|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Faziletler |
Yüce Allah'ın Süleyman
b. Davud'a Olan ihsanları
32511. Hasan(-ı Basri)
der ki: "Rüzgar Süleyman b. Davud'un emrine verildiği zaman sabahı
Beytu'l-Makdis'te, öğleyi Fezıra'da, geceyi de Kabul'de geçirirdi."
32512. Said b. Cübeyr
bildiriyor: "Hz. Süleyman için altıyüzbin kürsü konulurdu."
32513. Said b. Cübeyr,
İbn Abbas'dan bildiriyor: Süleyman b. Davud için altıyüzbin tane taht
hazırlanırdı. Sonra insanların ileri gelenleri gelip sağındaki tahtlara, cinlerin
ileri gelenleri de sol tarafındaki tahtlara otururlardı. Sonra kuşları çağırır
ve onlara gölge yaparlardı. Sonra rüzgarı çağırır, rüzgar da gelip onları
taşırdı. Bir günde bir aylık mesafeye kadar onları götürürdü. Günün birinde çöl
olan bir arazide giderken suya ihtiyacı oldu. Bunun üzerine hüdhüd kuşunu
çağırdı. Hüdhüd gelip su bulunan yeri gagaladı. Sonra şeytanlar gelip derinin
hayvandan soyulup çekilmesi gibi suyu oradan çıkarırlardı."
Ravi der ki: Nafi' b.
el-Ezrak, İbn Abbas'a: "Dur ey durması gereken! Hüdhüdün gelip de su
bulunan yeri gagalaması sözün de ne? Bu kuş suyun nerede olduğunu görüyor da,
kendisine kurulan tuzağı nasıl görmüyor ve tuzağı düşüyor!" deyince, İbn
Abbas: "Yazık sana! Burada kader, görmenin önüne geçmiştir!"
karşılığını verdi.
32514. Abdullah b.
Şeddad bildiriyor: Hz. Süleyman ile insanlardan ve cinlerden istediği kişilerin
tahtları rüzgarın üzerine konulurdu. Bir ara suya ihtiyacı oldu ve suyun nerede
olduğunu bilemediler. Hüdhüd kuşunu da arayıp bulamayınca onu cezalandırmakla
tehdit etti. Cezası da tüylerinin yolunup güneş altında bırakılması idi. Kuş
geri döndüğünde ona: "Süleyman sana ceza verdi" dediler. Hüdhüd:
"İstisnada bulundu mu?" diye sorunca, ona: "Evet! Şayet bir
mazeretin varsa cezalandırılmayacaksın" dediler. Hüdhüd'ün mazereti de
Sebe melikesinden haberler getirmesiydi. Sonrasında Hz. Süleyman, Sebe
melikesine şöyle bir mektup yazdı: "Süleyman'dan bir mektup. Rahman ve
Rahım Allah'ın adıyla başlıyor. Söylediği şu: Bana büyüklük taslamaya
kalkmayın. Teslim olarak huzuruma gelin."[Neml, 30-31]
Bunun üzerine (Sebe
melikesi) Belkıs, Hz. Süleyman'a doğru yola çıktı. Varmaya bir fersah kala Hz.
Süleyman şöyle dedi: " ... Onlar teslim olup huzuruma gelmeden önce, o
kadının tahtını hanginiz bana getirebilir?" Cinlerden bir ifrit şöyle
dedi: "Sen daha makamından kalkmadan, onu sana getirebilirim. Ben bunu
yapacak güçteyim ve gerçekten güvenilir biriyim."[Neml, 38-39] Hz.
Süleyman:
"Ben bundan daha
acele olmasını istiyorum" deyince, "Kendinde Kitap'tan bir ilim olan
kişi de şöyle dedi: "Ben onu sana, gözünü açıp yumuncaya kadar getiririm
... "[Neml, 40]
Ravi der ki: Mansur,
Mücahid'den bana şöyle nakletti: "Bunun üzerine ifrit yerin altında olan
bir tünelden girip tahtı alıp geldi. Taht gelince de Hz. Süleyman:
"Onu (biraz)
değiştirin" dedi. "Kıraliçe gelince şöyle denildi: "Senin tahtın
da böyle mi? .. "[Neml, 42] Kıraliçe bazı yerlerinin benzediğini bazı
yerlerinin ise farklı olduğunu ifade etti; ama hızına da şaşırdı ve: " ...
Bu sanki o" dedi."[Neml, 42] "Ona: "Köşke gir!"
denildi. Kraliçe onu görünce su sandı ve baldırlarını açtı."[Neml, 44]
Ancak kraliçenin bacaklarının kıllı olduğu görüldü. Hz. Süleyman: "Bu
kılları ne giderir?" diye sorunca, ona: "Nevre (katran)"
denildi. işte Nevre (katran) o zamandan beri bu iş (ağda) için de kullanılmaya
başlandı.
32315. Ala b.
Abdilkerim, Mücahid'in şöyle dediğini bildirir: ifrit: "Sen daha
makamından kalkmadan, onu sana getirebilirim ... "[Neml, 39] deyince, Hz.
Süleyman: "Ben bundan daha acele olmasını istiyorum" dedi. Bunun
üzerine, "Kendinde Kitap'tan bir ilim olan kişi de şöyle dedi: "Ben
onu sana, gözünü açıp yumuncaya kadar getiririm ... "[Neml, 40] Sonrasında
da kıraliçenin tahtı yerin altındaki bir tünelden çıktı.
32516. Mücahid, İbn
Abbas'tan bildiriyor: "Sen daha makamından kalkmadan ... "[Neml, 39]
ayetindeki makam, kişinin oturduğu meclistir. Yani "Bu meclisten
ayrılmadan getiririm'' anlamındadır.
32517. Abdullah b.
Ma'bed ez-Zimmanı bildiriyor: "Rahman ve Rahım Allah'ın adıyla ...
"[Neml, 30] ifadesi Nemi suresi dışında Kuran'ın hiç bir yeri için nazil
olmamıştır. Söz konusu ayet ise şöyledir: "Süleyman'dan bir mektup. Rahman
ve Rahım Allah'ın adıyla başlıyor ... "[Neml, 30]
32518. ismail b. Ebi
Halid bildiriyor: "Ben onu sana, gözünü açıp yumuncaya kadar getiririm ...
"[Neml, 40] ayeti hakkında Said b. Cübeyr der ki: "Hz. Süleyman
gözünü açtı. Yumup da bir daha açıncaya kadar tahtın önünde olduğunu gördü.
32519. ismail
bildiriyor: "Şimdi ben onlara bir hediye göndereceğim ... "[Neml, 35]
ayeti hakkında Ebu Salih: "Belkıs'ın gönderdiği bu hediye, altından bir
kerpiçti" dedi.
32520. İbn Abbas der ki:
"Sebe melikesinin adı Bilkıs b. Şera idi ve bedeninde çok kıl olan
birisiydi."
32521. Mücahid der ki:
"Sebe melikesi, kıllı olan bir peri idi."
32522. Said b. Cübeyr
bildiriyor: "Şimdi ben onlara bir hediye göndereceğim ... "[Neml, 35]
ayeti hakkında İbn Abbas şöyle dedi: "Belkıs, altın veya altından bir
kerpiç gönderdi. Ancak Hz. Süleyman'ın şehrine geldiği zaman şehrin duvarlarının
altından olduğunu gördü. "Siz bana bir mal ile mi destek veriyorsunuz?
Allah'ın bana verdiği, size verdiğinden daha kıymetlidir ... ''[Neml, 36]
ayetinden kasıt da budur.
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN |
Yunus b. Metta'nın
Faziletleri Hakkında