|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Siyer |
Müslüman Olup Sonra
irtidad Eden Kişiye Nasıl Muamele Edilir?
33395. Enes b. Malik
naklediyor: Medine'nin çevresinden bazı insanlar geldiler ve Medine'de rahatsızlandıklarından
dolayı orada ikamet etmek istemediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
onlara: "Eğer arzu ederseniz zekat develerinin bulunduğu yere giderek
onların idrar ve sütlerinden içiniz" buyurdu. Onlar Resulullah'ın (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) dediğini yapınca sıhhatlerine kavuştular ve develerin
çobanlarını öldürüp Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) develerini
önlerine katıp götürdüler ve Müslüman olmalarına rağmen küfre geri döndüler.
Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) peşlerinden adam gönderdi. Adamlar
getirilince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onların ellerini ve
ayaklarını kestirdi ve gözlerine mil çektirdi. Sonra Harre denilen yere terk
edildiler ve ölene kadar orada bırakıldılar.
33396. Enes, Resulullah'dan
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) buna benzer bir rivayette bulundu.
33397. İbn Abbas'ın
bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Dinini değiştireni öldürünüz."
33398. Humeyd b. Hilal
naklediyor: Muaz b. Cebel, yanında bir yahudiyle Ebu Musa'ya geldi. Ebu Musa:
"Bu nedir?" diye sorunca, Muaz: "Müslüman olup sonra irtidad
eden bir Yahudi" diye cevap verdi. Ebu Musa adama tövbe etmesi için iki ay
mühlet verince Muaz: "Allah ve Resulü'nün hükmettiği şekilde bu adamın
boynunu vurmadıkça oturmam" dedi.
33399. Asım b. Damra
naklediyor: Alkame b. Ulase, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
vefatından sonra dininden dönünce Müslümanlar onunla savaştı. Barış yapmaya
yanaşmayan Hz. Ebu Bekr: "Ya hakir bir şekilde barışı kabul edersin ya da
sizi yurdunuzdan edecek bir savaşa razı olursunuz" dedi. Alkame:
"Hakir bir barış nedir?" diye sorunca, Hz. Ebu Bekr: "Bizden
ölenlerin Cennette, sizden ölenlerin ise Cehennemde olduğuna şahadet edeceksin.
Bizden öldürdüklerinizin diyetini vereceksiniz, biz ise sizden
öldürdüklerimizin diyetini vermeyeceğiz" cevabını verdi. Bunun üzerine
Alkame alçalmış bir şekilde barışı kabul etti.
33400. Tarık b. Şihab
bildiriyor: Buzaha (pınarı) civarındaki Esed ve Gatafan kabilesinden bir heyet
Hz. Ebu Bekr'e gelerek barış yapmak istediler. Hz. Ebu Bekr onları kendilerini
yurtlarından edecek bir savaşla, hakir duruma düşürecek bir barış arasında
muhayyer bıraktı. Onlar: "Bizi yurdumuzdan edecek savaşı anladık. Peki
bizi hakir bir duruma düşürecek barış nedir?" diye sorunca, Hz. Ebu Bekr
şöyle dedi: "Silahlarınızı ve atlarınızı bırakacaksınız, sonra da Allah,
Peygamberinin halifesine ve Müslümanlara sizin mazeretinizi kabul ettirecek bir
şeyi gösterinceye kadar develerin peşinden giden bir toplum olarak
bırakılacaksınız. Ölülerimizin diyetini vereceksiniz. Biz sizden
öldürdüklerimizin diyetini vermeyeceğiz. Bizim ölülerimizin Cennette, sizin
ölülerinizin Cehennemde olduğuna şahadet edeceksiniz. Bizden ele geçirdiğiniz
her şeyi ödeyeceksiniz, ama bizim sizden ele geçirdiğimiz şeyler ganimet
olduğundan biz ödemeyeceğiz."
Hz. Ömer kalkarak: ''Sen
görüşünü söyledin, ben de belirteyim: liSilah ve atları bırakmaları"
görüşün ne kadar güzel. ilKendilerini develerinin ardında yaşamaları için
bırakılmaları" görüşün de ne kadar güzel. liBizden aldıklarını geri
vermeleri, bizim aldıklarımızın ganimet sayılması" görüşün de isabetli bir
görüştür. IlAnların ölülerinin cehennemlik, bizim ölülerimizin Cennetlik
olduklarına şahadet etmeleri" görüşü de iyi. Ama IlAnların bizim.
ölülerimize diyet ödemeleri" görüşüne hayır. Zira bizim ölülerimiz
Allah'ın emrini icradan dolayı öldüler, onlara da diyet verilmez" deyince
insanlar Ömer'in bu görüşüne uydu.
33401. İbn Sirin
bildiriyor: Alkame b. Ulase dinden dönünce, Hz. Ebu Bekr onun hanımına ve
çocuğuna haber gönderdi. Hanımı: ilAikame küfre girdiyse ne ben, ne de oğlum
küfre girmedik" dedi. (Ravi) bunu Şa’bi'ye bahsettiğinde: ''Hz. Ebu Bekr
riddet ehlin(in ailesin)e böyle muamele etti" dedi.
33402. Eş'as, İbn Sirin'den
buna benzer bir rivayette bulundu ve şunu ilave etti:
"Aikame b. Ulase,
Hz. Ömer zamanında af diledi ve Müslüman olup eskiden olduğu gibi hanımına geri
döndü."
33403. İbrahim
bildiriyor: Hz. Ebu Bekr: ''Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
verdikleri bir yuları bile bana vermeyecek olurlarsa onlarla savaşırım"
deyip sonra şu ayeti okudu: "Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce
de peygamberler geçmişti. Ölür veya öldürülürse geriye mi döneceksiniz? Geriye
dönen, Allah'a hiçbir zarar veremez. Allah şükredenlerin mükafatını
verecektir." (AI-i imran Sur. 144)
33404. İbn Ebi Muleyke,
Hz. Ömer'in şöyle dediğini nakleder: "Nefsim elinde olana yemin ederim ki;
eğer zekatın kendilerinden hafifletilmesini istediklerinde Ebu Bekr bizim
sözümüzü dinlemiş olsaydı o anda küfre girecektik." O zaman Ebu Bekr
isteklerini reddetmiş ve: "Eğer bir yuları dahi vermeyecek olurlarsa
onlarla savaşırım" demişti.
33405. İbn Abbas der ki:
"Yahudiler ve Hıristiyanlar sizinle aynı şehirde oturmasın. Onlardan kim
Müslüman olup sonra irtidad ederse sadece boynunu vurunuz."
33406. Enes b. Malik
naklediyor: Bekr b. Vail kabilesinden bir grup irtidad ederek müşriklerin
safına geçtiler ve savaşta öldürüldüler. Tuster fethinde Ömer b. el-Hattab'ın
yanına gittiğimde: "Bekr b. Vail'den olan bir grup ne yaptı?" diye
sordu. Ben onlardan bahsetmemek için başka bir şeyden bahsettim. Hz. Ömer yine:
"Bekr b. Vail'den olan bir grup ne yaptı?" diye sorunca, ben:
"Öldürüldüler ey müminlerin emiri!" dedim. Hz. Ömer: "Eğer
onları barış yoluyla sağ ele geçirseydim bu, benim için yeryüzündeki bütün
altın ve gümüşten daha hayırlıydı" dedi. Ben: "Ey Müminlerin emiri!
Onları ele geçirseydin öldürülmekten başka hangi seçenekleri vardı. Bunlar
islam'ı bırakıp müşriklere katılan bir topluluktur" deyince Hz. Ömer şöyle
dedi: "Çıktıkları kapıdan tekrar girmelerini teklif ederdim. Bunu
yapsalardı onlardan kabul ederdim, eğer kabul etmeyecek olsalardı
hapsederdim."
33407. Ebu't-Tufeyl
anlatıyor: Hz. Ali'nin Beni Naciye'ye gönderdiği ordudaydım. Yanlarına
vardığımızda üç fırkaya bölündüklerini gördük. Komutanımız fırkalardan birine:
"Siz nesiniz?" diye sorunca, onlar: "Biz daha önce Hıristiyan
olup daha sonra Müslüman olan ve dinimizde sebat eden bir topluluğuz"
dediler. Onlara: "Ayrılınız" deyip diğer fırkaya: "Siz
nesiniz?" diye sordu. Onlar: "Biz Hıristiyanlardan olan ve dinimizden
daha hayırlısını göremediğimiz Hıristiyanlıkta sebat eden bir topluluğuz"
dediler. Komutanımız onlara da: "Ayrılınız" deyip üçüncü fırkaya:
"Siz nesiniz?" diye sordu. Onlar: "Biz daha önce Hıristiyan iken
Müslüman olan ve sonra daha hayırlısını göremediğimiz için eski dinimize geri
dönüp Hıristiyan olan bir topluluğuz" dediler. Komutanımız onlara:
"Müslüman olunuz" dedi. Onlar bunu kabul etmeyince arkadaşlarında dönüp:
"Başımı üç defa mesh ettiğim zaman onlara saldırınız" dedi.
Söylenileni yaptılar ve savaşçıları öldürüp zürriyetlerini esir aldılar. Ben
esir edilen zürriyetleriyle Hz. Ali'nin yanına geldiğimde Meskale b. Hubeyre
gelip onları yüz bin (dirheme) satın aldı. Hz. Ali'ye yüz bin dirhem
getirilince kabul etmedi. Bunun üzerine Meskale dirhemlerini alıp esirlerin
yanına gitti ve onları serbest bırakarak Mu'aviye'ye katıldı. Hz. Ali'ye:
"Onun ailesini esir almayacak mısın?" denince: "Hayır" dedi
ve Meskale'nin ailesine bir şey yapmadı.
33408. Ebu ilake
bildiriyor: Ömer b. el-Hattab'ın gönderdiği bir müfreze Müslümanlardan bir
kişinin Hıristiyanlığa döndüğünü görünce onu öldürdüler. Hz. Ömer'e durum
bildirilince: "Onu islam'a davet ettiniz mi?" diye sordu. Onlar:
"Hayır"
cevabını verince, Hz. Ömer: "Onun kanının dökülmesinden uzak olduğumu
Allah'a arzederim" dedi.
33409. İbn Ubeyd b.
el-Ebras bildiriyor: Hıristiyanken Müslüman olup sonra tekrar Hıristiyanlığa
dönen bir adam getirildi. Hz. Ömer ona bir şey sordu ve adam da cevap verdi.
Bunun üzerine Hz. Ali kalkıp adama ayağıyla vurdu. Ravi dedi ki: "Halk
kalkıp, adamı ölünceye kadar dövdüler."
33410. Kabus b.
el-Muharik, babasından naklediyor: Hz. Ali, Muhammed b. Ebi Bekr'i vali olarak
Mısır'a gönderdi. Muhammed b. Ebi Bekr Hz. Ali'ye bir mektup yazarak,
bazılarının Güneş ve Ay'a bazılarının da başka şeylere taptığı zındıkların
durumunu sordu. Bunların arasında Müslüman olduğunu söyleyenler de vardı. Hz.
Ali ona yazarak, Müslüman olduğunu söyleyen zındıkları öldürmesini, diğerlerini
de istediklerine ibadet eder bir şekilde bırakmasını emretti.
33411. Harise b.
Mudarrib naklediyor: Bir adam atını döverek çıkıp geldi ve Beni Hanıfe'nin
mescidine uğrayarak orada namaz kıldı. imam namazda Müseylemetu'I-Kezzab'ın
sözlerini okudu. Adam İbn Mes’ud'a gidip olanları bildirdi. İbn Mes’ud onlara
adam gönderip getirtti. Tövbe etmelerini isteyince Abdullah b. en-Nevvaha
dışındakiler tövbe ettiler. İbn Mes’ud: ''Ey Abdullah! Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) senin için: ''Eğer elçi olmasaydın boynunu vururdum''
demişti. Şimdi sen elçi değilsin. Ey Haraşe! Kalk ve bunun boynunu vur"
dedi. Hareşe kalkıp adamın boynunu vurdu.
33412. Kays (b. Ebi
Hazım) anlatıyor: İbn Mes’ud'a bir adam gelerek: ''Beni Hanife'nin mescidine
uğradım; imamın, Yüce Allah'ın Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
indirmediği şeyleri okuduğunu duydum. imamın şöyle dediğini duydum:
''Et-tahinatu tahna, fe'l-acinatu acna, fel-habizatu habza, fes-saridatu serda,
fe'llekematu lekma (Un öğüttükçe öğütenlere, hamur yoğurdukça yoğuranlara,
ekmek pişirdikçe pişirenlere, tirit yaptıkça yapanlara, lokmaladıkça
lokmalayanlara yemin olsun ki ... )'' '' dedi. İbn Mes'ud onlara adam gönderip
getirtti. Yüz yetmiş kişi Müseyleme'nin dinine girmişti ve liderleri Abdullah
b. en-Nevvaha idi. İbn Mes'ud öldürülmesini emredince onu öldürdüler. Sonra
diğerlerine bakıp: ''Biz şeytanı aciz bırakacak değiliz. Bu kalanları Şam'a
gönderiniz. Umulur ki Yüce Allah onları veba hastalığıyla yok eder" dedi.
33413. Amr b. Şu'ayb,
babasından, o da dedesinden naklediyor: Amr b. el-As Ömer b. el-Hattab'a bir
mektup yazarak: "Bir adam imandan sonra küfre girdi" dedi. Hz. Ömer
ona şöyle yazdı: "Tövbe etmesini teklif et. Eğer tövbe ederse ondan bunu
kabul et. Eğer tövbe etmezse boynunu vur."
33414. Abdurrahman b.
Ubeyd el-Amiri, babasından naklediyor: Bazı insanlar devletin kendilerine bağış
ve yardımları alıp halkla beraber namaz kılıyorlar, gizlice de putlara
tapıyorlardı. Ali b. Ebi Talib'e götürüldüklerinde onları mescide veya
hapishaneye koyduktan sonra: "Ey insanlar! Sizinle beraber bağış ve
yardımları alıp şu putlara tapan bu topluluk hakkında ne dersiniz?" diye
sordu. Halk: "Onları öldür" deyince; Hz. Ali: "Hayır! Onlara,
babamız İbrahim'e (a.s.) yaptıkları gibi yapacağım" deyip onları ateşte
yaktı.
33415. Ubeydullah b.
Ömer bildiriyor: Ömer b. Abdilazız, daha önce Hıristiyan olup sonra Müslüman
olan bir topluluk dinden dönünce şöyle yazdı: "Tövbe etmelerini teklif
ediniz. Eğer tövbe ederlerse ne ala; tövbe etmezlerse onları öldürünüz."
33416. Muğire,
İbrahim'in, mürted hakkında şöyle dediğini nakleder: "Tövbe etmesi
istenir, eğer tövbe ederse bırakılır, kabul etmediği takdirde öldürülür.''
33417. Amr b. Dinar der
ki: Ubeyd b. Umeyr'in, iman ettikten sonra irtidad eden kişi hakkında:
"Öldürülür" dediğini duydum.
33418. İbn Cüreyc
bildiriyor: Ata (b. Ebi Rebah), iman ettikten sonra irtidad eden kişi hakkında:
"islam'a davet edilir, kabul etmezse öldürülür" dedi.
33419. Ebu Musa der ki:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) beni ve Muaz'ı Yemen'e gönderdi. Bir
gün, yanımda daha önce Yahudi olup Müslüman olduktan sonra irtidad ederek
tekrar Yahudi olan bir adam varken Muaz b. Cebel geldi ve:
"Bunun boynu
vurulmadan (bineğimden) inmem" dedi. Haccac der ki: Katade:
"Ebu Musa'nın adamı
kırk gün islam'a davet ettiğini söyler.
33420. Muhammed b.
Abdirrahman b. Sevban, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) son
hutbesinde şöyle dediğini nakleder: "Bu şehirde (Medine'de) iki millet bir
arada olmaz. Hangi Hıristiyan, Müslüman olup tekrar Hıristiyanlığa dönerse
boynunu vurunuz.''
33421. Amr b. Kays,
İbrahim'den duyan birinden, İbrahim(-i Nehai)'nin şöyle dediğini nakleder:
"irtidad edenin, her defasında tövbe etmesi istenir."
33422. Hakem (b. Uteybe)
der ki: "Mürtedin, her irtidad edişinde tövbe etmesi istenir."
33423. Ubeydullah b.
Utbe anlatıyor: Beni Hanıfe'den, Müseylemetu'l-Kezzab ile beraber olan bazı
kişiler onun sözlerini yayıp okuyarlardı. İbn Mes’ud onları hapsedip Hz.
Osman'a mektup yazarak durumu bildirdi. Hz. Osman ona şöyle yazdı: "Onları
islam'a davet et. Kim Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in de
Allah'ın Resulü olduğuna şahadet eder ve imanı küfre tercih ederse onlardan
bunu kabul et ve serbest bırak. Eğer kabul etmezlerse boyunlarını vur."
İbn Mes’ud tövbe etmelerini isteyince bazıları tövbe etti, bazıları ise kabul
etmediler. İbn Mes’ud, tövbe etmeyi kabul etmeyenlerin boynunu vurdu.
*
İrtidad Edene Tövbe
Etmesi Kaç Defa Söylenir?
33424. Muhammed b.
Abdirrahman, babasından naklediyor: Basra toprağı olan Tuster fethedilip Hz.
Ömer'in yanına gelindiği zaman, onlara: "Bilmediğimiz yeni bir şey var
mı?" diye sordu. Onlar: "Müslümanlardan bir adam müşriklere katıldı,
onu yakaladık" dediler. Hz. Ömer: "Onu ne yaptınız?" diye
sorunca "Öldürdük" cevabını verdiler. Hz. Ömer şöyle dedi: "Onu
bir evde üç gün hapsedip, her gün bir ekmek verseydiniz ve tövbe etmesini
isteseydiniz, tövbe etmediği takdirde öldürseydiniz ya". Sonra şöyle dua
etti: "Allahım! Ben orada yoktum, emir de vermedim, haberim olduğu zaman
razı da olmadım,"
33425. Hz. Osman der ki:
"Mürtedin, üç defa tövbe etmesi istenir.''
33426. Zühri der ki:
"Mürted, üç defa islam'a davet edilir. Eğer kabul etmezse boynu vurulur.''
33427. Hz. Ali der ki:
"Mürtedin, üç defa tövbe etmesi istenir."
33428. Hz. Ali der ki:
"Mürtedin, üç defa tövbe etmesi istenir. Eğer tekrar küfre dönerse
öldürülür."
33429. İbn Ömer der ki:
"Mürtedin, üç defa tövbe etmesi istenir.''
33430. Velid b. Cumey'
bildiriyor: Ömer b. Abdilazız'in Yemen'deki memuru, Ömer b. Abdilazız'e şöyle
yazdı: "Daha önce Yahudi olan bir adam Müslüman oldu ve daha sonra tekrar
Yahudi dinine girip islam'dan döndü." Ömer b. Abdilazız memuruna şöyle
yazdı: "Onu islam'a davet et, eğer Müslüman olursa serbest bırak. Eğer
kabul etmezse bir tahta parçası getirt; sonra onu bir daha islam'a davet et;
kabul etmediği takdirde onu tahtaya yatır ve bir daha islam'a davet et. Eğer
kabul etmezse onu tahtaya bağla ve mızrağı kalbine daya ve onu islam'a davet
et. Eğer islam'ı kabul ederse onu serbest bırak, eğer kabul etmezse onu
öldür." Mektup memura gelince denildiği gibi yapıldı ve mızrak adamın
kalbine dayanınca islam'ı kabul etti. Bunun üzerine adam serbest bırakıldı.
33431. Ömer b. Abdilazız
der ki: "Mürted, üç defa islam'a davet edilir. Eğer kabul etmezse boynu
vurulur."
*
Düşman Toprağına Kaçan
Mürtedin islam Yurdunda Kalan Hanım.
33432. Eş'as, Amir(-i
Şa’bi) ile ve Hakem'in, irtidad edip düşman toprağına kaçan müslümanın
durumuyla ilgili şöyle dediklerini bildirir: "Hanımı eğer hayız gören
biriyse, üç temizlenme süresi bekler, eğer hayız gören biri değilse üç ay
bekler. Eğer hamileyse doğum yapana kadar bekler. Adamın mirası hanımıyla
Müslüman olan mirasçıları arasında paylaştırılır. Sonra eğer isterse kadın
evlendirilir. Eğer kadının iddeti bitmeden önce adam tövbe edip dönerse
hanımıyla olan nikahları geçerlidir.
33433. Şu'be, Hakem (b.
Uteybe)'nin, şirke girip müşrik topraklarına kaçan kişi için der ki:
"Hanımı (başkasıyla) evlendirilmez." Hammad ise evlendirileceğini
söyler.
*
Mürtedin Mirası Hakkında
33434. Ebu Amr
eş-Şeybanı bildiriyor: Hz. Ali'ye, irtidad eden Müstevridu'l-İcli getirildi.
Hz. Ali ona Müslüman olmasını teklif etti, ama o kabul etmedi. Hz. Ali onu
öldürttü ve mirasını Müslüman olan mirasçıları arasında paylaştırdı.
33435. Hakem (b. Uteybe)
der ki: "Hz. Ali, mürtedin mirasını Müslüman olan mirasçıları arasında
paylaştırdı."
33436. Abdullah (b.
Mes’ud) der ki: "Mürtede çocuğu varis olur."
33437. Cerir b. Hazım,
Ömer b. Abdilazız'in, mürtedin mirası hakkında şöyle ferman yazdığını
bildirir:. "Müslüman olan mirasçıları kendisine varis olurlar, onun
dininden (gayrı müslim) olanlara ise bir şey verilmez."
33438. Said b.
el-Müseyyeb der ki: "Biz mürtedlere varis oluruz, onlar ise bize varis
olamazlar."
33439. Musa b. Ebi Kesır
der ki: Said b. el-Müseyyeb'e mürtedin öldürülmesi halinde terekesinin
yakınlarına verilip verilemeyeceğini sorduğumda, bana:
"Yakınlarına nasıl
verilecek ki?" karşılığını verdi. Ona: "Mirasçılarına ona mirasçı
olurlar" dediğimde ise: IlAnlara biz mirasçı oluruz. Ancak onlar bize
mirasçı olamaz" cevabını verdi.
33440. Katade, Hasan(-ı
Basri)'nin (mürted hakkında) şöyle dediğini bildirir.
"Öldürülür ve
mirası Müslüman olan mirasçıları arasında paylaştırılır.''
33441. Eş'as, Şa’bi ve
Hakem (b. Uteybe)'nin (mürted hakkında) şöyle dediğini nakleder: "Mirası
hanımı ve Müslüman olan mirasçıları arasında paylaştırılır.''
*
islamıdan irtidad Eden
Kadın Hakkında
33442. Hilas, Hz.
Ali'nin irtidad eden kadın hakkında şöyle dediğini nakleder:
"Cariye kabul
edilir." Hammad ise öldürüleceğini söyler.
33443. İbn Abbas der ki:
"Kadınlar islam'dan irtidad ettikleri zaman öldürülme'zler. Hapsedilip
Müslüman olmaları için zorlanırlar."
33444. Leys, Ata (b. Ebi
Rebah)'ın mürted olan kadın hakkında: "Öldürülmez" dediğini bildirir.
33445. Amr, Hasan(-ı
Basri)'nin, mürted olan kadın hakkında: "Öldürülmez" dediğini
bildirir.
33446. Hasan(-ı Basri)
der ki: "Kadınlar islam'dan irtidad ettikleri zaman öldürülmezler. islam'a
davet edilirler, eğer kabul etmezlerse esir edilip Müslümanlara cariye
yapılırlar ve öldürülmezler.''
33447. Ebu Harra,
Hasan(-ı Basri)'nin mürted olan kadın hakkında şöyle dediğini bildirir:
"Öldürülmez, hapsedilir."
33448. Ubeyde,
İbrahim(-i Nehai)'nin, mürted olan kadın hakkında:
"Öldürülür"
dediğini nakleder.
33449. Hişam, Hasan(-ı
Basri)'nin mürted olan kadın hakkında: "Tövbe etmesi istenir, tövbe
etmezse öldürülür" dediğini bildirir.
33450. Yahya b. Said
bildiriyor: Ömer b. Abdilazız, Müslümanlardan birinin ümmü veledi olan bir
kadın irtidad edince, onu Dumetu'l-Cendel'de girdiği dinden olmayan kişilere
sattı.
33451. Ebu Ma'şer,
İbrahim(-i Nehai)'nin, mürted olan kadın hakkında "Tövbe etmesi istenir,
eğer tövbe etmezse öldürülür" dediğini bildirir.
33452. Said, Ebu
Ma'şer'in, İbrahim'den buna benzer bir rivayette bulunduğunu söyler.
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN |