m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Boşanma

 

Boşanma Sonrası Çocuk...

 

Kişinin, Küçük Çocuğu Olan Karısını Boşaması Durumunda Çocuğun Velayeti Hakkında Söylenenler

 

19455. ikrime der ki: Hz. Ömer, küçük çocuğu Asım'ı (boşadığı) annesi Ümmü Asım'dan almak için Hz. Ebu Bekr'e başvurdu. Ebu Bekr de büyüyene veya evlenme çağına gelinceye kadar çocuğun annesinde kalmasına hükmetti ve: "Annesi çocuğa daha şefkatli, daha yumuşak, daha sıcak ve daha merhametli davranır" dedi.

 

19456. Abdurrahman b. Ganm der ki: "Böylesi bir davada Hz. Ömer'in, bir erkek çocuğunu annesi ile babası arasında muhayyer bıraktığına şahit oldum."

 

19457. (Kadı) Şureyh der ki: "Velayet konusunda baba daha fazla hak sahibidir; ancak anne çocuğa daha şefkatlidir."

 

19458. Ebu Hureyre'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) böylesi bir davada bir erkek çocuğunun, annesi veya babasından birini seçmesini istedi.

 

Tahric: Ahmed (2/246), Humeydi (1083), Darimi (2293), Tirmizi (1357), Ebu Davud (2271), Nesai (5690), İbn Mace (2351), İbn Hibban (1200), Ebu Ya'la (6105-6131), Hakim (4/97) ve Beyhaki (8/3).

 

19459. Hasan(-ı Basri) der ki: "Böylesi bir durumda kadın, başkasıyla evlense de çocuğun velayetini almada babasından daha fazla hak sahibidir."

 

19460. İbrahim(-i Nehai) der ki: "Kişi karısını boşadığı zaman, kadın başkasıyla evlenmediği veya bölge dışına çıkmadığı sürece çocuğun velayetini almakta daha fazla hak sahibidir."

 

19461. Amir'in bildirdiğine göre Mesruk, böylesi bir davada bir erkek çocuğunun, annesi veya babasından birini seçmesini istedi.

 

19462. Ebu Hureyre der ki: Kadının biri Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) geldi. Kocası onu boşamıştı ve çocuğunun velayetini almak istiyordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Çocuk için aranızda kur'a çekin" buyurunca, çocuğun babası: "çocuğumu benden kim ayırabilir ki?" dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) çocuğa: "İkisinden birini seç" buyurdu. Çocuk annesini seçince annesi çocuğu alıp gitti.

 

Tahric: Ahmed (2/447), Tahavi, Şerh Müşkili'l-Asar (3088) ve Beyhaki (8/3). Ayrıca bak: İbnu'l-Kattan, Beyanu'l-fehm (5/207, 209), Zeylat, Nasbu'r-Rtiye (3/269), İbn Hacer, Talhisu'l-Habir (4/12). ,

 

 

 

19463. Şa'bi"nin bildirdiğine göre Hz. Ebu Bekr, böylesi bir davada Hz. Ömer'in oğlu Asım'ı annesine verdi ve Ömer'in de onlara nafaka vermesine hükmetti.

 

19464. Said b. el-Müseyyeb bildiriyor: Ömer b. el-Hattab hanımı Ümmü Asım'ı boşadı. Daha sonra yanına gelip kucağında bulunan oğlu Asım'ı almak istedi. Her ikisi de çocuğu almak isteyip çekiştirince çocuk ağlamaya başladı. Hüküm vermesi için Ebu Bekr'e gittiklerinde, Ebu Bekr, Ömer'e: "Ey Ömer! Annesinin dokunuşu, kucağı ve kokusu çocuk için daha hayırlıdır. Büyüyene kadar annesinde kalsın sonrasında ikinizden birini seçer" dedi.

 

19465. Kasım'ın bildirdiğine göre Ömer b. el-Hattab hanımı Cemile binti Asım b.

Sabit b. Ebi'I-Aklah'ı boşadı. Cemile başkasıyla evlenince Ömer gelip oğlunu ondan almak istedi. O sırada Cemile'nin annesi Ensarlı Şemmus binti Amir ondan önce yetişince çocuğu aldı. Her ikisi de çocuğu almak isteyince hüküm vermesi için Ebu Bekr'e gittiler. Ebu Bekr de Ömer'e: "Çocukla annesinin arasında çekil!" deyince kadın çocuğu aldı.

 

 

 

Çocuğun Velayeti için Veliler ile Amcalardan Hangisinin Daha Fazla Hak Sahibi Olduğu Hakkında

 

19466. Muhammed b. Ka'b bildiriyor: Bedevilerden bir kadın, amcası oğullarından bir adamla evliydi. Kocası ölünce Ensar'dan bir adamla evlendi. Önceki kocasından da bir kızı olmuştu. Bir ara eski kocasının amcaoğulları geldi ve: "Kızımızı almak istiyoruz" deyip küçük kız çocuğunu almak istediler. Kadın: "Allah aşkına beni kızımdan ayırmayın! Onu karnında taşıyan ve emziren bendim! Kızım için, benim ilgi ve yakınlığım başkalarının yakınlığından daha hayırlıdır" dediyse de adamlar kızı onda bırakmayı kabul etmediler. Bunun üzerine kadın onlara: "O zaman aramızda hüküm vermesi için Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gidelim" dedi. Gitmeden de kızına: "Şayet Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kimde kalacağını sorarsa, Yüce Allah'ı, imanı ve Muhacir ile Ensarlıların yurdunda kalmayı tercih ettiğini söyle" diye tembih etti. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem), kıza kimi istediğini sorup da kızın bu cevabını işitince, kızı almak isteyenlere: "Canım elinde olana yemin olsun ki haşım yerinde durduğu müddetçe hu kızı alamazsınız!" buyurdu.

Ebu Bekr'in hilafeti döneminde aynı kişiler kızı almak için Ebu Bekr'in yanına geldiler. Ebu Bekr kızın onlara verilmesine hükmetti. Bilill: "Ey Allah Resulü'nün halifesi! Bu kadınla bu adamlar zamanında aynı konu için Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) huzurunda davalaşmışlardı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de kızın annesinde kalmasına hüküm vermişti" deyince, Ebu Bekr: "O zaman ben de aynı hükmü veriyorum! Canım elinde olana yemin olsun ki başım yerinde durduğu müddetçe bu kızı alamazlar!" dedi ve kızı annesine teslim etti.

 

19467. Zekeriyya'nın bildirdiğine göre Şa’bi, kızını alıp Küfe dışına çıkmak isteyen kadın konusunda: "Şayet Küfe'den çıkacaksa çocuğun velayeti konusunda amcaları annesinden daha fazla hak sahibidir" demiştir.

 

19468. Umare b. Rabia el-Cermı der ki: Babam yapılan bir deniz savaşına katıldı ve bu savaşlardan birinde öldü. Babam ölünce amcam gelip beni almak istedi ancak annem kabul etmedi ve Hz. Ali'nin huzurunda davalaştılar. Benden küçük de bir erkek kardeşim vardı. Hz. Ali beni üç defa muhayyer bırakınca annemde kalmayı seçtim. Amcam razı olmayınca Hz. Ali eliyle onu dürttü ve elindeki asayla ona vurdu. Sonra küçük kardeşimi göstererek amcama: "Şu çocuk da büyük olsaydı onu da muhayyer bırakırdım" dedi.

 

19469. Muğire der ki: (Kadı) Şureyh, velayet hususunda yetim olan bir köle ile bir cariyeyi muhayyer bıraktı. Cariye efendilerini, köle de halasını tercih etti. Şureyh de bu seçimlerini geçerli saydı.

 

19470. Abdullah b. Ebi's-Sefer'in bildirdiğine göre Şa’bi, henüz süt emen çocuğun velayeti konusunda der ki: "Bulunduğu şehirde kaldığı sürece annesi onda daha fazla hak sahibidir. Ancak kadın başka bölgelere gitmek isterse bu durumda çocuk babanın velilerinde kalır."

 

 

 

Kişinin, Karısına: "Sana Kötü Davranacağım" Demesi

 

19471. Hammad (b. Ebi Süleyman) der ki: ibrahim'e: 'ila nedir?" diye sorduğumda: "Kişinin, karısıyla konuşmayacağına, ilişkiye girmeyeceğine, bir yastığa baş koymayacağına, onu devamlı olarak kızdıracağına veya ona kötü davranacağına dair yemin etmesidir" karşılığını verdi.

 

19472. Husayf'ın bildirdiğine göre Şa'bi, karısına: "Allah'a yemin olsun ki sana kötü bir şey yapacağım!" diyen kişi hakkında der ki: "Şayet bu sözüyle başka biriyle evliliği veya sırdaşı olacak bir cariye almayı kastediyorsa herhangi bir değeri yoktur. Ancak kötü bir şeyden kasıt, cinsel ilişkiye girmeyeceği ise bu durumda ila olur."

 

19473. Şu'be der ki: Hakem (b. Uteybe)'nin, karısına: "Allah'a yemin olsun ki sana kötü bir şey yapacağım!" deyip ondan dört ay uzak duran kişi hakında: "Bu yaptığı iladır" dediğini işittim.

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Boşanma veya Kocanın Ölümü Sonrası Ev Eşyası Yada Çocuk...