|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Siyer |
Maaşlar ve Bunun
Kayıtları Hakkında
33535. Ebu Hureyre der
ki: Bahreyn'den gelip Hz. Ömer'in yanına vardığımda kendisiyle yatsı namazını
kıldım. Beni görünce ona selam verdim. Bana:
''Beraberinde ne
getirdin?" diye sorunca ben: ''Beş yüz bin (dirhem)" dedim. Hz. Ömer:
''Ne dediğinin farkında mısın?'' deyince, ben yine: ''Beş yüz bin (dirhem)
getirdim'' dedim. Hz. Ömer: ''Sen, yüz bin, yüz bin, yüz bin, yüz bin, yüz bin
mi! diyorsun. Sen yorgunsun, evine git ve yat yarın sabah bana gel!'' dedi.
Ertesi sabah yanına gittiğimde: ''Beraberinde ne getirdin?" sorusunu
tekrarladı. Ben: ''Beş yüz bin (dirhem)" dedim. Hz. Ömer: ''Helal mi?''
diye sorunca, ben: ''Ben bunun helal olduğunu biliyorum" dedim. Hz. Ömer
halka: ''(Ebu Hureyre) bana çok mal getirdi. isterseniz sayarak, isterseniz bir
ölçekle verelim" deyince bir adam: "Ey müminlerin emiri! Ben
Acemlerin bir liste yapıp ona göre halka dağıttıklarını gördüm" dedi. Hz.
Ömer bir liste oluşturdu ve Muhacirlere beşer bin, Ensar'a dörder bin ve
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hanımlarına on ikişer bin (dirhem)
tahsis etti.
33536. Kays b. Ebi Hazım
bildiriyor: Hz. Ömer, Arap olsun anlaşmalı olsun, Bedir ehline beşer bin dirhem
tahsis etti ve: ''Onları başkalarından üstün tutacağım" dedi.
33537. Mus'ab b. Sa'd
naklediyor: Hz. Ömer Bedir ehline altışar bin, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) hanımlarına onar bin (dirhem), Hz. Aişe'ye, Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona olan sevgisi sebebiyle diğer hanımlarından
iki bin (dirhem) daha fazla tahsis etti. Yalnız Resulullah'ın (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) cariyesi olan Safiyye binti Huyey ve Cüveyriyye
binti'l-Haris'e altışar bin (dirhem) tahsis etti. Aralarında, Ümmü Abd'ın da
bulunduğu Müslümanların hanımlarına biner (dirhem) tahsis etti.
33538. Hasan b. Kays,
babasından: Amcam oğullarından biriyle Hz. Ali'ye gittim ve: "Ey
müminlerin emiri! Buna (bir şeyler) tahsis et" dedim. Hz. Ali: "Dört
yüz dirhem (verdim) dedi. Ben: "Dört yüz dirhem bir işe yaramaz, insanlar
için arttırdığın iki yüz (dirhemi) bunun için de arttır" deyince, Hz. Ali:
"Buna da iki yüz dirhem arttırdım'' dedi. Hz. Ali, halka verdiği
yardımları iki yüz (dirhem) arttırmıştı.
33539. Ebu Ma'şer,
Gufra'nın anlaşmalısı olan Ömer'den ve başkasından naklediyor: Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) vefat ettiği zaman Bahreyn'den mal (gümüş para)
geldi. Hz. Ebu Bekr: Resulullah'ta (Sallallahu aleyhi ve Sellem) alacağı olan
veya Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendisine bir şey vaad ettiği
kişi varsa kalkıp alacağını alsın" deyince, Cabir kalkarak şöyle dedi:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana: "Eğer Bahreyn'den bana mal
gelirse sana şu kadar vereceğim" deyip eliyle üç avuç gösterdi. Hz. Ebu
Bekr: "Kalk ve elinle (avuçlayıp) al" deyince, Cabir (üç avuç) aldı
ve aldıkları beş yüz dirhem çıktı. Hz. Ebu Bekr: "Ona bin dirhem daha
sayınız" dedi. Hz. Ebu Bekr malı halk arasında onar dirhem olarak
paylaştırdı ve: "Bu, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) halka
vermiş olduğu sözüydü" dedi.
2. ikinci yıl bir önceki
yıldan daha çok mal geldi. Bu mal halk arasında yirmişer dirhem olarak
paylaştırıldı ve bir kısmı da arttı. (Artanından) hizmetçilere beşer dirhem
verdi ve şöyle dedi: "Size hizmet eden ve sizin için çalışan hizmetçiler
vardır. Onlara da biraz verdik." Halk: "Geçmişte yaptıkları ve
Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) olan yakınlıkları sebebiyle
Muhacirlere ve Ensar'a öncelik verseydin" deyince, Hz. Ebu Bekr:
"Onların sevabı Allah'a aittir. Bu maaşın örnek olması faydasından daha
hayırlıdır. On üçüncü yılın Cemaziyelevvelin sonlarında vefat edene kadar
idareyi elinde bulundurduğu müddetçe dağıtımını bu şekilde yaptı.
3. Hz. Ömer idareyi ele alıp
fetihler yapıp mallar geldiği zaman şöyle dedi: “Ebu Bekr malın dağıtımını
kendi görüşüne göre yaptı. Bu konuda benim görüşüm farklıdır: (Vaktiyle)
Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) karşı savaşanla Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber savaşanı bir tutmam." Hz. Ömer,
Bedir savaşına katılan Muhacir ve Ensar'a beşer bin, Bedir ehliyle beraber
Müslüman olup o savaşa katılamayanlara dörder bin (dirhem) tahsis etti.
4. Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) Safiyye ve Cüveyriyye dışındaki eşlerine on
ikişer bin, onlara ise altışar bin (dirhem) tahsis etti. Safiyye ve Cüveyriyye
bu taksimi kabul etmediler. Hz. Ömer: "Diğerlerine hicret etmeleri
sebebiyle daha fazla verdim" deyince onlar: "Onlara Resulullah'a (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) olan yakınlıkları sebebiyle böyle tahsis ettin. Biz de
Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlar gibi yakındık" dediler.
Hz. Ömer yanlış yaptığını anladı ve onlara da on ikişer bin (dirhem) tahsis
etti.
5. Hz. Abbas'a on iki
bin, Usame b. Zeyd'e dört bin, Abdullah b. Ömer'e üç bin (dirhem) tahsis etti.
Abdullah: "Babacığım! Neden Usame'ye benden bin (dirhem) daha fazla
verdin? Babası benim babamdan üstün değildi, kendisi de benden üstün
değildir" deyince Hz. Ömer şöyle dedi: "Resulullah (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) onun babasını seninkinden daha çok severdi. Onu da senden daha çok
severdi." Hz. Hasan'a ve Hz. Hüseyin'e Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) olan yakınlıkları sebebiyle babalarına verdiği gibi beşer bin (dirhem) verdi.
6. Muhacirlerin ve
Ensar'ın çocuklarına ikişer bin verince Ömer b. Ebi Seleme gelip te Hz. Ömer:
"Bun'a bin (dirhem) daha fazla veriniz" deyince Muhammed b. Cahş:
"Onun babası, bizim babamızdan üstün değildi. Kendisi de bizden üstün
değildir" dedi. Hz. Ömer: "Babası sebebiyle iki bin, annesi Ümmü
Seleme sebebiyle bin (dirhem) verdim, Eğer senin de onun annesi gibi bir annen
varsa sana da arttırırım" dedi.
7. Mekke halkına ve
diğer halka sekiz yüzer (dirhem) tahsis etti. Talha b.
Ubeydillah kardeşi Osman'ı
getirince ona da sekiz yüz (dirhem) verdi. Nadr b. Enes gelince Hz. Ömer:
"Buna iki bin dirhem veriniz" deyince Talha b. Ubeydillah: "Sana
bunun gibi birini getirdim, ona sekiz yüz dirhem verdin, buna neden iki bin
(dirhem) veriyorsun?" diye sordu. Hz. Ömer: "Bunun babası Uhud günü
benimle karşılaştı ve: ''Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ne yaptı?''
diye sordu, Ben: ''Zannedersem öldürüldü!'' deyince kılıcını çekip kınını kırdı
ve: ''Eğer Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) öldürüldüyse Yüce Allah
diridir ve ölmez'' deyip şehid oluncaya kadar savaştı. Bu ise o zaman şöyle
şöyle bir yerde davar güdüyordu" dedi.
8. Hz. Ömer hicrı yirmi
üç yılına kadar taksimi bu şekilde yaptı. O yıl hacca gitti ve halkın:
"Müminlerin emiri ölürse kalkıp falan kişiye biat ederiz. Ebu Bekr'in
biatı da ani olmuştu" dediğini öğrenince Teşrik günlerinin ortasında
(halka) konuşma yapmak istedi. Abdurrahman b. Avf: "Ey müminlerin emiri!
Bu yer insanların çok kalabalık olduğu bir yerdir ve bazıları senin sözlerini anlamayabilir.
Sen hicret ve iman diyarına git ve orada konuş. Orada senin sözün
dinlenir" dedi. Hz. Ömer acele bir şekilde Medine'ye gelerek insanlara
şöyle bir hutbe verdi:
9. "Ey insanlar!
Bazılarınızın: ''Müminlerin emiri ölürse kalkıp falan kişiye biat ederiz. Ebu
Bekr'in biatı da ani olmuştu'' dediği kulağıma geldi. Vallahi böyle olsa da
(daha sonra karşılaşılabilecek) şerlerden Allah bizi korumuştur. Ebu Bekr'e
uzattığımız gibi kime boynumuzu uzatabiliriz (güvenebiliriz). Böyle düşünmek
öldürülmek için yeterli bir aldanmadır. Kim Müslümanların istişaresi olmadan
idareyi ele almak isterse ona biat edilmez.
10. Ben bir rüya gördüm
ve bu rüyanın ecelimin yaklaştığına işaret olduğunu zannediyorum. Bir horozun
beni üç defa gagaladığını gördüm. Esma binti Umeys bana rüyamı şöyle tevil
etti: ''Seni şu ateş ehlinden (Mecusilerden) olan biri öldürecektir.'' Eğer
ölürsem emirinizi, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendilerinden
razı olmuş bir şekilde vefat ettiği şu altı kişi seçecektir: Osman, Ali, Talha,
Zübeyr, Abdurrahman b. Avf, Sa'd b. Ebi Vakkas. Eğer ihtilafa düşerlerse son
sözü Ali söyleyecektir. Eğer yaşarsam vasiyette bulunurum.
11. Halanın ve oğlan
kardeşin kızının ne varis olduklarını, ne de kendilerine mirasçı olunduğunu
gördüm. Eğer yaşarsam bunların da almasını sağlayacağım. Eğer ölürsem siz kendi
görüşünüze göre hareket edersiniz. Sizi Allah'a ısmarlıyorum. Sizin için bir
divan (mal dağıtımının yapıldığı liste) oluşturdum, şehirler kurdum ve
yiyecekleri evlere kadar getirdim. Sizi apaçık bir yol üzerinde bıraktım. Sizin
için şu iki kişiden korkuyorum: Kur'an'ın tevili için savaşıp öldürülen ve
idare işinde kendisinin kardeşinden daha çok hak sahibi olduğunu düşünüp bu
sebeple öldürülünceye kadar savaşan kişi."
12. Hz. Ömer Cuma günü
hutbe verdi Çarşamba günü hançerlendi.
33540. Kasım b.
Abdirrahman der ki: "Abdullah (b. Mes’ud)'a verilen miktar altı
bin(dirhem)di.
33541. Mücahid der ki:
"Hz, Ömer, Bedir ehline altışar bin (dirhem) Resulullah'ın (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) eşlerine de aynı miktarda tahsis etti."
33542, Salim b.
Ebi'l-Ca'd, Hz. Ömer'in Selman'a altı bin (dirhem) tahsis ettiğini söyler,
33543. Abıde es-Selmanı
bildiriyor: Hz. Ömer bana: "Sence kişiye ne kadar bağış yeter?" diye
sorunca: "Şu kadar" de(yip bir miktar söyle)dim. Hz. Ömer:
"Eğer yaşarsam
erkeğe vereceğim bağışı dört bin (dirhem) yapacağım. Bin silahı için, bin
nafakası için, bin ailesi için, binini de şu şu işler için -zannedersem atı
için-'' dedi.
33544, Hz, Ömer der ki: ''Eğer
gelecek yıla yaşarsam Muhacirlere verilen bağışı ikişer bin (dirhem)
arttıracağım."
33545. Hz. Ömer der ki:
"Eğer gelecek yıla yaşarsamı diğer insanlara verilen bağışı da (ilk)
Müslümanlar verilen gibi yapacağım."
33546. Muhammed b. Kays,
annesi Ümmü'I-Hakem'den, Hz. Ali'nin kendisini yüz (dirhem) verileceklerden
saydığını nakleder.
33547. Ebu'l-Huveyris
bildiriyor: Hz. Ömer, Abbas'a verilen bağışı yedi bin, Hz.
Aişe ve Hafsa'ya onar
bin, Ümmü Seleme, Ümmü Habibe, Meymune ve Sevde'ye sekizer bin, Cüveyriyye ve
Safiyye'ye altışar bin, Safiyye binti Abdilmuttalib'e onlara verdiğinin yarısı
(üç bin dirhem) yaptı. Ümmü Seleme ve arkadaşları Hz. Osman'a haber gönderip:
"Bizim için Ömer'le konuş. Aişe ve Hafsa'ya bizden daha çok verdi"
dediler. Hz. Osman Ömer'e gelip: "Annelerin: ''Bize eşit davran ve
birimizi diğerimizden üstün tutma'' diyorlar" dedi. Hz. Ömer: "Eğer
yaşarsam gelecek yıl verdiğim miktarı ikişer bin arttırırım" dedi. Bir yıl
sonra, Hz. Aişe ve Hafsa'ya verdiğini on iki bin, Ümmü Seleme ve Ümmü
Habibe'nin bağışını ise onar bin, Safiyye ve Cüveyriyye'nin sekizer bin
(dirhem) yaptı. Hz. Ömer'in böyle verdiğini görünce susup bir şey söylemediler.
33548. İbn Cüreyc,
babasından naklediyor: Hz. Ömer, Cübeyr b. Mut'im'e ve onun konumunda olanlara
dörder bin (dirhem) tahsis etti.
33549. İbn Cüreyc der
ki: Ömer b. el-Hattab, Usame b. Zeyd'e üç bin beş yüz, Abdullah b. Ömer'e üç
bin (dirhem) verince Abdullah (b. Ömer): "Usame'ye üç bin beş yüz verdin.
O benden önce Müslüman olmadı ve benim bulunduğum birçok yerde kendisi
yoktu" deyince, Hz. Ömer: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
onun babasını seninkinden daha çok severdi. Onu da senden daha çok severdi. Bu
yüzden ona sana verdiğimden beş yüz (dirhem) fazla verdim" dedi.
33550. Ebu'z-Zinad
bildiriyor: Hz. Ömer bize bağışı önce birer dirhem sonra ikişer dirhem şeklinde
taksim etti.
33551. Enes b. Malik ve
Said b. el-Müseyyep bildiriyorlar: Ömer b. el-Hattab, Muhacirleri kendilerine
beş bin verilecekler listesine, Ensar'ı dört bin verileceklerin listesine,
Muhacirlerin çocuklarından Bedir savaşına katılanlara dört bin dirhem
verilecekler listesine yazdı. Bunların arasında Usame b. Zeyd, Muhammed b.
Abdillah b. Cahş, Ömer b. Ebi Seleme, Abdullah b. Ömer de vardı. Abdurrahman b.
Avf: "Abdullah onlar gibi değildir, çünkü onun şöyle şöyle bir durumu
var" diye itiraz edince, Abdullah b. Ömer, Hz. Ömer'e: "Eğer bu benim
hakkımsa onu bana ver, yoksa verme" dedi. Hz. Ömer, Abdullah b. Avf'a:
"Beni dört bin alacakların, Abdullah'ı da beş bin alacakların listesine
yaz. Vallahi! Ben ve sen aynı anda beş bin (dirhem) alacakların listesinde
olmayacağız" dedi. Abdullah b. Ömer tekrar: "Eğer bu benim hakkımsa
onu bana ver, yoksa verme" dedi.
33552. Ebu Nadra,
Cabir'den naklediyor: "Hz. Ömer hilafete geldiğinde mirastaki payları
(resmi olarak) belirledi, divanlar yazdırdı ve arıfleri (danışmanları) tayin
etti. Beni de arkadaşlarıma arıf yapmıştı.
*
Kölelere Maaş Bağlanması
veya Nafakalarının Verilmesi
33553. Mahled el-Gifarı
bildiriyor: "Üç köle Bedir savaşına katılmıştı. Hz. Ömer bunlardan her
birine üçer bin (dirhem) verirdi."
33554. Harun b. Antere,
babasından naklediyor: "Hz. Osman ve Hz. Ali'nin halkın kölelerine
maaşlarını verdiklerini gördüm."
33555. Yusuf b. Sa'd, Vuheyb'den
naklediyor: Zeyd b. Sabit, Hz. Osman'ın hilafeti döneminde beytülmalın
sorumlusuydu. (Zeyd beytülmaldeyken) Hz. Osman girdi ve bir kölenin kendilerine
yardım ettiğini görerek: "Bu kimdir?" diye sordu. Zeyd: "Benim
kölem" diye cevap verince Hz. Osman: "Çalışanlara yardım ettiğini
görüyorum. Buna iki bin (dirhem) tahsis et" dedi. (Ravi) dedi ki:
"Zeyd köleye bin (dirhem) tahsis etti."
33556. iyad el-Eş'arı
der ki: "Hz. Ömer, kölelerin, cariyelerin ve atların nafakalarını (devlet
yardımlarını) verirdi."
*
Kur'an Okuyanlara Maaş
Bağlamak
33557. Muhammed b.
Fudayl, babasından naklediyor: Ömer b. Abdilazız sadece Kur'an okutanlara maaş
bağlardı. Babam da Kur'an okutan biriydi ve ona da maaş bağladı.
33558. Yuseyr b. Amr
bildiriyor: Sa'd b. Malik, Kur'an okutanlara ikişer bin (dirhem) maaş bağladı.
Hz. Ömer bunu öğrenince ona mektup yazarak: "Kur'an için ücret
verilmez" dedi.
*
Çocuklara Maaş Bağlanır
mı ve Ne Zaman Bağlanır?
33559. Said b.
el-Müseyyeb der ki: "Hz. Ömer, yeni doğan çocuğa da maaş tahsis
ederdi."
33560. Harun b. Antere,
babasından naklediyor: Hz. Osman, halka maaşı dağıtmakta yavaş davranırdı. Ona:
"Falan kadın bu gece doğum yapıyor" dendiğinde: "Kaç kişi
olduğunuza bakınız" derdi. Erkek veya kız doğurduğunda ona da diğer insanlarla
beraber maaş verirdi.
33561. Ömer b. Muhammed
b. Zeyd, babasından, o da dedesinden naklediyor:
"Kendisi (dedesi)
doğduğu zaman, Hz. Ömer onu da yüz (dirhem) verdiklerinin arasına kattı."
33562. Ebu'I-Cehhaf
Davud b. Ebi Avf, Has'em kabilesinden bir adamdan naklediyor: Gece bir çocuk
doğdu, sabah vakti Hz. Ali'ye gittim ve onu da yüz (dirhem) verileceklerin
arasına kattı.
33563. Bişr b. Galib der
ki: ibnu'z-Zübeyr, Hasan b. Ali'ye yeni doğan çocuğun durumunu sorunca şöyle
dedi: "Doğunca, ona maaş ve nafakasını vermek vaciptir" dedi.
33564. Fıtr der ki: Zeyd
b. Ali ile otururken: "Ömer b. Abdilazlı size nasıl davranıyor?" diye
sordum. Zeyd'in küçük bir oğlu yanımıza uğradı ve Zeyd şöyle dedi: "Allah
ona hayırlar versin, bunu iki bin (dirhem) verileceklerden saydı" dedi.
33565. Ümmü'I-Ala'dan
nakledilir: Babası kendisini alıp Hz. Ali'ye gitti ve Hz. Ali ona küçük
olmasına rağmen maaş bağladı ve: "Yemek yiyen ve kırıntıları ısıran erkek çocuğu,
bu maaşı almada annesinin göğsünden süt emen bebekten daha fazla hak sahibi
değildir" dedi.
*
Maaş Vermeye Kimden
Başlanır?
33566. Cafer(-1 Sadık),
babasından naklediyor: Hz. Ömer, halka beytulmalden maaş tahsis etmek istiyordu
ve onun uygulamak istediği dağıtım yöntemi halkın görüşünden daha güzeldi.
Halk: "Kendinden başla" dedi. Kendisi ise: "Hayır" deyip
Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) en yakın olanlardan uzağa doğru
başladı. ilk ince Hz. Abbas'a, sonra Hz. Ali'ye, daha sonra sırayla Adiy b.
Ka'b oğulları kabilesine ulaşana dek bu şekilde beş kabileden kişilere maaş
bağladı.
33567. Musa b. Uley b.
Rabah, babasından naklediyor: Ömer b. el-Hattab, Cabiye'de hutbe vererek hamdü
senadan sonra şöyle dedi: "Kim Kur'an'dan bir şey sormak isterse Ubey b.
Ka'b'a gitsin. Kim miras hukukundan bir şey sormak isterse Zeyd b. Sabit'e
gitsin. Kim fıkıhla ilgili bir şey sormak isterse Muaz b. Cebel'e gitsin. Kim
mal (para) isterse bana gelsin. Yüce Allah beni malın bekçisi yapıp taksimiyle
görevlendirdi. Şunu bilin ki bu işe ilk Muhacirler olan ben ve benim gibi olan
arkadaşlarımdan başlıyorum. Sonra iman yurdunun sakinleri olan Ensar'a
vereceğiz. Sonra Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) eşlerine
vereceğiz. Kim hicrette daha hızlı davranmışsa verilecek olan da ona daha hızlı
bir şekilde varacaktır. Kim hicrette ağır davranmışsa verilecek olan da yavaşça
olacaktır. Bu gecikmeden dolayı kişi sadece devesinin hızını kınasın!"
33568. Ebu Hureyre
anlatıyor: Bahreyn'in sorumlusunun yanına görevli olarak gidince, Bahreyn
sorumlusu Hz. Ömer'e benimle sekiz yüz bin dirhem gönderdi. Hz. Ömer'e geldim,
bana: "Bize ne getirdin ey Ebu Hureyre?" dedi. Ben: "Sekiz yüz
bin dirhem" deyince: "Sen ne dediğinin farkında mısın? Sen bedevisin
(bu nedenle miktarda yanılabilirsin)" dedi. Ben ellerimle sayarak sekiz
yüz bin dirhem olduğunu tekrarladım. Hz. Ömer Muhacirleri çağırıp gelen para
konusunda istişare etti görüş birliğine varamadılar. Hz. Ömer: "Yanımdan
gidiniz" deyip onları gönderdi ve öğle vakti tekrar çağırarak şöyle dedi:
"Arkadaşlarımdan birini bulup ona danıştım, ama bana herhangi bir görüş
bildirmedi." (Ravi) der ki: Hz. Ömer bu malı Yüce Allah'ın Kitab'ındaki:
"Allah'ın, fethedilen memleketler halkının mallarından Peygamberine verdikleri;
Allah, Peygamber, yakınlar, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışlar
içindir" (Haşr Sur. 7) ayetine göre taksim etti.
33569. Cafer(-i Sadık),
babasından naklediyor: Ömer b. el-Hattab dağıtımın yapılacağı listeyi
oluşturduğu zaman: "Kimden başlayayım?" diye sorarak halkla istişare
etti. Halk: "Kendinden başla" deyince, Hz. Ömer: "Hayır,
Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) en yakından uzağa doğru
başlayacağım" deyip O'na (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yakın olanlardan
başladı.
33570. Şa’bi bildiriyor:
Hz. Ömer'e Celala'dan altı milyon (dirhem) geldi. Bunu halka maaş olarak
dağıtmaya karar verince bu konuda istişare etti. Abdurrahman b. Avf:
"Kendinden başla. Sen bunda daha çok hak sahibisin" dedi. Hz. Ömer:
"Hayır, Bedir
savaşına katılanlar arasında Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) en
yakın olanlardan başlayacağım ve en son bana geleceğim. Dağıtıma başladı ve Hz.
Ali'ye beş bin, sonra Haşimoğullarından Bedir savaşına katılanlara, sonra
onların azatlılarına, sonra anlaşmalılarına, sonra Resulullah'a (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) en yakın olanlara vererek en son kendisine sıra geldi.
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN
AŞAĞIDAKİ LİNKİ KULLAN |
idarecinin Adaleti
ve Az veya Çok Vermesi