m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Faziletler

 

Hz. Musa'nın Faziletleri Hakkında

 

32496. İbn Abbas der ki: Hz. Musa çıkıp: "Lebbeyk!" diye seslenmeye başladı.

Revha'nın dağları ona cevap veriyorlardı."

 

32497. Ebu Said bildiriyor: Ensar'dan bir adam çarşıda Yahudi birinin: "Musa'yı diğer insanlara üstün kılana yemin olsun ki!" dediğini işitti. Ona bir tokat atıp: "Pis herif! Ebu'l-Kasım'dan da mı üstün!" dedi. Bunun üzerine Yahudi, Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gitti ve: "Ey Ebu'I-Kasım! Filan kişi yüzüme vurdu" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) haber gönderip adamı çağırttı. Geldiğinde ona:

"Neden yüzüne vurdun?" diye sordu. Ensarlı: "çarşıya uğradım ve: "Musa'yı diğer insanlara üstün kılana yemin olsun ki!" dediğini işittim. Bir anda öfkelendim ve yüzüne vurdum" dedi.

 

Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Peygamberleri birbirlerine üstün tutmayın! Kıyamet gününde insanlar şiddetli bir çarpılmayla ölecekler. Başımı kaldırdığımda Musa'nın Arş'ın ayaklarından birine tutunmuş olduğunu göreceğim. Diğer çarpılanlarla çarpılıp benden önce mi kendine geldi yoksa ilk çarpılmadan muaf mı tutuldu" veya: "İlk çarpılma onu dışarıda mı bıraktı, bilmiyorum" buyurdu.

 

32498. Ka'b(u'I-Anbar) der ki: "Yüce Allah, konuşması ile görülmesini Hz. Musa ile Muhammed (Sallallahu aleyhi ve Sellem) arasında paylaştırdı. Hz. Musa Yüce Allah'la iki kez konuşurken, Muhammed de (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu iki kez gördü.''

 

32499. israiloğulları hakkında en çok rivayetlerde bulunan kişi olan Kays b.

Ubad bildiriyor: Firavun'un israil oğulları diye isimlendirdiği topluluk altıyüz bin kişiydi. Firavun'un birlikleri ise yediyüz bin kişiden oluşuyordu. Bunların her biri de at üzerine binmiş, başında miğfer elinde de mızraklar vardı. Firavun da en arkadan onları takip ediyordu. Hz. Musa, israil oğullarıyla denize ulaştığı zaman, israil oğulları ona: ''Bize verdiğin söze ne oldu! işte bak önümüze deniz çıktı! Firavun da ordusuyla birlikte peşimizden gelmekte!" dediler. Hz. Musa denize: ''Yarıl ey Ebu Halid (deniz)!" diye seslenince, deniz ona: ''Senin için yarılmam ey Musa! Zira ben yaratılış olarak senden daha eskiyim (veya daha sertim)" karşılığını verdi. Hz. Musa'ya Yüce Allah tarafından: ''Asanla denize vur!" denilince Hz. Musa asasıyla denize vurdu ve deniz yarıldı.

Ravi Cureyrı der ki: ''israiloğulları oniki koldan oluşuyordu ve her bir kol için de ayrı bir yol açıldı. Firavun ordusunun baş tarafı denize ulaştığı zaman Yüce Allah tarafından bindikleri atları tahrik edecek dişi bir at gösterildi. Erkek atlar bu dişi atın kokusunu alınca şahlanıp peşinden denize daldı. Firavun'un ordusunun son bölümü de denize girince israil oğullarının son ucu denizden çıktı ve deniz ordunun üzerine geri kapandı. Ancak israil oğulları: ''Firavun ölmedi ve asla ölecek biri deği!!" dediler. Fakat çok geçmeden Yüce Allah onların yalan söylediğini Peygamberine duyurdu ve Firavun'u kırmızı bir öküz suretinde, israil oğullarının da göreceği bir şekilde denizin sahiline attı."

 

32500. Abdullah b. Mes'ud bildiriyor: Hz. Masa'nın israil oğullarını alıp da çıktığı haberi Firavun'a ulaştığında bir koyun kesilmesini emretti. Koyun kesilince Firavun: "Vallahi koyunun derisinin soyulması bitmeden altıyüz bin Kıbtı buraya getirilecek!" dedi. Hz. Masa yanındakilerle birlikte çıktıktan sonra denizle karşılaştılar. Hz. Musa ona: "Yarıl!" deyince, deniz: "Kibirlendin ey Musa! Şu ana kadar Adem oğullarından kime yarılmışım ki sana yarılayım!" karşılığını verdi.

Hz. Masa'nın yanında atı üzerinde bir adam da vardı ve: ''Ey Allah'ın Peygamberi! Ne tarafa gitmen emredildi?" diye sordu. Hz. Masa: "Bu yönde gitmem emredildi" dedi. Adam atını denize sürdü. At biraz yüzdükten sonra geri döndü ve: "Ey Allah'ın peygamberi! Ne taraf gitmen emredildi?" diye sordu. Hz. Masa yine: "Bu yönde gitmem emredildi" karşılığını verdi. Bunun üzerine adam:

"Vallahi yalan söylemiyorsun i" dedi ve ikinci kez atını denize sürdü. Yüzdükten sonra çıktı ve: "Ey Allah'ın peygamberi! Ne tarafa gitmen emredildi?" diye sordu. Hz. Musa: "Bu yönde gitmem emredildi" karşılığını verdi. Adam: "Vallahi ne yalan söyledin, ne de yalancı çıkarıldın" dedi. Sonra Yüce Allah Hz. Musa'ya "Asanla denize vur!" diye vahyedince, Hz. Musa asasıyla denize vurdu. Deniz yarıldı ve her parçası koca bir dağ gibi oldu. Denizin içinde oniki insan kolu için oniki tane yol açıldı. Her kol kendi yolunda gizlenip karşıya geçti. Hz. Musa'nın ashabı denizi aşıp Firavun'un da askerlerinin hepsi denize girince deniz geri kapandı ve hepsini boğdu.

 

32501. Ebu Nadra bildiriyor: "Sarla üflenir ve Allah'ın dilediği kimseler dışında göklerdeki herkes ve yerdeki herkes ölür''[Zümer, 68] ayeti hakkında Cabir şöyle dedi: "Yüce Allah'ın dileyip de bu ölümden muaf tuttuğu kişilerden biri de Hz. Masa'dır.''

 

32502. Umare b. Abd, Hz. Ali'den bildiriyor: Hz. Musa, Hz. Harun'la birlikte yola çıktı. Yanlarında Hz. Harun'un oğulları olan Şebber ile Şeb'ır de vardı. Üzerinde yatak olan bir dağa vardıklarında Hz. Harun uyudu ve orada vefat etti. Hz. Musa kavmine geri döndüğünde ona: "Onu sen öldürdün. Zira iyi ahlakından -veya "yumuşak huyundan" veya buna benzer bir kelime. Hangi kelime olduğunda Süfyan tereddüt etmiştir- dolayı onu kıskandın" dediler. Hz. Musa: "Yanımda iki de oğlu varken onu nasıl öldürebilirim?" karşılığını verdi. Sonra da: "(Yanına gidip bunu sormak için) dilediğiniz kişileri seçin" dedi. israil oğulları her koldan on adam seçip Hz. Harun'a gönderdiler. "Musa, bizimle buluşma vakti için toplumundan yetmiş adam seçti. .. "[A'raf, 155] ayetinde anlatılan budur. Yanına vardıklarında ona: "Ey Harun! Seni kim öldürdü?" diye sordular. Hz. Harun: "Beni kimse öldürmedi. Yüce Allah canımı aldı" karşılığını verdi. Bunun üzerine de: "Ey Musa! Bundan sonra sana asla karşı gelmeyeceğizl" dediler. Sonra onları bir sarsıntı kaplayınca, Hz, Musa sağa sola gidip gelmeye başladı ve şöyle dedi:

"Rabbim! Dileseydin onları da, beni de daha önce helak ederdin. Içimizdeki beyinsizlerin yaptıkları yüzünden bizi helak mı edeceksin? Bu iş senin imtihanından başka bir şey değildir ... "[A'raf,155] Sonra da dua edince, Yüce Allah onları tekrar diriltti ve hepsini de peygamberler kıldı.

 

32503. Ömer b. el-Hattab bildiriyor: Hz. Musa, Medyen kuyusu na ulaştığında bir topluluğun kuyudan su çektiğini gördü. işleri bitince de kaya parçasını (kapağını) tekrar kuyunun ağzına koydular. Kayayı ancak on kişi kaldırabiliyordu. O esnada sürüyü önlerine katıp gelen iki kadınla karşılaştı. Onlara: "50rununuz nedir?" diye sorunca, ona durumu anlattılar. Bunun üzerine Hz. Musa gelip kayayı kaldırdı. Hz. Musa çektiği tek bir kovayla da koyun sürüsü suya kandı. Sonra iki kadın babalarına dönüp olanları anlattılar. Hz. Musa gölgeye çekildikten sonra da şöyle dedi: " ... Rabbim, bana indireceğin her nimeti bekleyen bir çaresizim."[Kasas, 24]

"Tam o sırada kadınlardan biri, utangaç bir tavırla yürüyerek ona geldi.''[Kasas, 25] Yüzünü giysisiyle kapatmıştı. Hz. Musa'ya: "Babam, bizim için yaptığın sulamaya karşılık sana birşeyler vermek üzere seni çağırıyor, dedi.''[Kasas, 25] Bunun üzerine Hz. Musa kadına: "Arkamdan yürü ve bana yolu göster. Zira rüzgarın giysine değip bana bedenini göstermesini istemem'' dedi. Kadınların babasının yanına ulaştığı zaman da durumunu ona anlattı. Kadınlardan biri: "Babacağım! Ücretle tut onu. Her halde ücretle çalıştırdıklarının en hayırlısı olacak; güçlü, güvenilir biridir"[Kasas, 25] dedi. Adam kızına: "Kızcağızım! Onun güvenilir ve güçlü olduğunu nereden biliyorsun?" diye sorunca, kadın şöyle dedi: "Kayayı kaldırdığı için güçlü olduğunu anladım ki o kayayı ancak on kişi kaldırabilirdi. Güvenilirliğine gelince de, gelirken bana şöyle demişti: "Arkamdan yürü ve bana yolu göster. Zira rüzgarın giysine değip ve bana vücudunu göstermesini istemem."

Ömer ekledi: ''Kadın, Hz. Musa'nın yanına geldiğinde erkeklere karşı kabaca ve çirkince yaklaşan kadınlar gibi değil, giysisiyle yüzün örtmüş bir şekilde gelmişti.''

 

32504. İbn Abbas bildiriyor: Hz. Musa kavminin yanına geldiği zaman onlara zekatı emretti. Bunun üzerine Karun onları bir araya topladı ve: "Bu adam oruç, namaz gibi güç yetirebileceğiniz şeylerle geldi, ancak mallarınızı ona verebilecek misiniz?" diye sordu. Onlar: "Ona mallarımızı veremeyiz de ne yapmamızı uygun görürsün?" dediler. Karun da: "Bana göre, israil oğullarının en kötü kadınını (fahişesini) ona gönderelim ve piskoposlar ile insanların önünde Musa'nın onunla beraber olmayı teklif ettiğini söyleyip iftira etsin" karşılığını verdi. Denileni de yaptılar ve kadın insanların önünde Hz. Musa'ya böylesi bir iftirada bulundu. Hz. Masa onlara bedduada bulununca Yüce Allah yere, Hz. Musa'ya itaat etmesini vahyetti. Hz. Masa yere: "Onları al!" deyince de yer onları topuklarına kadar yere geçirdi. Bunun üzerine: "Ey Masa! Ey Musa!" diye yalvarmaya başladılar. Hz. Masa yere: "Onları all" deyince, yer onları dizlerine kadar yere batırdı. Yine "Ey Musa! Ey Musa I" diye seslenmeye başladılar. Hz. Masa bir daha yere: "Onları al i" deyince, yer onları göbeklerine kadar yere batırdı. Yine: "Ey Musa! Ey Masa!" diye seslenmeye başladılar. Hz. Musa yere bir daha: "Onları al I" deyince, yer onları boğazlarına kadar yere batırdı. Yine: "Ey Masa! Ey Musa!" diye seslenmeye başladılar. Ancak yer onları yutup yok etti. Sonra Yüce Allah, Hz. Masa'ya şöyle vahyetti: "Ey Musa! Kullarım sana yalvarıp yakardılar, ancak sen onlara karşılık vermedin. izzetime yemin olsun ki şayet bana yalvarsalardı ben onlara icabet ederdim."

 

32505. Musa b. Kays bildiriyor: "Ve senin üzerine katımdan bir sevgi koydum''[Taha, 39] ayeti hakkında Seleme b. Kuheyl şöyle demiştir: "Seni kullarıma sevdirdim, anlamındadır."

 

32506. İbn Abbas bildiriyor: "Biz onu özel konuşma için huzurumuza almıştık ... "[Meryem, 52] ayetinde de ifade edildiği gibi Hz. Masa, kalemin gıcırtısını duyacak kadar yakınlaşmıştır."

 

32507. Muhammed b. Ka'b bildiriyor: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hz. Masa'nın (Kasas Sur. 28. ayette geçen) iki süreden hangisini yaşadığı sorulduğu zaman: "En yeterli ve en uzun olanını" buyurdu.

 

32508. Said b. Cübeyr bildiriyor: İbn Abbas'a, Hz. Masa'nın (Kasas Sur. 28. ayette geçen) iki süreden hangisini yaşadığı sorulduğu zaman: ilEn uzun ve en sonda olanını" dedi.

 

32509. Said b. Cübeyr bildiriyor: "Ey iman edenler! Musa'ya eziyet edenler gibi olmayın. Eziyet ettiler de, Allah onu, onların dediklerinden akladı, beri olduğunu ortaya koydu. O, Allah nezdinde pek itibarlı bir kişi idi''[Ahzab, 69] ayeti hakkında İbn Abbas şöyle dedi: "Kavmi onun için: ''Onun hayaları şişiktir'' demişlerdi. Bir gün Hz. Musa yıkanmak için dışarıya çıktı ve yıkanırken giysilerini bir kayanın üzerine bıraktı. Ancak kaya parçası giysilerini alıp kaçmaya başladı. O da çıplak bir vaziyette kayanın peşinden gitti. Sonunda kaya onu israil oğullarının oturdukları meclise kadar götürdü. işte o zaman onun hayalarının şişik olmadığını gördüler. ''Allah onu, onların dediklerinden akladı, beri olduğunu ortaya koydu. O, Allah nezdinde pek itibarlı bir kişi idi''[Ahzab, 69] ayeti de bunu ifade etmektedir.''

 

32510. Hilas b. Amr, Hasan(-ı Basri) ve Muhammed (b. Sirin) şöyle naklederler:

"Ey iman edenler! Musa'ya eziyet edenler gibi olmayın. Eziyet ettiler de, Allah onu, onların dediklerinden akladı, beri olduğunu ortaya koydu. O, Allah nezdinde pek itibarlı bir kişi idi"[Ahzab, 69] ayeti konusunda Ebu Hureyre şöyle dedi: "Ona eziyetleri israil oğullarının onun hakkında: "Musa'nın bize karşı bu kadar örtünmesi ve kendini gizlemesi, ancak tenindeki bir kusurundan dolayıdır! Ya bir deri hastalığı, ya bir kusuru ya da hayalarında bir şişlik var!" demeleridir. Yüce Allah da Hz. Musa'yı bu dediklerinden temize çıkarmayı diledi. Bir gün Hz. Musa yanlız kalınca giysilerini çıkarıp bir taşın üzerine koyduktan sonra da yıkanmak için suya girdi. Yıkanması bitip de giysilerini almak için geldiğinde taş giysilerle birlikte kaçmaya başladı. Hz. Musa da asasını alıp taşın peşine düştü ve: ''Ey taş giysimi ver! Ey taş giysimi ver!" diye bağırmaya başladı. Bu şekilde de israil oğullarından bir grubun yanına ulaştı ve onu çıplak olarak görmüş oldular. Ancak yaratılış olarak erkeklerin en güzellerinden biri olduğunu da gördüler.

Bu şekilde de Yüce Allah onların dediklerinden Hz. Musa'yı temize çıkarmış oldu. Taş da orada durdu ve Hz. Musa giysilerini üzerinden aldı. Giyindikten sonra da asasıyla taşa vurmaya başladı. Vallahi Hz. Musa'nın o vuruşlarında taşta hala izler bulunmaktadır." Hilas ile Muhammed derler ki: "Burada Ebu Hureyre bu izlerden üç, dört veya beş tane bulunduğunu zikretti.''

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Yüce Allah'ın Süleyman b. Davud'a Olan ihsanları