m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Boşanma

 

Boşanma veya Kocanın Ölümü Sonrası Ev Eşyası Yada Çocuk...

 

Boşanma veya Kocanın Ölümü Sonrası Evdeki Eşyaların Durumu

 

19474. İbn Sirin bildiriyor: Adamın biri karısını boşadıktan sonra evdeki eşyaların kendisine ait olduğunu iddia etti. Bu konuda dört kadın (kadı) Şureyh'ın yanına gelip: "Kadına vereceği mehri adama biz vermiş ve kadın için gerekli eşyaları almasını istemiştik" şeklinde şahitlik edince, (kadı) Şureyh ev eşyalarının kadına verilmesine hükmetti ve adama: "Kadınla ilişkiye girmenin bedelini malından ödemen gerekir" dedi.

 

19475. Eyyub der ki: Ebu Kılabe'ye bir mektup yazıp, karısının malını kullanıp arttıran adamın ölmesi durumunda bu malın kime ait olacağını sorduğumda:

"Adam bunları kadına vermemişse adamın malıdır" cevabını verdi.

 

19476. Hasan(-ı Basri) der ki: "Bir evde erkek eşyaları erkeğin, kadın eşyaları da kadınındır. Geriye kalan eşyalar da sahipliğine dair kanıt getiren kişinindir."

 

19477. İbrahim(-i Nehai) der ki: "Bir evde erkek eşyaları erkeğin, kadın eşyaları da kadınındır. Geriye kalan eşyaları da aralarında paylaşırlar."

 

19478. Katade'nin bildirdiğine göre kocası ölen kadının geriye kalan ev eşyalarındaki hakkı konusunda Hasan(-ı Basri) der ki: "Kocasının cübbe ve gömlek gibi şahsi eşyaları haricinde evinde kullandığı tüm eşyalar kadının malıdır."

 

19479. Şu'be'nin bildirdiğine göre Hammad'a evdeki eşyaların kime ait olduğu sorulunca der ki: "Kadının giysileri kadının, erkeğin giysileri de erkeğindir. Anlaşamadıkları eşyalar ise ne kadının, ne erkeğindir, kimin elindeyse onundur."

 

19480. İsmail b. Salim'in bildirdiğine göre Şa’bi der ki: "Kadın yanında takı ve eşyayla birlikte kocasının yanına gelip ölene kadar yaşarsa ölümünden sonra bunlar miras malı olur. Ancak kadının ailesi, zamanında getirdiği bu takı ile eşyaların kendisine ödünç olarak verdiklerine dair kanıt getirirlerse bunları alırlar. Fakat bunu kadının kocasına ölmeden önce bildirmiş olmaları gerekir."

 

19481. Yezid b. Ebi Ziyad der ki: Şureyh'e yetişmiş bir ihtiyarın bana anlattığına göre evdeki eşyalar konusunda (kadı) Şureyh şöyle derdi: "Silah türünden erkeğin kullanabileceği eşyalar erkeğindir."

 

19482. Hakem (b. Uteybe) der ki: "Adam ölüp de geriye ev eşyası bıraktığı zaman, erkeğin kullanıp kadının kullanamayacağı eşyalar erkeğin, kadının kullanıp erkeğin kullanamayacağı eşyalar ise kadınındır. Hem erkeğin, hem de kadının kullanabileceği eşyalara gelince ise, kadın bunların kendisine ait olduğuna dair kanıt getirmedikten sonra erkeğin malı sayılır."

 

 

 

Anne Babası Ölen, Ancak Malı Olan Küçük çocuğun Emzirilmesinin Nereden Karşılanacağı Hakkında

 

19483. İbn Ma'kil der ki: "Böylesi bir durumda çocuğun emzirilmesi, annebabasından miras olarak kendisine düşen paydan karşılanır."

 

19484. Hasan(-ı Basri) der ki: "Böylesi bir durumda çocuğun emzirilmesi, annebabasından miras olarak kendisine düşen paydan karşılanır."

 

19485. Muhammed (b. Sirin) der ki: Bir çocuğun emzirilme bedeli konusunda Abdullah b. Utbe'ye gelindi. Abdullah, çocuğun emzirilme bedelinin kendi malından karşılanmasına hükmetti ve çocuğun velisine şöyle dedi: "Şayet bu çocuğun malı olmasaydı o zaman emzirilme bedelini senin malından karşılardık. Senin de bildiğin gibi Yüce Allah şöyle buyurur: " ... Mirasçıya da aynı yükümlülük vardır ... ''[Bakara, 233]

 

19486. Muğire'nin bildirdiğine göre İbrahim(-i Nehai) şöyle derdi: "Şayet miras olarak kendisine kalacak mal emzirilme bedelini karşılıyorsa, bedel bu maldan karşılanır. Ancak kendi payı buna yetmiyorsa, bu bedel miras olarak kalan tüm malın içinden karşılanır."

 

19487. İbrahim'in bildirdiğine göre (kadı) Şureyh, emzirilme bedeli konusunda şöyle derdi: "Az da olsa, çok da olsa miras olarak kendisine kalan maldan emzirilme bedeli karşılanır."

 

19488. İbrahim(-i Nehai) der ki: Arkadaşlarımız: "Şayet mal çocuğun ise, bu bedel malın tümü içinden karşılanır" derlerdi.

 

19489. İbrahim'in bildirdiğine göre (kadı) Şureyh: "çocuğun nafakası ile emzirilme bedeli, anne-babasından geriye kalan malın tümü içinden karşılanır" derdi.

 

 

 

" ... Mirasçıya da Aynı Yükümlülük Vardır ... "[Bakara, 233] Ayetinin Açıklaması

 

19490. İbn Ebi Necih'in bildirdiğine göre Mücahid: " ... Mirasçıya da aynı yükümlülük vardır ...''[Bakara, 233] ayetini açıklarken der ki: "Emzirilme bedeli konusunda çocuğun babasının sorumluluğu gibi diğer mirasçıların da sorumluluğu vardır."

 

19491. Muğire'nin bildirdiğine göre İbrahim(-i Nehai): " ... Mirasçıya da aynı yükümlülük vardır ... "[Bakara, 233] ayetini açıklarken der ki: "Emzirilme bedeli konusunda çocuğun babasının sorumluluğu gibi diğer mirasçıların da sorumluluğu vardır."

 

19492. Şa’bi ile İbrahim(-i Nehai) bu ayeti açıklarken: "Bu yükümlülükten kasıt, çocuğun emzirilme bedelinin karşılanmasıdır" demişlerdir.

 

19493. Hişam'ın bildirdiğine göre Hasan(-ı Basri): " ... Mirasçıya da aynı yükümlülük vardır ... "[Bakara, 233] ayetini açıklarken der ki: "Bu yükümlülükten kasıt, çocuğun emzirilme bedelinin karşılanmasıdır."

 

19494. Hasan(-ı Basri) der ki: "Bu ayete göre mirasçıların sadece çocuğun emzirilme bedelini karşılama yükümlülükleri vardır. Ancak henüz anne karnında iken annenin nafakasını karşılama yükümlülükleri yoktur."

 

19495. İbn Abbas der ki: "Böylesi bir yükümlülükte mirasçı zarara uğratılmaz."

 

19496. Cüveybir'in bildirdiğine göre Dahhak: " ... Mirasçıya da aynı yükümlülük vardır. .. "[Bakara, 233] ayetini açıklarken der ki: "Baba ölüp de geride küçük bir çocuk bıraktığı zaman, şayet babanın malı varsa çocuğun emzirilme bedeli bu maldan karşılanır. Amcak babanın malı yoksa, bu bedeli karşılamak babanın asabesinin sorumluluğundadır."

 

19497. Said b. el-Müseyyeb der ki: Hz. Ömer'e, (emzirilme bedeli konusunda) yetim bir çocuk getirdiler ve: "Bunun nafakasını karşıla!" dediler. Ömer de: "Çok uzaktan bir akrabası dahi olsaydı bunun nafakasını onlara yüklerdim" dedi.

 

19498. İbn Sirin der ki: Abdullah b. Utbe'nin, yetim bir çocuğun velisine şöyle dediğine şahit oldum: "Şayet çocuğun malı olmasaydı nafakasını senin üzerine yüklerdim. Çünkü Yüce Allah şöyle buyurur: " ... Mirasçıya da aynı yükümlülük vardır. ..''[Bakara, 233]

 

19499. Cüveybir'in bildirdiğine göre Dahhak: " ... Mirasçıya da aynı yükümlülük vardır ...'' [Bakara, 233] ayetini açıklarken der ki: "Burada nafaka, öncelikle babanın üzerinedir. Ancak babanın parası yoksa, nafaka babasının asabesinin üzerinedir. Onların da malı yoksa bu durumda anne emzirme bedelini ödemeye zorlanır. Ancak çocuk annesini tanır da başka memeyi kabul etmezse bu durumda anne onu emzirmeye icbar edilir."

 

19500. Şa'bi'nin bildirdiğine göre İbn Abbas: " ... Mirasçıya da aynı yükümlülük vardır ... ''[Bakara, 233] ayetini açıklarken der ki: "Mirasçının da bu konuda aynı şekilde zarara uğratılmaması gerekir."

 

19501. Ali b. el-Hakem'in bildirdiğine göre Dahhak: " ... Mirasçıya da aynı yükümlülük vardır. ..''[Bakara, 233] ayetini açıklarken der ki: "Bu konuda mirasçı da zarara uğratılmaz."

 

 

 

Emzirme Bedelinden Kadınların Değil Erkeklerin Sorumlu Olduğu Hakkında

 

19502. Said b. el-Müseyyeb'in bildirdiğine göre Ömer b. el-Hattab, henüz yeni doğmuş ve annesi babası olmayan bir çocuğun emzirilmesinden çocuğun bir amcaoğlunu yükümlü kıldı.

 

19503. Katade'nin bildirdiğine göre Hasan( -I Basri): ''... Mirasçıya da aynı yükümlülük vardır ... ''[Bakara, 233] ayetini açıklarken der ki: "Bu yükümlülük mirasçılardan kadınların değil, sadece erkeklerin üzerinedir."

 

19504. Yunus bildiriyor: Hasan(-ı Basri)'ye, anne ve amcası bulunan ancak annesinin maddi durumu iyi, amcasının durumu ise kötü olan çocuğun nafakası (emzirme bedeli) sorulunca: "Nafakası amcasının üzerinedir" dedi.

 

19505. Zeyd b. Sabit der ki: "Şayet çocuğun annesi ve amcası varsa (emzirme bedeli) mirastaki payı kadar annesinin, mirastaki payı kadar da amcasının üzerinedir."

 

 

 

Kadının Emzikli çocuğu Varken Boşanması Hakkında

 

19506. Mesruk der ki: "Kişi, emzikli çocuğu varken karısını boşadığı zaman emzirme bedeli babanın üzerinedir."

 

19507. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: "Böylesi bir durumda çocuğun emzirilme bedeli, sütten kesilinceye kadar babanın üzerinedir."

 

 

 

Muhtaç Durumda Olan Anneye Kızının Malından Pay Verme

 

19508. Dahhak b. Osman der ki: Kasım b. Muhammed'e, (muhtaç durumda olan) kadına kızının malından bir pay verilip verilemeyeceğini sorduğumda: "Verilir, öyle bir hakkı olduğunu da düşünüyorum" karşılığını verdi.

 

19509. İbn Cüreyc der ki: Ata (b. Ebi Rabah)'a: "Yetim olan çocuğun malından muhtaç durumda olan annesine harcamada bulunulabilir mi?" diye sordum. Ata: "Annesinin hiç mi malı yok?" dedi. "Hiç malı yok" karşılığını verdiğimde, Ata: "O zaman harcamada bulunulabilir" dedi.

 

 

 

 

Karısının Zina Ettiğini iddia Eden, Ancak Onunla Lian Yapmadan Ölen Kişi Hakkında

 

19510. Ata (b. Ebi Rabah) der ki: "Uan yapmadıkları sürece (ikisinden birinin ölmesi durumunda) birbirlerine mirasçı olurlar."

 

19511. İbrahim(-i Nehai) der ki: "Uan yapmadıkları sürece (ikisinden birinin ölmesi durumunda) birbirlerine mirasçı olurlar."

 

19512. İbrahim(-i Nehai) der ki: "Uan yapmadıkları sürece ikisinden birinin ölmesi durumunda birbirlerine mirasçı olurlar."

 

19513. Hakem'in bildirdiğine göre İbrahim(-i Nehai): "Kadının ölmesi durumunda (henüz lian yapılmamışsa) adam ona mirasçı olur" demiştir. Hakem (b. Uteybe) ise: "(Uan yapılmadan) kadının ölmesi halinde adama (iftira cezası olarak) kamçı atılır, sonrasında kadına mirasçı olur" demiştir.

 

19514. Halid'in bildirdiğine göre ikrime, karısının zina ettiğini iddia eden, ancak onunla lian yapmadan karısı ölen kişi hakkında: "Ölümünden sonra kendini yalanlarsa ceza olarak kamçılanır ve sonrasında kadına mirasçı olur. Zina etiğine dair şahit getirmesi halinde de kadına mirasçı olur. Ancak iddiasına yönelik sadece yemin etmesiyle kadına mirasçı olamaz" demiştir.

 

19515. Katade'nin bildirdiğine göre Cabir b. Zeyd bu konuda der ki: "Uan gerçekleşmeden adamın ölmesi durumunda, şayet kadın zina ettiğini itiraf ederse recmedilir ve adama mirasçı olur. Lian yapması halinde de mirasçı olur. Ancak ne itiraf eder, ne de lian yapmaya yanaşırsa bu durumda ne mirasçı olur, ne de iddet bekler."

 

19516. Ma'mer'in bildirdiğine göre Zühri, kişinin, karısına zina iftirasında bulunmasının ardından kadının ölmesi durumunda: "Adam karısına mirasçı olur, lian da yapılmaz" demiştir.

 

19517. Ata (b. Ebi Rabah) der ki: "(Kadının ölmesi durumunda) adama ceza olarak kamçı atılır. Kadının ölümünden sonra da artık lian olmaz."

 

19518. Şa’bi der ki: "Kişi karısına zina iftirasında bulunsa ve lian yapılmadan kadın ölse, adam isterse kendi kendini yalanlar ve kadına mirasçı olur. isterse de lian yapar, ancak bu durumda kadına mirasçı olamaz."

 

19519. İbrahim(-i Nehai) der ki: "Uan yapmadıkları sürece (ikisinden birinin ölmesi durumunda) birbirlerine mirasçı olurlar."

 

 

 

Hamile iken Kocası Ölen Kadının Nafakası Hakkında

 

19520. Seyyar'ın bildirdiğine göre Şa’bi, hamile iken kocası vefat eden kadın konusunda: "Kadın doğum yapıncaya kadar kocasından geriye kalan malın tümü içinden nafakası temin edilir. Doğumdan sonra da miras paylaşımı yapılır" demiştir.

 

19521. İbrahim(-i Nehai) der ki: "Kişi, karısı hamile iken vefat ettiği zaman kadın doğum yapana kadar miras paylaşımı yapılmaz."

 

19522. Dahhak der ki: "Böylesi bir durumda miras paylaşımı yapılır. Ancak doğacak çocuk için de bir erkek hissesi ayırılır. Doğan çocuk erkek ise, bu hisse ona verilir, kız ise de payı dışında kalan mal diğer mirasçılara devredilir."

 

 

 

Erkeğin Nafaka Vermek Zorunda Kalacağı Durumlar

 

19523. Hammad der ki: "Kişi kan bağıyla akraba olduğu kişilerin nafakasını temin etmeye zorlanabilir."

 

19524. Hasan(-ı Basri) der ki: "Mirasçı olabilen her bir kişi (mirasçısı olduğu akrabalarına) nafaka vermekle sorumlu tutulabilir."

 

19525. Hasan(-ı Basri) der ki: "Hz. Ömer, bir adamı, kardeşinin oğlunun nafakasını temin etmekle sorumlu tuttu."

 

19526. Zühri der ki: "Kişi, anne babasının nafakasını temin etmekten sorumlu tutulabilir. Aşırıya kaçmadan da bu nafakayı temin eder."

 

19527. İbrahim(-i Nehai) der ki: "Kişi, maddi yönden zor durumda olan kardeşinin nafakasını temin etmekle sorumlu tutulabilir."

 

19528. Eş'as'ın bildirdiğine göre Hammad (b. Ebi Süleyman), dedeyi, zengin olması halinde, fakir olan torununa (oğlunun oğluna) nafaka vermekle yükümlü tutardı.

 

 

 

Kişinin, Babasının Malından izni Olmadan Alması

 

19529. Amr der ki: Adamın biri Cabir b. Zeyd'e: "Babam malından beni mahrum ediyor ve bana hiçbir harcama yapmayacağını söylüyor" deyince, Zeyd: "Aşırıya kaçmadan babanın malından (izni olmasa da) alabilirsin" karşılığını verdi.

 

 

 

Adamın, Karısına "Kardeşim" Diye Seslenmesi Konusunda

 

19530. Yunus'un bildirdiğine göre Hasan(-ı Basri), kişinin karısına: "Ey kardeşim!" diye seslenmesi hakkında: "Bu sözünün iki hurma kadar bir değeri yoktur" demiştir.

 

19531. Amr b. Şuayb der ki: Peygamberimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem), bir adamın karısına: "Ey kardeşim!" diye seslendiğini işitince ona: "Ona, ey kardeşim, diye seslenme!" buyurdu.

 

Tahric: Ebu Davud (2203).

 

 

 

Karısının, Senedlerini Sakladığini iddia Eden ve Bu Konuda Yemin Eden Kişi Hakkında

 

19532. Ziyad el-A'lem bildiriyor: Kadının, kocasının senedlerini saklaması ve kocanın: "Şayet sen saklamadıysan üç talakla boş olasın!" demesi konusunda Hasan(-ı Basri) der ki: "Adam doğru söylüyorsa kadın karısı olarak kahr." Bu konuda Hammad'ın ise: "Adam bu hareketinden dolayı kınanıp azarlanır" dediğini işittim.

 

 

 

Kadının, Kocasının Kendisini Boşadığıni iddia Etmesi

 

19533. Humeyd bildiriyor: Kadının biri, kocasının kendisini boşadığını söyledi ve onu yetkiliye şikayet etti. Adam yetkilinin huzurunda karısını boşamadığına dair yemin edince yetkili, kadını kocasına döndürdü. Dönmesinin ardından da adam öldü. Bu konuda Hasan(-ı Basri): "Kadın adama mirasçı olur" dedi.

 

 

 

Kişinin, Karısını iki Erkek ile Bir Kadının Huzurunda Boşaması, Adamlardan Birinin Ölmesi ile Boşanmaya Sadece Bir Erkek ile Bir Kadının Şahitlik Etmesi Konusunda Söylenen

 

19534. Zekeriyya'nın bildirdiğine göre Şa'bi'ye, kişinin karısını iki erkek ile bir kadının huzurunda boşaması, boşanmaya dair bir erkek ile bir kadının şahitlik etmesi, ancak diğer erkeğin hazır bulunmaması konusu sorulunca: "Diğer erkek gelinceye kadar kadın erkekten ayrı durur" demiştir.

 

 

 

Kişinin, Kardeşiyle Konuşması Halinde Karısının Üç Talakla Boş Olacağma Dair Yemin Etmesi Hakkında

 

19535. Hasan(-ı Basri) der ki: Kişi: "Kardeşimle konuşursam karım benden üç talakla boş olsun!" dediği zaman dilerse karısını bir talakla boşar, iddeti bitince de kardeşiyle konuşur. Daha sonra da dilerse kadınla yeniden evlenir.

 

 

 

Ortada Şüpheli Bir Durum Olmadan Boşamayı Mekruh Görenler

 

19536. Şehr b. Havşeb anlatıyor: Peygamberimizin (Sallallahu aleyhi ve Sellem) zamanında adamın biri bir kadınla evlendi; sonrasında boşandI. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) adama: "Onu boşadın mı?" diye sorunca, adam: "Evet, boşadım" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kötü bir yönünden dolayı mı?" diye sorunca, adam: "Hayır, ya Resulallah" dedi. Sonrasında adam başka bir kadınla evlendi ve onu da boşadı. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) adama: "Onu da mı boşadın?" diye sorunca, adam: "Evet, boşadım" dedi. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kötü bir yönünden dolayı mı?" diye sorunca, adam: "Hayır, ya Resulallah" dedi. Sonrasında adam başka bir kadınla daha evlendi ve onu da boşadı. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona: "Onu boşadın mı?" diye sorunca, adam: "Evet, boşadım" dedi. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kötü bir yönünden dolayı mı?" diye sorunca, adam: "Hayır, ya Resulallah" dedi.

Üçüncüsünde Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Yüce Allah erkek ve kadınlardan zevkine göre hareket edenleri sevmez."

 

Tahric: Bezzar (1497, 1498), Taberani (7844) ve Darakutni (5167).

 

 

 

19537. Muharib b. Disar'ın bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Yüce Allah'ın, helal kıldığı şeyler arasında en sevmediği şey, boşanmadır" buyurmuştur. 

 

Tahric: Ebu Davud (2092,2170, 2171), İbn Mace (2018), İbn Ebi Hatim, İlel (1297), Hakim (2/196), Darakutni (4/35:94)ve Beyhaki, Sunen (7/322).

 

 

 

19538. Cafer, babasından naklen Hz. Ali'nin şöyle dediğini bildirir: "Ey Irak (veya Kufe) ahalisi! (Oğlum) Hasan'a kız vermeyin; zira çokça boşayan birisidir."

 

19539. Cafer, babasından naklen Hz. Ali'nin şöyle dediğini bildirir: "Hz. Hasan, o kadar çok evlenip boşandı ki kabileler arasında düşmanlık çıkacak diye düşünmeye başladım."

 

 

 

Kişinin Hanımıyla, Üzerine Talak Verdiği Bir Konuda ihtilafa Düşmesi Hakkında

 

19540. Abdüla'la'dan naklen bildirildiğine göre kendisine, karısına: "Şana şu şu kadar ödeme yapmamışsam üç talakla benden boş olasın!" diyen kişinin durumu sorulunca, Said'den naklen Katade'nin: "Adamın ödemeyi yaptığına dair kanıtı varsa, kadın bain bir şekilde kocasından boş olur" dediğini zikretmiştir.

 

19541. Abdülmelik b. Ebi Süleyman bildiriyor: Adamın biri karısına: "Her ay sana on dirhem harcama yapmazsam üç talakla benden boş ol" dedi. Ancak üç ay sonra kadın adama: "Üç ay geçmesine rağmen bana herhangi bir harcama yapmış değilsin" dedi. Bu konuda Ata (b. Ebi Rabah): "Harcama konusunda adamın söyleyeceği şey dikkate alınır. Ancak kadın harcama yapılmadığına dair kanıt getirirse boşanma gerçekleşir" demiştir.

 

19542. Ebu ishak el-Kufi der ki: Adamın biri alacaklısına: "Şayet güneş batana kadar hakkını sana ödemezsem karım benden boş olsun!" dedi. Alacaklı ikinci gün adamla karşılaştığında herhangi bir ödeme yapmadığını söyledi. Bunun üzerine borçlunun karısı kocasına: "Sen beni boşamış oldun!" dedi ve davayı Şa'bi'ye götürdüler. Şa’bi de şöyle dedi: "Karın konusunda seni kınıyoruz. Alacaklı olan adama gelince, adama hakkını verdiğine dair ya kanıt getir, ya da hakkını öde!"

 

 

 

Kişinin, Yapmadığı Halde Karısına Hul' Yaptığmı Söylemesi

 

19543. Muğire'nin bildirdiğine göre İbrahim(-i Nehai), yapmadığı halde karısına: "Hul' yoluyla senden ayrıldım" diyen kişi hakkında: "Hul' yoluyla karısını boşamış olur; ancak herhangi bir bedel ödenmesi sözkonusu değildir" demiştir.

 

 

 

Hür Kadının Oğlunu Emzirme Yükümlülüğünün Olup Olmadığı

 

19544. Hasan(-ı Basri) der ki: "Hür kadın çocuğunu emzirmeye zorlanamaz; ancak ümmü veled çocuğunu emzirmeye zorlanabilir."

 

19545. Dahhak der ki: "Şayet kadının süt emen bir çocuğu varsa emzirmeye annesi herkesten daha fazla hak sahibidir. Emzirmeyi kabul ederse, ücretini cari ücret üzerinden alır. Ancak emzirmeyi kabul etmezse ona bir sütanne bulunur. Çocuk onun sütünü kabul ederse ücretle o emzirir. Ancak çocuk annesinin sütünden başka bir sütü almazsa o zaman annesi onu emzirmeye mecbur bırakılır ve normal bir emzirme ücreti kendisine verilir."

 

19546. Ataının bildirdiğine göre Said b. Cübeyr: ''... Eğer güçlüğe uğrarsanız; çocuğu bir başka kadın emzirir''[Talak, 6] ayetini açıklarken der ki: "Eğer emzirme için bir ücret verilecekse bu ücreti almada çocuğun annesi daha fazla hak sahibidir."

 

19547. Süfyan der ki: "Eğer çocuk, anne sütünden başka bir sütü almıyorsa ve çocuğa bir şeyolmasından korkuluyarsa bu durumda annesi, emzirmeye mecbur edilir."

 

 

 

Kadının iddeti içinde Evinden Çıkarlımasına Ruhsat Verilen Durumlar Hakkında

 

19548. İbrahim(-i Nehai) der ki: İbn Abbas: " ... Apaçık bir edepsizlik yapmaları hali bir yana, onları evlerinden çıkarmayın ... "[Talak, 1] ayetini açıklarken der ki: "Buradaki edepsizlik erkeğin ailesine çirkin sözler veya çirkin davranışlarda bulunmasıdır. Kadın bunu yaptığı zaman koca tarafı (iddeti içindeyken) onu evden çıkarabilirler,"

 

19549. Nafı'nin bildirdiğine göre İbn Ömer: " ... Apaçık bir edepsizlik yapmaları hali bir yana, onları evlerinden çıkarmayın ... "[Talak, 1] ayetini açıklarken der ki: "(iddeti içinde) evinden ayrılması, kadın için bir edepsizliktir."

 

19550. Ebu Sinan'ın bildirdiğine göre Hammad (b. Ebi Süleyman): " ... Apaçık bir edepsizlik yapmaları hali bir yana, onları evlerinden çıkarmayın ... ''[Talak, 1] ayetini açıklarken der ki: "Had için olmadıktan sonra herhangi bir şeyden dolayı evinden çıkarılmaması gerektiği vurgulanmıştır."

 

19551. Cüveybir'in bildirdiğine göre Dahhak: " ... Apaçık bir edepsizlik yapmaları hali bir yana, onları evlerinden çıkarmayın ... "[Talak, 1] ayetini açıklarken der ki: "Apaçık bir edepsizlik, kocaya karşı isyandır."

 

19552. Şa’bi, " ... Apaçık bir edepsizlik yapmaları hali bir yana, onları evlerinden çıkarmayın ... "[Talak, 1] ayetini açıklarken der ki: "(iddeti içinde) evinden ayrılması, apaçık bir edepsizliktir."

 

 

 

Birinin, Birine: "Şu Lokmayı Yemezsen Karım Benden Boş Olsun" Demesi, Ancak Kedinin Gelip o Lokmayı Yemesi Hakkında

 

19553. Ata (b. Ebi Rabah) bildiriyor: Şa’bi, kişinin bir lokmayı alıp karşıdakine:

"Bu lokmayı yemezsen karım benden boş olsun!" demesi, ancak bir kedinin gelip o lokmayı yemesi konusunda: "Adamın karısı boş olmuştur" dedi.

 

19554. Ata b. es-Saib der ki: Adamın biri Şa’bi'ye gelerek: "Bir adam karısına: ''Şu kemikteki eti yemezsen üç talakla benden boş olasın!'' diyor, ancak bir kedi gelip o kemik parçasını kapıyor. Ne dersin?" diye sordu. Şa’bi: "Adam kadına çıkış yolu bırakmamış! Allah da ona bundan bir çıkış yolu göstermesin!" karşılığını verdi.

 

 

 

Kişinin, Karısına Bir Yazı Yazıp Kalma ile Boşanma Arasında Onu Muhayyer Bırakması, Kadının da Yazıyı Okuyup Cevap Vermemesi Konusunda Söylenenler

 

19555. Haccac anlatıyor: Adamın biri İbrahim(-i Nehai)'ye bir mektupla geldi ve şöyle dedi: "Adamın biri karısına böylesi bir yazı yazıp kalma ile boşanma arasında bir tercih yapmasını istedi. Kadın da yazıyı okuduktan sonra minderin altına koydu ve herhangi bir şey söylemedi." ibrahim: "Bu durumda kadın için boşanma konusunda herhangi bir durum yoktur" karşılığını verdi.

 

 

 

Kölenin, Karısını Geri Döndürebilecek Şekilde Boşaması Hakkında

 

19556. Amir(-i Şa’bi) der ki: "Köle, karısını geri döndürebilecek bir şekilde boşadığı zaman nafakasını da vermek zorundadir."

 

 

 

Kişinin, iddet Bittikten Sonra Karısını Geri Döndürebilecek Bir Şekilde Boşadığını iddia Etmesi Hakkında

 

19557. İbrahim(-i Nehai) der ki: "Kişi, iddet bitiminden sonra karısını geri döndürebilecek bir şekilde boşadığını iddia ettiği zaman buna dair kanıt getirmesi gerekir."

 

19558. Zühri der ki: "Kişi, iddet bitiminden sonra karısını geri döndürebilecek bir şekilde boşadığını iddia ettiği zaman kanıt getirse dahi kendisine inanılmaz."

 

19559. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: "iddet bitiminden sonra kadına: ''Seni geri döndürüyorum'' dediği zaman adamın bu sözüne itimat edilmez."

 

 

 

iki Adamın Şahitliği ile Hakim Karı Kocayı Ayardıktan Sonra Şahitlerden Birinin Şahitliğinden Dönmesi Hakkında

 

19560. Bedle kabilesinin azatlısı Yezid b. Zadı bildiriyor: Şa’bi'ye, iki adamın şahitliği ile hakim karı kocayı ayırdıktan sonra şahitlerden birinin şahitliğinden vazgeçmesi, diğer şahidin de kadınla evlenmesi sorulunca: "Hüküm verilmiştir ve şahidin dönmesine artık itibar edilmez" karşılığını verdi.

 

 

 

''(Dönüş Yapılabilecek) Boşama iki Defadır. Sonrası, ya iyilikle Geçinmek, ya da Güzellikle Bırakmaktır''[Bakara, 229] Ayeti Hakkında

 

19561. Ebu Rezın der ki: Adamın biri Hz. Peygamber'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem) geldi ve: "Ya Resulallah! "(Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır....''[Bakara, 229] ayetinde iki talaktan bahsediliyor. Peki üçüncüsü ne?" diye sordu. Allah Resulü: "Üçüncüsü de: "Ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır" karşılığını verdi.

 

Tahric: Ebu Davud, Merasıl (220), İbn Mansur (1456, 1457), Darakumi (4/4, 2/126), Beyhaki (7/340), Hatib Tarih Bağdad (13/16) ve İbnu'l-Kattan, Beyanu'l-Vehm (2/317, 316).

 

 

 

19562. Hişam, babasından bildiriyor: Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) zamanında adamın biri hanımına: "Sana yaklaşmayacağım; ancak tamamen de benden ayrılamayacaksın!" dedi. Kadın ona: "Nasıl yapacaksın?" diye sorunca, adam: "Seni boşayacağım; ancak iddetinin bitimine az kala seni geri döndüreceğim" dedi. Kadın endişeye kapılıp Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelerek durumu anlattı. Bunun üzerine: "(Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır ... ''[Bakara, 229] ayeti nazil oldu. Bu ayetin nazil olmasıyla daha önce boşanan da, boşanmayan da bu yeni hükmü uygulamaya başladı.

 

Tahric: Malik (2/588:80), Tirmizi (1192), Hakim (2/279, 280), İbn Hibban (7/652) ve Beyhaki (7/333,444).

 

 

 

19563. Simak'ın bildirdiğine göre ikrime: "(Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır ... "[Bakara, 229] ayetini açıklarken der ki: "Kişi karısını boşamak istediği zaman iki talakla başar. Geri döndürmek isterse öyle bir hakkı vardır. isterse de bir talak ile yine boşayabilir; ancak bu durumda kadın başkasıyla evlenip boşanmadan onunla bir daha evlenemez."

 

19564. Simak'ın bildirdiğine göre ikrime: ''(Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır ... ''[Bakara, 229] ayetini açıklarken der ki: "Kişi karısını bir talakla boşadığı zaman dilerse onunla bir daha evlenebilir. ikinci defa boşadığı zaman da dilerse onunla bir daha evlenebilir. Ancak üçüncü kez boşadığı zaman kadın başkasıyla evlenip boşanmadan onunla bir daha evlenemez."

 

19565. İbn Ebi Necih'in bildirdiğine göre Mücahid: ''(Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır ... ‘’[Bakara, 229] ayetini açıklarken der ki: "Kişi karısını boşayacağı zaman kadın temizken onunla ilişkiye girmeden başar. Boşadıktan sonra kadın hayız olup bundan temizlendikten sonra bir dönem (kur') tamamlanmış olur. Sonrasında ilkinde olduğu gibi ikinci talakını verir. ikinci boşamada da kadın hayızını görüp temizlenince iki boşama ve iki dönem (kur') tamamlanmış olur. Sonrası için Yüce Allah: "Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır ... ''[Bakara, 229] buyurmaktadır. Sonrasında artık dilerse bu temizlik döneminde boşar, dilerse de yeni hayızını görmeye başladıktan sonra boşar.''

 

19566. İbn Abbas der ki: Hul' (yani bir bedel karşılığı anlaşarak boşama) sadece kadından ayrılma ve nikahın feshedilmesidir. Talak olarak sayılmaz. Zira Yüce Allah: /'Boşama iki defadır. Bundan sonrası ya iyilikle tutmak, ya da güzellikle salıvermektir ..."[Bakara, 229] buyurmuş, ayetin başında ve sonunda talaktan bahsetmiştir. Bu ikisi arasında da hul' bulunmaktadır. Onun içindir ki hul' talak olarak sayılmamaktadır."

 

19567. Eyyub der ki: ikrime: " ... Olur ki Allah, sonra yeni bir durum ortaya çıkarır''[Talak, 1] ayetini açıklarken: "Buradaki durum, üç talakın ardından ortaya çıkan durumdur" demiştir.

 

19568. Cüveybir'in bildirdiğine göre Dahhak: " ... Olur ki Allah, sonra yeni bir durum ortaya çıkarır''[Talak, 1] ayetini açıklarken: "Belki de adam iddeti içindeyken kadını (nikahına) geri döndürür" demiştir.

 

19569. Davud el-Evdi'nin bildirdiğine göre Şa’bi: " ... Olur ki Allah, sonra yeni bir durum ortaya çıkarır"[Talak, 1] ayetini açıklarken der ki: "Burada kocaya, belki pişman olursun bu durumda onu (nikahına) geri döndürme yolun açık kalır, denilmek istenmiştir."

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Kişinin Gizlice Boşadığı Karısmı Yine Gizlice Geri Döndürmesi