|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Alışveriş |
Mahsulün Yarısı veya
Üçte biri veya Dörttebirine Karşılık Yapılan Müzaraaya (Zirai Ortaklığa) Ruhsat
Verenler
21637. ibrahim b.
Muhacir bildiriyor: Musa b. Talha'ya bu tür bir muzaraa şeklini sorduğumda
şöyle dedi: "Osman ıkta' olarak Habbab'a, Abdullah'a, Sa'd'a ve Suheyb'e
birer tarla verdi. Abdullah ve Sa'd'ın bu tarlaları mahsülün üçtebirine,
dörttebirine karşılık birine işletmesi için verdiklerini de gördüm,
21638. Ebu Cafer (el-Bakır)
der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hayber'deki tarlasını
mahsülün yarısını almaya karşılık olarak (işletmesi için) birine verdi.''
21639. Musa b. Talha der
ki: "Sa'd ile İbn Mes'ud tarlalarını mahsülün üçtebirine veya dörttebirine
karşılık birine işletmesi için verirlerdi."
21640-1. Tavus der ki:
"Muaz, yanımıza geldiğinde biz tarlalarımızı mahsülün üçtebirine veya
dörttebirine karşılık birine işletmesi için veriyorduk. Muaz bunu gördü ve
bundan dolayı bize herhangi bir uyarıda bulunmadı."
21642. Ebu Cafer
(el-Bakır) der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hayber'deki
arazileri mahsülün yarısını almaya karşılık olarak (işletmeleri için) Hayber
ahalisine verdi. Ondan sonra Hz. Ebu Bekr, Ömer, Osman, Hz. Ali de aynı uygulamayı
devam ettirdi. Onların aileleri de şimdiye kadar tarlalarını mahsülün
üçtebirine veya dörttebirine karşılık birilerine işletmesi için vermektedirler.
21643. Amr b. Osman
bildiriyor: Ebu Cafer (el-Bakır)'a, mahsülün üçtebiri veya dörttebiri üzerinden
zirai ortaklığı sorduğumda şöyle dedi: "Şayet Ebu Bekr'in, Ömer'in ve Hz.
Ali'nin ailelerine bakarsan onların dediğin şekilde yaptıklarını da
görürsün."
21644. Kuleyb b. Vail
bildiriyor: İbn Ömer'e: "Adamın birinin tarlası var; ama bunu işlemek için
ne tohumu, ne de sığırı bulunuyor. Mahsülün yarısını almak üzere bana tarlayı
verdi. Ben de yanımda bulunan tohum ve sığırlarla tarlayı ekip işledim. Çıkan
mahsülün de yarısını ona verdim" dediğimde, İbn Ömer: "iyi
olmuş" karşılığını verdi.
21645. Amr b. Sulay'
bildiriyor: "Hz. Ali, mahsülün yarısını almak üzere yapılan zirai
ortaklıkta bir sakınca görmemiştir."
21646. Enes der ki:
"Benim için tarlam ile develerim (ortaklık konusunda) aynıdır.''
21647. Salim (b.
Abdillah) der ki: "Bu konuda Rafi' b. Hadic üzerimize çok geldi.
Vallahi develerimizi
kiraya verir gibi artık tarlalarımızı öyle kiraya vereceğiz."
21648. Tavus der ki:
"Mahsül ün yarısı veya üçtebiri veya dörttebiri üzerinden yapılan zirai
ortaklıkta bir sakınca yoktur."
21649. ismail b. Ebi
Halid bildiriyor: ''(Abdurrahman) ibnu'l-Esved, babası hayatta olduğu süre
içerisinde Sevad (Basra ile Küfe arasında) ahalisi ile mahsül üzerinden zirai
ortaklık yapardı."
21650. Abdurrahman b.
el-Esved der ki: "Mahsülün üçtebiri ve dörtte biri üzerinden birilerine
tarlamı verir, mahsülü de Alkame ile Esved'e götürürdüm. Şayet böylesi bir
ortaklıkta bir sakınca olsaydı beni bundan alıkoyarlardı.''
21651. Yahya b. Said
bildiriyor: "Ömer b. Abdilazız, tarlaların işletilmesi için mahsülün
üçtebiri veya dörttebiri üzerinden verilmesini söylerdi."
21652. Halid el-Hazza
bildiriyor: "Ömer b. Abdilazız, Adiy'ye bir mektup yazarak, tarlalarını,
işletilmesi için mahsülün üçtebiri veya dörttebiri üzerinden vermesini
söyledi."
21653. Hişam bildiriyor:
"Kasım (b. Muhammed) ile İbn Sirin, kişinin tarlasını hiçbir masrafa
karışmadan mahsülün üçtebiri veya dörttebiri veya ondabiri üzerinden başkasına
işletmesi için vermesinde bir sakınca görmezlerdi."
21654. Hişam b. Urve der
ki: "Babam (Urve b. ez-Zübeyr), tarlanın kira ile başkasına verilmesinde
bir sakınca görmezdL"
21655. Said b. Ubeyd
bildiriyor: Bunu Salim (b. Abdillah)'a sorduğumda: "Bir sakıncası
yoktur" dedi.
21656. Zeyd b. Sabit
anlatıyor: "Allah, Rati' b. Hadic'i affetsin! Vallahi bu konudaki hadisi
ondan daha iyi bilmekteyim. Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu
konuda kavga eden iki kişi geldi. Resulullah da (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
onlara: "Şayet böylesi bir duruma düşecekseniz o zaman arazilerinizi
kiraya vermeyin!" buyurdu. Rafi' de, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) sadece: "Arazilerinizi kiraya vermeyin!" dediğini işitti.
Tahric: İbn Ebi Şeybe
Müsned'inde (123), değişik kanallardan Abdurrezzak (14465), Ebu Davud (3383),
Ahmed (5/182, 187), Nesai (4658) ve İbn Mace (2461) rivayet etmişlerdir.
21657. Ebu Cafer
(el-Bakır) der ki: "Medine'de, tarlası ıssız ve uzak yerde olan ne kadar
kişi varsa hepsi de bu tarlalarını mahsülün üçtebiri veya dörttebiri üzerinden
başkalarına verirlerdi."
Tahric: Buhari, el-hars
ve'l-muzara'a (5/10) muallak olarak zikretmiştir.
21658. Mücahid
bildiriyor: "ibn Ömer, tarlasını mahsülün üçtebiri üzerinden başkasına
verirdi."
21659. İbn Ömer der ki:
"Benim için tarlam ile develerim (ortaklık konusunda) aynıdır."
21660. İbn Ömer der ki:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hayber'deki arazileri mahsülün
yarısını almaya karşılık olarak (işletmeleri için) Hayber ahalisine verdi.''
Tahric: Buhari (2285),
Müslim (3/1186: 1, 3, 4, 6), Ebu Davud (2999, 3401, 3402), Tirmizi (1383) ve
İbn Mace (2467) rivayet etmişlerdir.
21661. Abdullah b. isa
bildiriyor: Abdurrahman b. Ebi Leyla'nın Fevvare'de bir tarlası vardı ve bu
tarlayı mahsulün üçtebiri veya dörttebiri üzerinden başkalarına verirdi. Mahsül
çıktığı zaman da paylaşımı yapmak üzere ortaklarının yanına beni gönderirdi.''
Tarlanın, Mahsulün
Üçtebiri veya Dörttebiri Üzerinden Başkasına Verilmesini Mekruh Görenler
21662. Rafi' b. Hadic
der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bizlere çokça fayda veren bir
şeyi yasakladı. Birimizin, tarlasını mahsulün üçtebiri veya yarısı üzerinden
başkasına vermesini yasakladı ve şöyle buyurdu: "Her kimin tarlası varsa,
ya kendi işleyip eksin veya işlemesi için bir kardeşine karşılıksız olarak
versin.''
Tahric: İbn Ebi Şeybe
Müsned'inde (80), değişik kanallardan de Tirmizi (1384), Nesai (4595), Ebu
Davud (3390, 3391) ve İbn Mace (2460) rivayet etmişlerdir.
21663. Abdullah b.
es-Saib bildiriyor: İbn Ma'kil'e zirai ortaklığı (müzaraayı) sorduğumda şöyle
dedi: "Sabir b. ed-Dahhak'ın bana bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) böylesi bir ortaklığı yasaklamıştır."
Tahric: İbn Ebi Şeybe
Müsned'inde (804), değişik kanallardan de Ahmed ( 4/33), Darimi (2616), Müslim
(3/1183: 118, 119), İbn Ebi Asım, el-Ahad ve'l-Mesani (2128) ve İbn Hibban
(5188) rivayet etmişlerdir.
21664. Cabir bildiriyor:
"Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) muhabere türü bir ortaklığı
yasakladı."
Tahric: Buhari (2381),
Müslim (3/1174, 1177: SI, 93), Nesai (4649, 4650, 4651) ve Ebu Davud (3397)
rivayet etmişlerdir.
21665. Abdullah b. Ömer
der ki: "Önceleri muhabere türü zirai ortaklık yapar ve bunda bir sakınca
görmezdik. Ancak Rafi' b. Hadlc, Peygamberimizin (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
bu tür bir ortaklıktan yasakladığını söyleyince biz de bundan uzak durduk.''
Tahric: İbn Ebi Şeybe
Müsned'inde (73), değişik kanallardan de Ahmed (2/11, 3/463, 4/142), Müslim
(3/1179: 106, 107), Ebu Davud (3382), İbn Mace (2450) ve Nesai (4646, 4648,
4651, 4652) rivayet etmişlerdir.
21666. Sabit b.
el-Haccac bildiriyor: Zeyd b. Sabit: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) mu habere türü zirai ortaklığı yasakladı" dedi. Ona:
"Muhabere türü ortaklık nasıloluyor?" diye sorduğumda ise:
"Başkasının tarlasını mahsul ün yarısı veya üçtebiri veyta dörttebiri
üzerinden işlemek için almandır" dedi.
Tahric: İbn Ebi Şeybe
Müsned'inde (131), değişik kanallardan de Abd b. Humeyd (253) ve Ahmed (5/187,
188), Ebu Davud (3400) ve Taberani, M. el-Kebir (5/4938), rivayet etmişlerdir.
21667. Habib b. Ebi
Sabit anlatıyor: Mescid-i Haram'da İbn Abbas'la birlikte otururken adamın biri
geldi ve ona şöyle dedi: "Varlıklı kişilerden (mahsulün belli bir oranı
üzerinden) tarla alıyor ve bizdeki tohum ile sığırları kullanarak işliyoruz.
Mahsul çıktığında da ben hakkımı, tarla sahibi de hakkını alıyor." İbn
Abbas da ona: "Mahsülden sadece anaparanı al ve daha fazlasını almaya
kalkma!" dedi. Adam bu yönde izin koparma babında aynı şeyi üç defa tekrar
etti; ancak İbn Abbas her defasında ona aynı şeyi söyledi.
21668. Halid el-Hazza
bildiriyor: "ikrime tarlanın, mahsulün üçtebiri veya dörttebiri üzerinden
verilip alınmasını mekruh görmüştür."
21669. A'meş bildiriyor:
"İbrahim(-i Nehai) tarlada, mahsulün üçtebiri veya dörttebiri üzerinden
yapılan zirai ortaklığı mekruh görmüştür."
21670. A'meş bildiriyor:
"İbrahim(-i Nehai) tarlanın, mahsulün üçtebiri veya dörttebiri üzerinden
başkasına icara verilmesini mekruh görmüştür."
21671. Ata der ki:
"Cabir, tarlanın kiralanmasını mekruh görmüştür."
21672. Tavus der ki:
"Tohum karşılığında olsa dahi tarlanı kiraya verme."
21673. İbn Rafi' b.
Hadlc, babasından bildiriyor: Ebu Rafi', Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) yanından geldi ve bize şöyle dedi: "Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) bize, bizlere yararı olan bir işi yasakladı. Ancak Allah'a ve
Resulüne itaat bizim için daha faydalıdır. Mülküne sahip olduğumuz veya başkası
tarafından ekmemiz için karşılıksız olarak bize verilen tarlalar haricinde
herhangi bir şekilde bir tarlayı ekmemizi yasakladı."
Tahric: Ebu Davud
(3390), Veki' kanalıyla da Ahmed (3/465) rivayet etmişlerdir.
21674. Dahhak b. Muzahim
der ki: "Başkasının tarlasının ekimi, sadece iki şekilde geçerli olur.
Biri, tarla sahibinin tarlayı sana ekmen için karşılıksız olarak vermesi ile
olur. Diğeri ise tarlayı belli bir ücret karşılığında ve belli bir zamana kadar
kiralamanla olur."
21675. ibrahim(-i Nehai)
der ki: "Başkasının tarlasını ekmenin en doğru şekli, boş araziyi belli
bir ücret karşılığında kiralamandır."
21676. Mücahid der ki:
"Ekme işinde sadece kendi tarlan veya başkasının ekmen için sana
karşılıksız olarak verdiği tarla uygundur."
21677. Rifa'a b. Rafi'
b. Hadic der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), kişi tarlayı satın
almadıktan sonra veya başkası tarafından ariye (karşılıksız) olarak kendisine
verilmiş olmadıktan sonra başkasının tarlasını mahsul ün belli bir oranı
üzerinden ekmeyi veya kiralamak suretiyle ekmeyi yasaklamıştır. Bir defasında
babam adamın birine bir tarlayı işlemesi için karşılıksız verdi. Adam da
tarlayı işledi ve içinde yapılar inşa etti. Bir ara babam tarlaya çıkıp da
adamın yaptığı yapıları görünce: "Bunları kim inşa etti?" diye sordu.
"Tarlayı kendisine karşılıksız olarak verdiğin filan kişi" dediler.
Babam: "Ona tarlayı karşılıksız vermeme böyle mi karşılık verdi?"
diye sorunca: "Öyle yaptı" dediler. Bunun üzerine babam: "Bu
yapıları yıkmadan buradan gitmem!" dedi.
Tahric:
Metalibu'l-Aliye'de (1360) bunu zikretmiştir. Hadisin ilk bölümü mürseldir;
zira Rita'a b. Rafi tabiilerdendir, ancak güvenilirdir.
Tarlanın Tahıl
Karşılığında Kiralanması
21678. ikrime der ki:
"Tahıl karşılığında tarlanın kiralanmasında bir sakınca yoktur."
21679. ibrahim(-i Nehai)
der ki: "Kişinin boş bir tarlayı buğday karşılığında kiralamasında bir
sakınca yoktur."
21680. Ziyad b. Ebi
Müslim der ki: "Said b. Cübeyr'e, tarlanın dirhem veya tahıl karşılığında
kiralanmasını sorduğumda bunda herhangi bir sakınca görmedi."
21681. ibrahim(-i Nehai)
der ki: "Ölçüsü ve ismi belirlenmiş tahıl karşılığında tarla kiralamamızda
bir sakınca yoktur."
21682. Rati' b. Hadlcı
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu bildirir:
"Kimin arazisi varsa ya kendisi eksin ya da ekmesi için (din) kardeşine
versin. Ancak mahsulün üçtebiri veya dörttebiri veya miktarı ve türü
belirlenmiş tahıl karşılığında kiraya vermesin."
Tahric: İbn Ebi Şeybe
Müsned'inde (69), değişik kanallardan de Ahmed (3/465, 4/169), Müslim (13),
Nesai (4623, 4624) ve Ebu Davud (3389) rivayet etmişlerdir.
Bir Davada Taraflardan
Birinin iki Şahit, Diğerinin ise Bir Şahit Getirmesi
21683. Şa’bi anlatıyor:
Ezd kabilesinden bir topluluğun elinde bir hayvan vardı.
Ancak başka bir topluluk
söz konusu hayvanda hak iddia ettiler. Hayvanın kendilerine ait olduğuna ve
Ömer b. Abdilazız zamanında kaybettiklerine dair de kanıt getirdiler. Hayvanı
ellerinde tutanlar da hayvanın yanlarında doğduğuna dair kanıtlar getirdiler.
Bunun üzerine dava o zamanki kadıları Abdurrahman b. Uzeyne'ye intikal etti.
Hayvanı elinde bulunduran kişiler kendi lehlerine kanıt sunuyorlar, ancak onda
hak iddia edenler onlardan daha fazla kanıt getiriyorlardı. Bunun üzerine
Abdurrahman durumu yazıyla Şureyh'e bildirdi. Şureyh de ona şöyle bir cevap yazdı:
"Kanıtların çoğalıp çakışması benim için bir şey ifade etmez. Hayvanı
elinde bulunduran ve yanlarında doğduğuna dair kanıt getirenler hayvanda
diğerlerinden daha fazla hak sahibidirler. Karşı taraf da kendilerine şüpheyle
yaklaşılmayı daha fazla hak etmektedirler."
21684. Hammad
bildiriyor: iki kişinin, ellerinde bulunmayan bir hayvan üzerinde hak iddia
etmeleri ve birinin iki, diğerinin ise dört şahit getirmesi konusunda
İbrahim(-i Nehai): "Hayvan ikisi arasında paylaştırılır. Zira ikisi de
(şahitlerle) hayvanı hak etmektedirler" dedi.
21685. Şa'bi der ki:
"Böylesi bir durumda hayvan, şahitlerin sayısına göre (değeri üzerinden)
aralarında paylaştırılır."
21686. Avf bildiriyor:
"Böylesi bir durumda Hişam b. Hubeyre şahitleri daha fazla olan tarafın
lehine hüküm verirdi."
21687. Asım b. Kuleyb,
Muhammed b. Kalb'dan bildirir: Adamın birinden bir katır satın aldım. Bir süre
geçtikten sonra katırı satan adam (onu geri almak üzere) bana geldi. insanlar
da katırın ona ait olduğunu biliyorlardı. Bunun üzerine katırı da alıp (kadı)
Şureyh'in huzuruna çıktık.
Asım anlatmaya devam
eder: Yedi kişi katırın adama ait olduğuna, satılmadığına ve hibe edilmediğine
dair şahitlik etti. Altı kişi de katırın Muhammed'e ait olduğuna, satılmadığına
ve hibe edilmediğine dair şahitlik etti. Bunun üzerine Şureyh: "iki
taraftan birinin yalan söylediğine şehadet ederim!" dedi ve katırı (değeri
üzerinden) on üç hisseye ayırdı. Sonra her tarafa şahitlerinin sayısı
miktarınca hisse verdi.
21688. Haneş b.
el-Mu'temir bildiriyor: Bir katır için iki adam Hz. Ali'nin huzurunda
davalaştı. Biri katırın yanında doğduğuna dair beş şahit getirdi. Diğeri de
katırın yanında doğduğuna dair iki şahit getirdi. Bunun üzerine Hz. Ali katırı
şahitlerin sayısı kadarıyla yedi parçaya bölüp ikisi arasında (birine beş
diğerine iki hisse vererek) paylaştırdı.
Ticaret Yapmasına izin
Verilen Köle
21689. ibrahim(-i Nehai)
der ki: "Ticaret yapmasına izin verilen köle iflas ettiği zaman borcunu
ödemek kendi sorumluluğundadır. Efendisi isterse onu satıp bedelini borçluları
arasında paylaştırır. Ancak efendisi kölenin borcundan, değerinden daha
fazlasını ödemek zorunda değildir."
21690. Hasan(-ı Basri)
der ki: "Böylesi bir kölenin iflas etmesi durumunda efendileri dilerlerse
onu satıp değeriyle borcunu öderler. Dilerlerse de borcunu ödemesi için ona
yardımcı olur ve çalışmasına izin verirler."
21691. Şeybani
bildiriyor: Böylesi bir durumu olan köle konusunda Şa’bi şöyle demiştir:
"Efendileri dilerlerse onu satıp değeriyle borcunu öderler. Dilerlerse de
borcunu ödemesi için ona yardımcı olarak çalışmasına izin verirler."
Şureyh de aynı görüşteydi.
21692. Hakem (b. Uteybe)
der ki: "Böylesi bir durumda borç, kölenin değerine kadar indirilmeden
köle satılamaz."
21693. İbn Sirin
bildiriyor: Abdurrahman b. Uzeyne'ye borçlarını ödeyemeyen bir köle
getirildiğinde: "Elindeki mallar borçlarına karşı verilir! Elindeki mallar
borçlarına karşı verilir!" dedi.
21694. İbn Sirin der ki:
"Böylesi bir durumda olan kölenin borcu, kendisi satılarak ödenir."
21695. ibrahim(-i Nehai)
der ki: "Kölenin yüzbin dirhem borcu olsa dahi borcuna karşı
satılamaz,"
21696. ibrahim(-i Nehai)
der ki: "Böylesi bir duruma düşen köle satılmaz, ancak borcunu ödemek için
çalişır."
21697. Şa’bi bildiriyor:
Kişinin kölesine borçlanma izni vermesi konusunda Şureyh: "Borcunu
ödeyememesi durumunda borçlularına karşılık satılması gerektiği
düşünülürdü" dedi.
Kişinin Birden Fazla Mal
veya Köle Satın Aldıktan Sonra Bunların Bir Kısmında Kusurun Bulunduğunu
Görmesi
21698, ismail b. Salim
bildiriyor: Mal satın alıp bir kısmında kusur olduğunu farkeden kişi hakkında
Kasım b. Abdirrahman: "Malı ya tümüyle yanında bırakır ya da tümüyle iade
eder" derdi.
21699. Şeybanı
bildiriyor: Mal satın alıp bir kısmında kusur olduğunu fark eden kişi hakkında
Amir(-i Şa’bi): "Malı ya tümüyle yanında bırakır ya da tümüyle iade
eder" dedi.
21700. Haris el-Uklı der
ki: "Kişi iki köle veya iki mal satın alıp da bunlardan birinde kusur
olduğunu farkederse ve kusurlu olanı iade etmek isterse aldığı değeriyle iade
eder. Sağlam olanlarını da yanında bırakması caiz olur.''
21701. Eş'as bildiriyor:
Birden çok köle satın alıp da sonradan bazılarında kusur olduğunu gören kişi
hakkında Hasan(-ı Basri): "Aldığı fiyatla geri iade edebilir. Diğer mallar
konusunda da durum aynıdır" dedi. Eş'as ise: "Muhammed (b. Sirin) de
aynı görüştedir'' diye ekledi.
21702. Şeybanı
bildiriyor: Bir malı toptan satın alan, ancak sonradan bir kısmında kusur
olduğunu gören kişi hakkında (kadı) Şureyh şöyle demiştir: "Ya malı
tümüyle iade eder, ya da tümüyle yanında bırakır.''
21703. Amir(-i Şa’bi) ve
İbn Sirin şöyle dediler: "Kişi toptan bir malı satın alsa sonradan bir
kısmında kusur olduğunu görse (iade edecekse) aldığı malın tümünü iade
etmelidir.''
21704. Süfyan bir
adamdan bildiriyor: Bir mal satın alıp da bir kısmında kusur olduğunu gören
kişi hakkında Ata (b. Ebi Rabah): ''Kusurlu malı iade eder. Satan kişi de
kusurlu mal için aldığı bedeli müşteriye öder" dedi.
21705. Haccac b. Yesar
bildiriyor: Adamın biri birinden tulumlarla yağ satın aldı ve parasını peşin
ödedi. Ancak daha sonra tulumların eksik olduğunu gördü ve eksiklik oranında
parayı satıcıdan almak istedi. İbn Ömer ona: ''Ya tulumların hepsini bu şekilde
kabul edersin, ya da hepsini birden iade edersin" dedi.
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN |
Mudarabede (Emek
Sahibi) Ortağın Harcamaları Nereden Karşılanır?