|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Diyetler |
Tüm Müslümanların
Kanlarının Bir Olması
28547. Amr b. Şu ayb,
babasından, o da dedesinden bildiriyor: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) sırtını Kabe'ye yaslayıp verdiği hutbesinde şöyle buyurdu: "Tüm
müslümanların kanları birdir. Mertebece en aşağıda olanları dahi hepsi adına
eman verebilir. Müslümanlar diğerlerine karşı da tek el gibidirler.''
Tahric: Ahmed (2/180)
Ebu Davud (2745, 4520), İbn Mace (2685), ve İbnu'l-Carud, el-Muntekd (1052,
1073) rivayet etmişlerdir.
28548. Hasan(-ı Basri),
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakleder:
"Tüm müslümanların kanları birdir. Mertebece en aşağıda olanları dahi
hepsi adına eman verebilir. Müslümanlar diğerlerine karşı da tek el
gibidirler.''
Tahric: Abdurrezzak
(18506), Hz. Ali ve Ma'kil kanalıyla: Ahmed (1/122), EbU Davud (4519), Nesai
(6936), Bezzar (713, 714), Ebu Ya'la (624, 627), İbn Mace (2684) ve Taberani,
M. el-Kebir (20/471)
28549. İbn Abbas der ki:
(Yahudilerden) Kurayza ile Nadır kabileleri vardı. Nadır, Kurayza kabilesinden
daha güçlü bir kabileydi. Kurayza'dan bir adam Nadır kabilesinden bir adamı
öldürdüğü zaman bunun karşılığında o da öldürülür, ancak Nadır kabilesinden
biri Kurayza'dan birini öldürdüğü zaman (kısas yerine) fidye olarak yüz vesk
hurma verilirdi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) peygamber olarak
gönderildiği zaman, Nadır kabilesinden biri Kurayza'dan bir adamı öldürdü.
Kurayzalılar: "Adamı bize verin de onu öldürelim!" dediklerinde,
Nadır kabilesi: "Aramızda Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hakem
olsun" karşılığını verdiler. Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) yanına geldiklerinde ise şu ayet nazil oldu: "Eğer hükmedersen
aralarında adaletle hüküm ver."[Maide, 42]" İbn Abbas der ki:
"Burada "Adalet" cana karşı can (kısas)dır. Sonra şu ayet nazil
oldu: "Cahiliye devri hükmünü mü istiyorlar?"
Tahric: Maide Sur. 50.
Hadisi Ahmed (1/363), Ebu Davud (3586, 4488), Nesai (6934, 6935), Taberani, M.
el-Evsat (1106), Taberi, Tefsir (6/243), İbnu'l-Carud, el-Munteka (772), İbn
Hibban (5057), Darakutni (3/198: 344), Hakim (4/366, 367) ve Beyhaki (8/24)
28550. İbn Abbas der ki:
israil oğullarında kısas vardı, ancak diyet yoktu. Bu (müslüman) ümmet hakkında
ise Yüce Allah şöyle buyurmuştur: "Ey inananlar! Öldürülenler hakkında
size kısas farz kılındı: Hür ile hür insan, köle ile köle ve kadın ile kadın.
Öldüren, ölenin kardeşi tarafından bağışlanmışsa, kendisine örfe uymak ve
bağışlayana güzellikle diyet ödemek gerekir."[Bakara, 178] Burada
"bağışlanmak", kasıtlı olarak öldürmede mağdur tarafın (kısas yerine)
diyeti kabul etmesi demektir. Zira: " ... Bu, Rabbiniz'den bir hafifletme
ve rahmettir."[Bakara, 178] Buna göre mağdur taraf, Yüce Allah'ın
belirlediği şekilde aşırıya kaçmadan bir diyet ister, karşı taraf da bunu
güzellikle öder. Ayrıca: " ... Her kim bundan sonra haddi aşarsa, muhakkak
onun için elem verici bir azap vardır."
Tahric: Bakara Sur. 178.
Hadisi Buhari (4498, 6881), Nesai (6983, 11014), İbnu'l-Carud, el-Munteka
(775), Darakutni3/86, 199 (15, 347), Tahavi (3/175), Beyhaki (8/51), Taberi,
Tefsir (2/107) ve İbn Hibban (6010) rivayet etmişlerdir.
28551. İbn Cüreyc
bildiriyor: Ata (b. Ebi Rabah)'a: " ... Hür ile hür insan, köle ile köle
... "[Bakara, 178] buyruğunun ne anlama geldiğini sorduğumda şu karşılığı
verdi: "Köle olanın (kısas olarak) kendisi gibi köle olan kişiye karşılık
öldürülmesidir. Ancak katil olan köle, öldürdüğü köleden daha değerli ise bu
durumda ölen kölenin efendileri (diyet olarak) ancak ölen kölelerinin bedelini
alırlar."
28552. Şa'bi der ki:
Araplardan iki kabile arasında kavga vardı ve bu kavgada her iki taraftan da
insanlar öldü. Ancak iki kabileden biri: "Bizden öldürülen her bir kadına
karşı sizden bir erkek, her bir erkeğe karşı da sizden iki erkek öldürmedikten
sonra (herhangi bir anlaşmayı) kabul etmeyiz!" deyince, diğer kabile bunu
kabul etmedi. iki kabile davalaşmak üzere Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) huzuruna çıkınca, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
"Öldürme eşit şekilde olmalıdır" buyurdu. Sonra her iki kabile,
ölüleri konusunda diyete anlaştılar. Buna göre de erkek için erkek diyeti,
kadın için de kadın diyeti ödemeyi kararlaştırdılar. Yüce Allah'ın: "Ey
inananlar! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı: Hür ile hür insan,
köle ile köle ve kadın ile kadın ... "[Bakara,178] buyruğu da bunu ifade
etmektedir." Ravi Süfyan da:
"Öldüren, ölenin
kardeşi tarafından bağışlanmışsa, kendisine örfe uymak ve bağışlayana
güzellikle diyet ödemek gerekir. Bu, Rabbiniz'den bir hafifletme ve rahmettir.
Her kim bundan sonra haddi aşarsa muhakkak onun için elem verici bir azap
vardır''[Bakara, 178] ayeti konusunda: "Ölenin kardeşinin bu bağışlaması
üzerine, (katil) kişi üzerine düşeni ödemeli, karşı taraf da bunu güzellikle
istemelidir" dedi.
Bineğin veya Koyunun
Ekinlere Zarar Vermesi
28553. Şu'be bildiriyor:
Hakem (b. Uteybe) ile Hammad (b. EblSüleyman)'al ekinin içine giren koyunlar
konusunu sorduğumda, Hammad: "Verdiği zarardan (sahibi) sorumlu
değildir" derken, Hakem ise: "Verdiği zarardan (sahibi) sorumlu
tutulur" karşılığını verdi.
28554. Tarık bildiriyor:
"Bir koyun dokumacının yerine girip dokumalarını bozdu; ancak Şa’bi koyun
sahibini, koyunun gündüz vakti verdiği zarardan sorumlu tutmadı."
28555. Said (b.
el-Müseyyeb) ve Haram b. Said bildiriyor: "Bera b. Azib'e ait bir deve,
bir topluluğun bahçesine girip ekinleri telef etti. Bunun üzerine Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) malların gündüz vakti korunmasının mal sahibinin
sorumluluğunda olduğuna, sürünün de gece vakti verdiği zarardan sürü sahibinin
sorumlu tutulacağına hükmetti."
Tahric: Ahmed (5/436),
Abdullah b. el-Mubarek, Müsned (139), İbnu'l-Carud, el-Munteka (796), Beyhaki
(8/342), Malik (2/747, 748: 37), Şafii, Tertlb el-Müsned (2/107), Ahmed
(5/435,436), İbn Mace (2332), Tahavi (3/203) ve Darakutni (3/154, 155, 156:
216, 222); Bera' dan mevsul olarak da Abdurrezzak (18437), müellif, Musannef
(37454), Ahmed (4/295), Nesai (5785, 5786), Ebu Davud (3564, 3565), İbn Hibban
(6008) ve Hakim (2/47, 48) rivayet etmişlerdir.
28556. Muhammed (b.
Sirin) ve Şa’bi şöyle derler: Koyunun biri gündüz vakti birinin hamurunu ya da
-diğer rivayete göre- dokumalarını yiyince (kadı) Şureyhı koyunun verdiği
zararı hederden saydı ve: ''Davud ve Süleyman'ı da (hatırla). Hani onlar ekin
hakkında hüküm veriyorlardı. Hani milletin koyunları içinde yayılmıştı, biz
onların hükmüne şahittik''[Enbiya, 78] ayetini okudu. ismail'in rivayetinde
(kadı) Şureyh'in şöyle dediği bildirilir: "(Sözkonusu ayette) koyunlar
gece vakti ekinlerin içinde yayılmıştı."
28557. Amir bildiriyor:
Adamın biri Şureyh'e geldi ve: "Koyunun biri mekanıma girip eğrilmiş
ipliklerimi kopardı" diye şikayette bulundu. Bunun üzerine Şureyh adama:
"Gece vakti mi, yoksa gündüz vakti mi? Şayet gündüz vakti bunu yapmışsa
herhangi bir suçu yoktur; ancak bunu gece vakit yapmışsa (sahibi) bundan
sorumlu tutulur" karşılığını verdi ve şu ayeti okudu: " ... Hani
milletin koyunları içinde yayılmıştı ... ''[Enbiya, 78] Sonra şöyle devam etti:
"Bu yayılma işi de gece vakti olmuştu.''
28558. Murra b. Şerahıl
bildiriyor: " ... Hani milletin koyunları içinde yayılmıştı. .. ''[Enbiya,
78] ayeti hakkında Mesruk: "Koyunların girdiği yer bir bahçeydi. Gece
vakti girip yeşillik namına sağlam tek bir şey bırakmamışlardı" dedi.
Kör Olan Kişinin Birine
Zarar Vermesi
28559. Hz. Osman der ki:
"Her kim bir körle oturur da, kör olan bu kişi ona herhangi bir zarar
verirse heder sayılır (diyet veya kısas sözkonusu olmaz).''
Mulaane çocuğunun
işlediği Cinayetler
28560. Zeyd b. Vehb
bildiriyor: Hz. Ali, (zina eden) kadını recmettiği zaman, velilerine (kadının
gayr-ı meşru çocuğu konusunda) şöyle demişti: "Bu da sizin
çocuklarınızdandır. Siz ona mirasçı olursunuz, o da size mirasçı olabilir.
Herhangi bir suç işlemesi halinde de diyeti siz ödersiniz."
28561. ibrahim (-i
Nehai) der ki: "Kişi karısıyla lian yaptığı zaman bir daha bir araya
gelmemek üzere ayrılırlar. Liana sebep olan çocuk da annesinin erkek
akrabalarına ilhak edilir. Onlar çocuğa mirasçı olurlar, o da onlara mirasçı
olur. Bir suç işlemesi halinde de diyetini öderler.''
28562. ibrahim (-i
Nehai) der ki: "Böylesi bir durumda çocuğun tüm terekesi annesinin olur.
Bir suç işlemesi halinde ise diyeti annesinin baba tarafından akrabaları
öderler. Veledi zina ile babası Hıristiyan, annesi Müslüman olan çocuğun durumu
da aynı şekildedir."
Birini Öldürdü Diye
Hapiste Tutulan Kişinin Başka Biri Tarafından Kasten Öldürülmesi
28563. Katade ve Ebu
Haşim şöyle derler: "Birini öldürdüğü için kısas yapılmak üzere bekletilen
birini, başka birinin gelip de kasten öldürmesi durumunda (katili) öldüren bu
kişiye kısas uygulanmaz."
28564. Zühri der ki:
"Kişi kasten birini öldürüp de, başka biri gelip bu katili kasten
öldürdüğü zaman, öldürülen ikinci şahıs (kısası yapılmış gibi değil, diyeti
gerektirecek şekilde) öldürülmüş sayılır."
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN |
Yüce Allah'ın:
"Kim Hakkından Vazgeçerse Bu, Onun Günahlarına Kefaret olur"[Maide,
45] Buyruğu