m u s a n n e f

İbn Ebi Şeybe

Siyer

 

Müslüman Olup Sonra irtidad Eden Kişiye Nasıl Muamele Edilir?

 

33395. Enes b. Malik naklediyor: Medine'nin çevresinden bazı insanlar geldiler ve Medine'de rahatsızlandıklarından dolayı orada ikamet etmek istemediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara: "Eğer arzu ederseniz zekat develerinin bulunduğu yere giderek onların idrar ve sütlerinden içiniz" buyurdu. Onlar Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dediğini yapınca sıhhatlerine kavuştular ve develerin çobanlarını öldürüp Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) develerini önlerine katıp götürdüler ve Müslüman olmalarına rağmen küfre geri döndüler. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) peşlerinden adam gönderdi. Adamlar getirilince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onların ellerini ve ayaklarını kestirdi ve gözlerine mil çektirdi. Sonra Harre denilen yere terk edildiler ve ölene kadar orada bırakıldılar. 

 

33396. Enes, Resulullah'dan (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buna benzer bir rivayette bulundu.

 

33397. İbn Abbas'ın bildirdiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Dinini değiştireni öldürünüz."

33398. Humeyd b. Hilal naklediyor: Muaz b. Cebel, yanında bir yahudiyle Ebu Musa'ya geldi. Ebu Musa: "Bu nedir?" diye sorunca, Muaz: "Müslüman olup sonra irtidad eden bir Yahudi" diye cevap verdi. Ebu Musa adama tövbe etmesi için iki ay mühlet verince Muaz: "Allah ve Resulü'nün hükmettiği şekilde bu adamın boynunu vurmadıkça oturmam" dedi.

 

33399. Asım b. Damra naklediyor: Alkame b. Ulase, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) vefatından sonra dininden dönünce Müslümanlar onunla savaştı. Barış yapmaya yanaşmayan Hz. Ebu Bekr: "Ya hakir bir şekilde barışı kabul edersin ya da sizi yurdunuzdan edecek bir savaşa razı olursunuz" dedi. Alkame: "Hakir bir barış nedir?" diye sorunca, Hz. Ebu Bekr: "Bizden ölenlerin Cennette, sizden ölenlerin ise Cehennemde olduğuna şahadet edeceksin. Bizden öldürdüklerinizin diyetini vereceksiniz, biz ise sizden öldürdüklerimizin diyetini vermeyeceğiz" cevabını verdi. Bunun üzerine Alkame alçalmış bir şekilde barışı kabul etti.

 

33400. Tarık b. Şihab bildiriyor: Buzaha (pınarı) civarındaki Esed ve Gatafan kabilesinden bir heyet Hz. Ebu Bekr'e gelerek barış yapmak istediler. Hz. Ebu Bekr onları kendilerini yurtlarından edecek bir savaşla, hakir duruma düşürecek bir barış arasında muhayyer bıraktı. Onlar: "Bizi yurdumuzdan edecek savaşı anladık. Peki bizi hakir bir duruma düşürecek barış nedir?" diye sorunca, Hz. Ebu Bekr şöyle dedi: "Silahlarınızı ve atlarınızı bırakacaksınız, sonra da Allah, Peygamberinin halifesine ve Müslümanlara sizin mazeretinizi kabul ettirecek bir şeyi gösterinceye kadar develerin peşinden giden bir toplum olarak bırakılacaksınız. Ölülerimizin diyetini vereceksiniz. Biz sizden öldürdüklerimizin diyetini vermeyeceğiz. Bizim ölülerimizin Cennette, sizin ölülerinizin Cehennemde olduğuna şahadet edeceksiniz. Bizden ele geçirdiğiniz her şeyi ödeyeceksiniz, ama bizim sizden ele geçirdiğimiz şeyler ganimet olduğundan biz ödemeyeceğiz."

Hz. Ömer kalkarak: ''Sen görüşünü söyledin, ben de belirteyim: liSilah ve atları bırakmaları" görüşün ne kadar güzel. ilKendilerini develerinin ardında yaşamaları için bırakılmaları" görüşün de ne kadar güzel. liBizden aldıklarını geri vermeleri, bizim aldıklarımızın ganimet sayılması" görüşün de isabetli bir görüştür. IlAnların ölülerinin cehennemlik, bizim ölülerimizin Cennetlik olduklarına şahadet etmeleri" görüşü de iyi. Ama IlAnların bizim. ölülerimize diyet ödemeleri" görüşüne hayır. Zira bizim ölülerimiz Allah'ın emrini icradan dolayı öldüler, onlara da diyet verilmez" deyince insanlar Ömer'in bu görüşüne uydu.

 

33401. İbn Sirin bildiriyor: Alkame b. Ulase dinden dönünce, Hz. Ebu Bekr onun hanımına ve çocuğuna haber gönderdi. Hanımı: ilAikame küfre girdiyse ne ben, ne de oğlum küfre girmedik" dedi. (Ravi) bunu Şa’bi'ye bahsettiğinde: ''Hz. Ebu Bekr riddet ehlin(in ailesin)e böyle muamele etti" dedi.

 

33402. Eş'as, İbn Sirin'den buna benzer bir rivayette bulundu ve şunu ilave etti:

"Aikame b. Ulase, Hz. Ömer zamanında af diledi ve Müslüman olup eskiden olduğu gibi hanımına geri döndü."

 

33403. İbrahim bildiriyor: Hz. Ebu Bekr: ''Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) verdikleri bir yuları bile bana vermeyecek olurlarsa onlarla savaşırım" deyip sonra şu ayeti okudu: "Muhammed ancak bir peygamberdir. Ondan önce de peygamberler geçmişti. Ölür veya öldürülürse geriye mi döneceksiniz? Geriye dönen, Allah'a hiçbir zarar veremez. Allah şükredenlerin mükafatını verecektir." (AI-i imran Sur. 144)

 

33404. İbn Ebi Muleyke, Hz. Ömer'in şöyle dediğini nakleder: "Nefsim elinde olana yemin ederim ki; eğer zekatın kendilerinden hafifletilmesini istediklerinde Ebu Bekr bizim sözümüzü dinlemiş olsaydı o anda küfre girecektik." O zaman Ebu Bekr isteklerini reddetmiş ve: "Eğer bir yuları dahi vermeyecek olurlarsa onlarla savaşırım" demişti.

 

33405. İbn Abbas der ki: "Yahudiler ve Hıristiyanlar sizinle aynı şehirde oturmasın. Onlardan kim Müslüman olup sonra irtidad ederse sadece boynunu vurunuz."

 

33406. Enes b. Malik naklediyor: Bekr b. Vail kabilesinden bir grup irtidad ederek müşriklerin safına geçtiler ve savaşta öldürüldüler. Tuster fethinde Ömer b. el-Hattab'ın yanına gittiğimde: "Bekr b. Vail'den olan bir grup ne yaptı?" diye sordu. Ben onlardan bahsetmemek için başka bir şeyden bahsettim. Hz. Ömer yine: "Bekr b. Vail'den olan bir grup ne yaptı?" diye sorunca, ben: "Öldürüldüler ey müminlerin emiri!" dedim. Hz. Ömer: "Eğer onları barış yoluyla sağ ele geçirseydim bu, benim için yeryüzündeki bütün altın ve gümüşten daha hayırlıydı" dedi. Ben: "Ey Müminlerin emiri! Onları ele geçirseydin öldürülmekten başka hangi seçenekleri vardı. Bunlar islam'ı bırakıp müşriklere katılan bir topluluktur" deyince Hz. Ömer şöyle dedi: "Çıktıkları kapıdan tekrar girmelerini teklif ederdim. Bunu yapsalardı onlardan kabul ederdim, eğer kabul etmeyecek olsalardı hapsederdim."

 

33407. Ebu't-Tufeyl anlatıyor: Hz. Ali'nin Beni Naciye'ye gönderdiği ordudaydım. Yanlarına vardığımızda üç fırkaya bölündüklerini gördük. Komutanımız fırkalardan birine: "Siz nesiniz?" diye sorunca, onlar: "Biz daha önce Hıristiyan olup daha sonra Müslüman olan ve dinimizde sebat eden bir topluluğuz" dediler. Onlara: "Ayrılınız" deyip diğer fırkaya: "Siz nesiniz?" diye sordu. Onlar: "Biz Hıristiyanlardan olan ve dinimizden daha hayırlısını göremediğimiz Hıristiyanlıkta sebat eden bir topluluğuz" dediler. Komutanımız onlara da: "Ayrılınız" deyip üçüncü fırkaya: "Siz nesiniz?" diye sordu. Onlar: "Biz daha önce Hıristiyan iken Müslüman olan ve sonra daha hayırlısını göremediğimiz için eski dinimize geri dönüp Hıristiyan olan bir topluluğuz" dediler. Komutanımız onlara: "Müslüman olunuz" dedi. Onlar bunu kabul etmeyince arkadaşlarında dönüp: "Başımı üç defa mesh ettiğim zaman onlara saldırınız" dedi. Söylenileni yaptılar ve savaşçıları öldürüp zürriyetlerini esir aldılar. Ben esir edilen zürriyetleriyle Hz. Ali'nin yanına geldiğimde Meskale b. Hubeyre gelip onları yüz bin (dirheme) satın aldı. Hz. Ali'ye yüz bin dirhem getirilince kabul etmedi. Bunun üzerine Meskale dirhemlerini alıp esirlerin yanına gitti ve onları serbest bırakarak Mu'aviye'ye katıldı. Hz. Ali'ye: "Onun ailesini esir almayacak mısın?" denince: "Hayır" dedi ve Meskale'nin ailesine bir şey yapmadı.

 

33408. Ebu ilake bildiriyor: Ömer b. el-Hattab'ın gönderdiği bir müfreze Müslümanlardan bir kişinin Hıristiyanlığa döndüğünü görünce onu öldürdüler. Hz. Ömer'e durum bildirilince: "Onu islam'a davet ettiniz mi?" diye sordu. Onlar:

"Hayır" cevabını verince, Hz. Ömer: "Onun kanının dökülmesinden uzak olduğumu Allah'a arzederim" dedi.

 

33409. İbn Ubeyd b. el-Ebras bildiriyor: Hıristiyanken Müslüman olup sonra tekrar Hıristiyanlığa dönen bir adam getirildi. Hz. Ömer ona bir şey sordu ve adam da cevap verdi. Bunun üzerine Hz. Ali kalkıp adama ayağıyla vurdu. Ravi dedi ki: "Halk kalkıp, adamı ölünceye kadar dövdüler."

 

33410. Kabus b. el-Muharik, babasından naklediyor: Hz. Ali, Muhammed b. Ebi Bekr'i vali olarak Mısır'a gönderdi. Muhammed b. Ebi Bekr Hz. Ali'ye bir mektup yazarak, bazılarının Güneş ve Ay'a bazılarının da başka şeylere taptığı zındıkların durumunu sordu. Bunların arasında Müslüman olduğunu söyleyenler de vardı. Hz. Ali ona yazarak, Müslüman olduğunu söyleyen zındıkları öldürmesini, diğerlerini de istediklerine ibadet eder bir şekilde bırakmasını emretti.

 

33411. Harise b. Mudarrib naklediyor: Bir adam atını döverek çıkıp geldi ve Beni Hanıfe'nin mescidine uğrayarak orada namaz kıldı. imam namazda Müseylemetu'I-Kezzab'ın sözlerini okudu. Adam İbn Mes’ud'a gidip olanları bildirdi. İbn Mes’ud onlara adam gönderip getirtti. Tövbe etmelerini isteyince Abdullah b. en-Nevvaha dışındakiler tövbe ettiler. İbn Mes’ud: ''Ey Abdullah! Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) senin için: ''Eğer elçi olmasaydın boynunu vururdum'' demişti. Şimdi sen elçi değilsin. Ey Haraşe! Kalk ve bunun boynunu vur" dedi. Hareşe kalkıp adamın boynunu vurdu.

 

33412. Kays (b. Ebi Hazım) anlatıyor: İbn Mes’ud'a bir adam gelerek: ''Beni Hanife'nin mescidine uğradım; imamın, Yüce Allah'ın Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) indirmediği şeyleri okuduğunu duydum. imamın şöyle dediğini duydum: ''Et-tahinatu tahna, fe'l-acinatu acna, fel-habizatu habza, fes-saridatu serda, fe'llekematu lekma (Un öğüttükçe öğütenlere, hamur yoğurdukça yoğuranlara, ekmek pişirdikçe pişirenlere, tirit yaptıkça yapanlara, lokmaladıkça lokmalayanlara yemin olsun ki ... )'' '' dedi. İbn Mes'ud onlara adam gönderip getirtti. Yüz yetmiş kişi Müseyleme'nin dinine girmişti ve liderleri Abdullah b. en-Nevvaha idi. İbn Mes'ud öldürülmesini emredince onu öldürdüler. Sonra diğerlerine bakıp: ''Biz şeytanı aciz bırakacak değiliz. Bu kalanları Şam'a gönderiniz. Umulur ki Yüce Allah onları veba hastalığıyla yok eder" dedi.

 

33413. Amr b. Şu'ayb, babasından, o da dedesinden naklediyor: Amr b. el-As Ömer b. el-Hattab'a bir mektup yazarak: "Bir adam imandan sonra küfre girdi" dedi. Hz. Ömer ona şöyle yazdı: "Tövbe etmesini teklif et. Eğer tövbe ederse ondan bunu kabul et. Eğer tövbe etmezse boynunu vur."

 

33414. Abdurrahman b. Ubeyd el-Amiri, babasından naklediyor: Bazı insanlar devletin kendilerine bağış ve yardımları alıp halkla beraber namaz kılıyorlar, gizlice de putlara tapıyorlardı. Ali b. Ebi Talib'e götürüldüklerinde onları mescide veya hapishaneye koyduktan sonra: "Ey insanlar! Sizinle beraber bağış ve yardımları alıp şu putlara tapan bu topluluk hakkında ne dersiniz?" diye sordu. Halk: "Onları öldür" deyince; Hz. Ali: "Hayır! Onlara, babamız İbrahim'e (a.s.) yaptıkları gibi yapacağım" deyip onları ateşte yaktı.

 

33415. Ubeydullah b. Ömer bildiriyor: Ömer b. Abdilazız, daha önce Hıristiyan olup sonra Müslüman olan bir topluluk dinden dönünce şöyle yazdı: "Tövbe etmelerini teklif ediniz. Eğer tövbe ederlerse ne ala; tövbe etmezlerse onları öldürünüz."

 

33416. Muğire, İbrahim'in, mürted hakkında şöyle dediğini nakleder: "Tövbe etmesi istenir, eğer tövbe ederse bırakılır, kabul etmediği takdirde öldürülür.''

 

33417. Amr b. Dinar der ki: Ubeyd b. Umeyr'in, iman ettikten sonra irtidad eden kişi hakkında: "Öldürülür" dediğini duydum.

 

33418. İbn Cüreyc bildiriyor: Ata (b. Ebi Rebah), iman ettikten sonra irtidad eden kişi hakkında: "islam'a davet edilir, kabul etmezse öldürülür" dedi.

 

33419. Ebu Musa der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) beni ve Muaz'ı Yemen'e gönderdi. Bir gün, yanımda daha önce Yahudi olup Müslüman olduktan sonra irtidad ederek tekrar Yahudi olan bir adam varken Muaz b. Cebel geldi ve:

"Bunun boynu vurulmadan (bineğimden) inmem" dedi. Haccac der ki: Katade:

"Ebu Musa'nın adamı kırk gün islam'a davet ettiğini söyler.

 

33420. Muhammed b. Abdirrahman b. Sevban, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) son hutbesinde şöyle dediğini nakleder: "Bu şehirde (Medine'de) iki millet bir arada olmaz. Hangi Hıristiyan, Müslüman olup tekrar Hıristiyanlığa dönerse boynunu vurunuz.''

 

33421. Amr b. Kays, İbrahim'den duyan birinden, İbrahim(-i Nehai)'nin şöyle dediğini nakleder: "irtidad edenin, her defasında tövbe etmesi istenir."

 

33422. Hakem (b. Uteybe) der ki: "Mürtedin, her irtidad edişinde tövbe etmesi istenir."

 

33423. Ubeydullah b. Utbe anlatıyor: Beni Hanıfe'den, Müseylemetu'l-Kezzab ile beraber olan bazı kişiler onun sözlerini yayıp okuyarlardı. İbn Mes’ud onları hapsedip Hz. Osman'a mektup yazarak durumu bildirdi. Hz. Osman ona şöyle yazdı: "Onları islam'a davet et. Kim Allah'tan başka ilah olmadığına ve Muhammed'in de Allah'ın Resulü olduğuna şahadet eder ve imanı küfre tercih ederse onlardan bunu kabul et ve serbest bırak. Eğer kabul etmezlerse boyunlarını vur." İbn Mes’ud tövbe etmelerini isteyince bazıları tövbe etti, bazıları ise kabul etmediler. İbn Mes’ud, tövbe etmeyi kabul etmeyenlerin boynunu vurdu.

 

 

*

İrtidad Edene Tövbe Etmesi Kaç Defa Söylenir?

 

33424. Muhammed b. Abdirrahman, babasından naklediyor: Basra toprağı olan Tuster fethedilip Hz. Ömer'in yanına gelindiği zaman, onlara: "Bilmediğimiz yeni bir şey var mı?" diye sordu. Onlar: "Müslümanlardan bir adam müşriklere katıldı, onu yakaladık" dediler. Hz. Ömer: "Onu ne yaptınız?" diye sorunca "Öldürdük" cevabını verdiler. Hz. Ömer şöyle dedi: "Onu bir evde üç gün hapsedip, her gün bir ekmek verseydiniz ve tövbe etmesini isteseydiniz, tövbe etmediği takdirde öldürseydiniz ya". Sonra şöyle dua etti: "Allahım! Ben orada yoktum, emir de vermedim, haberim olduğu zaman razı da olmadım,"

 

33425. Hz. Osman der ki: "Mürtedin, üç defa tövbe etmesi istenir.''

 

33426. Zühri der ki: "Mürted, üç defa islam'a davet edilir. Eğer kabul etmezse boynu vurulur.''

 

33427. Hz. Ali der ki: "Mürtedin, üç defa tövbe etmesi istenir."

 

33428. Hz. Ali der ki: "Mürtedin, üç defa tövbe etmesi istenir. Eğer tekrar küfre dönerse öldürülür."

 

33429. İbn Ömer der ki: "Mürtedin, üç defa tövbe etmesi istenir.''

 

33430. Velid b. Cumey' bildiriyor: Ömer b. Abdilazız'in Yemen'deki memuru, Ömer b. Abdilazız'e şöyle yazdı: "Daha önce Yahudi olan bir adam Müslüman oldu ve daha sonra tekrar Yahudi dinine girip islam'dan döndü." Ömer b. Abdilazız memuruna şöyle yazdı: "Onu islam'a davet et, eğer Müslüman olursa serbest bırak. Eğer kabul etmezse bir tahta parçası getirt; sonra onu bir daha islam'a davet et; kabul etmediği takdirde onu tahtaya yatır ve bir daha islam'a davet et. Eğer kabul etmezse onu tahtaya bağla ve mızrağı kalbine daya ve onu islam'a davet et. Eğer islam'ı kabul ederse onu serbest bırak, eğer kabul etmezse onu öldür." Mektup memura gelince denildiği gibi yapıldı ve mızrak adamın kalbine dayanınca islam'ı kabul etti. Bunun üzerine adam serbest bırakıldı.

 

33431. Ömer b. Abdilazız der ki: "Mürted, üç defa islam'a davet edilir. Eğer kabul etmezse boynu vurulur."

 

 

*

Düşman Toprağına Kaçan Mürtedin islam Yurdunda Kalan Hanım.

 

33432. Eş'as, Amir(-i Şa’bi) ile ve Hakem'in, irtidad edip düşman toprağına kaçan müslümanın durumuyla ilgili şöyle dediklerini bildirir: "Hanımı eğer hayız gören biriyse, üç temizlenme süresi bekler, eğer hayız gören biri değilse üç ay bekler. Eğer hamileyse doğum yapana kadar bekler. Adamın mirası hanımıyla Müslüman olan mirasçıları arasında paylaştırılır. Sonra eğer isterse kadın evlendirilir. Eğer kadının iddeti bitmeden önce adam tövbe edip dönerse hanımıyla olan nikahları geçerlidir.

 

33433. Şu'be, Hakem (b. Uteybe)'nin, şirke girip müşrik topraklarına kaçan kişi için der ki: "Hanımı (başkasıyla) evlendirilmez." Hammad ise evlendirileceğini söyler.

 

 

*

Mürtedin Mirası Hakkında

 

33434. Ebu Amr eş-Şeybanı bildiriyor: Hz. Ali'ye, irtidad eden Müstevridu'l-İcli getirildi. Hz. Ali ona Müslüman olmasını teklif etti, ama o kabul etmedi. Hz. Ali onu öldürttü ve mirasını Müslüman olan mirasçıları arasında paylaştırdı.

 

33435. Hakem (b. Uteybe) der ki: "Hz. Ali, mürtedin mirasını Müslüman olan mirasçıları arasında paylaştırdı."

 

33436. Abdullah (b. Mes’ud) der ki: "Mürtede çocuğu varis olur."

 

33437. Cerir b. Hazım, Ömer b. Abdilazız'in, mürtedin mirası hakkında şöyle ferman yazdığını bildirir:. "Müslüman olan mirasçıları kendisine varis olurlar, onun dininden (gayrı müslim) olanlara ise bir şey verilmez."

 

33438. Said b. el-Müseyyeb der ki: "Biz mürtedlere varis oluruz, onlar ise bize varis olamazlar."

 

33439. Musa b. Ebi Kesır der ki: Said b. el-Müseyyeb'e mürtedin öldürülmesi halinde terekesinin yakınlarına verilip verilemeyeceğini sorduğumda, bana:

"Yakınlarına nasıl verilecek ki?" karşılığını verdi. Ona: "Mirasçılarına ona mirasçı olurlar" dediğimde ise: IlAnlara biz mirasçı oluruz. Ancak onlar bize mirasçı olamaz" cevabını verdi.

 

33440. Katade, Hasan(-ı Basri)'nin (mürted hakkında) şöyle dediğini bildirir.

"Öldürülür ve mirası Müslüman olan mirasçıları arasında paylaştırılır.''

 

33441. Eş'as, Şa’bi ve Hakem (b. Uteybe)'nin (mürted hakkında) şöyle dediğini nakleder: "Mirası hanımı ve Müslüman olan mirasçıları arasında paylaştırılır.''

 

 

*

islamıdan irtidad Eden Kadın Hakkında

 

33442. Hilas, Hz. Ali'nin irtidad eden kadın hakkında şöyle dediğini nakleder:

"Cariye kabul edilir." Hammad ise öldürüleceğini söyler.

 

33443. İbn Abbas der ki: "Kadınlar islam'dan irtidad ettikleri zaman öldürülme'zler. Hapsedilip Müslüman olmaları için zorlanırlar."

 

33444. Leys, Ata (b. Ebi Rebah)'ın mürted olan kadın hakkında: "Öldürülmez" dediğini bildirir.

 

33445. Amr, Hasan(-ı Basri)'nin, mürted olan kadın hakkında: "Öldürülmez" dediğini bildirir.

 

33446. Hasan(-ı Basri) der ki: "Kadınlar islam'dan irtidad ettikleri zaman öldürülmezler. islam'a davet edilirler, eğer kabul etmezlerse esir edilip Müslümanlara cariye yapılırlar ve öldürülmezler.''

 

33447. Ebu Harra, Hasan(-ı Basri)'nin mürted olan kadın hakkında şöyle dediğini bildirir: "Öldürülmez, hapsedilir."

 

33448. Ubeyde, İbrahim(-i Nehai)'nin, mürted olan kadın hakkında:

"Öldürülür" dediğini nakleder.

 

33449. Hişam, Hasan(-ı Basri)'nin mürted olan kadın hakkında: "Tövbe etmesi istenir, tövbe etmezse öldürülür" dediğini bildirir.

 

33450. Yahya b. Said bildiriyor: Ömer b. Abdilazız, Müslümanlardan birinin ümmü veledi olan bir kadın irtidad edince, onu Dumetu'l-Cendel'de girdiği dinden olmayan kişilere sattı.

 

33451. Ebu Ma'şer, İbrahim(-i Nehai)'nin, mürted olan kadın hakkında "Tövbe etmesi istenir, eğer tövbe etmezse öldürülür" dediğini bildirir. 

 

33452. Said, Ebu Ma'şer'in, İbrahim'den buna benzer bir rivayette bulunduğunu söyler.

 

SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN

 

Muharib'e Dair