m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Alışveriş

 

"Sınırlar ve Yollar Değiştiğinde Şuf'a Hakkı Kalmaz" Diyenler

 

23190. Said b. el-Müseyyeb ve Ebu Seleme bildirirler: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) (ortaklar arasında) taksim edilmemiş mal hakkında şuf'a ile hükmetti. (Mal taksim edilip her hisseye ait) sınırlar belli olunca artık şuf'a (hakkı) olmaz.

 

Tahric: Malik (2/713:1), İbn Mace (2497), Buhari (2213; el-Feth 4/436:2257) ve Ebu Davud (3509).

 

 

 

23191. Hz. Osman der ki: "Ne kuyuda, ne de damızlık hayvanda şuf'a yoktur.

Sınırların belli olması da her türlü şuf'a hakkını hükümsüz kılar.''

 

23192. Hz. Ömer der ki: "Sınırlar belli olup herkes sınırını bildiğinde aralarında şuf'a hakkı kalmaz."

 

23193. Halid bildiriyor: iyas b. Muaviye, Ömer b. Abdilazız'in, ortak olan iki kişi veya bir kapıyla kapanan iki evin dışında kimseye şuf'a hakkı vermemesini bildiren mektubu gelinceye kadar yakında olana şuf'a hakkı tanıdı."

 

23194. Ömer b. Abdilazız der ki: "Tarla taksim edilip yolları ayrıldığı zaman şuf'a hakkı kalmaz."

 

23195. Hz. Ömer: "Sınırlar belli olup herkes hakkını bildiği zaman aralarında şuf'a kalmaz'' dedi.

 

 

 

iki Ev Arasında Bir Yol Olduğunda, Şuf'a Hakkının Olmadığını Söyleyenler

 

23196. Hasan(-ı Basri) der ki: "iki evarasında bir yololduğunda, şuf'a hakkı yoktur.''

 

23197. İbrahim(-i Nehai) der ki: ''(İki evin) aralarını ayıran bir yol varsa, şuf'a hakkı olmaz.''

 

23198. Şu'be der ki: "Hakem (b. Uteybe) ile Hammad (b. Ebi Süleyman)'a şuf'a hakkında sorunca şöyle dediler: ''iki ev yan yana olur da aralarında yololmazsa, şuf'a hakkı vardır.''

 

 

 

"Sadece Toprak veya Evde Şuf'a Olur" Diyenler

 

23199. Hasan(-ı Basri) der ki: "Sadece toprakta (arsa veya tarlada) şuf'a vardır."

 

23200. (Kadı) Şureyh der ki: "Sadece arazilerde ve evlerde şuf'a vardır."

 

23201. Ubeyde, İbrahim(-i Nehai)'nin de aynı şeyi söylediğini bildirir.

 

23202. İbn Ebi Müleyke bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), her şeyde, tarlada, evde, cariyede ve hizmetçide şuf'a hakkı olduğunu söyledi. 

 

(Ravi) der ki: Ata, ''Tarla ve evde şuf'a hakkı vardır" deyince, İbn Ebi Müleyke:

''Annesiz kalasın! Beni duymuyor musun? Ben sana Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buyurdu diyorum, sen ise böyle diyorsun'' karşılığını verdi.

 

Tahric: Tirmizi (1371 hadisten sonra müellifin isnadıyla), Beyhaki (6/109), Tahavi, Şerhu'l-Meani'l-Asar (4/125) ve Darakutni (4/22:69). 22504'de bir bölümü geçmişti. 29678, 29714'de tekrar edilecek.

 

 

 

iki Komşusu Olan Evin Satılması

 

23203. Leys bildiriyor: Şa’bi: ''Aynı yakınlıkta iki komşusu olan ev için, önce davranan şuf'a hakkında öncelik kazanır" dedi.

 

23204. Şa’bi der ki: ''Şuf'a hakkı olan bir şeyin satılmasına şahit olup itiraz etmeyenin şuf'a hakkı kalmaz.''

 

23205. Cabir bildiriyor: Amir(-i Şa’bi) ile Kasım (b. Muhammed), şuf'a hakkına sahip olduğu ev satılırken (hazır bulunan ve) itiraz etmeyen kişi hakkında: "itiraz etme hakkı varken etmemişse yapılan satışa sonradan karşı çıkamaz."

 

23206. Cabir bildiriyor: Amir(-i Şa'bl) ile Kasım b. Abdirrahman, satın alan kişi için şöyle derlerdi: "Satılırken şuf'a hakkı olanın şahit olduğunu ve itiraz etmediğini delillendir."

 

 

 

Müşteriye (Satın Alması için) izin Veren Şuf'a Sahibi

 

23207. Hakem (b. Uteybe) der ki: "Şuf'a hakkına sahip olan kişi, müşteriye izin verir de müşteri satın alırsa, bu kişinin şuf'a hakkı kalmaz."

 

23208. Süfyan(-ı Sevrl) der ki: "Bu kişinin şuf'a hakkı vardır; çünkü satış gerçekleştikten sonra hak sahibi olmuştur."

 

 

 

Birinin Birine Dirhem Olarak Borç Vermesi

 

23209. Ebu Osman der ki: "ibn Mes’ud, birine borç dirhem (gümüş para) verdiği zaman, daha güzelini (gramaj olarak daha ağır) almayı mekruh görürdü."

 

23210. Ata der ki: "ibn Ömer borç alır ve maaşı verilince aldığından daha güzelini geri verirdi.

 

23211. Eş'as el-Huddanı der ki: Hasan(-ı Basri)'ye: "Ey Ebu Said! Yanıma büyük kişiler geliyor, benim çok malım, onların ise atiyyeleri (maaşları) var. Bunlar benden borç alıyorlar. Benim onlara borç verirken niyetim geri verecekleri dirhemlerin benim dirhemlerimden daha güzelolmasıdır" deyince, bana: "Bunda bir sakınca yoktur" karşılığını verdi.

 

Tahric: İbn Hazm (8/78: 1193) müelliften.

 

 

 

23212. Zekeriyya bildiriyor: Amir(-i Şa’bi)'ye: "Kişi borç alıyor ve atiyyesi (devlet maaşı) verildiği zaman bana almış olduğu dirhemlerden daha güzellerini veriyor" deyince bana: "Daha güzellerini vermesi şartını koşmuyorsan ve böyle bir beklenti içinde değilsen bunda bir sakınca yoktur" karşılığını verdi.

 

23213. Dahhak der ki: "Birinden borç alır ve geri öderken daha güzellerini verirsen, borç alırken şart koşmadıktan sonra bunda bir sakınca yoktur."

 

23214. Şu'be bildiriyor: Hakem (b. Uteybe) ile Hammad (b. Ebi Süleyman)'a, birine borç verip geri alırken verdiği paralardan daha güzelini alan kişiyle ilgili sorduğumda, "Eğer (borç verirken) böyle bir niyeti yoksa bunda bir sakınca yoktur" dediler.

 

23215. Revvad b. Cerrah bildiriyor: Evzai'ye, on dirhem borç alıp, geri öderken on dirhem bir danik (dirhemin dörtte biri) veren kişi hakkında: "Fazlasını kabul etme!" dedi. Ben: "Adam bunu kendi gönlünden koparak veriyor" deyince, Evzai: "Faiz, gönül hoşluğundan başka bir şekilde mi olur?!" karşılığını verdi.

 

23216. Amir(-i Şa’bi), birine borç verirken, verdiğinden daha fazla ödenmesini temenni eden kişi için: "Bu, daha kötüdür" dedi.

 

23217. İbn Sirin der ki: Bir adam, İbn Mes’ud'dan bir miktar dirhem borç aldı ve (geri öderken): "Bana verilen atiyyelerin iyilerinden ayırıp borcumu öyle geri verdim" dedi. İbn Mes’ud bundan hoşlanmayıp: "Sana verdiğim dirhemlerim gibi iade et" dedi.

 

23218. Ata b. Ya'kub bildiriyor: İbn Ömer, benden bin dirhem ödünç aldı ve geri verirken, benden aldıklarından daha güzellerini (ağır) verip: "Bunlardaki fazlalık, benden sana bağıştır. Bunu kabul eder misin?" deyince, ben: "Olur" karşılığını verdim.

 

23219. Şu'be bildiriyor: Hakem (b. Uteybe) ile Hammad (b. Ebi Süleyman)'a, birine borç verip geri alırken verdiği paralardan daha güzelini (fazlasını) alan kişiyle ilgili sorduğumda, "Eğer (borç verirken) böyle bir niyeti yoksa bunda bir sakınca yoktur" dediler.1

 

23220. Zekeriyya b. Ebi Zaide bildiriyor: Amir(-i Şa’bi)'ye "Kişi borç alıyor ve maaşı verildiği zaman bana almış olduğu dirhemlerden daha güzellerini veriyor" deyince bana: "Daha güzellerini (fazlasını) vermesi beklentisine girmiyor veya şartını koşmuyorsa bunda bir sakınca yoktur" karşılığını verdi,

 

23221. Muğire adinda bir ihtiyar bildiriyor: İbn Ömer'e: "Ben, atiyyelerini (maaşlarını) alana kadar, komşularıma borç veriyorum ve onlar borçlarını geri verirken, benim vermiş olduğum paralardan daha güzellerini veriyorlar" diye sordum, Bana: "Eğer borç verirken şart koşmuyorsan bunda bir sakınca yoktur" dedi.

 

 

 

Birinden Bir Mal Alan Kişi

 

23222, İbn Sirin der ki: "Kim birinden, şart koşularak bir elbise alır ve şartı yerine getirmeden önce karlı bir fiyata elbiseyi satarsa, kazanç elbise sahibine aittir,"

 

232230 Muhammed (b. Sirin) der ki: "Kim birinden şart koşularak bir şeyalır ve bu şartı yerine getirmeden satarsa, karı malın ilk sahibine aittir."

 

23224, İbn Tavus, babasından bildiriyor: "Muhayyerlik şartıyla bir şey satın alıp, sahibine gitmeden (gidip malı aldığını söylemeden) önce bu malı satan kişinin bu satışı caizdir ve helaldir."

 

23225. Mutarrif b. Utbe, Şureyh'in dostu olan babasından naklediyor: (Kadı) Şureyh'e: "çarşıya gidip bir elbiseyi muhayyerlik şartı koşarak satın alıyorum ve gidip onu satarak karını almaya çalışıyorum. Satamadığım takdirde elbiseyi geri iade ediyorum" dedim, Bana: "Bundan sonra böyle yapma" dedi.

 

 

 

Kendisine Ait Olmayan Şeyi Satan Kişi

 

23226, Semure'nin bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kimin bir eşyası kaybolur veya çalınır da, onu birinin yanında bulursa, onu almakta kendisi hak sahibidir. O eşyayı satın alan kişi de hakkını satın aldığı kişiden alır.''

 

Tahric: Ahmed (5/13, 18), İbn Mace (2331), Tahavi (4/165 müellifin isnadıyla) ve Darakutni (3/29: 105).

 

 

 

23227. Haccar b. Ebcer bildiriyor: Hz. Ali elinde bir elbise bulunup, başka birinin o elbisenin kendisine ait olduğunu söyleyerek delil gösteren kişi hakkında, elbiseyi alana: "Bu kişiye elbisesini ver ve hakkını satın aldığın kişiden taleb et" dedi.

 

23228. İbn Sirin der ki: "Kadılar, kişinin kendisine ait olmayan bir şeyi satması konusunda, malın esas sahibinin talebi durumunda malın ona verilmesine hükmederlerdi. Kişinin böylesi bir malı satın alması durumunda da aynı hüküm icra edilirdi."

 

 

 

Bir Eve Ortak Olan Bir Topluluk

 

23229. Leys, Şa’bi'nin, bir eve ortak olan ve bazılarının diğerlerinden hisselerini satın aldığı topluluk hakkında: "Diğer ortakların şuf'a hakkı yoktur" dediğini nakleder.

 

23230. Amr, Hasan(-ı Basri)'den bu fetvaya benzer bir rivayette bulundu.

 

23231. İbn Cüreyc der ki: Ata'ya: "Ben ve bir arkadaşım bir ev satın aldık. Bu evde bir adamın altıda bir, diğerinin yarı hakkı var. Arkadaşım payını sattı. Ben arkadaşımın sattığı payını öbür ortaklarla beraber mi alayım, yoksa tek başıma alabilir miyim?" diye sorunca, Ata: "Hayır, tek başına alabilirsin" dedi.

 

23232. Tavus der ki: "Ortaklarının da bu payda eşit olarak hakları vardır (onlarla beraber satın alması gerekir.)"

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Rehin Verilen Bir Şeyin Telef Olması