır" demiştir.
18798. Sa'id b.
el-Müseyyeb ile Hilas dediler ki: "Kadın, henüz (hul'un) iddeti içindeyken
böylesi bir talak alırsa bu talak geçerli sayılır."
18799. Zühri der ki:
"Hul' yoluyla ayrılma, bain talak sayılır. Henüz bunun iddeti içinde iken
kocası tarafından alacağı başka bir talak da geçerli sayılır."
18800. Şa'bi'nin
bildirdiğine göre, karısından hul' yoluyla ayrıldıktan sonra ayrıca ona talak
veren kişi hakkında Mesruk: "Böylesi bir talak, kocayı kadından daha da
uzaklaştırır" demiştir.
18801. (Kadı) Şureyh der
ki: "Kadın henüz (hul'un) iddeti içindeyken başka bir talak daha alırsa bu
talak geçerli olur.’’
18802. İbrahim(-i Nehai)
ile Şa’bi, mübarae (karşılıklı anlaşma) ile kocası tarafından talak alan kadın
hakkında: "Kadın henüz (mubarae'nin) iddeti içinde iken başka bir talak
daha alırsa bu talak geçerli sayılır" demişlerdir. Süfyan da bu konuda:
"Biz de böylesi bir talakın geçerli sayılacağını düşünüyoruz"
demiştir.
18803. Evzal'nin
bildirdiğine göre hul yoluyla kocasından ayrılan (ve ayrıca talak da alan)
kadın konusunda Ata (b. Ebi Rabah): "Böylesi bir talak geçerli
sayılır" demiştir.
Böylesi Bir Durumda
Yapılan Talakın Geçerli Olmadığını Söyleyenler
18804. İbn Abbas ile
ibnü'z-Zübeyr dediler ki: "Böylesi bir durumda (hul'dan sonra) yapılan
başka bir talakın herhangi bir hükmü yoktur."
18805. Cabir b. Zeyd
şöyle derdi: "Kadın bain bir talaktan dolayı iddet içindeyken ikinci bir
talak alması halinde bu talak geçerli sayılmaz."
18806. Hasan ile Ata (b.
Ebi Rabah), hul' yoluyla ayrılan kadın hakkında: "Kadın bain bir talaktan
dolayı iddet içindeyken kocasından ikinci bir talak alması halinde bu talak
geçerli sayılmaz" demişlerdir.
18807. Tavus der ki:
"Kadın henüz iddetinin içindeyken ikinci bir talak alması halinde bu talak
geçerli olmaz."
18808. Şa’bi ve Tavus
dediler ki: "Erkek hul' yoluyla karısından ayrılsa ardından talak verse,
verdiği bu talak geçerli sayılmaz."
18809. ikrime:
"Kadın henüz iddetinin içindeyken ikinci bir talak alması halinde bu talak
geçerli olmaz" demiştir.
18810. Ebu Seleme ile
İbn Sevban dediler ki: "Erkek hul' yoluyla ayrıldığı kadına aynı mecliste
talak vermesi halinde bu talak geçerli olur. Ancak daha sonra ve farklı bir
mecliste bu talakı vermesi halinde geçerli olmaz."
Hul' Yoluyla Boşanan Bir
Kadına Nafakanın Gerekip Gerekmediği Hakkında
18811. İbrahim(-i Nehai)
der ki: "Hul' yoluyla boşanan kadının, kocasından konut ve nafaka
(geçimlik) alma hakkı vardır."
18812. Şa’bi der ki:
"Hul' yoluyla boşanan kadının, kocasından konut ve nafaka (geçimlik) alma
hakkı vardır. Zira kadın henüz iddeti içindeyken kocasına dönmek isterse dönüp
tekrar evlenebilir."
18813. Hammad der ki:
"Hul' yoluyla boşanan kadının, kocasından nafaka (geçimlik) alma hakkı
vardır."
18814. İbrahim
el-Basri'nin bildirdiğine göre Şa’bi'ye: "Hul' yoluyla ayrılan kadın
nafaka alır mı?" diye sorulunca: "Erkek ondan bir bedel alıp
ayrılmışken ona nasıl nafaka versin?" karşılığını verdi.
18815. Yunus'un
bildirdiğine göre Hasan(-ı Basri) şöyle derdi: "Hul' yoluyla ayrılmış veya
üç talakla boşanmış kadının ne konut, ne de nafaka hakkı vardır."
18816. Katade der ki:
"Hul' veya mübarae (anlaşma) yoluyla ayrılmış kadının nafaka hakkı
yoktur."
Hul' Yoluyla Boşanan
Kadına Mut'a Verme Hakkında
18817. Ata (b. Ebi
Rabah) der ki: "Ayrılıp kalması konusundaki karar kendisine bırakılmış
veya bu konuda muhayyer bırakılmış kadın ile hul' yoluyla ayrılmış kadının
mut'a hakkı vardır."
18818. Zühri der ki:
"Hul' yoluyla ayrılmış kadının mut'a hakkı vardır."
18819. Şa’bi der ki:
"Hul' yoluyla ayrılmış kadının mut'a hakkı yoktur. Erkek ondan bir bedel
alıp ayrılmışken ona nasıl mut'a versin ki?"
18820. Katade dedi ki:
"Hul' yoluyla ayrılma dışında her türlü boşanmalarda kadının mut'a hakkı
vardır."
18821. İbn Abbas der ki:
"Hul' yoluyla ayrılmış kadının mut'a hakkı yoktur."
Karısından Hul' Yoluyla
Ayrılan Erkeğin Onu Geri Döndürme Hakkının Olup Olmadığı Konusunda
18822. Habıb b. Mihran
et-Tey mı anlatıyor: Abdullah b. Ebi Evfa'ya: "Kocasından mehrin tümünü
almayan bir kadının mehirden kalanına karşılık hul' yoluyla ondan ayrılması
durumunda, sonradan birbirlerine geri dönebilirler mi?" diye sorduğumda:
"Ayrılma anında şayet erkek talaktan söz etmemişse yeniden bir mehirle
tekrar evlenebilirler" karşılığını verdi. Aynı şeyi Mahan'a sorduğumda o
da: "Bir su bardağı dahi olsa yeni bir mehir tayin eder ve
evlenirler" dedi.
18823. Amir(-i Şa'bi) ve
İbrahim(-i Nehai) dediler ki: "Kişi bir bedel karşılığında karısını
boşamışsa artık onu döndürme hakkına sahip olmaz. Tekrar evlenmek isterse
herhangi biri gibi ona talip olur."
18824. Hişam der ki:
Babam (Urve): "Kadın henüz (hul'un) iddeti içindeyken eski kocası onu
almaya herkesten daha fazla hak sahibidir" derdi.
18825. İbrahim(-i Nehai)
der ki: "Erkek ile kadın hul' yoluyla ayrıldıktan sonra, kadın henüz
iddeti içindeyken ikisi de pişman olurlarsa yeni bir evlilik akdi olmadan
birbirlerine geri dönemezler."
18826. Zühri der ki:
"Erkek hul' yoluyla kadından aldığı bedelden daha az bir bedelle (mehirle)
kadınla yeniden evlenemez."
18827. Cafer b. Burkan
der ki: Hul' yoluyla ayrıldığı karısından bedeli alan erkeğin, sonra onunla
yeniden evlenmek istemesi konusunda Meymun b. Mihran'ın: "Yeni bir mehir
tayin edip onunla öyle evlenir" dediğini işittim.
18828. Yunus der ki:
Hul' yoluyla ayrıldığı karısını geri döndürmek isteyen kişi konusunda Hasan(-ı
Basri): "Yeni bir mehir tayin edip onunla evlenir" demiştir.
Erkeğin Kadından Hul'
Bedeli Olarak, Verdiği Mehirden Daha Fazlasını Almasını Mekruh Görenler
18829. Ata (b. Ebi
Rabah) bildiriyor: Kadının biri Peygamberimize (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
geldi ve kocasından yana şikayette bulundu. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) kadına: "Mehir olarak aldığını geri verip ondan ayrılır
mısın?" diye sorunca, kadın: "Daha da fazlasını veririm" dedi.
Ancak Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Daha fazlasını vermene
gerek yok" buyurdu.
Tahric: Abdurrezzak
(11842), Darakutni (3/321:276) ve Beyhaki (7/314).
18830-1. Hz. Ali der ki:
"Erkek, hul' bedeli olarak kadından, kendisine verdiği mehirden daha fazla
bir meblağ alamaz."
18832. İbn Tavus, babasından
bildiriyor: "Erkeğin, hul' bedeli olarak kadından, kendisine verdiği
mehirden daha fazla bir meblağ alması helal değildir."
18833. ikrime der ki:
"Erkek, hul' bedeli olarak kadından, kendisine verdiği mehirden daha fazla
bir meblağ alamaz. Alması halinde de geri iade eder."
18834. Humeyd'in
bildirdiğine göre Hasan(-ı Basri), erkeğin hul' bedeli olarak kadından,
kendisine verdiği mehirden daha fazla bir meblağ almasını mekruh görmüştür.
18835. Zühri ve Hasan(-ı
Basri) dediler ki: "Erkek, hul' bedeli olarak kadından, kendisine verdiği
mehirden daha fazla bir meblağ alamaz."
18836. Zühri, Ata (b.
Ebi Rabah) ve Amr b. Şuayb dediler ki: "Erkek, hul' bedeli olarak kadından
ancak kendisine verdiği mehir kadarını alabilir."
18837. Ebu Hasın'in bildirdiğine
göre Şa’bi, erkeğin hul' bedeli olarak kadından, kendisine verdiği mehirden
daha fazla bir meblağ almasını mekruh görmüştür.
18838. Abdülkerım'in
bildirdiğine göre Said b. el-Müseyyeb, erkeğin hul' bedeli olarak kadından,
kendisine verdiği mehirden daha fazla bir meblağ almasını kerih görmüştür.
18839. Şu'be der ki:
Hakem (b. Uteybe) ile Hammad (b. Ebi Süleyman)'a bu konuyu sorduğumda her ikisi
de erkeğin hul' bedeli olarak kadından, kendisine verdiği mehirden daha fazla
bir meblağ almasını mekruh gördü.
18840. Meymun der ki:
"Her kim hanımından hul' bedeli olarak kendisine verdiği mehirden daha
fazlasını alırsa (Bakara Sur. 229 ayetinde belirtildiği gibi) kadını güzellikle
salıvermemiş olur."
18841. Ammar b. imran
el-Hemdani'nin babasından naklen bildirdiğine göre Hz. Ali, erkeğin hul' bedeli
olarak kadından, kendisine verdiği mehirden daha fazla bir meblağ almasını
kerih görmüştür.
18842. Humeyd
bildiriyor: Reca b. Hayve'ye: "Hul' yoluyla ayrılan kadından alınacak
bedel konusunda Hasan ne düşünürdü?" diye sorduğumda: "Erkeğin hul'
bedeli olarak kadından, kendisine verdiği mehirden daha fazlasını almasını
kerih görürdü" dedi ve şöyle devam etti: "Kabısa b. Zueyb de bu
konuda şöyle derdi: "Bu konudaki ayetin devamı olan şu ifadeyi okuyun:
"Eğer Allah'ın yasalarını ikisi koruyamayacaklar diye korkarsanız, o zaman
kadının fidye vermesinde ikisine de günah yoktur ... "l
Kadından, Hul' Bedeli
Olarak Verilen Mehirden Daha Fazlasının Alınmasına Ruhsat Verenler
18843. İbn Semurelnin
azatlısı Kesır bildiriyor: Hz. Ömerle, kocasına asi olan bir kadın getirilince
üç gün boyunca çöpü çok olan bir eve hapsedilmesini emretti. Üç gün sonrasında
kadına: "Halinden memnun musun?" diye sorunca, kadın:
"Kocamla
evlendiğimden beri hapdesildiğim şu üç gün dışında rahat yüzü görmüş
değilim" karşılığını verdi. Bunun üzerine Ömer, kadının kocasına:
"Kulağındaki küpeler dışında herşeyini alıp onu boşa!" dedi.
18844. Abdullah b.
Rebah'ın bildirdiğine göre Hz. Ömer (söz konusu kadının kocasına): "Saçını
bağladığı takası hariç sahip olduğu her şeyi alarak ondan ayrıl" dedi.
18845. Nafi'nin
bildirdiğine göre Safiyye binti Ebi Ubeyd'in azatlısı olan bir cariye sahip
olduğu her şeyi, hatta giysilerinden bazılarını kocasına vererek hul' yoluyla
ondan ayrıldı. İbn Ömer durumdan haberdar oldu; ancak herhangi bir itirazı
olmadı.
18846. İbn Abbas der ki:
"Böylesi bir durumda kadın saçının tokasına kadar sahip olduğu her şeyi
vererek kocasından ayrılır."
18847. İbn Ebi Nec7h de
Mücahid'den benzerini nakleder.
18848. İbrahim(-i Nehai)
der ki: "Böylesi bir durumda erkek, saçının tokasına kadar her şeyi
kadından alabilir."
18849. Dahhak der ki:
"Kadının, bedelolarak kocasının kendisine verdiği mehirden daha fazlasını
verecek olsa dahi hul' yoluyla kocasından ayrılmasında bir sakınca
yoktur."
Erkeğin, Hul' Yoluyla
Kendisinden Ayrılan Karısıyla Sonradan Yine Evlenmesi; Ancak ilişkiye Girmeden
Tekrar Boşanması Halinde Kadının Mehri Ne Kadar Olur?
18850. Mansur
bildiriyor: Erkeğin hul' veya Ila yoluyla bain talak olarak ayrıldığı karısıyla
(iddeti içinde) yeniden evlenmesi, ancak ilişkiye girmeden bir daha boşaması
konusunda İbrahim(-i Nehai): "Böylesi bir durumda mehrin tümü, kadının
hakkı olur" demiştir.
18851. ismail ile
Eş'as'ın bildirdiğine göre, erkeğin, bain talakla ayrıldığı karısıyla iddeti
içinde tekrar evlenmesi ancak ilişkiye girmeden yine boşaması konusunda Şa’bi:
"Mehrin tümü, kadının olur ve yeniden bir iddet bekler" demiştir.
18852. Mansur da
İbrahim(-i Nehal)'den bir öncekinin benzerini rivayet eder.
Ancak sonunda
ibrahim'in: "Yine de erkek karısını geri döndürmede herkesten ziyade hak
sahibidir" dediğini bildirir.
18853. İbrahim(-i Nehai)
der ki: "Böylesi bir durumda kadın, mehrin tamamını alır ve tam bir iddet
bekler."
Böylesi Bir Durumda
Kadının Mehrin Yarısmı Alabileceğini Söyleyenler
18854. Davud b. Ebi
Hind'in bildirdiğine göre, erkeğin bir veya iki talakla bain bir şekilde
ayrıldığı karısıyla (iddeti içinde) yeniden evlenmesi ancak ilişkiye girmeden
tekrar onu boşaması konusunda Şa’bi: "Kadın mehrinin yarısını alır"
demiştir.
18855. Yunus'un
bildirdiğine göre Hasan(-ı Basri)'ye karısıyla ıla yapıp bain bir talakla
ayrılan erkeğin iddeti içinde kadınla yeniden evlenmesi, ancak ilişkiye
girmeden tekrar boşaması konusu sorulunca: "Kadın mehrin yarısını alır;
ancak yeniden bir iddet beklemesi gerekmez" demiştir.
18856. Katade'nin
bildirdiğine göre ikrime ile Hasan(-ı Basri) şöyle demişlerdir:
"Erkek hul' yoluyla
ayrıldığı karısıyla iddeti içindeyken tekrar evlense, ancak ilişkiye girmeden
yine onu boşasa bu durumda kadın mehrin yarısını alır. iddet olarak da önceki
iddetin kalan kısmını bekler."
18857. Tavus der ki:
"Böylesi bir durumda kadın, mehrin yarısını alır."
18858. Cafer bildiriyor:
Meymun (b. Mihran), erkeğin bedeli kabul edip hul' yoluyla ayrıldığı karısını
evlenmek üzere tekrar istemesi konusunda: "Yeniden bir mehir belirleyip
onunla evlenir. Ancak onunla ilişkiye girmeden boşaması halinde kadın mehrin
yarısını alır" demiştir. Ancak Meymun'dan başkaları böyleSi bir durumda
kadının mehrin tamamını alacağını söylerdi.
Hasta Kocasıyla Hul'
Yoluyla Ayrılan, Ancak iddeti içindeyken Kocası Ölen Kadının Durumu Konusunda
Söylenenler
18859. Haris el-Ukli der
ki: "Hasta kocasıyla hul' yoluyla ayrılan ve iddeti içinde iken kocası
ölen kadın mirastan payalmaz."
18860. Muhammed b. Salim
de Şa’bi'den benzerini nakleder.
18861. Simak b. imran
bildiriyor: Abdülmelik, Kabıse'ye: "Hul' yoluyla birbirlerinden ayrılan
karı koca birbirlerine mirasçı olurlar mı?" diye sorunca, Kabısa (b.
Zueyb): "Hayır! Çünkü kadın ayrılırken zaten gönül rızasıyla kocasına bu
bedeli vermiştir" karşılığını verdi.
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN |
İla'nın Boşama
Olup Olmayacağına ve ...